Kim bu ez-Zerkavi?

ABD, aylardır Zerkavi üzerinden sistemli bir propaganda yürütüyor. Öyle ki Zerkavi Bin Ladin'i gölgede bırakacak kadar ünlendirildi. Kim bu Ebu Musab ez-Zerkavi? Böyle biri var mı? İbrahim Karagül bu soruya cevap aradı.

Kim bu ez-Zerkavi?
Kim bu ez-Zerkavi?
GİRİŞ 01.07.2004 15:29 GÜNCELLEME 01.07.2004 15:29

İstanbul'daki NATO zirvesinin ilk günü, Bağdat'ta 'tuhaf' bir 'egemenlik devri' gerçekleştirildi. ABD'nin işgal valisinin de bulunduğu altı kişi arasında tek sayfalık bir metin okundu ve Irak, işgal valisinden alınıp CIA ve MI6'ın tescille memuru İyad Allavi'ye teslim edildi!



Aynı anda İstanbul'daki zirvede bulunan George Bush ve Tony Blair, Irak senaryosuna karşı duranlara attıkları 'gol'ü kutlamak için herkesin gözü önünde tokalaştı. O anda kimse, bu basit oyunun, zirvedeki liderleri küçük düşürdüğünü anlayamadı.



Yine aynı gün, yani 28 Haziran'da, Ebu Musab Ez-Zerkavi'nin Hilla kasabasında yakalandığı açıklandı. Zerkavi'nin yakalandığını dün de, Bağdat'ta yayınlanan bir gazete yazdı. Suudi Arabistan'da yayınlanan Ukaz gazetesine açıklamalar yapan Irak hükümeti yerel ilişkiler sorumlusu Hamil el Kafai de, 'Zerkavi, yakalandı. Resmi bir açıklama yapılacak' dedi.



ABD, aylardır Zerkavi üzerinden sistemli bir propaganda çalışması yürütüyor. Öyle ki, başına milyonlarca dolar ödül koyduğu Zerkavi'yi, Usame Bin Ladin'den daha meşhur hale getirdi. Zerkavi, NATO'nun bile seferber edildiği küresel 'terörle mücadele savaşı'nın en güçlü motivasyonuna dönüştürüldü.



ABD yönetimi, Irak'taki kanlı saldırıları, Türk rehineler dahil, yabancıların kaçırılmasını, kafa kesme görüntülerini, Şii-Sünni çatışması çıkarmaya ayarlı provokasyonları, elçiliklerin ve BM misyonunun bombalanmasını, Felluce'de Şii gençlerin öldürülmesini, Ürdün'deki kimyasal saldırı komplosunu ve aklınıza gelecek bütün şüpheli saldırıları Zerkavi'ye yükledi. Bu amaçla yoğun bir medya çalışması yürüttü. Artık kaçırılan Türklerle ilgili haberleri veren gazete ve televizyonlar, tereddüt bile etmeden, sorumlu olarak Zerkavi'nin adını veriyor.



CIA-MI6-Mossad operasyonu



Dünyada bu kadar meşhur olup bu kadar bilinmez başka bir adam yok. Kimse, aslında bu kişinin kim olduğunu, varolup olmadığını, bu saldırıları nasıl yapabildiğini, ona atfedilen saldırıların hepsinin ortak özelliğinin neden Irak'ta mezhep çatışması çıkarmaya ayarlı olduğunu, ABD'nin terör uyarılarıyla Zerkavi hakkındaki iddialarının neden hep aynı zamana denk geldiğini, neden NATO zirvesi ve 'egemenlik devri' sırasında yakalanma haberlerinin piyasaya sürüldüğünü ya da daha önce yakalanmadığını sorgulamıyor. Zerkavi ile ilgili bilgilerin hepsi ABD istihbaratı kaynaklı. Ortada başka kanıt yok. Bu kişi hakkında ABD istihbaratının iddialarından başka şey bilmiyoruz.



CIA, İngiliz istihbaratı MI6, Mossad ve Ürdün istihbaratı tarafından yürütülen ortak Zerkavi operasyonunun, ABD'de kurulan 11 Eylül Komisyonu'nun 'El Kaide ile Saddam Hüseyin arasında hiçbir bağlantı tespit edilemedi' kararına rağmen Bush ile Dick Cheney'nin ısrarlarını sürdürmeleriyle bağlantısı var mı? Küresel yağma çetesi El Kaide ile Saddam arasındaki bağlantıyı Zerkavi'nin sağladığında hâlâ ısrar ediyor. Bu tezi güçlendirmek için ortaya attıkları senaryoların mantıklı hiçbir yanı yok. Zerkavi, Irak işgaliyle ilgili bütün iddiaları yalan çıkan ABD'nin son kozu olarak öne çıktı.



Zerkavi ile ilgili propaganda çalışması ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell'ın 5 Şubat 2003 BM Güvenlik Konseyi'de 'Irak'ın kitle imha silahları' ile ilgili meşhur açıklamalarıyla başladı. Hani, Powell'ın Saddam'ın kimyasal silah laboratuarlarını grafiklerle anlattığı ancak daha sonra kendisinin de yalanlamak zorunda kaldığı toplantı. Powell, Irak-el Kaide bağlantısı iddialarını anlatırken 'en büyük terörist' ilan ettiği Zerkavi'nin, insanı 72 saatte öldüren ricin dahil, sarin ve daha bir sürü kimyasal silah peşinde olduğunu öne sürmüştü. Güya, Zerkavi Kuzey Irak'taki Ensar-ül İslam kampında kimyasal ve biyolojik silah üretiyordu. ABD'nin füzelerle vurduğu bu kampa giden gazeteciler, Powell'ın iddialarıyla ilgili hiçbir şey bulamadı. Kamptakiler, 'Bizim Aspirin'imiz bile yok' dediler. Aynı saldırıda Zerkavi'nin öldürüldüğü de iddia edilmişti.



'CIA kendi terör örgütlerini üretti'



Bu olaydan sonra Zerkavi, Ürdün'de binlerce insanı öldürecek kimyasal saldırı planlamaktan, Amman'da otel bombalamaktan, nükleer bombalarla Batı ülkelerine saldırı planlamaktan, Nick Berg'ün kafasını kesmekten, Irak'taki çok ölümlü saldırıları düzenlemekten, yabancıları kaçırmaktan, petrol tesislerini bombalamaktan, Basra'da Şiiler'e yönelen korkunç saldırılardan, El Kaide adına Irak'ta cephe açmaktan, neredeyse Irak'ta meydana gelen her şeyden sorumlu tutuldu. Öyle ki, direniş Zerkavi'ye endekslendi ve Irak küresel terörün merkezi olarak gösterildi.



Nick Berg'ün kafasının kesilmesi görüntülerinde altın yüzük takan, ABD'nin 'resmi açıklamalar'ında bir ayağı olmadığı halde sapasağlam duran, Ürdün kökenli bir Filistinli olmasına rağmen Ürdün aksanıyla konuşmayan kişinin Zerkavi olduğu açıklandı. Ancak garip bir şekilde Zerkavi FBI'ın en çok arananlar listesinde hâlâ yok. Zerkavi'nin merkezi diye Felluce'de evler bombalandı, onlarca sivil öldü. Zerkavi ile birlikte savaştıklarını reddeden Felluceliler bunu bir 'ABD oyunu' olarak niteledi.



Centre for Research on Globalisation adlı düşünce kuruluşunun internet sitesinde Michael Chossudovsky imzasıyla yayınlanan; 'Who is Abu Musab Al-Zarkawi?' adlı çalışmada ilginç iddialar var. Özetle şöyle;



ABD istihbaratı kendi terörist örgütlerini üretti. Aynı zamanda, kendi kurduğu örgütleri gerekçe göstererek terörist saldırı uyarıları yapıyor. Kendi örgütleriyle savaşmak için de milyarlarca dolarlık anti-terör programları uyguluyor. Anti-terör ve savaş propagandası birlikte yürütülüyor. Propaganda birimleri haber kaynaklarını dezenformasyonla besliyor. Böylece kamuoyunun ABD'nin savaş gündemine desteği sağlanıyor. Dış politika hedeflerine ulaşmak için, terör tehdidini gündemde tutan ABD, bunun için de terörizmi canlı tutuyor.



Son bir not: ABD'nin Irak işgalinin faturası şu ana kadar 85 milyar dolar. Bunun üçte biri 10 bin paralı asker barındıran güvenlik şirketlerine ödendi. Yaklaşık 30 milyar dolar. Bu daha çok şey göreceğiz demektir.


YAZDIR
YORUMLAR İLK YORUM YAPAN SEN OL
DİĞER HABERLER
Bir milyon ton radyoaktif su için acil uyarı!
ABD Büyükelçiliği üzerinden 'Türkiye' operasyonu