İstiklal Marşını kim yazdı?

Yakın tarihimiz ne yazık ki bir bütünlükten yoksundur. Parça parçadır, dağınıktır. Bugün de, bilen bilmeyen herkesin rahatça ahkam kesebildiği bir mecra haline gelmiştir.

Eklenme: 06 Aralık 2010 07:17 / Güncelleme: 06 Aralık 2010 07:17 / 7,198 Okunma / 1 Yorum

İşte en son, Prof. Dr. Yalçın Küçük! Son kitabı Çöküş’te İstiklal Marşı ve Mehmet Akif Ersoy ile ilgili bir yığın ipe sapa gelmez iddialarda bulunmuş.

Küçük, sansasyonel bir adam, müddei makamını seviyor; ancak müfterilikten öteye geçemiyor. Daha önce de önüne geleni Sabetaycı ilan edivermişti!

Ankara Üniversitesi’nden Yeni Türk Edebiyatı Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Nurullah Çetin, Prof. Dr. Yalçın Küçük’ün bu vahim, asılsız ve maksatlı iddialarına, mufassal bir cevap vermiş. Bu yazımın konusu da, işte bu cevabi mülakatı gündeme getirmektir.

Çünkü, her zaman ve her yerde Yalçın Küçük gibilerin sesi soluğu çok çıkıyor. Ancak, Türkiye’nin gerçek aydınları ve bilim adamları aynı oranda yer bulamıyor medyada.

Yrd. Doç. Dr. İbrahim Tüzer ile yaptığı mülakatında Nurullah Çetin hoca, hiç bir şüphe ve tereddüte mahal kalmayacak bir açıklıkla ve bilimadamı ciddiyetiyle vazifesini yerine getirmiş. Zırva tevil götürmez dememiş, üşenmemiş, “ eğri gibi gösterilmeye çalışılan minare”nin aslında dimdik olduğunu sabiy-yi müteşeyyihlere de gösterme tenezzülünde bulunmuş.

Burada, www.nurullahcetin.com adresinden de ulaşılabilecek mülakattaki bir kaç hususu paylaşmak istiyorum.

Yalçın öncelikle İstiklal Marşı’nı Mehmet Akif’in yazmadığını iddia ediyor. Hatta modaya uyarak bunun bir cemaat işi olduğunu falan da söylüyor. Sonra, İstiklal Marşında Türk öğelerinin olmadığını ileri sürüyor.

Bu iddialarda bilgi ve belge yok, kasıt var. Eğer ki yoldaşlarınca eline verilen bazı belgelere göre bu saçmalıkları ileri sürüyorsa Küçük, bile ki yolu yol değil!

Akif’in erdemli ve onurlu hayatına yabancı, Milli Marşının ruhuna muhalif olan Yalçın Küçük’ün bu konuda hakkaniyetli olması zaten beklenemezdi! Oysa, Küçük, Çöküş kitabında Cumhuriyet’i bir kene gibi emen Ergenokoncu zihniyetin çöküşünü yazsaydı daha içten ve içerden bir bakış olurdu, biz de istifade ederdik.

Çöküş’ünü “edebiyat imbiğinden geçirilmiş tarih bilgisi” şeklinde tavsif etse de Küçük, bence tam bir hezeyan imbiğinden geçirilmiş tahrif ortaya koymuş.

Yine kendi deyişiyle, bu kitapta, “çok yerde ağlamak ve gülmek garantilidir” diyor. Evet , isminin önünde Profluk ünvanı bulunan birinin böylesine herzeleri nasıl kaleme alabileceğine hemi ağlanır hemi gülünür! Türk Dili ve Edebiyatı birinci sınıf öğrencisi kadar bile edebiyat ve tarih malumatı olmayan bir Profesörün bu yaveleri bilim diye yutturmaya çalışırken kendini nasıl “küçük” düşürdüğüne ise sadece acınır!

Nurullah Hoca, Mehmet Akif’e atılan iftiraları belgeleriyle bir bir çürütüyor.

Küçük’ün Akif ile ilgili iddiaları karşısında Prof. Dr. Çetin,

Şimdiye kadar duyduğum en saçma iddiadır bu” sözüyle şaşkınlığını gizleyemiyor.

Yalçın Küçük, "Akif, hiçbir yerde bu Marş'ı yazdığını söylememiştir." diyor ya Çöküş’ünde.

Nurullah Çetin de ortaya belge koyuyor:

“21 Şubat 1337 Pazartesi günlü Kastamonu'da çıkan Açıksöz gazetesinde, kendi imzasıyla yayınladı”

Aşağıdaki sözler de Nurullah Hoca’ya ait:

“Akif, İstiklal Marşı'nı Safahat adlı şiir kitabına koymadı. Çünkü onu tamamen kahraman Türk ordusuna ve Türk milletine hediye etti. Marşın o günkü millî heyecanın bir ürünü olduğunu, milletin ortak millî direniş ve tam bağımsızlık mücadele azminin bir yansıması olduğunu, dolayısıyla o zamanın ve o ortamın havasında yazılan bir eser olduğunu belirtir. Marş, elbette olağanüstü bir dönemin ve şartların ürünüdür, Türk milletinin ruhuna tercüman olmuştur. Bu bakımdan millete aittir ama bu durumdan İstiklal Marşı'nın Âkif tarafından yazılmadığı sonucu çıkarılamaz.”

Ve yine bizzat Âkif, İstiklal Marşı'yla ilgili olarak Mısır'dan Türkiye'ye dönüşünde 17 Haziran 1936'da şu açıklamayı yapıyor:

"İstiklal Marşı... O günler ne samimi, ne heyecanlı günlerdi. O şiir, milletin o günkü heyecanının bir ifadesidir. Bin bir fecâyi (facialar) karşısında bunalan ruhların, ıstıraplar içinde halas (kurtuluş) dakikalarını beklediği bir zamanda yazılan o marş, o günlerin kıymetli bir hatırasıdır. O şiir bir daha yazılamaz.. Onu kimse yazamaz... Onu ben de yazamam... Onu yazmak için o günleri görmek, o günleri yaşamak lazım. O şiir artık benim değildir. O, milletin malıdır. Benim millete karşı en kıymetli hediyem budur."

Yine bir yerde en yakın dostu, dava arkadaşı Eşref Edip şöyle diyor:

"Bir gün üstada sordum:

-İstiklal Marşı'nı niçin Safahat'a koymadınız?

-Onu millete hediye ettim dedi; artık o, milletindir. Benimle alakası kesilmiştir. Zaten o, milletin eseri, milletin malıdır. Ben yalnız gördüğümü yazdım."

İstiklal Marşı’nda Türk kelimesinin olmamasını “ utanç verici bulan” Küçük Hoca’ya cevap yine Çetin Hoca’dan:

Anladığım kadarıyla Yalçın Küçük, Âkif'in Türkleri sevmediğinden veya Türkleri yok saydığından ya da Türk düşmanlığından dolayı İstiklal Marşı'nda "Türk" kelimesine yer vermediğini söylemek istiyor. Hiç böyle bir şey yoktur. Tam tersine Âkif, biyolojik anlamda, etnik aidiyet bağlamında baba tarafından Arnavut, anne tarafından Türk olsa da sosyolojik, kültürel ve hukuki anlamda kendisini tamamen Türk saymış, Türk milletine mensubiyet şuurunu pek çok Türk'ten daha ileri seviyede dillendirmiş münevver bir Türk aydınıdır.

Etnik aidiyet bağlamında verili kimliği olan Arnavutluğu hiç öne çıkarmadığı yani kavmiyetçilik yapmadığı gibi; sosyolojik ve kültürel aidiyet bağlamında da Türk milliyetçiliği yapmıştır. Anlaşılan Yalçın Küçük kavmiyetçilikle milliyetçilik kavramlarını anlamamış. Milliyetçilik, hangi etnik kökenden gelirse gelsin ortak kültürel, sosyolojik ve hukuki değerlerde buluşan insanların birliktelik şuurudur. Bu anlamda Âkif, kendisini Türk saymış ve Türk milletine mensubiyet şuuruyla hareket etmiş, Türk milleti için, Türk'ün kurtuluşu için çalışmıştır. Etnik anlamda kan bağı olan Arnavutçuluk hiç yapmamıştır. Yani kavmiyetçilik ve ırkçılık yapmamıştır. Hatta Türk milliyetçiliğini bırakıp da Arnavut ırkçılığı yapanları da şiddetle eleştirmiştir.”

42 sayfalık mülakatta gerek İstiklal Marşımızla, gerek Milli Şairimizle ilgili çok değerli bilgiler var. Merak edenler bakabilir.

Evet, bu millet vefalıdır. Kurtuluş’umuzun o musibetli günlerinin felaket-zede şairini de unutmaz, terorist başıyla kol kola gezip tozan bilim adamı müsveddelerini de!

Aralık, Akif’in vefat ettiği aydır. Kendisini fatihalarla yad ediyorum.

Yorumlar Yorum Yaz
  • SİYASET
  • GÜNCEL
  • EKONOMİ
  • SPOR
  • DÜNYA
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
Mekke ve Medine'den Canlı Yayın
Gazete Manşetleri
Piyasa Verileri