Fethullah Gülen'den cemevi açılımı

Fethullah Gülen Hoca, Üçüncü Boğaz Köprüsü'ne ‘Yavuz Sultan Selim' adı verilmesiyle ilgili düşüncelerini ve Alevî-Sünnî kardeşliği ile ilgili beklentilerini herkul.org sitesinde dile getirdi.

Fethullah Gülen'den cemevi açılımı
Fethullah Gülen'den cemevi açılımı
GİRİŞ 19.06.2013 13:10 GÜNCELLEME 19.06.2013 21:43

O işi öyle teklif eden, ortaya atan insanların olumsuz bir mülahaza taşıdıklarına hiç ihtimal vermiyorum." diyen Gülen, her fikrin sorgulanabileceğini fakat herkesin kardeşlik zeminini yaralamamaya dikkat etmesi gerektiğini söyledi. Gülen, "Günümüzde kurulmaya çalışılan köprüler var. ‘Cami cemevi beraber, aynı parkta oturup kalkalım; geçmişe ait problemleri yeniden hortlatarak yeni düşmanlık sebepleri oluşturmayalım.' Mülahazasıyla kurulmuş köprüler... Çok iyi kaynaşmaya vesile olabilecek böyle köprüler kurulmuşken, meseleyi sadece bir ada, bir unvana bağlı bir köprüyle yıkmayalım. Evet, tek bir köprüyle bir sürü köprüyü yıkmayalım." dedi.

Bazen bir mürşidin tavsiye ettiği şu ya da bu duayı okuyup okumama mevzuunda bile üslup hatalarının usulü alıp götürdüğüne değinen Gülen, "Meşrebinize, mizacınıza, mezakınıza ait meseleleri siz zevk duya duya yapabilirsiniz; fakat onları tamim ettiğiniz zaman hiç farkına varmadan mesleğinize, meşrebinize karşı bir antipati oluşturmuş olursunuz." şeklinde konuştu. Gülen, detaya ait meselelerin katiyen usulün yerine konulmaması gerektiğini belirtti.

Üçüncü köprüye Yavuz Sultan Selim adının konmasının da detay sayılabilecek bir mevzu olduğunu ifade eden Gülen, "O işi öyle öne süren, öyle ilan eden ve öyle kabullenenlerin o mevzuda falana filana rağmen bir mülahazaya binaen o işi yaptıklarına ihtimal vermek doğru değil, garaz olur. Hiç zannetmiyorum ben!" değerlendirmesini yaptı. Hocaefendi, "Allah'ımız bir, Peygamberimiz bir, dinimiz bir; bir, bir, bir… Bine kadar bir" diyerek sıralamaya kalkıldığında görüleceği üzere, bizim aramızda Allah, Peygamber ve Kur'an ile irtibat açısından pek çok köprü olduğunu; ayrıca Yesevî, Mevlana ve Yunus Emre gibi ortak değerlerimizin hâsıl ettiği köprülerimizin de bulunduğunu hatırlattı. Gülen, Boğaz'ın bir tarafından diğer tarafına geçişi sağlamaya matuf bir köprü yapılıp ona Yavuz Sultan Selim adı konulunca ya da böyle detaya ait bir mesele usulmüş/temel meseleymiş gibi dile dolanınca bütün o köprülerin görmezlikten gelinmiş olabileceğine dikkat çekti.

Günümüzde kurulmaya çalışılan köprülere dikkat çeken Hocaefendi şöyle devam etti: " ‘Cami cemevi beraber, aynı parkta oturup kalkalım; geçmişe ait problemleri yeniden hortlatarak yeni düşmanlık sebepleri oluşturmayalım.' (mülahazasıyla kurulmuş köprüler.) Çok iyi kaynaşmaya vesile olabilecek böyle köprüler kurulmuşken meseleyi sadece bir ada, bir unvana bağlı bir köprüyle yıkmayalım. Evet, tek bir köprüyle bir sürü köprüyü yıkmayalım. Bu açıdan da ister Muharrem ister Ramazan ayında bir araya gelerek beraber iftar etme, oruç açma; sema ile semahı bir arada beraber görme; Alevisi Sünnîsi hep beraber bir çanağa kaşık çalma ortamı oluşturulmuşken, bir köprüye, bir detaya bağlı olarak usûlü yıkmayalım."

‘CAMİ-CEMEVİ YAN YANA YAPILIP, GEZME ALANLARI MÜŞTEREK KULLANILABİLİR'

Bir kere daha "O işi öyle teklif eden, ortaya atan insanların olumsuz bir mülahaza taşıdıklarına hiç ihtimal vermiyorum." kaydını seslendiren Gülen, her fikrin sorgulanabileceğini ve bazı kimselerin farklı isimler de ileri sürebileceklerini, fakat kim ne yaparsa yapsın ve ne derse desin, herkesin kardeşliğimizi yaralamamaya dikkat etmesi lazım geldiğini vurguladı.

"Onca köprüler kurulmuşken, bir Yavuz Sultan Selim Köprüsü'ne takılarak kardeşlerimizin ‘Biz yemeği boykot ediyoruz' demeleri doğru değil. Onlar oraya gitmeli. O köprüye o adı koyan insanlar da oraya gelmeli aynı zamanda. Yok öyle, bizim ayrımız gayrımız yok!." diyen Hocaefendi, herkesin birbirinin hissiyatına saygılı olması gerektiğini, birbirini tanımayan insanların soğuk durabileceklerini, onun için de bazı ortak noktalarda bir araya gelmek lazım geldiğini; mesela bazı yerlerde cami cemevi yan yana yapılıp park ve gezme alanlarının müşterek kullanılabileceğini ifade etti.

‘USULÜ DETAYA FEDA ETMEYELİM ALLAH AŞKINA!'

"Yaklaşırsan, yaklaşırlar; şirin görürsen, şirin görürler; kabul edersen, kabul görürsün. Senin âlemden beklediğini âlemin de senden beklediğini asla aklından çıkarmamalısın!." diyen Hocaefendi, herkesi kucaklama anlayışıyla ortaya konan Türkçe Olimpiyatları ile ilgili faaliyetleri Peygamber Efendimiz'in ve başka büyüklerin manen teşrif buyurduğuna dair rüya ve yakazaları anlatan pek çok mektup geldiğini ve o teveccühün ardındaki hakikati vurguladı ve ekledi: "Usûlü detaya feda etmeyelim Allah aşkına!"

İnsanın kendi adına hep azimetleri takip etmesi ve mükemmel kulluk peşinde gitmesi gerektiğine ama başkalarından aynı hassasiyeti beklemenin yanlış olacağına dikkat çeken Gülen, namazdan misal vererek şu hususu dillendirdi: "İnsan farklı duaları uzun uzun tekrar etme, rükû ve secdeyi kıyama denk götürme işini yalnız başına namaz kıldığı zaman yapmalıdır. İmam'ın cemaati bıktıracak ya da ihtiyaç sahiplerini zor durumda bırakacak şekilde namazı uzatması doğru değildir. Nitekim Allah Rasûlü (sallallahu aleyhi ve sellem), imam olduğunda namazı uzunca kıldıran Muaz b. Cebel hazretlerini ikaz etmiştir.

KAYNAK: CİHAN
YORUMLAR 125
  • M.ALİ KORKUT 12 yıl önce Şikayet Et
    okudum. okudum
    Cevapla
  • mehmet boyraz 12 yıl önce Şikayet Et
    Sevgili M. Ali Bey. Efendim ne yazık ki 5-6 yorumum onaylanmamış. En son özxetle: Camiadaki müslümanlar benim kardeşimdir biz aynı evin içindeyiz, yediğimiz içtiğimiz ayrı değildir. Ne var ki kardeşlere karşı bazı yanlış görülen durumlardan dolayı hoşnutsuzluklar olabilir ancak bunlar ev içinde kalır. Dışarıdan kimseyi sokmayız araya... Yanlışları da söylemek icab eder. Bunun ötesinde hakkım her müslümana her daim helaldir. İşi diğer tarafa bırakmamak gerekir zaten. Yanlışlar olduğunu kabul etmek olumlu ve gerekli bir davranıştır. Bunlar ile ilgili gıybet durumunu diğer yorumlarımda belirtmiştim. Açıktan günah olan bir iş ile ilgili müslümanları uyarmak gıybet olmaz efendim. Bunları görüp düzeltmek düzeltilmesi için uyarmak ayrıca gerekir. Bizim uyarımız düşmanlıktan değil kardeşliktendir. Takva ehli bir zatın tırnağı olmayı kendime müjde sayarım. Ben kim takva ehli olmak kim. Hayırlı akşamlar dilerim.
    Cevapla
  • mehmet boyraz 12 yıl önce Şikayet Et
    Sevgili M. Ali Bey-11. 2. örnek: Mesela hayatta hiç mahrem yakını kalmayan bir müslüman hanım zengin olsa dahi mahremsiz seferilik ölçülerinde yolculuğa çıkması caiz olmadığından hac farzı sakıt olur. Çünkü haram ile farz çakışmıştır. 3.örnek: islamı yanlış tanıyan gayri müslimlere dini doğru olarak tanıtmak ya da gayri müslimlere dini tebliğ etmek, kısacası emri maruf nehyi anil münker maksadıyla, çalgılı çengili, kadın ve erkeklerin bir arada bulunduğu, kadınların seslerini mahremleri olmayan erkeklere ezan dahi okuyarak duyurması haram olduğu halde, şarkılar söylediği, organizasyonlar düzenlemek, çeşitli haramlar ile farz çakıştığı için yapılmaması lazım olur. Üstelik bu işler münferiden kişiyi günaha sokmakla kalmaz bu günaha giren herkesin vebalinide yüklenmesine neden olur. (devamı -12)
    Cevapla
  • mehmet boyraz 12 yıl önce Şikayet Et
    Sevgili M. Ali Bey-10. Şimdi benim yorumumla anlaşılmadığını düşündüğüm noktayı daha açık anlatmaya çalışayım. Efendim, bir kişi bir farzı işlemede haram ile karşılaşıyor ise, bu farzı tehir eder hiç imkan bulamaz ise terkeder demiştim. Mesela tesettürlü bir müslüman hanım emri maruf için birilerine din dersi veriyor olsun. Bir kanun çıktı denildi ki başörtüsü ile ders vermek yasaktır. Bu hanım her ne kadar başımı açmam haram olsa da emri maruf için ben bu dersleri vermeliyim niyeti ile tesettüre riayet etmeyerek derslerine devam etse, farz olan emri maruf ile haram olan tesettüre riayetsizlik çakışmış olur. İşte bu noktada emri marufu yasak kalkıncaya kadar ya da başka bir yolunu buluncaya kadar tehir ya da hiç imkan yok ise bu farzı terk etmesi lazım olur. (devam 11)
    Cevapla
  • M.ALİ KORKUT 12 yıl önce Şikayet Et
    SİYAHNUR. Olayın tuttuğum yeri elimde kaldı.Engelleyemiyorum.Sizi gıybetten engellemeye çalışıyorum.Bildiğiniz gibi gıybet denince o şenliğin yanlış olduğu manası da çıkar.HAKKINIZI SİZ DE HELAL EDİN.DİN DE MÜSLÜMAN KARDEŞE KİN OLMAZ.İnşallah hakkınızı helal etmişsinizdir.Benim hakkım varsa eğer HELAL OLSUN.
    Cevapla
Daha fazla yorum görüntüle
DİĞER HABERLER
Trump'tan Netanyahu'ya tehdit gibi uyarı! 'Tek başına kalırsın'
Devlet Bahçeli talimat verdi! Dünya Kupası öncesi Milli Takım'a anlamlı jest