Şeref Malkoç, iki dev kongrenin detaylarını Haber7'ye anlattı!

Kamu Denetçiliği Kurumu, 2. İstanbul Uluslararası Ombudsmanlık Konferansı ve İslam Ülkeleri Teşkilatı Ombudsmanlarının Kongresi’ne ev sahipliği yapacak. Kamu Başdenetçisi Şeref Malkoç iki dev kongreyi ve kurumun hizmetlerini Haber7’ye anlattı.

Şeref Malkoç, iki dev kongrenin detaylarını Haber7'ye anlattı!
Şeref Malkoç, iki dev kongrenin detaylarını Haber7'ye anlattı!
GİRİŞ 18.11.2019 02:27 GÜNCELLEME 18.11.2019 03:27
Bu Habere 7 Yorum Yapılmış

Kamu Başdenetçisi Şeref Malkoç, Haber7 Gündem Masası’nın konuğu oldu.

Haber7 Yayın Yönetmeni Osman Ateşli ve Yayın Koordinatörü Tarık Dağlı’ya konuşan Malkoç, 17-18 Kasım tarihleri arasında Cumhurbaşkanın da katılımıyla 2. İstanbul Uluslararası Ombudsmanlık Konferansı’nı yapacaklarını iletti. Türkiye’nin birçok farklı alanda gelişim gösterdiğini belirten Malkoç “Aslan yavrusu büyüdü, artık aslan oldu. 21. yüzyılda çok önemli işlere imza atacak. Biz de Kamu Denetçiliği Kurumu olarak bu atılımda üzerimize düşeni yapacağız” dedi.

 

 

18-19 Kasım tarihleri arasında 2. İstanbul Uluslararası Ombudsmanlık Konferansı’nı düzenleniyorsunuz. Bir kez daha çok önemli bir çalışmaya imza atıyorsunuz. Cumhurbaşkanımızın da teşrif edeceği, uluslararası bir konferans hazırlığı var. Ne gibi çalışmalarınız var?

İstanbul malum, dünyanın merkezi. 3 medeniyete başkentlik yapmış olan bir şehir. Dünyanın neresine giderseniz gidin, İstanbul deyince hayret ve hayranlık ifade ediliyor. Dolayısıyla İstanbul’da böyle bir toplantı yapmak bizim için de gurur verici.

 

 

Dünyadaki ombudsmanlıkları davet ettik. 60 ülkeden, ombudsmanlar veya insan hakları savunucuları geliyor. 60 ülkenin katılımı olağanüstü tabii. Fevkalade güzel. Açılışını sayın Cumhurbaşkanımız yapacak. 18 Kasım 2019 saat 11’de Dolmabahçe Sarayı’nda toplantımızın açılışı yapılacak. Ardından, yine değişik mekanlarda bu toplantı devam edecek.

Tabii yine bu süre zarfında Asya Ombudsmanlar Birliğinin kongresini yapacağız. İslam ülkeleri teşkilatlarının ombudsmanlarının kongresini de yine İstanbul’da yapacağız. Türkiye için, özellikle Kamu Denetçiliği Kurumu için yaptığımız çalışmaları anlatmak açısından ve Türkiye’nin çevresinde ve dünyada yapmak istediklerini ve yaptıklarını anlatmak için iyi bir platform olacak.

Dünyada 8 ombudsmanlık kurulunun üyesiyiz. Elbette bu iki kongrenin İstanbul’da olması bizim bu platformlarda ne kadar etkin olduğumuzu gösterir. Bu Türkiye açısından bir başarı. Buna önem veriyoruz.

Kamu denetçiliğinden sonra bu kalitenin yükseldiğini ve bir fark oluşturduğunu ya da toplumsal bilinç oluşmaya başladığını ifade edebilir miyiz?

Biz bunu hissediyoruz. Yani Kamu Denetçiliği Kurumu, kamu idaresinde kendisini hissettiriyor. Bunu yapılan müracaatlardan anlıyoruz. Ama bunun için çok çaba sarf ettik. Bu yıl içerisinde 25 ile gidip gazeteciler ve sivil toplumla programlar yaptık. 2019 yılında Türkiye genelinde 600 sivil toplum örgütüyle, 400 basın yayın kurumuyla bir araya geldik. 25 üniversitede konferans verdik. Valileri, belediye başkanlarını ziyaret ettik. Muhtarlarla buluştuk. Bunların hepsi dalga dalga etki yapıyor.

ORDULU BİR VATANDAŞIN MAĞDURİYETİ İÇİN BAKAN GECEYARISINDA BİZZAT MESAİ YAPTI

Bilinçlendirmeye dair çalışmalar bunlar değil mi?

Tabii, biz idarelerin düşmanı değiliz, halkın avukatıyız. “Bak, bu yaptığın davranış doğru değil, bunu düzelt” diyoruz.

Size geçen sene verdiğimiz bir karardan örnek vereyim. Ordu’nun Mesudiye ilçesinde Mustafa Demirci adında bir vatandaş 1997’de emekli olmuş ve 20 yıl emekli maaşı almış. Bir gün eczaneye gittiğinde eczacı kendisine SGK ile bağlantısının kesildiği bilgisini vermiş. “Nasıl olur, ben 20 yıldır emekli maaşı alıyorum” diye sorunca, eczacı da kendisini SGK’ya yönlendirmiş. SGK’daki görevli ona “1973 yılından 180 gün prim borcun var” demiş. Halbuki vatandaş 1997’de emekli olmuş. O zaman neden emekli ettin? Neyse, emeklimiz de 180 günlük prim borcunu ödüyor, 20 gün sonra SGK’dan kendisine, “1997’de yanlışlıkla emekli yapıldınız. 20 yıldır haksız yere emekli maaşı alıyorsunuz. Şu kadar borcunuzu ödeyin” şeklinde tebligat gelmiş. Bu basına da yansıyınca bize de şikâyet geldi. Biz de hemen SGK ile irtibata geçtik. O gün gece saat 12’de ilgili bakan arkadaşımız beni aradı. Durumun çözümü ile ilgili bir açıklama yaptı. Dedim ki, “Sayın Bakanım, gecenin saat 12’sinde Türkiye Cumhuriyeti'nin bir bakanı Ordulu Mustafa Demirci’nin sorununu çözmek için Kamu Başdenetçisi’ni arıyorsa bu devletin kurumları ve kuralları çalışıyor demektir.”

 

Sonrasında, SGK’daki ilgili genel müdürlüğe yeni bir arkadaş gelmiş. Kendine göre oldukça titiz. Evrakların elektronik ortama taşınması esnasında 1960’dan kimin borcu var, 1970’den hakeza hepsi çıkarılmış. “Efendim bu amme alacağıdır, bunda yetim hakkı var” diyor. Duruma bakınca, rahat 600-700 bin kişinin böyle bir problemi çıkacak. Bunun sosyal ve siyasi etkileri var. Evrakları elektronik ortama taşırken borçlu çıkarmamalarını söyledik çünkü bu durum insicamı bozuyor. Biz bir karar verdik, en az 600-700 bin kişi faydalandı bu karardan. Bunu neden söylüyorum: Bu aynı zamanda bir ikaz oldu, aynı zamanda yol gösterici oldu. Güzel olan şey şu: Bizim muhatabımız olan kamu hizmeti veren bakan, bakan yardımcısı, genel müdür ve diğer arkadaşlarımızın bizim verdiğimiz kararlara uyuyor.

Bazen onlar da, “Vatandaş burada haklı ama Sayıştay veya başka bir kurum bir şey der mi” diyebiliyor. Böyle durumlarda, Kamu Denetçiliği Kurumunun verdiği karardır deyip kendilerini korumaya alabiliyorlar.

İnsanımızın bizim kurumla çok daha fazla dayanışma içerisinde olması lazım. Bu hem insanımızın faydasına hem Türkiye’nin faydasına. Bu durum kamu hizmet kalitesinin artmasını sağlıyor.

YARGI DIŞI ÇÖZÜM YOLLARI BULUYORUZ

Bir anlamda keyfi uygulama ve içtihatların önüne geçiyorsunuz. Taraflar arasında uzlaşıyı tesis ediyorsunuz. Belki de hukuki yollara başvurulmadan uzlaşı sayesinde meseleyi çözmüş oluyorsunuz. Uzlaşı neden değerlidir?

Bizim kültürümüzde dargınlar arasındaki dargınlığı gidermek çok önemlidir. Bütün nasihatler ve sohbetler buna değinir. Hatta yalan söylemenin caiz olduğu tek durum dargın karı kocayı barıştırmak içindir. İnsanların birbirlerini gönülden affetmesi bizim kültürümüzde var olan bir şey. Bu değerlerin bir kısmını biz kaybetmeye başlamışız. Fakat dünyada çok enteresan gelişmeler var: Yargı dışı alternatif çözüm yolları. Müthiş bir şey.

 

Ben Refah Partisi Milletvekili iken 1996’da parti için kapatma davası açıldı. Davadaki iddialardan ve kapatılmasında delil gösterilen şeylerden biri de şuydu: Allah rahmet eylesin, Bahri Zengin çok-hukukluluk diye bir anlatımda bulunmuştu. Anayasa Mahkemesi çok-hukukluluk önerisini partinin kapatılması için delil olarak gösterdi. Şimdiyse, Türkiye’de çok-hukukluluk, yargı dışı çözüm yolları için kanun çıkarılıyor. Bu örnekle, Türkiye’nin bu anlamda aldığı mesafeyi anlatmak istiyorum.

Mesela Fransa, Almanya, ABD, İngiltere’de bu çok yaygın. Hangi saik ile yaygınlaşıyor? Mesela hükümetlerin 20 milyon dosyası oluyor; icra, adli ve idari yargı dosyası olabilir. 20 milyon dosya demek, en az 1 davacısı ve davalısı olsa, 40 milyon insanın tartışmalı, husumetli ve çekişmeli olması demek. Mahkemeler ve hakimler en adil kararı verseler, 20 milyon kişinin üzülmesi ama aynı zamanda 20 milyon kişinin üzülmesi demek. Buna bir çözüm bulmak istiyorlar. Hangi yol, az önce tarif ettiğim, bizim geleneğimizde olan yol: Uzlaşma. Helalleşme de aynı şekilde.

Mesela, cezada uzlaşma, davalarda arabuluculuk koydum diyor. Devletle vatandaş arasındaki ihtilaflar için Kamu Denetçiliği Kurumu, ombudsmanlık kuruluyor. Bu, yargı dışı alternatif çözüm yoludur. Bunları bütün dünya çoğaltmaya çalışıyor. Biz de, kültürümüzde var olanı müessese haline getirip arttıracağız.

Ben İstanbul Hukuk mezunuyum. Hukuk Fakültesi’ne kaydolduğumda ilk ders başlangıç dersiydi. Ona giren profesör hoca şunu söylemişti: “Taraflar arasındaki en kötü uzlaşma, en iyi ve adil mahkeme kararından daha iyidir.” Uzlaşmak ve anlaşmaktan daha güzel bir şey mi var?

TOPLAM 250 KİŞİYİZ. İSVEÇ’TEN HIZLIYIZ

Bu işi kaç kişilik bir ekiple yapıyorsunuz? Hangi alt birimleriniz var?

Bizim 150 tane uzman, uzman yardımcısı ve geçici personelimiz var. Arkadaşlarımız dosyaları inceliyor. Bu arkadaşlarımıza da destek hizmetlerinde bulunan 100 arkadaşımız var. Toplam 250 kişiyiz. 150’ye yakın arkadaşımız yılda 20 bine yakın dosyaya bakıyor. Büyük bir fedakârlık. Çok iyi bir noktadayız. Daha da iyiye gideceğiz. Dünyada en çok bilinen, yani ombudsmanlığın menşei sayılan ülke İsveç’tir. İsveç ziyaretinde oranın ombudsmanlığına sorduk: Müracaatları ne kadar sürede karara bağlıyorsunuz? En erken 1 yılda bağladıklarını söylediler. Bizse tüm müracaatları 6 ayda karara bağlıyoruz.

ASLAN YAVRUSU BÜYÜDÜ ASLAN OLDU

Bizim insanımızın karakterinde uzlaşı var dediniz. Dışarıdan başkasının avukatlığını da yapmayı severler. Sizde çalışmak için gönüllü olan insanlar var mı ya da sizde çalışmak için ne yapmak gerekiyor?

Neticede hukuki, anayasal bir kurum olduğumuz için fahri olarak, mesela üniversite ombudsmanlıkları ve toplulukları kuruyoruz. Çocuklar hem kendi aralarındaki sorunları hem de öğrenci ve üniversite yönetimi arasındaki sorunları çözmenin usullerini öğreniyorlar. Ama hepsinden önemlisi uzlaşma kültürünü yaygınlaştırıyoruz. Ama fahri olarak ombudsmanlık isteyenlere, mahallende, akrabalar arasında ihtilaf varsa onlara yardımcı ol diyoruz. Ama tabii kafa göz yarmadan, kaş yapayım derken göz çıkarmadan.

Ne demiş Yunus Emre? “Söz ola kestire başı, söz ola kestire savaşı.”

Osmanlı 600 yıl boyunca bu coğrafyada, yani Asya, Avrupa ve Afrika’da, dünyanın en çetin coğrafyasını yönetti. Osmanlı’nın bayrağında üç hilal vardır. Bunun sebebini tarihçi arkadaşa sordum. Hilal İslam’ı temsil eder, 3 adet olmasının sebebi de o dönem sadece 3 kıta biliniyordu. Yani aslında bir bakıma bütün dünyaya egemendi. 600 yıl kolay değil. Adalet, ahlak olmasa yönetebilir miydi? Bugün Yunan, Bulgar, Sırp, Makedon hala kendi dilini konuşuyorsa, hala Ortodoks ise, Osmanlı’nın adaletine borçludur bunu. Yoksa Vatikan onları çoktan Katolik yapardı, Afrika’yı, Güney Amerika’yı yaptığı gibi. Osmanlı dilinde, dininde hür bırakmış onları. Asayişi bozmayın demiş. Sırtlanlar, çakallar Osmanlı’yı yıktılar, parçaladılar, öldürdüler. Ama Osmanlı ölmeden bir yavru doğurdu. O da Türkiye Cumhuriyeti’dir. Küçükken onu hırpaladılar, kötü şeyler söylediler ama şu an o aslan yavrusu büyüdü, aslan oldu. Sağa sola bakıyor, hafızasını tazeliyor. Türkiye’ye saldırılar da bundandır.

Son olarak da şunu söyleyeyim. Biz tarihte Alparslan Gazi’yi bulmuşuz, Anadolu’yu vatan yapmışız. Biz tarihte nekahet döneminden sonra, Çelebi Mehmet’ten sonra Fatih Sultan Mehmet’i bulmuşuz. Dünyanın başkenti İstanbul’u fethetmişiz. Biz tarihte Yavuz’u bulmuşuz, Hicaz’ı, Yemen’i, Bağdat, Şam, Halep’i, Mısır’ı fethetmişiz.

Şimdi 21’inci yüzyılda sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ı bulmuşuz, bu yüzyılı yaşıyoruz. İnşallah daha güzel şeyler yapacağız. Ama burada herkesin katkısı gerekiyor. İstanbul’da sokakları süpüren arkadaşımız dünyanın en iyi temizliğini yapacak. Bizim valimiz dünyanın en iyi yöneticiliğini yapacak. Bizim üniversite öğrencilerimiz Berlin, Londra, Paris, Seul, Washington’daki öğrencilerle yarışıp en iyisini yapacak. Bizim hocalarımız en iyi dersi anlatacak. En iyisini yapmak zorundayız. Kamu Denetçiliği Kurumu da işte bu iyiliklere katkıda bulunmaya çalışıyor. Umut ediyorum, başarılı oluruz, hep beraber daha iyisini yaparız.

KAYNAK: HABER7
ETİKETLER
şeref malkoç
YAZDIR
YORUMLAR 7
  • ADALET 3 hafta önce Şikayet Et
    Kamu denetçileri ders mi veriyor gülmem geldi bir an denetlemeyerek görev nasıl yapılır onun dersini mi veriyorlar.
    Cevapla
  • halk bey 3 hafta önce Şikayet Et
    cok guzel bir konu ve bir o kadar ilgi cekici ve hayranlikla okudugum guzel bir yazi. keske memleketteki 82 milyon kisinin enaz yarisi boyle dusunce, bizden krali yok. Allah sayilarini arttirsin. Nerede ulkesini dusunen biri varsa ulkesini sseven biri varsa ulkesi icin her ne is yaparsa o isi en iyi bir sekilde yapma gayreti icrisinde olan varsa, bu bilincte olan varsa onlara gonulden selam lar.
    Cevapla
  • Orhan 3 hafta önce Şikayet Et
    Katılmıyorum malisef bu abd bizi elinde oynuyor adeta ne zaman buna dur deriz bilmiyorum rusya da bi taraftan bizi çekiştiriyor Allah memlekete zeval vermesin
    Cevapla
  • Ahmet 3 hafta önce Şikayet Et
    Allah razı olsun, Allah yardımcınız olsun.
    Cevapla
  • Ref 3 hafta önce Şikayet Et
    Ne demişler arslandan arslan olur bunların dedeleri de az kükremedi er meydanında...
    Cevapla
Daha fazla yorum görüntüle
DİĞER HABERLER
Dışişleri Bakanlığından ABD Senatosu'na tepki
Merih Demiral'dan muhteşem müdahale!