Eşi, Yazıcıoğlu'nun son gecesini anlattı

'Aracın direksiyonuna geçip, doğduğu şehri cadde cadde, sokak sokak iki saat dolaşmış. Bir iki saat dinlenip, teheccüd namazı kılmış. Rahman süresini okumuş ve Kur'an-ı Kerimi Rahman süresi açık şekilde bırakmış!'

  • GİRİŞ25.03.2011 08:55
  • GÜNCELLEME25.03.2011 08:55
Muhsin Yazıcıoğlu Otobiyografi

Helikopter kazasında hayatını kaybeden Muhsin Yazıcıoğlu'nun eşi Gülefer Yazıcıoğlu, eşinin helikopter kazasının yaşandığı Kahramanmaraş'a gitmeden önceki Sivas'taki son gecesini anlattı.

Yazıcıoğlu, devletin karlar altındaki itibarını kurtarmak zorunda olduğunu kaydetti. "Muhsin Yazıcıoğlu'nun helikopterine ulaşıldığı, şuurunun yerinde olduğu, ayağı ve kaburgalarının kırık olduğu, hastaneye getirildiği" şeklindeki bilginin kaynağını devletin bildiğini iddia eden Yazıcıoğlu, kafasındaki soru işaretlerinin en büyüğünün ise bu olduğunu vurguladı.

Cihan TV Network tarafından hazırlanan "Anadolu'da Sabah Programı"na konuk olan Gülefer Yazıcıoğlu, eşinin yokluğuyla geçen iki yılda yaşadıklarını ve kazanın ardından gelinen süreci anlattı. "Bana göre devlet karlar altında kaldı, devletin aczidir.

Bizim için bir şey yok. Devlet karlar altındaki o itibarını kurtarmak durumundadır." diyen Yazıcıoğlu şöyle devam etti: "Ben söyledim, Kayseri Valisi iyi bir müneccim, farklı güçleri var herhalde. Bir insan, birebir bir insanın kırıklarını bilebilir mi?

Niye demiyor mesela, bir iç kanama geçirmiş, kafa tranvası geçirmiş demiyor da ayaklarındaki ve kaburgasındaki kırıkları sayıyor? Nereden bilebilir bir insan bunları. Valinin beyanlarının eşimin vücudunda var olması, kafamdaki soru işaretlerinin en büyüğü budur, benim için. Bu bilginin kaynağına bana göre devlet yetkilileri ulaştı. Biliyorlar ama kamuoyuyla paylaşmıyorlar. Bence ulaştılar, bildiklerine inanıyorum. Adımın nasıl Gülefer olduğuna eminsem devletin de buna ulaştığına eminim."

İSMAİL GÜNEŞ ÇEKİM YAPMIŞTIR

Kaza sonrası kendilerine hiçbir şey teslim edilmediğini dile getiren Yazıcıoğlu, helikopter kazasında hayatını kaybeden gazeteci İsmail Güneş'in askerde buna benzer olay yaşayıp kurtulduğunu aktardı. Güneş'in orada bir şeyler çektiğine inandığını anlatan Yazıcıoğlu, "Birçok şeyi çekmiştir. Onlar ne oldu acaba? Ben yayınlanan görüntüler dışında başka görüntülerin de olduğuna inanıyorum. Cep telefonu ile de fotoğraf makinasıyla da çekmiştir. Bize verilen telefonda, telefon listeleri de yoktu." dedi.

Kaza sonrası ihmal, kusur ve hatalar zincirinin yaşandığını vurgulayan Yazıcıoğlu, Genelkurmay Başkanlığı'ndan bir sürü şey istediklerini ama hiçbir şeyin verilmediğinin altını çizdi. Genelkurmay'ın birçok konuda bilgi vermediğini dile getiren Yazıcıoğlu, hukuk içinde bu işin peşini bırakmayacaklarını söyledi.

KAZADAN 20 DAKİKA ÖNCE KONUŞTUK, İLK DEFA 'ÇOCUKLARA İYİ BAK' DEDİ

Muhsin Yazıcıoğlu olmadan geçen yılları da anlatan Gülefer Yazıcıoğlu, başkanın eşten öte, arkadaş, dost olduğunu ifade etti. "Tabi ki zor geçiyor, ansızın gitti. Hasta olsaydı insan kendini alıştırırdı." diyen Yazıcıoğlu, "Sanki bana gelecekmiş gibi bir hisle yaşıyorum. Ankara dışında olduğu için o nedenle oluyor. İnanın zor bir süreçti. Alıştığımız hayattan farklı bir hayata geçtik. Dört kişiden üç kişi ile devam ediyorsunuz, zor bir hayat." şeklinde konuştu.

Helitoptere binmeden 15-20 dakika önce eşiyle konuştuğunu dile getiren Yazıcıoğlu, o dakikaları şöyel dile getirdi: "Kendinize iyi bakın, yormayın kendinizi' dedi. O gün de ne ilginçtir, çocuklara iyi bakın demişti. Haberi arkadaşlarımızdan duydum, şoke oldum, inanamadım."

İnanan insanlar olduklarını, ölmenin son değil bir başlangıç olduğuna inandıklarını vurgulayan Yazıcıoğlu, ölümü ve ahireti çok konuşan bir insan olduğunu ifade etti. Eşinin ölümüyle birlikte eve hiç gazete almadıklarını, mümkün olduğunca televizyon seyretmediklerini dile getiren Yazıcıoğlu, "Teknolojinin bu kadar geliştiği bir çağda, nasıl oluyor da ulaşılamıyor, bulunamıyor? Gerçekten insanın bunlar yüreğini acıtıyor."

Eşinin, geçirdiği trafik kazalarını sıradan kaza diye geçiştirdiğini ifade eden Yazıcıoğlu, başkanın isminin bazı olaylara karıştırılmak istenmesini ise 'kasıtlı' diye niteledi.

MİLLETVEKİLLİĞİNİ DÜŞÜNMÜYORUM

Muhsin Yazıcıoğlu'nun yattığı Tacettin Dergahı'na gidemediğini, çünkü insanların sorularına cevap veremediğini anlatan Yazıcıoğlu, kamuoyunun kazanın arkasında bir şeyler olduğuna inandığını savundu. İnsanlarla karşılaşmamak için yatsı namazından sonra gittiğini kaydeden Yazıcıoğlu, 12 Haziran'da yapılacak genel seçimlerde milletvekili adayı olmayı düşünmediğini vurguladı. Meclis'in hizmet yeri olduğunun altını çizen Yazıcıoğlu, başörtülü bir insanın Meclis'e girememesini ise 'abesle iştigal' olduğunu söyledi.

MUHSİN BAŞKANIN SON GECESİ

Gülefer Yazıcıoğlu, eşinin helikopter kazasının yaşandığı Kahramanmaraş'a gitmeden önceki Sivas'taki son gecesini anlattı. Kendisinin Ankara'da olduğunu ancak Sivas'tan bağımsız aday olarak giren eşinin seçim çalışmalarından ötürü Sivas'taki evlerini kullandığını anlatan Gülefer Yazıcıoğlu, eşinin gece saat 12'den sonra özel aracına binerek yanındaki şoförüyle tüm Sivas'ı dolaştığını aktardı. Aracı kendisinin kullandığını dile getiren Yazıcıoğlu, gezi sırasında Türk sanat müziği dinlediğini ifade etti.

Sivas'ı cadde cadde, sokak sokak iki saat boyunca gezdiğini dile getiren Yazıcıoğlu, eşinin son gecesini şoföründen dinlediğini belirterek şöyle devam etti: "Daha sonra kaldığı eve gelmiş. Belki çok az uyumuş ya da uyumamış. Kalkıp teheccüd namazı kılmış. Namaz kıldığı seccadeyi, sonra yanına dürerek bırakmış. Ardından o gece rahleydeki Kur'an'dan Rahman süresini okumuş ve Kur'an-ı Kerimi Rahman süresini açık olacak şekilde açık bırakmıştı.

Kullandığı odayı, itinalı bir şekilde düzeltmiş. Tüm eşyalarını valizine koymuş. Ankara ve Sivas'taki evin anahtarını, sanki o eve bir daha dönmeyecekmiş gibi valize koyarak kapıyı çekmiş. Anahtar evin içinde kalmış. Hayatını kaybettikten sonra eve, evin bakımını üstlenen kişiden aldığımız anahtar ile girdik. Ev çok itinalı ve düzenliydi."

Muhsin Yazıcıoğlu'nun neden Tacettin Dergahı'nda toprağa verildiğini de anlatan Gülefer Yazıcıoğlu, eşini sevenin birinin "Yazıcıoğlu'nun dergaha çok geldiğini ve burayı çok sevdiğini, Mehmet Akif'i anma programlarını hiç kaçırmadığını" dile getirdiğini, bunun üzerine oraya defin kararı aldıklarını aktardı.

Eşinin Selçuklu tarihini ve mimarisini çok sevdiğini dile getiren Yazıcıoğlu, Tacettin Dergahı'nın manevi açıdan kendisini etkilediği için sevdiğini kaydetti. Mezarın Sivas değil Ankara'da olmasına ise üç unsurun bir arada bulunmasından dolayı tepki olmadığını anlatan Yazıcıoğlu, ancak Karşıyaka Mezarlığı'na defnedilseydi tepki oluşabileceğini ifade etti.

Eşinin 7 yaşından itibaren namaz kılmaya başladığını dile getiren Yazıcıoğlu, teheccüd namazını kaçırmadığının altını çizdi. Kurulmuş bir saat gibi geç vakit de olsa teheccüd namazına kalktığını aktaran Yazıcıoğlu, evde en büyük istek ve arzusunun ise bir rahle üzerinde Kur'an ile seccade olduğunu belirtti.

Eve gelen çok olmasından dolayı bunun pek sağlanamadığını ifade eden Yazıcıoğlu, onun için hücre hayatının bir inziva hayatı olduğunu vurguladı. Eşine "İşkencelere nasıl katlandın?" diye sorduğunu da belirten Yazıcıoğlu, "İşkence başladığında Allah'ı zikretmeye başlıyordum.

Bu esnada da vücuduma yapılan işkenceden etkilenmiyordum." karşılığını verdiğini aktardı. Yaşlı annesini bizzat eşinin hacca götürdüğünü anlatan Yazıcıoğlu, "Hac sırasında annesinin bir an olsun yanından ayrılmadı. Bütün ihtiyaçlarını birebir kendisi karşıladı. Sohbet için kendisi çağrıldığında ise 'annemin hakkını ödeyemem, onunla ilgilenmem lazım' diyerek davetleri geri çevirirdi." dedi.

KAYNAKCİHAN

Yorumlar28

  • ali osman 6 yıl önce Şikayet Et
    öldüren derin yapılar. Reisi Ergenekonun öldürdüğüne eminim yalnız ne amaçla öldürdüklerini bilemiyorum.Muhtemelen 1-Ogün Samast ve güruhu üzerinden yapılmaya çalışılan provokasyonları engellediği için 2-ETÖ davasında gizli şahit oduğundan 3-Bir numarayı ve hiyerarşiyi çok iyi bildiği için 4-Tayyip Erdoğana çok hayati tüyolar verdiği için 5-Partisine olan sızmaları engellediği için 6-Muhtemel çok ses getirecek bir suikastı engellediği için ya da hiç tahmin bile edemiyeceğimiz başka olaylar.Allah rahmet eylesin.
    Cevapla
  • formator 6 yıl önce Şikayet Et
    Başbakan bu işe nasıl bakıyor. 2 yıldır onlarca ihmale rağmen onlaraca rapora rağmen hiç bir soruşturma bile açamayan bir başbakan. hatta ihmalin en büyüğü sivil havacılıktan geldi o genel müdürde AKP da millet vekili adayı. Bu millet bunu unutmaz bu ihmallerin hesabınıda sorarırz başbakan ergenekonu söylüyorda buna hiç birşey diyemiyor neden?
    Cevapla
  • yavuz şahin 6 yıl önce Şikayet Et
    KIZILDENİZ KARDEŞİME. Ön yargılı bakıyorsun kardeşim.Rahmetlinin dediği gibi parası olsaydı.Hayatta iken parayı bastırır, reklamını yapardı.Parası olan biri tozlu Anadolu yollarında, arabayla dolaşmazdı.Ne Maraş da ne de Sivasda hiç bir insanımızın burnun kanamasına sebep olmamıştır.Devletimiz 2,5 yılı hücrede olmak üzere, yedi yıl hapis yatırmış.Sonunda pardon suçun yok demiş.Ama o zat devletini ne AİHM ne şikayet etmiş, ne de seçim meydanlarında duygu sömürüsü yapmıştır.Allah mekanını cennet eylesin.
    Cevapla
  • MUSTAFA 6 yıl önce Şikayet Et
    Büyük insan. ALLAH senden razı olsun. Mekanını Cennet eylesin.
    Cevapla
  • ÖMER HÜSEYİNOĞLU 6 yıl önce Şikayet Et
    BU HESAP MAHŞERE KALDI. Allahü teala Koca Reisin mekanını cennet eylesin.Şehit eden kahpeleri de kahhar ismiyle kahretsin.
    Cevapla
Daha fazla yorum görüntüle
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat

Sondakika Gelişmelerinden Haberdar Olun