Vefatının 4. yılında Prof. Esat Coşan

4 Şubat 2001 tarihinde elim bir kaza sonucu vefat eden Prof. Dr. Mahmud Es´ad Coşan Hocafendi´nin vefatının 4. yıldönümünde dualarla yad edildi.

Eklenme: 05 Şubat 2005 15:56 / Güncelleme: 05 Şubat 2005 15:56 / 8,177 Okunma / 6 Yorum

4 Şubat 2001 tarihinde Avustralya´da geçirdiği trafik kazası sonucu Hakk´ın rahmetine kavuşan Prof. Dr. Esat Coşan Hocaefendi, vefatının döndürcü yıldönümünde çeşitli etkinliklerle anıldı. Sevenleri İstanbul ve Avusturalya´da bir araya gelerek Coşan Hocaefendi için dua ve Yasin-i Şerif okundu.


Vakit gazetesinde Adem Balta tarafından Vakit gazetesi için hazırlanan yazı dizisinde merhumun hayatı ve eserlerine dair şu görüşlere yer verilmişti:


VEFATININ 4. YILINDA PROF. ESAD COŞAN EFENDİ


Çalkantılı 28 Şubat sürecinde vatanından ayrı bırakılan Mahmut Esad Coşan Hocaefendi, gurbet ellerinde bile hizmet aşkı ile insanlığa faydalı olmak icin çaba gösterdi. 63 yıllık ömrünü ilim ve İslâm´a vakfeden Prof. Coşan; makaleleri, kitapları, kurduğu dernek ve vakıfları ile Hak bildiği yolda yürüdü.

O ve O´nsuz yıllar

4 Şubat 2001 tarihinde saat 11.30´da trafik kazasıyla Hakk´a yürüyen merhum Prof. Dr. Esad Coşan, tıpkı diğer İslam büyükleri gibi hizmet ve eserleriyle topluma ruh ve canlılık vermeyi sürdürüyor.

O, 63 yıllık ömrünü ilim ve İslam için harcadı. Yazdığı onlarca kitap ve kurdurduğu derneklerle hizmet ve çalışmaları devam ediyor.
Çalkantılı günlerin yaşandığı 28 Şubat sürerinde vatanından uzaklaştırıldığında, gurbet ellerinde bile hizmet aşkı ile insanlığa faydalı olmak îçîn çaba gösterdi. O´na kendi vatanında yaşamak dahi çok görülürken; O bu baskılara aldırış etmeyerek Hak bildiği yolda yürüdü. Avustralya´da dava arkadaşı ve aynı zamanda damadı Ali Yücel Uyarel´le birlikte hayatını kaybeden Esad Coşan; makaleleri, kitapları, sohbetleri, kurduğu dernek ve vakıflar ile ömrünü Allah rızası için geçirdi. Söyledikleri ve yaptıklarıyla örnek bir insan oldu. İimin izzetini muhafaza etti. Makaleleriyle ilim dünyasına cami vaazleriyle de halka hitap etti. Mesajlarını toplumun bütün katmanlarına ulaştırdı. Siyaset dünyasından, iş dünyasına kadar sosyal hayatın içinde başarılı olan bir çok kişiye feyiz kaynağı oldu.
Prof. Dr. Çosan´ı ölümünün dördüncü yılında hizmetleri, makale ve sohbetleriyle bir kez daha anacağız. Mahmut Esad Coşan Hocaefendi´nin sevenleri de okurlarımız için O´nu ve O´nsuzyılları anlatacak...

Genç yaşta annesi vefat eden Esad Coşan, ilk dini eğitimini ailesinden aldı. Babası Necati Efendi, birçok âlimin yanında kalarak onlardan feyiz aldı. Serezli Hasib Efendi, Kazanlı Abdülaziz Efendi, Mehmed Zahid Kotku Efendi gibi alim ve fazıl şeyh efendilerin sohbetinde ve hizmetinde bulunmuş, hal ehli bir kimse olarak çevresinde bilinir. Mehmed Zahid Kotku Efendi´nin yakın dostlarındandı. Esad Coşan Hoca, küçük yaşta babasıyla birlikte âlimlerin meclislerine girdi. Âlimlerin takdir ve beğenisini kazandı. Sonradan damadı olacağı Mehmed Zahid Kotku´dan istifade etti. Mehmed Zahid Kotku Efendi´nin bizzat Esad Çosan´ın elinden tutarak kürsüye oturtması ile İskenderpaşa Camii´nde,dergâhın eğitim kitabı olan Gumüşhanevî´nin ´Ramûz el-Ehâdis´ adlı hadis kitabından hadis dersleri vermeye başladı (1977). 13 Kasım 1980 günü Hakk´a yürüyen Mehmed Zahid Kotku´nun arzusu üzerine, cemaatin eğitimiyle ve her türlü meselesiyle ilgilenme, tebliğ ve irşad görevini üstlendi.

SOSYAL HİZMETLERE AĞIRLIK VERDİ
Cemaatin başına geçen Esad Coşan, hadis derslerine hız verdi. Camiler dolup taşınca ilavelerle camileri büyüttü. Ankara, İzmir, Bursa, Sapanca, İzmit ve Eskişehir´de mûtad hadis dersleri başlatıldı. Çeşitli sahalara el atarak hizmetlerni sürdürdü. Birçok şirket, dernek ve vakıf kurarak aktif bir rol üstlendi. Mehmed Zahid Kotku´nun isteği üzerine ´Hakyol Vakfı´nı kurdu. Türkiye´nin çeşitli yerlerinde şubeler açtı. Vakıf ve derneklerle eğitim ve kültür faaliyetlerine ağırlık verirken harabeye dönüşmüş tarihi yapıların tamirini de bir mimar hassasiyeti ile yaptı. Ahmed Kamil Tekkesi, Selamı Mustafa Efendi Tekkesi, Şeyh Murad Efendi Dergâhı, Kanunî zamanında yapılan ve şimdi Şadiye Hatun Teşhis Kliniği´ni hizmete kazandırdı.

Mahmut Esad Çoşan kimdir?
Mahmut Esad Coşan, 1938 yılında Çanakkale´de doğdu. Babası Halil Necati Efendi, annesi Şâdiye Hanım´dır. 1950´de İstanbul Vezneciler İlkokulu´nu, 1956´da Vefa Lisesi´ni bitirdikten sonra İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arap-Fars Filolojisi Bölümü´ne girdi. 1960 yılında mezun olduğu üniversiteden Arap Dili ve Edebiyat, Fars Dili ve Edebiyatı, Ortaçağ Tarihi ile Türk-İslâm Tarihi sertifikalarını aldı. Aynı yıl Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi´ne Klasik-Dinî Türkçe Metinler Kürsüsü´ne asistan olarak girdi. Fakülte yayın komisyonunda iki yıl sekreterlik yaptı. 1965 yılında XV. Yüzyıl şâirlerinden olan ´Hatiboğlu Muhamrned ve Eserleri´ konusunda doktora tezi vererek ´İlahiyat Doktoru´ unvanını aldı. 1967-1968yıllan arasında Ankara Yüksek Mühendislik ve Mimarlık ÖzelYüksekokulu´nda ´Türkçe ve Hümaniter Bilgiler´ dersine girdi.
´Hacı Bektaş-ı Veli, Makâlât´ adlı doçentlik tezi ile 1973 yılında, doçentlik unvanını alarak Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Türk-İslâm Edebiyatı Kürsüsü´ne öğretim üyesi olarak tayin edildi. 1977-1980 yıllarında Sakarya Devlet Mimarlık ve Mühendislik Akademisi´nde Türk Dili ve Edebiyatı dersleri verdi. 1982 yılında profesörlüğe yükseldi. 1987 yılında emekliliğini isteyerek üniversiteden ayrıldı.


´İSLAM MUAZZAM BİR İNKILÂPTIR´
Merhum Esad Coşan, yazdığı makale ve kitaplarla insanlığa bir ışık yolu gösterdi. Yaptığı tespitler ve getirdiği çözüm önerileri canlılığını koruyor. Makaleleri, onun fazilet ve feraset sahibi bir ilim adamı olduğunu gösteren en önemli deliller olarak kaşımızda duruyor.

İSLÂM DIŞI HER ŞEYİ REDDETTİ...
İslâm´a uygun olmayan ve Hz. Muhammed (sav)´in getirdiği dine muhalif her türlü düşünce ve felsefi akıma karşı mücadele veren Coşan Hocaefendi, küfür ve şirke karşı net bir duruş gösterdi. Bir makalesinde; ´Bizler Elhamdülillah Müslümanız. Âlemlerin Rabbi Allahu Teâlâ´nın varlığı ve birliğine bütün kalbimizle, derinden ve çok kesin inanmışız. Küfrü, şirki, ateizmi, İslâm´dan gayri tüm bâtıl, boş, saçma, sapık, akıl ve ilme zıt, insanların dünya ve ahiretlerine çok zararlı, çağdışı inançları reddediyor; herkesi aklıselime, ilme, mantığa, insafa, körü körüne inanç ve inadı bırakmaya, hakkı ve doğruyu kabule davet ediyoruz. Davetimiz; Allah´ın emri, Allah Resûllerinin ´salevâtullâhi ve selâmuhû aleyhim ecmaîn´ tebliğlerinin devamıdır. Biz Hazret-i Adem´in, Hazret-i İbrâhim´in, Hazret-i Mûsâ´nın, Hazret-i İsâ´nın, Hazret-i Muhammed-i Mustafâ (sav)´nın bozulmamış, tahrif edilmemiş aslî ve hakîkî yolunun yolcusuyuz. Eski ilâhî dinlerin ilk zamanki mahiyet ve hüviyetini değiştiren ve kendi peygamberlerinin rızası yolundan sapan ve ayrılanların, şaşıran ve sapıtanların doğru yola dönmesini, hakkı bulmasını, hidayete ermesini ve böylece de iki cihan saadetini elden kaçırmamalarını, hem dünyada hem de ahirette bahtiyar olmalarını sağlamaya çalışıyor, yani onların iyiliğini istiyoruz´ ifadeleri, Merhum´un net duruşunu gösteriyor.

İRŞAD VAZİFESİNİ HİÇ AKSATMADI
İslâm´ın yüce hakikatlerini, vaaz ve makalelerinde Müslümanların kalplerine işlemeye çalıştı. Batıl inançlara karşı İslâm dininin pernsiplerini koyarak, ilmen ve aklen küfre savaş açtı. Kadın ve Aile dergisinde yazdığı bir makalede; ´İslâm tam ve mükemmel, en faydalı ve en güzel nizam olduğundan, Müslümanların başka batıl din ve inançlara, yabancı örf ve âdetlere asla itibarı ve ihtiyacı yoktur; o, gayri kimseyi taklid etmez, başka hiçbir sisteme tabi olmaz, sadece Allah´ın nurlu yolunda yürür; Kur´an-ı Kerim´in, Sünnet-i Seniyye-i Nebeviyye´nin, Şeriat-ı Garra-yı Muhammediyye´nin emir, yasak ve ölçülerine uyar; tüm hayatını, pak dininin, yüce imanının, asîl vicdanının, aklıseliminin, ilim ve irfanının gösterdiği yönde geçirir; ruhen rahat, kalben mutmain, bedenen sağlıklı, ailece mutlu, toplumca muhabbetli ve kuvvetli olur; izzetli, onurlu, şerefli, sevaplı yaşar. İslâm muazzam bir inkılâptır; yeryüzünde küfrün, şirkin, şeytana, puta, nefse, maddeye, menfaate, zevke masivaya tapmanın belini kırmış, batılın ve tağûtların köklerini koparmış atmıştır´ diyordu.

BAŞYAZILARINDA TEVHİDİ İŞLEDİ
İlim ve Sanat dergisinin Ocak 1998´deki başmakalesinde de; insanları, her şeyin tek yaratıcısı olan Allah´a iman etmeye davet etti. ´Güç ve Kuvvetimizin Asıl Kaynağı´ başlıklı makalesinde şu uyarıları yaptı: ´En büyük, en hakîm, en alîm, en azîz, en kavî, en metîn Allahu Teâlâ Hazretleridir, celle celâluhû ve amme nevâluhû ve lâ ilâhe ğayruhû. Onun için, Allah´a bağlanan, Allah´ı seven, Allah´a itaat eden, Allah´a tevekkül eyleyen kazanır; kimse onun sırtını yere getiremez, onu yenemez, ona galip gelemez. Tarih boyunca, nice zayıf, nahîf, fakir, yoksul, mahrumiyetli, araçsız gereçsiz, sayıca az, ama iman yönünden son derece sağlam ve güçlü topluluklar, kendilerinden maddî imkânlar, sayı ve mikdar bakımından kat kat üstün ve ileri düşmanları yenmiş, mahv u perişan eylemişlerdir. Lâ havle velâ kuvvete illâ billahi´l aliyyi´l azîm. Güç ve kuvvet ancak ve sadece azîz ve celîl olan Allah´ındır, dilediğine verir, destekler, galip ve muzaffer eyler...´ İnsanların bütün gücüyle İslâm´ın güçlenmesi için çaba harcaması gerektiğine özellikle vurgu yapan Coşan Hocaefendi, ´O halde vargücümüzle İslâm´ı yaymaya, Müslümanları korumaya, imanı kuvvetlendirmeye gayret etmeliyiz; bunun için maddî, manevî her türlü tedbiri almalı, her çeşit teşkilâtı kurmalı, her seviyede, her çeşit çalışmayı dikkatle yapmalı, her çeşit fedakârlıkta bulunmalı, her çeşit mahrumiyete katlanmalı, her çeşit imkân ve muktesebatımızı ortaya koymalı, malları ve canları fedâ etmeliyiz´ diyerek, Müslümanları hareke

-Batı´nın hedefi İslâm-
Özellikle Müslümanların karşı karşıya kaldığı tehlikelere dikkat çeken Merhum Esad Coşan Hocaefendi´nin en belirgin yönlerinden birisi de, makalelerinde göze çarpan, doğru ve isabetli tespitleridir. Batının İslâm âlemine bakışını ´Batının hedefi Mekke´dir´ ifadeleriyle dile getiren Merhum Coşan´ın şu tespitleri oldukça dikkat çekici: ´Batı medeniyetinin en büyük hasmı şimdi, Komünist Blok değil İslâm´dır; hedef artık Moskova değil Mekke´dir. ?En başta gelen düşmanlarımız Müslümanlardır´ diye düşünen, bunları en yüksek mevkilerden pervasızca ve utanmadan yazıp söyleyen, Bosna´daki katliâmı plânlayan ve destekleyen, bizim haklı Çelik Harekâtımız üzerine hop oturup hop kalkıp, bas bas bağırarak anarşist ve teröristleri koruyan, onlara silah ve siyâsî destek sağlayan, ülkelerinde başörtülerini Müslüman öğrencilere yasaklayan, Türk işyerlerinin tahribine göz yuman, fırsat bulunca elçiliklerimizi bastıran, elçilik personellerimizi öldürten Batılılarla mı Gümrük Birliği´ne giriyoruz, Avrupa Birliği´ne katılacağız, onların hükmü altına gireceğiz, kanunlarına tâbî olacağız, huzur ve emniyet içinde birlikte yaşayacağız?..´

MÜESSESELEŞMEYE ÖNEM VERDİ
Müslümanların vakıf, dernek ve diğer müesseselerini kurması gerektiğini yazılarında belirten Prof. Dr. Esad Coşan, bu gibi çalışmaların zaruriyetine inandı. ´Aziz milletimizin kurduğu İslâmî müesseseler çok zaruri, çok faydalı, çok önemli ve çok değerlidir; istikbal ve istiklâlimizin emniyet ve teminatıdır´ ifadeleriyle, müesseseleşmenin önemine dikkat çekti. Anadolu insanının bu konudaki çalışmalarını överek teşvik etti. ´Milletimiz, ârif olduğu için, imanının gereğini yapıyor, bu uğurda halisâne çalışıyor. Birçok vakıf, dernek, Kur´an kursu, şirket, teşkilât, müessese kurmuş, elinden geldiğince hayrat u hasenat yapmaya, faydalı olmaya cehd eyliyor; çünkü ehl-i küfrün hırsını, hıncını, hile ve desisesini, aldatma ve göz boyamasını, şeytanlık ve düşmanlığını basiretiyle görüyor, ferasetiyle fehm ü fark eyliyor; uzun vâdede malına, canına, vatanına, îmanına göz diktiğini, istikbalini karartmaya kasdettiğini iyi anlıyor´ diyen Coşan Hocaefendi, makalesini şöyle sürdürüyor: ´Kurtuluş Savaşımızı îman gücüyle kazandığımız gibi, azılı ve ezelî düşmanlarımızın yeni yeni saldırı, teâdî ve tecavüzlerini de yine manevi kuvvetlerimizle savuşturabileceğiz. Varlığımız, birliğimiz, dirliğimiz, hürlüğümüz, felâhımız, salâhımız, refahımız, huzûrumuz, zuhûrumuz, hayatımız, devamımız, bekâmız, sefamız, mutluluğumuz, kutluluğumuz, ailelerimiz, çocuklarımız, nesillerimiz, ırzımız, namusumuz, şerefimiz, haysiyetimiz, onurumuz, gururumuz, sevincimiz, övüncümüz İslâm´ladır, İslâm´dandır, İslâm´dadır.´
te geçiriyordu.

İslâm âlemi, tıp ilmine önderlik ve rehberlik etti
Prof. Dr. Esad Coşan Hocaefendi, çeşitli dergilerde makaleleriyle İslâm âeminin sorunlarını dile getirerek, çözüm önerileri de sundu. Sadece eksiklikleri yazarak değil, bu eksikliklerin giderilmesi noktasında yapılması gerekenleri pratiğiyle gösterdi.

POZİTİF İLİMLERİN ZARURİYETİNİ DİLE GETİRDİ
Konulara ilim adamı hassasiyetiyle yaklaşan Esad Coşan, Müslümanların pozitif bilimlerle uğraşması gerektiğini belirtti. Temmuz 1991 tarihli Panzehir dergisinde ´İslâm´da Tıbbın Önemi´ başlıklı yazısında, İslâm Dini´nin tıp ve diğer pozitif bilimlere yaklaşımını şu ifadelerle anlattı: ´İslâmî literatürde ilimler ikiye ayrılıyor: İlm-ül-ebdân ve ilm-ül-edyân; yani vücut ve bedenle ilgili ilimler, din ve imanla ilgili ilimler. Bu temel görüş dolayısıyla tıp ilmi, İslâm tarihinin ilk dönemlerinden îtibaren büyük ilgi ve saygı görmüştür.
Peygamberimiz´in tıp ve tedavî ile ilgili pek çok emri ve tavsiyesi vârid olmuştur ki bunlar ´tıbb-ı nebevî´ kitaplarında toplanmış bulunuyor. Peygamber Efendimiz´in zekî ve âlim zevcesi Hz. Aişe annemiz (r.anha) da, şaşılacak derecede tıp bilgisine sahip idiler; çağdaşları kendisine hayret eder ve hayranlık duyarlardı. İslâm âlemi, asırlar boyu tıp ilmine önderlik ve rehberlik etmiş, son derece şanlı tabibler, hekimler, âlimler, cerrahlar yetiştirmiş, ciddî araştırmalar yapmış, derin eserler yazmış, büyük hastaneler, bîmarhaneler, şifâhaneler kurmuştur. Avrupa, Ortaçağ boyu İslâm tabiblerinin eserlerinden istifade etmiş, uyanmış, aydınlanmış ve gelişmiştir; organları, fonksiyonları, kan dolaşımını, aşıyı, tedaviyi, ilaçları Müslümanlardan öğrenmiş ve almıştır.´

SÖYLEDİKLERİNİN ARKASINDA DURDU
Yaptığı hizmetleri, sohbetleri ve hayat tarzıyla örnek bir âlim olan Prof. Dr. Esad Coşan´ın en önemli özelliklerinden biri de ortaya attığı çözüm önerilerini uygulayarak ispatlamasıdır. 1991´de Müslümanlara tıp biliminin önemini anlatırken, aradan bir yıl geçtikten sonra Müslüman kadınlarının tedavi olabileceği bir sağlık merkezini açmanın heyecanını yaşadı. Panzehir dergisinin Kasım 1992 tarihli sayısında Müslüman kadınların inançlarını çerçevesinde tedavi olabilecekleri tıp merkezinin açıldığı müjdesini verdi.
´Müslüman Kadınlara Tıbbi Hizmetler´ başlıklı yazısında ´Ülkemizde, dininin ve imanının gereğini hakkıyla yaparak, haramlara ve günahlara düşmeden, iffet ve namusuna gölge düşürmeden yaşamak isteyen milyonlarca Müslüman var; kahir bir ekseriyete sahipler; fakat birçok konuda bu zihniyetinden dolayı sıkıntıda; inancına uygun davranamıyor, arzularına olumlu anlayış göremiyor, layık olduğu izzet, hürmet ve hizmeti göremiyorlar. Uzun yıllardan beri bu durumu müşahede ediyor, onların inançlarına saygı gösterilmesi gerektiğini savunuyor, bu yolda mücadele veriyoruz. Ama sadece söz, teori, temenni, savunma, protesto, dilek değil; müsbet birtakım faaliyet ve icraata da teşebbüs etmek, istediğimiz tür müesseseleri bizzat kurmaya girişmek de şart! Mesela kadınların muayene ve tedavisi, özellikle doğum olayları için İslâmî zihniyetle çalışan hanım kadrolara ve kadınlara hizmete yönelik sıhhi kuruluşlara büyük ihtiyaç duyuluyor´ diyerek, teori ile pratiğini birleştirdi.

Müslüman hanımlar için tıp merkezi
´Sevinçli ve ümitliyiz; çünkü imanlı, aydın, zeki, şuurlu, yetenekli ve değerli tıp personelimiz ve doktorlarımız yetişiyor, kadrolaşıyor, bizim zihniyetimize uygun yeni ve modern tıp ve tedavi müesseseleri hızla çoğalıyor´ ifadeleriyle, Müslümanların inançlarına uygun tıp merkezlerinin açılması gerektiğini söyleyen Esad Coşan, İstanbul Vatan Caddesi üzerinde açtığı tıp merkezinin heyecanını şöyle anlatıyor: ´Biz bu konuda AKSA Kliniği´yle ilk hizmeti başlatmıştık; İstanbul Vatan Caddesi´nde Şadiye Hatun Teşhis Kliniği´ni de açtık. Yeni Bosna semtinde bir doğum hastanesi tesisine de süratle devam ediyoruz.
Anadolu´nun diğer şehirlerinde de hazırlık ve teşebbüslerimiz var. Allah´a sonsuz hamd ü senalar olsun; nice nice hayrat ü hasenat tesis eylesin; ömürlerimizi İslâm´a ve Müslümanlara hüsn-i hizmet yolunda hayırlı ve verimli geçirmeyi, Rabbimiz bizlere nasip ve müyesser eylesin, Habib-i Edibi, Rehberimiz ve Önderimiz, Peygamberimiz Muhammed-i Mustafa hürmetine! Şaheser bir mimari görünüm ve mükemmel bir dizayne sahip ´Şadiye Hatun´ (Allah ona rahmet eylesin, makamını cennet eylesin) Teşhis Kliniğimizin açılışı çok tatlı, izdihamlı, rağbetli ve görkemli oldu. Binanın eski perişan halini bilenler şaşırdılar; yeni çiçekli, yemyeşil çimenli, şırıl şırıl havuzlu, pırıl pırıl şık görünümüne hayran oldular.
Temizlik, ferahlık, modernlik, ileri teknoloji ürünü yeni araç ve gereçler, çağdaş ve orijinal bölümler, ´uyku laboratuvarı´ gibi yeniliklerinin yanı sıra, tarihî ve mistik havasından, geniş avlu ve kenar bahçelerinden, girişteki mimari düzenlemeden, bir havuzdan diğerine şırıl şırıl akan sulardan, kubbeli geniş mescidden, kemerli sütunlu revaklardan, avlu ortasındaki ağaç, çiçek ve şadırvanlık ve yeşillikten fevkalade etkilendiler ve bazı misafirler; ´İnsan burada ilaç kullanmadan, tıbbî müdahale görmeden, sırf bu şahane dekor ve manzaradan dolayı bile şifa bulacak gibi görünüyor...´ demekten kendilerini alamadılar.´

Yorumlar Yorum Yaz
  • SİYASET
  • GÜNCEL
  • EKONOMİ
  • SPOR
  • DÜNYA
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
Mekke ve Medine'den Canlı Yayın
Gazete Manşetleri
Piyasa Verileri