'Mavi Marmara' iddianamesi mahkemede

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca incelemesi tamamlanan 'Mavi Marmara' iddianamesi, İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderildi.

'Mavi Marmara' iddianamesi mahkemede
'Mavi Marmara' iddianamesi mahkemede
GİRİŞ 23.05.2012 15:51 GÜNCELLEME 24.05.2012 00:31

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca incelemesi tamamlanarak onaylanan Gazze'ye insani yardım taşıyan ''Mavi Marmara'' gemisine yönelik İsrail askerlerince Akdeniz'in uluslararası sularında düzenlenen saldırıya ilişkin hazırlanan iddianame, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderildi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, olay tarihinde İsrail Genelkurmay Başkanı olan Rau Aluf Gabiel Ashknazi, Deniz Kuvvetleri Komutanı Eliezer Alfred Marom, İstihbarat Başkanı Amos Yadlin, Hava Kuvvetleri Komutanı Avishay Levi hakkında hazırlanan iddianame üzerindeki incelemesini tamamladı.

Başsavcılık, onayladığı iddianameyi UYAP üzerinden İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderdi.

Mahkemenin, 15 gün içinde iddianamenin reddi ya da kabulü yönünde bir karar vermesi bekleniyor.

Gazze'ye insani yardım taşıyan ''Mavi Marmara'' gemisine yönelik İsrail askerlerince Akdeniz'in uluslararası sularında düzenlenen saldırıya ilişkin hazırlanan iddianamede, olay tarihinde İsrail Genelkurmay Başkanı olan Rau Aluf Gabiel Ashknazi, Deniz Kuvvetleri Komutanı Eliezer Alfred Marom, İstihbarat Başkanı Amos Yadlin, Hava Kuvvetleri Komutanı Avishay Levi hakkında ''Canavarca hisle veya eziyet çektirerek öldürme suçuna azmettirmek''ten  9 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis ve diğer suçlamalara ilişkin de müşteki sayısı dikkate alınarak toplam 18 bin 32'şer yıla kadar hapis cezası öngörüldü.

İstanbul Cumhuriyet Savcısı Mehmet Akif Ekinci tarafından hazırlanan iddianamede, olayın meydana geldiği 31 Mayıs 2010 tarihinde İsrail Genelkurmay Başkanı olan Rau Aluf Gabiel Ashknazi, Deniz Kuvvetleri Komutanı Eliezer Alfred Marom, İstihbarat Başkanı Amos Yadlin, Hava Kuvvetleri Komutanı Avishay Levi'nin şüpheli askerleri azmettirerek, maktuller Furkan Doğan, Ali Heyder Bengi, Cengiz Songür, Cengiz Akyüz, Cevdet Kılıçlar, Fahri Yaldız, Necdet Yıldırım, İbrahim Bilgen ve Çetin Topçuoğlu'nun silahla kasten öldürülmesine sebebiyet verdikleri belirtildi.

Şüphelilerin bu eylemlerine ilişkin ''Canavarca hisle veya eziyet çektirerek öldürme suçuna azmettirmek''ten 9 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılması istenen iddianamede, yaklaşık 2 seneden bu yana koma halinde olan mağdur Oğuz Süleyman Söylemez'e karşı İsrail askerlerince gerçekleştirilen kasten yaralama eyleminin, kullanılan silah, atış şekli, yaranın niteliği göz önüne alındığında, Yargıtay kararlarına göre, kasten yaralama değil, ''Kasten adam öldürmeye teşebbüs olduğu'' kaydedildi.

Ashkenazi, Marom, Yadlin ve Levi'nin Söylemez'e yönelik eylemde azmettirici oldukları belirtilen iddianamede, şüphelilerin  ''Canavarca hisle veya eziyet çektirerek öldürmeye teşebbüs suçuna azmettirmek''ten 13 ile 20 yıl arasında hapis cezasına çarptırılması talep edildi.

Olayın 114 mağdurunun basit tıbbi müdahaleyle giderilemeyecek şekilde yarlandıkları kaydedilen iddianamede, şüphelilerin ''silahla yaralama suçuna azmettirmek''ten 114 müşteki için 171 ile 513 yıl arasında hapis cezasına çarptırılması öngörüldü.

Ashkenazi, Marom, Yadlin ve Levi'nin 14 müştekinin yaralanmasına ilişkin olarak da ''kemik kırığına neden olacak şekilde yaralamaya azmettirmek'' suçundan 32 ile 93 yıl arasında hapis cezasına çarptırılması istenen iddianamede, şüphelilerin 61 müşteki için ise ''yaralama suçuna azmettirmek''ten 30 ile 91 yıl arasında hapis cezasına çarptırılması talep edildi.

Olayı gerçekleştiren askerlerin, tüm mağdurları hukuka aykırı olarak gemi içinde ve gemi ile beraber bir yere gitme hürriyetinden yoksun bıraktıkları belirtilen iddianamede, şüphelilerin 490 müşteki için ''kişiyi hürriyetinden yoksun bırakmak suçuna azmettirmek''ten 1960 ile 6 bin 860 yıl arasında hapis cezasına çarptırılması öngörüldü.

Geminin tüm dünya ile haberleşme bağlantısının hukuka aykırı olarak engellendiği kaydedilen iddianamede, Ashkenazi, Maro, Yadlin ve Levi'nin ''haberleşmenin engellenmesine azmettirmek'' suçundan 1 ile 5 yıl arasında hapis cezasına çarptırılması istendi.

Mağdurların saatlerce aç ve susuz bırakıldığı, tuvalet ihtiyaçlarını yerine getirilmelerinin engellendiği, gemide zorla tutularak ve helikopterin yapmış olduğu basınç nedeniyle denizden su fışkırtarak eziyet çekmelerine yol açıldığı belirtilen iddianamede, bu nedenle Avishay Levi, Amos Yadlin, Eliezer Alfred Marom ve Rau Aluf Gabiel Ashknazi'nin ''Eziyet suçuna azmettirmek'''ten  490 müşteki için 980 ile 245 yıl arasında hapis cezası öngörüldü.

Müştekilere ait eşyaların cebir ve tehdit kullanılarak alınması suretiyle nitelikli yağma suçunun işlendiği belirtilen iddianamede, Ashkenazi, Marom, Yadlin ve Levi'nin ''Yağma suçuna azmettirmek''ten 490 müşteki için 4 bin 900 ile 7 bin 350 yıl arasında hapis cezasına çarptırılması istendi.

Gemilere zarar verilmesine ilişkin olarak şüphelilerin, ''mala zarar vermeye azmettirmek'' suçundan 1 ile 6 yıl arasında hapis cezasına çarptırılması istenen iddianamede, müşteki mağdurların kişisel eşyalarına da zarar verildiği belirtilerek, şüphelilerin ''mala zarar vermeye azmettirmek'' suçundan 490 müşteki için 490 ile 2 bin 940 yıl arasında hapis cezasına çarptırılması öngörüldü.

Buna göre, şüpheliler hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istemi dışında, toplam 8 bin 578 ile 18 bin 32'şer yıl arasında hapis cezası istendi.

İddianamede, İsrail tarafından yapılan saldırıdan sonra Ashdod limanında 66 gün tutulan Mavi Marmara gemisinin, tamamen yıkanmış, kan lekeleri temizlenmiş, kurşun deliklerinin üzeri yeniden boyanmış, gemi kayıtlarına, seyir defterine, bilgisayar aksamına ve gemicilik belgelerine el konulmuş, kameralar tahrip edilmiş, bütün görsel kayıtlar da ya imha edilmek veya kamuoyuna sızdırılmamak üzere alıkonulmuş şekilde Türkiye'ye gönderildiği kaydedildi.

İskenderun Cumhuriyet Başsavcılığı'nca, 10 Ağustos 2010'da Türkiye'ye geldiğinde ilk yanaştığı İskenderun limanındaki gemide keşif yapıldığı belirtilen iddianamede, bu kapsamda düzenlenen olay yeri ve inceleme tutanağında, Adana Emniyet Müdürlüğü Bomba İmha Şube Müdürlüğü'nde görevli polis memurları ve bomba detektör köpeği vasıtasıyla gemi içerisinde patlayıcı madde ve radyoaktif madde olup olmadığı yönünde inceleme yaptırıldığı, yapılan inceleme neticesinde, herhangi bir patlayıcı madde veya radyoaktif bulguya rastlanılmadığı ifade edildi.

Tutanağa göre, geminin genel yapısında yapılan incelemede miyav güverte tabir edilen bölümde genel bir dağınıklık ve bakımsızlığın bulunduğu, demir saclarda birçok ateşli silah mermi çekirdeği izi olduğu, bu izler nedeniyle sac boyasının döküldüğü, güverte zemininde ufak çaplı saçmalar ile cam bilyeler bulunduğu, antenlerin kablolarının kesildiği vurgulanan iddianamede, geminin genel durumu şöyle anlatıldı:

''Köprü üstü tabir edilen bölümde yapılan incelemede de bilgisayarların, 2 adet LCD televizyon ekranının, kullanılan gemi jurnalinin yazılı kayıt belgelerinde güncel olanlarının, gemi ve personel sertifikalarının da bulunduğu gemi çantasının alınmış olduğu, ses kayıt cihazlarının da söküldüğü, köprü güvertede bulunan ve zabitan odaları olarak tabir edilen kamaralarda genel bir dağınıklığın olduğu, oda kapılarının zorlanma nedeniyle yıkık dökük olduğu, kapı kilitlerinin kırıldığı, odaların boşaltıldığı, filika güverte diye tabir edilen ve bir alt katta bulunan basın odası, kafeterya, zabitan yemek odası ve reji odasında genel olarak dağınıklığın bulunduğu, reji odasında bulunması gereken ses ve görüntü kaydedici, iletici elektronik cihazların bulunmadığı, filika güvertesinin sol tarafındaki açık koridorda yine ahşap zemin üzerinde boya döküntüleri olduğu, güvertenin orta hattında bulunan beyaz renkli ve üzerinde İbranice yazılar bulunan 1 adet boya kutusu, ahşap ve sac zemin üzerinde birçok plastik kelepçe olduğu, üst güverte tabir edilen kata inildiğinde 2 adet büyük yolcu salonu, salonlarda kanepeler bulunduğu, kanepelerin bir kısmında kan izi olduğu düşünülen izlerin bulunduğu, kanepelerin oturulmaya yarayan sünger kısımlarının ahşap kısımdan sökülmüş oldukları ve alttaki ağaç kısımlarının kırılmış olduğu, salondaki can yeleklerinin dağınık vaziyette birbirlerinin üzerine atılmış olduğu, kanepelerin üzerinde çocuk oyuncakları, kitapları, çocuk alet ve gereçleri bulunan malzemelerin dağınık şekilde atılmış olduğu, yolcuların İstanbul'dan uğurlama anına ait tablo ile yine içinde yıkıntı evlerin içerisinde biri siyah elbise ile örtülü genç yaştaki bir kadın ile 7-8 yaşlarında bir kız çocuğunun bulunduğu tablonun köşelerinin karşılıklı kesici aletle çizildiği, kız çocuğu resminin bulunduğu tabloda ise ayrıca kadın ve kız çocuğu resimlerinin baş kısmına doğru kesici aletle erkek cinsel organı çizilmiş olduğu, güvertenin baş uç kısmının kenar saclarının iç kısmında ateşli silah izleri olduğu, zeminde 2 adet patlamamış 9 mm çaplı paslanmış fişek, 1 adet mermi çekirdeği parçası olduğu, ana güverte ve alt güverte tabir edilen kısımlar incelendiğinde ise dağınıklık görüntüsü olduğu, ana güverte kıç salonundaki personel bölümünde yolcu bölümüne geçişi sağlayan kapıların kırılmış vaziyette olduğunun gözlemlendiği belirtilmiştir.''

Emniyet Genel Müdürlüğü Kriminal Polis Laboratuvarları Daire Başkanlığı Olay Yeri İnceleme ve Kimlik Tespit Şube Müdürlüğü tarafından düzenlenen raporda da gemide mermi çekirdeği çarpma izlerinin olduğu, kan lekelerine rastlanıldığı, mermi giriş ve çıkış delikleri ve mermi çekirdeği isabet izleri bulunduğu, çelik para kasasının kesici bir aletle açıldığı belirtildi.

İddianamede, ateşli silahla öldürülen 9 kişinin cenazelerinin tamamen yıkandığı, Türkiye'ye beraberlerinde herhangi bir tıbbi veya otopsi raporları olmaksızın gönderildikleri, bu nedenle çoğu delilin yok edildiği, bulunan bulgular çerçevesinde maktullerin İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı tarafından klasik otopsilerinin yapıldığı dile getirildi.

-Uluslararası hukuk açısından değerlendirme-

İddianamede, İsrail askeri birliklerinin Mavi Marmara gemisine, kıyılarından ortalama olarak 72 mil açıkta, uluslararası karasularda açık denizde müdahale ettiği aktarılarak, Uluslararası Deniz Hukuku açısından açık denizin hiçbir devletin ülkesine girmeyen bir deniz alanı olduğu, bütün devletlerin yararlanmasına açık olup, burada temel ilkenin serbestlik olduğu vurgulandı.

Bu olayda, Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Konvansiyonu'nun, açık denizlerin serbestliğini, seyrüsefer hakkını, gemilerin hukuki statüsünü, çatma ve deniz seyrüseferine ilişkin diğer her türlü olayda cezai yargı yetkisini ve ziyaret hakkını düzenleyen maddelerinin ihlal edildiği anlatılan iddianamede, operasyon kapsamında Türk gemisindeki yolcuların İsrailli askerlere dönük haksız bir saldırıda bulunduğuna dair herhangi bir delil bulunmadığı kaydedildi.

İddianamede, olayla ilgili kamera görüntüleri incelendiğinde kolaylıkla anlaşılacağı gibi, İsrail askerlerinin gemiye çıkma esnasında ses ve gaz bombaları kullandığı, 9 kişinin ölmesine ve çok sayıda kişinin yaralanmasına neden olup, gemide kaos ortamı yarattıkları, askerlerin gemiye inmeden helikopterlerden açtıkları ateş neticesinde 2 kişiyi öldürdükleri anlatıldı.

9 sivil şahsın öldürülmesinin her şeyden önce İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'nde ve İsrail Devleti'nin 1991 yılında taraf olduğu Uluslararası Medeni Siyasi Haklar Sözleşmesi'ndeki yaşama hakkının ihlalini düzenleyen hükme aykırı olduğuna işaret edilen iddianamede, İsrail tarafından olayla ilgili oluşturulan soruşturma heyetinin yayınladığı ''Turkel Raporu''nda, o dönemdeki İsrail Genelkurmay Başkanı olan Gabi Ashkenazi'nin, filoyu organize eden koalisyon üyelerinden İHH'nın bir terörist örgüt olduğunu düşünmediğini belirttiği ifade edildi.

Dolayısıyla bu yönden de yapılan askeri müdahalenin uluslararası hukuk kurallarına uygun olmayıp, cezalandırma ve aşırı güç kullanımına dönüştüğü belirtilen iddianamede, ''Yukarıda belirtilen gerekçeler ışığında olay değerlendirildiğinde, İsrail'in, seyrüsefer hakkından yararlanan Mavi Marmara gemisine yapmış olduğu silahlı müdahalenin, tüm yönleri ile uygar dünyanın kabul ettiği evrensel hukuk kurallarına aykırı olduğu açıkça ortadadır'' denildi.

KAYNAK: AA
YORUMLAR İLK YORUM YAPAN SEN OL
DİĞER HABERLER
Bakan Çiftçi'den İsrailli Bakan'ın 'Küdüs' sözlerine sert tepki! 'Taviz vermeyiz'
Son dakika... İran: İsrail'e saldırılar sona erdi