Bir milimetrenin bir milyonda biri

Mehmet Acet
Mehmet Acet

Dünya yangın yerine döndü.

 

 

Gözle görünmeyen bir düşman, insanoğluna yeteneklerinin sınırlarını gösteriyor sanki.

Enfeksiyon uzmanlarına sordum.

 

 

Bu koronanın büyüklüğü ne kadar diye.

1 milimetrenin soluna doğru 6 sıfır koyup virgülle ayıracaksın dediler.

Yani, bir milimetrenin milyonda biri kadarmış. Normal olanıyla değil ancak elektron mikroskopla görülebiliyormuş.

Büyüklüğü (ya da küçüklüğü) bu kadar ama insanları nasıl da parmağının ucunda oynatıyor görüyorsunuz.

Dün öğleden sonra güncel rakamlara baktım. Virüse yakalananların sayısı 1 milyon 213 bin 869 kişiye ulaşmış.

65 bin 603 kişi de hayatını kaybetmiş.

TÜRKİYE’NİN DURUMU POZİTİF ŞEKİLDE AYRIŞIYOR AMA...

Bilim kurulu üyeleri, enfeksiyon uzmanları ile yaptığımız konuşmalar üzerinden Türkiye’nin durumu ve gidişatına dair fikir egzersizi yapmaya başlayalım.

Avrupa’nın birçok ülkesinde (İtalya, İspanya, İngiltere, Fransa) ve ABD’de (özellikle New York’ta) korona krizi sağlık açısından yönetilemez hale gelmeye başladı.

Triaj uygulaması yapılıyor, yani hasta seçiliyor.

Doktorlar solunum cihazlarını hastalar arasında hangisinin kurtulma şansını yüksek görüyorsa, ona takıyorlar.

Türkiye, yoğun bakım yatak sayısı bakımından dünyanın en iyisi durumunda.

100 bin kişiye 40 yatak ortalamasıyla.

İkinci sırada aynı ortalama bakımından 29 yatak kapasitesine sahip Almanya’nın olduğunu düşündükten sonra kalkıp havaya sıçrayacak kadar sevinsek yeridir.

Sağlık için yapılan devasa yatırımların ne anlama geldiği, ne kadar kıymetli olduğu bugünlerde daha iyi anlaşılıyor.

Bir başka iyi haber de şu:

Mevcut rakamlar, Türkiye’nin sağlık kapasitesinin taşıyamayacağı bir noktaya ulaşmış değil.

Yukarıda sözünü ettiğimiz ülkelerle kıyasladığımızda Türkiye’de hayatını kaybedenlerin sayısı, bire 10, bire 15 seviyeleriyle karşılaştırabileceğimiz kadar gerilerde.

(Dün öğleden sonraki rakamlar itibarıyla Türkiye’de 501 kişinin; İtalya’da 15 bin 362, İspanya’da 12 bin 418, Fransa’da 7 bin 560, ABD’de 8 bin 454, İngiltere’de 4313 kişinin hayatını kaybettiği açıklanmıştı).

YÜKSELEN EĞRİDE HAFİF BİR KIRILMA VAR. DEVAMI DA BÖYLE GELİR Mİ?

Ancak bu tablo, ileriye dönük bir garanti sunmuyor ne yazık ki.

Günlük test sayısı arttıkça tespiti yapılan vaka sayısı da yükseliyor.

100’üncü vakadan itibaren gün sayısına göre vaka sayılarındaki artışı gösteren grafiğe göre (Veriler 4 Nisan için geçerli) korona virüsünün Türkiye’de yayılma hızı ABD’den sonra ikinci sırada yer alıyor.

4-5 gün öncesine kadar bu sıralamada Türkiye ABD’nin de önündeydi.

Bu yükseliş ne anlama geliyor?

Gevşeklik gösterirsek durum saydığımız o ülkelerdeki gibi vahim hale gelebilir.

İşin aslına bakarsanız, Türkiye’de iktidar, korona virüsünün yayılmasını engellemek için elindeki imkânları büyük ölçüde doğru zamanlamayla hayata geçirmiş oldu.

Bu musibetten nasıl çıkılacağı toplumun kurallara, tavsiyelere ne ölçüde uyacağının görülmesiyle belli olacak.

Bir grafik daha var önümde.

Oradaki verileri de paylaşayım kararı siz verin:

Türkiye’de hükümet, 11 Mart’ta ilk vakanın görülmesinden bir gün sonra okullar ve üniversitelerin kapatılmasına, kamuya açık toplu etkinliklerin kısıtlanmasına;iki gün sonra kapsamlı seyahat ve ulaşım kısıtlamalarını hayata geçirmeye, karantina tedbirleri uygulamaya, dört gün sonra da insanların toplu olarak bulunduğu mekanların geçici olarak kapatılmasına karar vermiş.

Aynı sıralamayı İtalya, İspanya, İngiltere, Almanya ve Fransa üzerinden yapıp takip ettiğinizde bu ülkelerin en erken 39, en geç 54 gün sonra bu kararları aldığını görüyorsunuz.

Avrupa’nın perişan halini görmezden gelip oralarda alınan ya da alındığı varsayılan bir takım kararları “Onlar başardı, biz niye dökülüyoruz” havasında sunanlar var ya hani.

Bu da onlar için gelmiş olsun.

Yenişafak

yazının devamını okuyun