Almanya ziyaretinde dikkat çeken detay

Taha Dağlı
Taha Dağlı

Başkan Erdoğan ABD’den sonra Almanya’ya gidiyor.
Davet bizzat Almanlardan geldi. Almanya Cumhurbaşkanı Türkiye’nin davetini beklemeden harekete geçip, bu ziyareti organize ederek, Erdoğan’la hem kendisinin hem de Merkel’in görüşmesini sağlıyor.

Türkiye-Almanya ilişkilerinin normalleştirilmesi iki ülke açısından da önemli.
Almanya son dönemde ABD’nin hedef aldığı ülkelerin başında geliyor. Türkiye’ye yönelik ekonomik saldırı onlar için de tehdit oluşturmuştu.

 

Almanya, Suriyeli mülteciler korkusunu 2016’da Türkiye’nin yardımıyla püskürtmüştü.
Şimdi İdlib üzerinden aynı korkuyu yeniden hissettiler. Türkiye’nin İdlib’e yönelik katliam saldırısını durdurması Almanlar için hayati değer taşıyordu.

Başkan Erdoğan’ın ziyareti öncesinde Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak Berlin’deydi.

Albayrak’la birlikte Türkiye’den 3 bakan, 2 Alman bakan ile iki ülke arasındaki ticari ve ekonomik işbirliği konusunda çok sıcak mesajların verildiği görüşmeler gerçekleştirdi.

2016’yla birlikte Almanya’nın Türkiye’ye yönelik agresif politikalar uyguladığı bir gerçek.
15 Temmuz sonrası Erdoğan’ın Köln’de Türk vatandaşlarının tertip ettiği demokrasi mitingine tele konferans yoluyla bağlanmasına izin vermemişlerdi.

16 Nisan referandumunda saldırganlığın dozunu iyice arttırıp, Erdoğan’ın Almanya’da Türklerle buluşmasına bile yasak getirmiş, açıktan “hayır” propagandasına destek vermişlerdi.

PKK teröristlerinin faaliyetlerini hoş karşıladıkları bu süreç 24 Haziran’a gidilirken yapılan Türkiye karşıtı eylemlerle de devam etmişti.

Almanlar bu saldırganlıklarını sürdürdükleri dönemde bir de seçim yaptılar.
O seçim Merkel başta olmak üzere Almanya geneli için bir sınav niteliği taşıyordu.
Seçime Türkiye karşıtı kampanya ile girip, sandıktan kaos çıkmasının fitilini ateşlemişlerdi.

Nazi uzantılarının yıllar sonra meclise girmesiyle sonuçlanan seçimin ardından koalisyon kurmakta da güçlük çekmişlerdi.

24 Haziran seçiminin ardından Başkan Erdoğan’ın Eylül ayında Almanya’ya gideceği gündeme gelmişti.

Alman basınında Türkiye karşıtı bir damar var. Onlar bu ziyareti manipüle çalışmalarından geri durmadılar. Hatta bir gazete, Alman halkına seslenip, “sokağa çıkıp Erdoğan’ı protesto edin” diye çağrıda bile bulunmuştu.

Almanya’da Türkiye karşıtı o damar, kalıcı.
Ama Alman yönetiminin 2015 sonrası yürüttüğü anti Erdoğan politikası geçiciydi.
Şimdi iki ülkenin buluştuğu önemli ortak paydalar var.
Bunların başında da Trump’ın ekonomik saldırıları ve Suriye geliyor.

Açıkçası 2016’yla birlikte Türkiye, Almanya’sız yaşama konusunda ağır sancılar çekmedi.

TÜRKİYE'NİN KIRMIZI ÇİZGİLERİ

Tabi ki Almanya ile iyi ilişkiler Türkiye için son derece önemli.
Ancak bunun için Türkiye, kırmızı çizgilerinden ödün verecek değil.

Bu ilişkiyi bu hale getiren taraf Almanya’ydı.
Demokrasi, gazeteci falan derken Türkiye’ye saldırı başlattılar.
Açıkçası Türkiye’de işlerine gelmeyen gelişmeler yaşanıyordu, 16 Nisan referandumu, Türkiye’nin PKK ve FETÖ ile mücadelesi ve 24 Haziran seçimi gibi.

Şu an her iki tarafta o bozulan sürecin tamir edilmesinin getireceği faydalara odaklanmış durumda.

Ekonomik konularda zaten devam eden güçlü bir süreç vardı. Bakan Albayrak’ın ziyaretinden sonra bunun daha da gelişeceği görünüyor.

ALMANYA'DA ÖNCELİKLİ 3 KRİTİK İSTEK

Türkiye’nin Almanya’dan istediği başka şeyler de var tabi ki.
Firari FETÖ’cülerin iadesi, PKK teröristlerine Almanya’da izin verilmemesi, gümrük birliğinin güncellenmesinde Almanya’nın uyguladığı vetonun kaldırılması, bunların başında geliyor.

Bu arada Başkan Erdoğan’ın Almanya’ya gidişiyle ilgili bir de çarpıcı bir detay var.

Steinmeier Almanya’da Dışişleri Bakanıydı. Sonrasında Mart 2017’de Cumhurbaşkanı oldu.

Başkan Erdoğan’ı Almanya’ya bizzat kendisi davet etti.
TAVAK Başkanı Faruk Şen’e göre aslında Türkiye-Almanya ilişkilerinin bir düzleme oturtulması sürecinde önce Steienmeier’in Türkiye’ye gelmesi konuşuluyormuş.
Ancak Alman Cumhurbaşkanı Ankara’nın davetini beklemeden, önce davranıp, Erdoğan’a davet yollamış.
Bunun bir amacı var tabi ki.

Eğer önce kendisi gelse Ankara ziyareti, Steinmeier’in Başkan Erdoğan’la görüşmesiyle sınırlı kalacaktı.

Oysa Erdoğan’ı davet ederek, daha fazla üst düzey ikili görüşmelerin önünü açtı.
Bu sayede hem Almanya Cumhurbaşkanı olarak kendisi, hem de Başbakanları Merkel, Erdoğan’la ayrı ayrı ikili görüşmeler gerçekleştirebilecek.

Steinmeier’in bu planı da Almanların, Türkiye-Almanya ilişkilerinin bir an önce iyileştirilmesine verdikleri önemin göstergesi.

yazının devamını okuyun