Dikkatler Fırat’ın doğusuna çevrilirken hatırladıklarım

Hasan Öztürk
Hasan Öztürk

Türkiye’nin İdlip’teki statünün korunmasına ilişkin çabası ve başarısı sadece insani trajedinin önlenmesi anlamına gelmiyor.

Meselenin Suriye’nin diğer bölgelerine de etkileri olacak. Bunun ibareleri çok kısa sürede ortaya çıktı.

 

 

Türkiye, “İdlip’teki mevcut statünün devamı”nı istiyor. Ki diğer sorunlu alanların da gündeme alınmasının yolu açılsın.

Türkiye’nin İdlip’teki statünün korunmasıyla birlikte gündeme taşımak istediği meselelerden birisi hiç kuşkusuz Fırat’ın doğusundaki korsan yapılanma. Kurulmak istenen ikinci İsrail.

Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov, Sarayova’da dedi ki, “Asıl tehdit Fırat’ın doğusu!”

Bingo..!

DAEŞ BAHANE EDİLİP İŞGAL EDİLEN FIRAT’IN DOĞUSU MESELESİ

Suriye iç savaşının işgale girişimine dönüştüğü günlerden bu yana… Yani, Amerika’nın DAEŞ’i bahane edip, “Kara gücüm” dediği PYD-YPG-PKK eliyle Suriye’nin petrol yatakları dahil Fırat’ın doğusunu işgal etmeye başladığı günden bu yana en azından bazılarımızın dillendirdiğimiz tez de bu değil miydi zaten?

Türkiye’nin güney sınırları boyunca oluşturulan korsan yapının hem ulusal güvenliğimizi tehdit ettiği hem Arap dünyası ile aramıza saplanmış bir mızrak olduğu tezi, bir dönem hiçbir çevrede, hiçbir müttefikimizce kabul görmedi. Hatta içimizde bile..”

Çünkü, Türkiye’deki bazı karar alıcıların da (terör koridoru için) “Kürt devleti kurulacaksa bizim elimizle kurulmalı” teziyle hareket ettiğine şahit olduk.

Devlet içerisindeki çift başlılık ve farklılaşma Suriye’de bir terör koridoru kurmak isteyenlerin çok işine geldi. Hatta bu tezin savunucularının karar alma mekanizmalarında yaptığı hatalar zincirinin bedeli çok ağır oldu.

Örnek olarak, Süleyman Şah Türbesi’nin Karakozak’tan taşınma sürecini hatırlamak bile yeterlidir.

PYD-YP/PKK’NIN ANKARA’DAKİ HAMİLERİ

PYD-YPG-PKK eliyle Fırat’ın doğusunda bir terör koridoru oluşturma girişimine başlayan Amerika’nın bu tutumuna o dönem, Türkiye içinden de ciddi bir destek gelmişti. Bu köşede yazmıştım. Terör örgütünün bir kısım hamileri Ankara’nın karanlık odaklarında çöreklenmişti.

O desteğin “Ulusal güvenlik sorunu” haline dönüştüğü fark edildiğindeyse siyasette radikal değişimler yaşanmıştı.

Hatırlayın, dönemin HDP eş Başkanı Selahattin Demirtaş, “PYD/YPG Fırat’ın batısına geçecek sen de mal mal bakacaksın” sözünü bile söylemişti. Ve zaten, o söz söylendiğinde terör örgütü Amerika’nın lojistik desteği ile çoktan Mümbiç’te Fırat’ın batısına geçmişti.

Suriye’deki terör koridorunun Türkiye’ye maliyetini ise burada yeniden anlatmayayım.

7 Haziran seçimleri sonrası oluştuğu düşünülen siyasal boşluğu fırsata dönüştürmek isteyen PKK terör örgütünün sınır boylarımızdaki ilçelerde ve Diyarbakır Sur’da ne yaptığını unutmayalım yeter!

ÖNCE ERDOĞAN VE PUTİN, SONRA LAVROV “FIRAT’IN DOĞUSU” DEDİ

Soçi zirvesinde hem Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hem Rusya lideri Putin’in İdlip mutabakatını ilan ettikleri konuşmada konu dönüp dolaşıp “Fırat’ın doğusu”na gelmişti.

O cümlelerin, karşılık bulacağını ilk fark eden, Fırat’ın doğusundaki korsan yapının hamisi Amerika oldu.

Ve Amerika, PYD/YPG-PKK terör örgütüne birkaç gün içiresinde yüzlerce tır ile silah sevkiyatı yaptı. Bununla birlikte, “Mübiç” havucunu bir kez daha bize doğru uzattı.

Lavrov’un Türkiye’nin tezlerini destekleyen açıklamasına rağmen Türkiye içiresindeki birtakım çevrelerin o teze uzak durması anlaşılır değildir.

PYD/YPG-PKK terör örgütünün Amerika ile birlikte Fırat’ın doğusundaki varlığı meşru değildir. Ama ne hikmetse, konu oraya geldiğinde mutlaka, “Rusya’ya güvenilmeyeceği”, “Amerika’nın stratejik ortaklığı” ve ne alakaysa “Türk-Kürt kardeşliği” tezi bir anda tartışmaya açılıyor.

Türkiye’nin ne Türkiyeli Kürtlerle ne Suriyeli Kürtlerle bir sorunu yok. Türkiye’nin Amerika’nın 1990’lardan bu yana bölgemize dayattığı parçalanma tezine karşı mücadelesi söz konusu.

Ama ne hikmetse, içimizdeki bazıları “Coğrafyamızın parçalanması mukadderse bunu biz yapalım” diyor.

Sözün başında İdlip’te statünün korunması sadece insani trajedinin önüne geçmek anlamına gelmiyor demiştim.

İdlip’in stabil olması, dikkatlerin Fırat’ın doğusuna çekilmesine katkı verecektir. İdlip’te henüz tam anlamıyla stabilizasyon olmaması karşılık şu aşamada bile Fırat’ın doğusu tartışılmaya başlanmıştır.

Lavrov’a Amerikalıların vereceği cevabı merak ediyorum.

Siz etmiyor musunuz?

“Bakın yaklaşıyor yaklaşmakta olan…” (İ.Özel)

Yeniaşafak

yazının devamını okuyun