En çok sorulan 3 soruya uzmanından cevaplar

Mehmet Acet
Mehmet Acet

Sağlık Bakanlığı Koronavirüs Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Tevfik Özlü’ye sık sorulan bazı soruları yönelttim.

Hocanın anlattıklarını özet halinde ve mealen aktaralım.

Soru 1:

-Her sene dünyada gripten de bir sürü insan hayatını kaybediyor.

Korona için verilen alarm grip için neden verilmiyor?

Yahut grip için teyakkuz durumuna geçilmediği halde korona için neden böyle yapılıyor?

Cevap 1:

Dünyada insanların gripten dolayı da öldüğü doğru ancak aradaki fark çok büyük.

Grip vakalarından ölüm oranı ortalama 10 binde 5 kişi. Halbuki, koronadan hayatını kaybedenlerin oranı yüzde 4.

Yani grip ile korona arasındaki farka ölüm oranları üzerinden bakıldığında arada neredeyse 100 kat fark var.

Soru 2:

Korona, bulaştığı kişilerde farklı farklı etkiler bırakıyor. Bazen yaşı ilerlemiş olanlar hastalığı hafif geçiriyor. Bazen de gençlerde hastalığın seyri ağır ilerliyor. Bu durumun kişinin bünyesinin güçlü ya da zayıf olması, kronik hastalığa sahip olup olmaması dışında bir açıklaması var mı?

Cevap 2:

Evet var.

Buna biz ‘virüs yoğunluğu’ diyoruz.

Korona insanlara bulundukları ortam ya da sağladıkları temas anlamında farklı dozajlarda bulaşabiliyor. Virüse yoğun şekilde muhatap olanlar hastalığı daha ağır geçiriyorlar.

Soru 3:

Bu salgın ne zaman biter?

Cevap 3:

Bunun için bağlayıcı bir söz kullanmam mümkün değil. Ama umut verme anlamında bir takım verilerden söz edilebilir:

Virüs salgınları kuzey yarımkürede genellikle Ekim/Nisan arasında hep olagelmiştir.

Koronanın hafif versiyonları için de bu geçerli.

Korona virüsü 2003’te ortaya çıkan Sars virüsü ile büyük benzerlikler taşıyor.

Sars o zaman Haziran sonu, Temmuz başı itibarıyla sönümlenmişti. Benzer bir umut korona için de söz konusu.

Triaj nedir bilir misiniz? Hiç duydunuz mu?

İlk olarak 18’inci yüzyılda Napolyon’un cerrahi şefi Dominic Jean Larrey tarafından uygulanmış.
Şöyle anlatalım:
Savaş sırasında taraflardan biri, düşman cephesini zayıflatmak için çok enteresan bir yöntem kullanıyor.
Düşman askerlerini vurup öldürmek yerine, vurup ağır yaralı halde bıraktığınız zaman, savaşması gereken en az iki asker o yaralıyı taşımak zorunda kalıyor. Bu da diğer tarafa avantaj sağlıyor.
Bana bir enfeksiyon uzmanı olan Meltem Özen hoca anlattı.
Napolyon bu durumu fark ettikten sonra ağır yaralanan askerlerin taşınmaması için emir vermiş.
Sonra bu uygulama tıp literatürüne Triaj olarak taşınıyor.
Hastalar ya da yaralıları ayırt etmek, sınıflandırmak ve tercih yapmak biçiminde.
Napolyon’un cerrahi şefi bu uygulamayı “Yetersiz sayıdaki sağlık kaynakları nedeniyle ciddi şekilde yaralanmış askerleri ölüme terk edip, daha hafif yaralı olanlara müdahale ederek yeniden savaş alanlarına geri dönmelerini sağlamak” şeklinde uygulamış.
Triaj yönteminin tıptaki karşılığı şöyle tarif ediliyor:
Hasta ya da yaralanmış bireyi tedavisinin yapılması amacı ile o anki durumlarına göre sınıflandırıp, müdahale aciliyetlerine göre sıraya koyma yöntemidir.
Hastanelerin acil servislerinde bu yöntem zaten uygulanıyor.
Böyle bir uygulamanın bilimsel makalelerin yayınlandığı dergiler yerine çoğunlukla güncel konuların işlendiği bir köşe yazısına taşınmasının gerekçesini tahmin etmiş olmalısınız.
Korona evet.
Triaj yöntemi bugünlerde korona karşısında çaresiz/yetersiz kalan ülkelerde sıklıkla uygulanıyor.
Yani doktorlar hasta seçmek zorunda kalıyor.
Ellerindeki imkanı hayatta tutabilecekleri hastalar için kullanıp, diğerlerini ölüme terk ediyorlar.
İtalya’dan, İspanya’dan böyle haberler geliyor maalesef.
Bizde hastanelerin vakalara yetişememesi gibi bir durum şu an için söz konusu değil çok şükür.
İnşallah bundan sonra da ihtiyaç olmaz.
Allah korusun!
Hastaneye gidiyorsunuz.
Bir tane solunum cihazı iki tane hasta var.
Cihazın kime bağlanacağına hastanın durumuna göre doktor karar veriyor.
Triaj yapıyor yani.
Evde canım sıkılıyor diyenlerin kulağına küpe olsun diye yazdım.

Yenişafak

yazının devamını okuyun