ABD’nin kirli tezgahları

Tunca Bengin
Tunca Bengin

Astana süreciyle Suriye krizi çözüme doğru gidiyor gibi görünse de dinamiklerin sürekli değişkenliği nedeniyle her an birden farklı cephelerin açıldığı yeni bir karışıklık ortaya çıkıyor. Bunda da özellikle ABD’nin payı büyük. Çünkü 2014-2015’te Tel Abyad ile Ayn el Arab’ı (Kobani) DAEŞ’tan kurtarma bahanesiyle PYD/PKK’ya teslim eden ABD şimdi de aynı oyunu Afrin-İdlib hattında uygulama niyetinde. Bu bağlamda da bir yandan Rakka’daki DAEŞ’e operasyon gerekçesiyle YPG/PKK’yı silahdırırken, diğer yandan da İdlib’deki El Kaide’nin Suriye kolu El Nusra’ya müdahale bahanesiyle YPG/PKK güçlerinin Afrin’den bu bölgeye doğru sarkmasını destekliyor. Yani  “terör koridoru” projesinin Akdeniz’e ulaşmasında ısrar ediyor. Tabi Türkiye’nin bu konudaki rahatsızlığının farkında olduğu için de sahada yeni oyunlar, tezgahlar kurguluyor. Dün bu konuyu bir istihbarat yetkilisiyle konuştum. Anlattıkları sözde müttefik(!)görünümlü ABD’nin gerçek yüzünü ortaya koyan cinstendi:    

“YPG/PKK’ya silah ve mühimmat yığınağı yapan ABD daha önce ‘eğit- donat’ çerçevesinde ÖSO’ya verdiği silah ve mühimmatları da zorla toplayıp onlara veriyor. Hemde silah zoruyla. Ellerinde listeler var ve bazı silahlarda GPS cihazı da bulunuyor. Şu, şu tarihlerde verdiğim şu mühimmatı şuraya teslim edin, etmezseniz vuracağız diyorlar ÖSO’da götürüp teslim ediyor. Bunların arasında ÖSO’nun rejime karşı büyük üstünlük sağladığı antitank silahları da var. Yani ABD bir taraftan ÖSO’yu güçsüzleştirmeye yönelik hareketler yapıyor, bir taraftan da Suriye Demokratik Güçleri adını verdiği YPG/PKK’yı güçlendirerek içerde büyük bir ordukuruyor. Bu arada da Türkiye’nin El Bab tarafındaki insiyatifini zayıflatmak amacıyla alttan alttan çalışıyorlar.” 

Nasıl yapacaklar? Türkiye’ye El Bab’dan çekil baskısı mı?
“Oradan çıkarmaya yeltenemez ama El Bab’ın içerisinde Türkiye’nin desteklemiş olduğu unsurlar arasında fitne çıkartıyor onları kendi aralarında çatıştırıp güvenlik zaafı oluşturuyor ve Suriye rejiminin askerlerini oraya sokmaya çalışıyorlar. Suriye rejimi girerse oraya Türkiye’nin yapacağı ber şey yok. O ciddi bir sıkıntı.”
Rejimin girmesi sonuçta Suriye’de toprak bütünlüğünü savunan Türkiye’nin işine yaramaz mı?

“Rejim kendisi orada kalsa sorun yok ama rejimin PKK’yla IŞİD’le aralarında taktiksel bağlantıları var. Rejim girdikten sonra bir gün bir bakarsın orada Suriye Demokratik Güçleri’nin bayrağı sallanıyor olabilir. Çünkü rejim Suriye’nin doğusunu gözden çıkarmış durumda. O tarafta kendisine tehdit oluşturmayacak bir yapı olsun ben batı da durayım yeter havasında, yani öyle  toprak bütünlüğü derdinde falan değil.”
Özetle; Türkiye sahada ve masada Suriye’deki savaşın bitmesi için çalışıyor. Öyle görünen ABD ise “DAEŞ’i göster, YPG/PKK’yı yerleştir” formülüyle Türkiye’yi Ortadoğucoğrafyasından koparmayı amaçlayan “terör koridoru” projesinde ısrar ediyor. Bu da kabul edilebilir bir durum değil ve Türkiye’nin buna müsade etmeyeceği de çok açık. Ancak önümüzde ağır ve riskli bir dönem olduğu da ortada...

İdlib’e bin konut

Süper güçler ve diğer bölge ülkelerinin aksine Suriye’de toprak hesabı olmayan Türkiye insani yardım noktasında da çok farklı konumda. Hem savaştan kaçan 3,5 milyon Suriyeli’ye kucak açma hem de kalanlara destek ve geri dönüşlerini teşvik açısından. Yani Türkiye bir yandan savaşa sonlandırmak için askeri, diplomatik hamlelerini sürdürürken diğer yandan da sığınmacıların hayata  tutunmaları ve ülkelerine geri dönüşlerini kolaylaştırmak adına da elini taşın altına koymuş durumda. Özellikle de bombalarla yok olan kentlerin yeniden inşası açısından. Şu ana kadar yapılanlardan bazılarını Türk Kızılayı Genel Başkanı Dr. Kerem Kınık, özetliyor:  
“Fırat Kalkanı itibariyle orada bir alt yapı oluştu, artık orada elektrik var su var, çalışma, ticaret, sağlık hizmeti ortamı var. Dolayısıyla da dönüş arttı hem Suriye içinden hem Türkiye içerisinden. Idlib’de de buna benzer bir hava oluşturmaya çalışıyoruz. Tabi orada Türkiye’nin bir güvenli şemsiyesi yok ama en azından Türkiye’ye yakın hatlarda bir güvenli alan adacıkları oluşturuluyor. Buna dönük sınıra yakın bölgelerde bi n konutluk inşaatımız var. Onu 4-5 ay içerisinde tamamlayabilirsek buna benzer çok sayıda konut yapacağız. Hasarlanmış evlerin tamiratı ve enkaz kaldırma çalışmalarına da destek veriliyor. Bölgede özellikle içme ve kullanma suyu noktasında ciddi sıkıntı vardı. O konuyla alakalı da yaygın bir proje çalışması yapıldı. Gıda desteğimiz zaten sürekli devam ediyor...”

yazının devamını okuyun