CIA şefinin yeni Türkiye Cumhuriyeti

CIA Türkiye Masası eski Şefi Graham E. Fuller’i n son kitabı 'Yeni Türkiye Cumhuriyeti' adıyla yayınlandı. Graham E. Fuller'in kitabına göre Türkiye nereden nereye geldi?

CIA şefinin yeni Türkiye Cumhuriyeti
CIA şefinin yeni Türkiye Cumhuriyeti
GİRİŞ 04.04.2008 16:02 GÜNCELLEME 04.04.2008 16:02

Unutulmuş Müslümanlar adıyla Arap Şia'sı üzerine bir kitabı da bulunan CIA Türkiye Masası eski Şefi Graham E. Fuller’i Türk okurları, 'Türkiye'nin Yeni Jeopolitik Konumu (Balkanlardan Batı Çin'e), Siyasal İslam'ın Geleceği kitapları ile yakından tanıyor.


Graham E. Fuller’in son kitabı Doç. Dr. Mustafa Acar tarafından Türkçe'ye çevrildi ve Timaş yayınlarınca Yükselen Bölgesel Aktör üst başlığı ve Yeni Türkiye Cumhuriyeti adıyla yayınlandı.


Fuller'in eski ve yeni Türkiye algılamasına geçmeden önce CIA adına çalışmış bir yazarın kitabını hangi gözle okumak gerektiği problemi konusunda yazarın savunmasına bir göz atmakta yarar var.  


'Bu kitabı Türk insanına ve onun başarıya ve kazanımlara doğru -sağlığımda şahit olduğum- yürüyüşüne ithaf etmekten mutluyum' diyen yazarın okurlardan bir ricası var. 'Okuyucularımdan bana bir iyilik yapmalarını istiyorum: Bir süre için, 1960’larda Türkiye’de istihbarat görevlisi olarak hizmet verdiğimi veya uzun yıllar CIA’de çalıştığımı unutun. Zamanla her şey değişir, benim görüşlerim de değişti. Lütfen bu kitabı sanki arkasında özel bir amaç güdüyormuş gibi okumayın. Argümanları ve analizi maksatlı değil. Söylediklerimi ciddiye alın, çünkü demek istediğim sadece söylediğimdir, ne eksik, ne de fazla.  Kitabı sevmekte de, eleştirmekte de özgürsünüz, fakat hayatımın şu aşamasında inandığım şey neyse, kitabın söylediği odur.  Kitap herhangi bir ABD politikasını veya istihbarat gündemini ileri taşımak için tasarlanmış değildir. “Gerçekte ne demeye çalıştığımı” çözmeye çalışmayın; gizli gündemler falan yok. Gizli bir kanaldan ABD politikasına yardım etmek için yazıyor değilim. Esasen, ABD politika yapıcılarının çoğu bu kitaptan hoşlanmayacaktır. Dolayısıyla, kitabı söylediğiyle, olduğu gibi kabul edin' 


NE DEMEK 'YENİ TÜRKİYE CUMHURİYETİ' ?


Kitabın başlığı hayli dikkat çekici ve bir o kadan tahrik edici hassas bir tanımlama. Bunu yazar da fark etmiş olduğundan Türkçe'deki önsözünde 'Yeni Türkiye Cumhuriyeti' adlandırmasının kitabın ABD'li yayımcısına ait olduğunun altını çiziyor ve şunları söylüyor: 'Söz konusu başlık benim tarafından değil, ABD’deki yayıncı tarafından seçilmiştir ve korkarım biraz yanıltıcı olabilir, zira kitap gerçekte Türkiye’de bir “Yeni Cumhuriyet”ten değil, daha çok yeni bir dönemden söz etmektedir. Doğru başlık “Türkiye’nin Dünyadaki Yeni Yeri” olmalıdır, çünkü kitabın odaklandığı nokta budur'


Fuller'e göre Türkiye Cumhuriyet'inde millete karşı devleti kutsayan kadroların laikliğe bakışı sorunlu ve AK Parti her ne kadar bu kesimlerce Ilımlı islamcı ve takiyeci bir şekilde algılansa da laik bir oluşum olarak devleti toplumla barıştıran bir siyaseti savunuyor.


Yazara göre, Türkiye artık o eski, bildik Türkiye değil. Klasik sadık ABD müttefiki rolünden vazgeçmiş, dış politika kartlarını daha akıllıca oynamaya başış bir Türkiye, Ortadoğu’daki güç dengesinin kurucularından biri.  


Fuller bu değişim gözlemini özsözde şu şekilde izah ediyor: 'Türkiye’ye ilk gittiğimde, ülkenin devasa sorunları vardı. Bugün inanıyorum ki Türkiye’de durum daha önce hiç olmadığı kadar iyidir. Ülke refah içindedir. Ilımlı İslamcı bir çizgiyi siyasi düzene başarılı bir şekilde entegre etmiş dünyadaki ilk Müslüman ülke Türkiye’dir. Zorlu Kürt sorununu çözme yolundadır. Kürtlerle olan durum, problemli olmakla birlikte, Kürt sorunu hakkında yazdığım 1990’ların ortalarındaki durumdan çok daha iyidir. Özal’a kadar giden reformlar sayesinde ekonomi de daha iyi durumdadır. Kendine daha güvenir durumda olan ülke şu anda, Orta Doğu dâhil olmak üzere dünyadan, modern zamanlarda hiç olmadığı kadar saygı görmektedir'

Yükselen Bölgesel Aktör


Yazar, 'Geleneksel tek odaklı Batıcı dış politika anlayışının terk edilmesi; Batı dünyası ve özellikle AB ile ilişkiler askıya alınmaksızın vizyoner bir bakışla İran, Suriye, İsrail, Rusya ve diğer ülkelerle münasebetler geliştirilmesi, Türkiye’ye eskiye nispetle oldukça geniş bir hareket alanı getirdi'diyor ve dış politika kartlarını giderek daha akıllıca kullanan bu yeni güç odağının, “Yeni Türkiye Cumhuriyeti”nin bölge için de büyük bir şans olduğunu söylüyor.


Fuller'e göre Türk Dış ilişkilerinde büyük atılımlar sergilemiş bir Türkiye Cumhuriyeti söz konusu.


'Türk dış politikasını takip ettiğim uzun yıllar boyunca, genel olarak Türkiye’nin hemen hemen her komşusu ile ilişkileri kötüydü' diyor yazar  ve 'Aslında böyle olması gerekmiyordu' dedikten sonra bugüne değiniyor.


'Oysa bugün Türkiye oldukça akıllı biçimde hemen her komşusuyla iyi ilişkiler kurmuş durumdadır' diyen Fuller, sözlerini söyle sürdürüyor: 'İşte bu iyi komşuluk ilişkileri, Türkiye’nin bölgedeki güç ve etkisini geçmiş onyıllara kıyasla çok daha sağlam hale getirmektedir. Türkiye artık Avrupa’da, Akdeniz bölgesinde, Balkanlarda, Arap dünyasında, İran ve Kafkaslarda, Orta Asya’da, Rusya ve Çin’de önemli bir ülkedir.


“Bugünkü Türk hükümetinin, bütün komşularıyla iyi ilişkiler kurmayı hedefleyen, Orta Doğu ve Avrupa’yı ilgilendiren sorunlarla çok daha içli dışlı, her zamankinden daha bağımsız bir dış politika yönünde derinlemesine ve güvenle ilerlemesi muhtemeldir. Bu, Türkiye’nin geleceği açısından iyiye işarettir. Her ne kadar bu süreç, Washington’un ‘müttefik’ bir Türkiye’ye sahip olduğu o eski güzel günleri aramasına sebep olabilirse de Yeni Türkiye, aslında, gerek kendi çıkarlarına ve gerekse bölgenin genel istikrarına daha iyi hizmet edebilir. Eminim ki Amerikan gözlemciler de Orta Doğu bölgesinde bir istikrar abidesi olan böyle bir Yeni Türkiye’nin varlığını takdir edeceklerdir.”


ABD'nin Dünya Politikaları Türkiye ile çelişiyor...


Bu noktada yazarın ABD - Türkiye ilişkileri konusunda bakışını yansıtmakta da yarar var. Yazar bu konuya eleştirel baktığını ifade ederek şunları söylüyor: 'Üzülerek belirtmeliyim ki ABD, Orta Doğu ve Avrasya bölgesinde hegemonik veya tahakkümcü bir rol oynamaya yeltendiği sürece Türk ve Amerikan politikaları bir ölçüde çelişik olmak durumundadır. Bu tür politikaların devri geçmiştir. Artık Türkiye’nin kendisini çevreleyen bütün bölgelerde ve bütün yönlerde önde gelen bir oyuncu olacağı çok-kutuplu bir dünyaya dönmek durumundayız' 


KİTAPTA NELER VAR?



Kitap üç ana bölümden oluşuyor. Yayınevi ana bölümleri kısımlar, alt baylıkları ise bölümler olarak sınıflandırmış. Buna göre Türkiye'nin Tarihsel Yörüngesi adlı kısım 6, Türkiye'nin Müslüman Dünya ve öteki ülkelerle ilişkileri adlı ikinci kısım 10 ve Türkiye'nin Gelecek Yörüngesi adlı üçüncü kısım ise 2 bölümden oluşuyor.


-Yeni Türkiye Cumhuriyeti, Ortadoğu’da hangi rolü üstlenecek?

-Amerikan siyaset yapıcıları AKP’nin dış politika anlayışını nasıl değerlendiriyor?

-Eski sadık müttefik Türkiye’nin kaybedilmesi, Washington koridorlarında nasıl yankılanıyor?

-Rusya, İran ve Suriye ile ilişkilerini güçlendirmiş bir Türkiye’nin bundan sonra atacağı adımlar neler olacak?

-Türkiye’de bir “siyasal İslam tehlikesi” var mı?


ÇEVİRMENE GÖRE FULLER'İN GÖRÜŞLERİ


'Kitapta ileri sürülen görüşler elbette ki bazılarına ters gelecektir.' diyen  Doç. Dr. Mustafa Acar,  kitabı Türkçe'ye çeviren isim olarak şu tavsiyede bulunuyor: 'Görüşlerine katılsak da, katılmasak da, Fuller’ın değerlendirmesi okunmayı, üzerinde ciddiyetle durup düşünmeyi hak ediyor. Umalım ki 11 Eylül sonrasında terörizmle savaş adı altında dünyayı daha az güvenli bir yer haline getirmiş saldırgan, toptancı, tekyanlı, savaşçı Neocon politikaların sahipleri yanlış politikalarda ısrar etmesinler; genelde İslam dünyasının ve özelde Türklerin Amerikan halkından veya özgürlük ve demokrasi gibi değerlerden değil; saldırgan-işgalci politikalardan nefret ettiğini kavrasınlar ve Orta Doğu başta olmak üzere diğer ülkelerle barışçı ilişkiler geliştirmeyi denesinler...'


Kitapla ilgili teknik bilgiler ve İnternet üzerinden sipariş koşulları


(Haber 7 Kitap Dünyası)

YORUMLAR 6
  • hacer yardım 18 yıl önce Şikayet Et
    . mhp ve chp resmen başbakandan korkuyolar .akp ile yaptıkları siyaset yarışında kaybettiler şimdide partiyi kapatmak için ellerinden geleni yapıyolar.ama unutmasınlarki bu millet çalışanı ve halka değer vereni sever yine kazanan akp olacak işlh
    Cevapla
  • ahmet paksoy 18 yıl önce Şikayet Et
    islam . ılımlı islam yoktur sadece islam vardır ! ve islam zaten hosgoru dinidir !
    Cevapla
  • fatih aslan 18 yıl önce Şikayet Et
    savaş aksu. kardeş dikkatli okursan abd ak partinin politikasına karşı diyor.. bence sen birilerinin dostunu öğreneceğine okuduğunu anlamaya çalış..o zaman atasözleri üzerinden değilde kendi fikirlerin üzerinden asılırsın konuya..
    Cevapla
  • yavuz selim 18 yıl önce Şikayet Et
    Hayranlık. O hayranlıkta menfaatleri var da o yüzden. Yükselen Çin-Rusya-İran-Hindistan 4lüsüne karşı Batının tek çıkar yolu var. Enerji kaynaklarını kontrol altında tutmak. Ama bunu yapamıyor. Bunu yapabilecek tek bir ülke var. O da Türkiye. Bölgenin yüzyıllarca abiliğini yapmış bir millet. Evet işlerine gelmez normalde ama, Çin\'den iyidir. En azından adil ve insaflı millettir Türkler. Müttefik olurlarsa, geleceklerini kurtarırlar. Aksi takdirde Türkiye de Çin tarafına kayarsa, Batı biter...
    Cevapla
  • Abidin Doğru 18 yıl önce Şikayet Et
    Türkiye Nasıl Durdurulur. Bir beyin fırtınası sorusu: Türkiyeyi nasıl durdurursunuz: Cevap: 16500000(onaltımilyonbeşyüzbin) seçmenin oyunu almış süvari başını durdurmak için bir devlet görevlisine hükümeti düşürmek için uyduruk bahanelerle parti kapatma görevi verirsiniz.
    Cevapla
Daha fazla yorum görüntüle
DİĞER HABERLER
İmamoğlu ve Özel, DSP ile görüşüyor! "Partiyi bize devredin..." Kavala ve Demirtaş detayı!
Devlet Bahçeli talimat verdi! Dünya Kupası öncesi Milli Takım'a anlamlı jest