Erdoğan 'tek gündem'i açıkladı

Partisinin grup toplantısında konuşan Başbakan Erdoğan, 'Sular yokuş yukarıya akmaz' dedi ve bundan sonra izleyecekleri yol haritası ile ilgili çok önemli ipuçları verdi.

Erdoğan 'tek gündem'i açıkladı
Erdoğan 'tek gündem'i açıkladı
GİRİŞ 08.04.2008 11:49 GÜNCELLEME 08.04.2008 11:49

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, bugüne kadar millete bedel ödetecek hiçbir uygulamaları olmadığını, bundan sonra da olmayacağını vurgulayarak, "Şunu herkes bilsin ki sular yokuş yukarıya akmaz, Türkiye, demokrasi mecrasından geri döndürülemez" dedi.


Erdoğan, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, bugün ne diyeceğinin her zamankinden daha çok önem taşıdığını vurgulayarak, şunları söyledi:


"Zira siyasette önemli olan, demokratik duruşunuzu sağ-sol yapmadan ortaya koymaktır. Bugünler elbette geçecektir. Türk demokrasisi, kurum ve kurallarıyla inanıyoruz ki mevcut sorunlarını aşabilecek tecrübe ve olgunluğa sahiptir. Bugünlerden geriye sorunlar değil, onların nasıl çözümlendiği, siyasi aktörlerin bu süreçte ortaya nasıl bir duruş koydukları kalacaktır.


İçinde bulunduğumuz süreç ülkemize hizmet aşkımızdan, demokrasi mücadelemizden hiçbir şey eksiltmeyecektir. Biz, 'Herkes için her vatandaşımız için daha çok demokrasi, daha çok refah' ilkesiyle yola çıktık, bundan sonra da bu istikamette yürüyeceğiz. Halkımızın aklına, vicdanına, hissiyatına tercüman olmaya devam edeceğiz. Milletimize güveneceğiz ve milletimizin hukukunu sonuna kadar savunacağız.


Bugüne kadar milletimize bedel ödetecek hiçbir uygulamamız olmadı, bundan sonra da olmayacaktır. Şunu herkes bilsin ki sular yokuş yukarıya akmaz, Türkiye, demokrasi mecrasından geri döndürülemez.


Dolayısıyla biz yine, demokrasiyi, hukuk devletini, milli menfaatlerimizi,70 milyon insanımızın mutluluğunu, 81 vilayetin yollarını, 40 bin köyümüzün yolunu, suyunu, enerjisini, sularını, şehirlerimizin mamur hale gelmesini, üretimi, istihdamı, rekabeti düşünmeye, halkımızın sağlığına varıncaya kadar meseleleri için çare ve çözüm üretmeye devam edeceğiz."


-"AYNI YOLDA YÜRÜYECEĞİZ"-


Demokrasinin, hukuk devletinin yollarını açmayı, ülkenin istikbalini aydınlatmayı sürdüreceklerini bildiren Erdoğan, "Bugüne kadar kendimizi değil, ülkemizi, milletimizi düşündük, bundan sonra da aynı yolda yürüyeceğiz" dedi.


Modern dünyanın ayrılmaz bir parçası olarak Türkiye'nin çağdaşlaşma mücadelesini sürdüreceklerini kaydeden Başbakan Erdoğan, "Türkiye Cumhuriyeti'nin demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti karakteri güçlenmeye devam edecektir" diye konuştu.


Halka güvenmeyenlerin düşüncelerinin farklı olabileceğini ifade eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:


"Biz, halkımız gibi düşünüyoruz. Türkiye'nin AB'ye tam üyeliği için müzakere kararı alındığında da milli gelirimiz ve ihracatımız üçe katlandığında da hedefimiz, Türkiye'nin aydınlık geleceğinden başka birşey değildi.


Cumhuriyetimizin 100. yılına odaklanan bir iktidar partisiyiz. 70 milyonun hukukunu savunuyoruz. Bu ülkenin 80 vilayetinde milletvekili çıkardık. Türkiye'nin bölünmez bütünlüğünün teminatı olduğumuz gibi, bu iddiaya ulaşan, bu ölçekte ülkemizi bir bütün olarak temsil eden başka bir parti yoktur.


Kavganın, gerilimin, öfkenin tarafı olmadık, değiliz. Milletimizden yanayız ve milletimiz gibi düşünüyoruz. 


22 Temmuz akşamı dediğim gibi; biz yalnızca bize oy verenlerin değil, bize oy vermeyenlerin de emanetini taşıyoruz.


Türkiye, 2002 Kasım'ından bu yana daha güçlü, daha kalkınmış bir ülke olma, daha mutlu, müreffeh yarınlara ulaşma adına doğru olanı yapıyor, doğru istikamette ilerliyor. Bu istikamet, milletimizin gösterdiği istikamettir. Türkiye için yegane doğru istikamettir. Şartlar ne olursa olsun, asla dışına çıkmamamız gereken istikamettir."


-"MİLLETİMİZLE EL ELE"-


Başbakan Erdoğan, 14 Ağustos 2001 yılından bu yana milletin iradesi ve beklentileri doğrultusunda bir yandan Türkiye'yi yaşadığı ağır sıkıntılardan, zorluklardan çıkarmanın, bir yandan da çocuklara yepyeni, aydınlık bir gelecek inşa etmenin mücadelesini verdiklerini anlatarak, "Bu mücadeleyi milletimizle el ele, gönül gönüle vererek, bu ülkenin gelecek hedeflerine kilitlenerek yürütüyoruz" dedi.


AK Parti'nin tek gündeminin, milletin de temel beklentisinin bu olduğunu kaydeden Erdoğan, şöyle konuştu:


"Geçen zaman zarfında bir hususu çok açık ve net olarak müşahede ettik: Türkiye'nin nabzını Ankara'da oturarak tutmanın imkanı yoktur.


Türkiye'nin gelecek heyecanını, çocuklarımızın taze umutlarını, insanımızın üretim azmini Ankara'da oturup sağır koridorların, aşılmaz duvarların, kapalı kapıların ardından duymak mümkün değildir.


Ankara'da felaket senaryoları yazmayı, boş vehimler üretmeyi, düz giden işleri sekteye uğratmayı kendine edinmiş olanlar var. Eğer kendinizi bu atalete teslim ederseniz, Türkiye'nin nasıl bir azim ve heyecanla geleceğe doğru ilerlemekte olduğunu asla bilemezsiniz.


Bu ülkenin bütün şehirlerinde, bütün ilçelerinde, bütün köylerinde artık büyüklüğüne yakışan bir ülke olmanın umudu, hayali yeşermiş durumdadır. Bu dinamizmi, bu atılım heyecanını, milletimizin yediden yetmişe her ferdinin aynı kararlılıkla sahiplendiği bu varoluş iradesini görmek için Türkiye ile kucaklaşmanız gerekir."


AK Parti Genel Bakanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Bu ülke, kayıp yıllarını, boşa harcanmış zamanını geri kazanmakta kararlıdır. Bunu da hangi siyasi anlayışla, hangi siyasi partiyle kazanacağını çok iyi biliyor" dedi.


Partisinin TBMM grup toplantısında konuşan Erdoğan, Hükümet oldukları ilk günlerden bugünlere kadar milletle muhabbetlerini kaybetmemeye, soğutmamaya, bağlantılarını koparmamaya özellikle dikkat ettiklerini, hassasiyet gösterdiklerini bildirdi.


"Biz, siyasetini millete dayatanlardan değiliz. Biz, siyasetini milletin doğrularından çıkarmaya gayret eden bir çizgiyi temsil ediyoruz" diyen Erdoğan, kendilerinin milletten ayrı düşmelerinin ve ayrı düşünmelerinin de söz konusu olmadığını belirtti.


Son bir ayda ülkenin yoğun siyasi gündemine rağmen yine bir çok ile, bölgeye giderek vatandaşlarla kucaklaşmayı, onların dertlerini, fikirlerini dinlemeyi ihmal etmediklerini anlatan Erdoğan, bazılarının buna bir türlü vakit bulamamalarını kendi yanlışları olarak nitelendirdi. Erdoğan, "Bizim doğrumuz halkımızla irtibatı, ünsiyeti, muhabbeti asla ve asla koparmamaktır" dedi.


Erdoğan, son bir ay içinde çeşitli vesilelerle Türkiye'nin batısından doğusuna, kuzeyinden güneyine bir çok ili dolaştığını, insanlarla kucaklaştıklarını, dertlerini, şikayetlerini dinlediklerini belirterek, şöyle konuştu:


"Uşak'ta, İzmir'de, Manisa'da, Siirt'te, Batman'da, Şanlıurfa'da, Mardin'de, Edirne'de, Yalova'da, Malatya'da, Bursa'da, Trabzon'da, Erzurum'da milletimizin gelişme heyecanının, medeniyet aşkının ne kadar canlı olduğunu gördük ve mutlu olduk. İnsanlarımızın Türkiye'yi neyin felakete sürükleyeceğini, neyin kurtuluşa erdireceği noktasında fevkalade bilinçli olduğunu bir kere daha hamd olsun müşahede ettik. Türkiye'yi doğru okuyamayan, doğru değerlendiremeyenlerin bundan daha iki gün önce bizimle birlikte Malatya'da birlikte olmalarını, Malatya'da kapalı spor salonunun önünü dolduran onbinlerce insanın gelecek heyecanına tanık olmalarını isterdim. Genci yaşlısı, kadını erkeği, şehirlisi köylüsü, işçisi memuru hepsi oradaydı ve Türkiye'nin aydınlık geleceğe yaptığı yürüyüşün geri dönülmez yol olduğunu haykırıyordu."


Aynı durumu Erzurum, Yalova, Edirne, Bursa'da ve nereye giderlerse gördüklerini, gittikleri her yerde bu coşkuyu, heyecanı, umudu, azim ve kararlılığı bire bir yaşadıklarını kaydeden Erdoğan, bunu Ankara'da kalarak değil, bizzat yerinde yaşadıklarını söyledi.


Erdoğan, "Bu ülke, kayıp yıllarını, boşa harcanmış zamanını geri kazanmakta kararlıdır. Bunu da hangi siyasi anlayışla, hangi siyasi partiyle kazanacağını çok iyi biliyor. Bu ülke demokrasi ve adaletle, huzur ve istikrarla, birlik ve beraberlikle büyümekte kararlıdır. Milletimiz de bize inanıyor, güveniyor, bizim bu ülkeye hizmet etmek dışında bir muradımız olmadığını, olamayacağını da gayet iyi biliyor" diye konuştu.


-"YILLARCA YAPILMAYAN REFORMLARI YAPTIK"-


Erdoğan, önceliklerinin ekonomi, demokrasi, bir bütün olarak Türkiye'nin hukuku, milletin sofrasındaki ekmeği büyütmek, başta işsizlik ve yoksulluk olmak üzere kronik sorunlarını tek tek çözmek olduğunu kaydetti.


"Hamd olsun AK Parti, geride bıraktığımız 5.5 yılda bu hedefe yönelik tarihi başarılar elde etti ve etmeye de devam ediyor" diyen Erdoğan, AK Parti'nin ekonomide sağladığı dönüşümün, asla gelip geçici, göstermelik, saman alevi gibi yanıp sönen bir değişim olmadığına işaret etti.


2003 ve 2004 yıllarında Türkiye'nin ekonomik göstergeleri rekor seviyelerde çıktığında, bazı çevrelerin bu başarıya kulp takmanın çabası içinde olduklarını belirten Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü:


"Bazıları, eski alışkanlıklarından hareketle, bu başarıların gelip geçici olduğunu savundu. Türkiye'nin ekonomik krizden yeni çıktığını, bu nedenle göstergelerin iyiye gittiğini iddia ettiler, uluslararası konjonktürü bahane ettiler. Bu başarıların, ehil ellerdeki bir idarenin milletiyle birlikte verdiği mücadelenin eseri olduğunu söylemeye dilleri yetmedi, varmadı. Herkes şunu görmelidir; 2002 sonundan itibaren Türkiye ekonomisi çok köklü, çok sağlam ve çok sağlıklı bir dönüşüm yaşamıştır. Yıllarca yapılamayan reformları yaptık."


BAHÇELİ'YE GÖNDERME: ŞİMDİ BÖBÜRLENEN AFRA TAFRA EDENLER..."-


Finansal sektörde, mali alanlarda, para politikalarında, makro ve mikro alanlarda on yıllardır atılamayan adımları kendilerinin cesaretle attıklarını ifade eden Erdoğan, şöyle dedi:


"Sadece 1980 sonrasını söylüyorum; 1980'de ekonomik kriz ve 24 Ocak kararları, 1986'da ekonomik kriz, 1988-1989'da kriz, 1991'de yine kriz, 1994'te kriz ve 5 Nisan kararları, 1998-99'da kriz ve 2001 krizi, diğer adıyla büyük çöküş...Bunları yaşadık mı yaşadık. Her 2-3 yılda bir Türkiye, ekonomik krize girmiş. Şu anda bazı böbürlenenler afra tafra yapanlar var ya... Bunların hepsi o dönemlerde, koalisyon ortakları olarak hükümetlerde bulundular. Düşünün, her 2-3 yılda bir Türkiye'nin dengeleri alt üst olmuş. Türkiye her krizde biraz daha yoksullaşmış, işsiz sayısı biraz daha artmış, gelir dağılımındaki eşitsizlik biraz daha açılmış. Dikkat ediniz; ortada çok açık, çok aleni bir kısır döngü var."


-"BİZ İŞTE BUNLARI YAPTIK"-


Erdoğan, bu kısır döngüden çıkışın nasıl olacağının cevaplarının belli olduğuna işaret ederek, şunları kaydetti:


"Demokrasiyi güçlendireceksiniz. İnsan hak ve özgürlüklerini genişleteceksiniz. Türkiye'ye istikrarı hakim kılacak, bunu muhafaza edeceksiniz. Burada iki sihirli gelime var; güven ve istikrar... Bu güveni ve istikrarı sağlayamaz veya kaybederseniz, bu çöküş yine başlar. Burası çok önemli... Türkiye'nin dış ticaretini artırmak için gereken temasları yapacaksınız. Böyle Ankara'da yan gelip yat, ondan sonra ihracat artsın, yok böyle bir şey. Kimseye kalkıp da 'gel malını bana sat' demezler. Dolaşacaksınız, pazarlayacaksın, anlatacaksın, iş adamlarıyla dünyayı tanıştıracaksın, özgüvenini sağlayacaksın ve ondan sonra ihracatı 36 milyar dolardan 114 milyar dolara çıkartacaksın. Bu, böyle oluyor. Diplomatik atılımları gerçekleştireceksiniz, açılımlar yapacaksınız. Allah aşkına, komşu ülkeleriyle görüşemeyen, diplomatik ilişki kuramayan bir Türkiye'den bugün komşu ülkeleriyle adeta arabulucu konumuna gelen, çözüm üreten bir Türkiye var. Şimdi bu noktadayız. Şimdi onlar, 'acaba bu konuda Türkiye ne yapar' diye Türkiye ile bu tür irtibatlarını kuruyor. Ekonominin acil ihtiyaç duyduğu reformları yapacaksınız. Cesur adımlar atacaksınız, kararlı adımlar atacaksınız. Biz işte bunları yaptık."


Kendilerinden öncekilerin, bunu yapmadıklarını, yapamadıklarını, kriz ve kaos üreterek siyaseti tanzim etme alışkanlığından kurtulamadıklarını belirten Erdoğan, "Millete çok ağır bedeller ödetmek pahasına bu reformları gerçekleştirmediklerini, gerçekleştiremediklerini" söyledi.


Erdoğan, "Her bir ekonomik krizde, milletin sofrasındaki ekmeği küçülttüler, haklarını geri aldılar, emeğini ziyan ettiler ve bütün bunlardan önemlisi, milleti karamsar, milleti umutsuz hale getirdiler. Şimdi AK Parti, bu kısır döngüyü kırdığı için feryat figan ediyorlar" dedi.


Erdoğan, AK Parti hakkındaki kapatma davası sürecinin, ülke ve millet için çok ağır bazı siyasi ve ekonomik sonuçlara yol açacağının görmezden gelinemeyeceğini belirterek, "Ülke ve millet menfaatleri söz konusu olduğunda, diğer siyasi partilerin de çözüm için mutabakat zemininde buluşacağını umuyoruz" dedi.


Erdoğan, Türkiye'nin bugün geldiği noktanın, sadece rakamlarla izah edilebilecek bir nokta olmadığını söyledi.


Demokrasi, istikrar ve güvenin çok önemli olduğunu belirten Erdoğan, dünyaya açılmak, dünyayı takip etmek, rekabette ayakta kalabilmenin; içerde güçlü olmak, güçlü bir ekonomi için, dışarıda da güçlü olmanın, itibarlı olmanın çok önemli olduğunu ve bunu da hiç kimsenin görmezden gelemeyeceğini kaydetti.


Erdoğan, "İnsaf sahibi olan bu alandaki bütün aktörler bunun nasıl olduğunu, nasıl gerçekleştiğini çok iyi biliyorlar. Zaman zaman bizim yanımızda söyleyemez hale geldiler ama bakıyorsunuz ki 'Hakikaten servetimizi bire on katladık...' Bunu da söylüyorlar. Söylemeseler bile rakamlar ortada, rakamlar söylüyor. Kayıt altında olanları konuşuyorum ha. Kayıt dışında olanları konuşmuyorum. Bir de işin o boyutu var" diye konuştu.


Başbakan Erdoğan, Türkiye'nin demokrasiye giriş dersinde sürekli bütünlemeye kalarak güçlü bir ekonomi olamayacağını ifade etti.


Erdoğan, yaşanılan krizlerin, içine kapanan, içine kapanmış Türkiye'nin krizleri olduğunu dile getirerek, "Demokrasi dersinden sınıfta kalan Türkiye'nin krizleridir bunlar. Baştan beri söylediğimiz bir şey var; diyoruz ki ekonomi, demokrasiden, özgürlüklerden, hukuktan soyutlanamaz" dedi.


Demokrasi olmadan, hukukun üstünlüğü sağlanmadan, hukukun evrensel ilkeleri hayata geçirilmeden ekonomik gelişmenin olamayacağını dile getiren Başbakan Erdoğan, milletin de bu durumun farkında olduğunu kaydetti. Başbakan Erdoğan, "22 Temmuz seçimlerini bu minvalde okumak gerekir. Milletimiz, ekmeğiyle özgürlüğü arasındaki bağın şuurunda olarak tercihini yapmıştır. Oyunu bu şekilde vermiştir. Bunu iyi bilin" dedi.


-"301. MADDEDEKİ DEĞİŞİKLİĞİ BAŞKA ADIMLAR İZLEYECEK"-


Recep Tayyip Erdoğan, şunları kaydetti:


"Millet, özgürlüklerdeki genişlemenin ekonomik refahını da artırdığını bilerek karar vermiştir. Demokrasi konusundaki kıstaslarımız yerel değil, evrensel kıstaslardır. AB hedefinin bizim açımızdan en önemli yanı, bu evrensel kıstaslara ulaşmamızı sağlayacak bir yol haritası sunmasıdır. Dolayısıyla bizim AB hedefinde zafiyet göstermemiz asla söz konusu olamaz. AB süreci içerisinde Kopenhag siyasi kriterlerinde verdiğimiz mücadele, Maastricht kriterlerinde de aynı şekilde devam ediyor. Şu anda aynı şekilde bizim müzakereyle ilgili fasıllarımız noktasında, bu çalışmalarımız aynı kararlılıkla devam ediyor. Görüşmelerimizi, kararlı bir şekilde görevde olan arkadaşlarımız sürdürmektedir. Gerek Sayın Cumhurbaşkanımızın, gerek şahsımın, gerek Dışişleri Bakanımın ve ilgili bütün büyükelçilerimizin bu konudaki çalışmaları, komisyonlarda görevli olan arkadaşlarımızın bu konudaki çalışmaları aynı kararlılıkla devam ediyor. Bir müzakere sürecinin içerisindeyiz. Artık adaylık için yol arayan bir Türkiye yok. Müzakere içerisinde olan bir Türkiye var. Yani, biz masada müzakere eden ülke konumundayız. Bunu çok iyi bilmemiz lazım. Tabi bu bizi asla rehavete sevkedemez. Aynı kararlılıkla bu süreci devam ettiriyoruz, devam ettireceğiz.


Türkiye için demokrasinin evrensel standartlarına ulaşmak, tam üyelik hedefinin de üzerindedir. Bundan sonra yaşayacağımız süreç, hükümetimizin AB hedefindeki kararlılığını bir kez daha gösterecektir. Perşembe günü AB Komisyon Başkanı Sayın Barosso ve Genişlemeden Sorumlu Üye Olli Rehn Türkiye'ye gelecekler. Kendileriyle burada süreci değerlendirme fırsatını, geleceğe olan takvimi değerlendirme fırsatını bulacağız. Ancak hukukun genel ilkeleri açısından, gerek içeride gerekse dışarıda tartışmalı sonuçlara yol açan, Türk Ceza Kanununun (TCK) 301. maddesinde gerekli değişiklikleri yapma yönünde adım atmış bulunuyoruz. Bunu, Türk demokrasisini daha da ileriye taşıyacak başka adımlar seri bir şekilde izleyecektir. Öyle zannediyorum ki komisyondaki konuyla ilgili çalışmalar bu hafta içerisinde başlar ve önümüzdeki hafta içerisinde de 301. maddeyi Genel Kuruldan geçiririz."


-AK PARTİ HAKKINDAKİ KAPATMA DAVASI-


Başbakan Erdoğan, dünkü Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) toplantısında, partisinin karşı karşıya bulunduğu kapatma davasıyla ilgili geniş kapsamlı değerlendirmelerde bulunduklarını söyledi.


Bu önemli toplantıda kendi geleceklerini değil, Türk demokrasisinin geleceğini, ülkenin geleceğini konuştuklarını belirten Erdoğan, toplantıda, bu sürecin ortaya çıkarabileceği belirsizlikler ve kamuoyunda oluşan kaygıların da çok boyutlu olarak ele alındığını bildirdi.


-"BU SÜRECİ YÖNETME SORUMLULUĞU SİYASET KURUMUNA AİTTİR"-


Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:


"Mahkeme süreci hiç şüphe yok ki kendi doğal mecrasında ilerleyecektir. Arkadaşlarımız bu konuda gereken çalışmaları başlatmıştır. Ancak bu sürecin, ülkemiz ve milletimiz için çok ağır bazı siyasi ve ekonomik sonuçlara yol açacağını da görmezden gelemeyiz. MKYK, bu sürecin ortaya çıkarabileceği siyasi ve ekonomik bedelleri milletimize, ülkemize ödetmemek hususunda kararlılığını ortaya koymuştur.


Milletimiz adına bu süreci yönetme sorumluluğu siyaset kurumuna aittir. Bu sürecin olumsuz sonuçlarıyla karşı karşıya kalacak olan milletimizin siyasetten beklentilerinin bu yönde olduğu açıktır. Buradaki esas mesele, davanın seyrinden ve neticesinden bağımsız olarak, bu süreç içinde siyasetin sorun çözme kapasitesini muhafaza edebilmesidir. Kamuoyumuzun talebi de bu doğrultudadır. Siyaset kurumu, varlık sebebi olan bu sorumluluğu üstlenmekten kaçamaz, kaçmamalıdır. Kaldı ki ülkemiz ve milletimiz için ağır kayıplara yol açabilecek, siyasi ve ekonomik istikrarın bozulması, birlik ve bütünlüğümüzün zaafa uğramasıyla sonuçlanabilecek böyle bir sürece siyaset kurumunun kayıtsız kalması düşünülemez.


Biz AK Parti olarak, sorumluluğumuzun idraki içinde, üzerimize düşeni yapmakta kararlıyız. Hukuk sistemimizin de demokrasimizin de bu süreçten daha da güçlenerek çıkması için, demokratik siyaset içinde çözüm arayışımız devam edecektir. Ülke ve millet menfaatleri söz konusu olduğunda, diğer siyasi partilerin de çözüm için mutabakat zemininde buluşacağını umuyoruz. Demokratik siyaseti, çare kapısı olarak açık tutmak mecburiyetinde olduğumuzu bilhassa vurgulamak istiyorum."


Başbakan Erdoğan, konuşmasının ardından AK Parti'ye katılan 17 belediye başkanına rozetlerini taktı.










YORUMLAR 17
  • rüstem bostanci 18 yıl önce Şikayet Et
    . Bir insan niye sürekli şöyle başarılıyız ülke şöyle iyi oldu der anlamıyorum. zaten dediği kadar iyi olsa bizde anlarız demi senin söylemene gerek kalmaz. yoksa birşeyleri saklamak mı istiyorsun. ülke batıyorda saklamak mı istiyorsun.
    Cevapla
  • Taha Eldem 18 yıl önce Şikayet Et
    başbakanı kendini tekrarlamakla itham eden yorumcu. kendin, kendini tekrar etmekten kurtarsan süper olacaksın.
    Cevapla
  • Taha Eldem 18 yıl önce Şikayet Et
    301 çıkınca devlet bölünürmüş.. korkmayın devlet bölünmez. ama ateşli 301 savunucuları olan ergenekoncular ülkeyi rahatlıkla bölebilir. ifade özgürlüğü, düşünce özgürlüğü insan olmanın gereğidir. Hiçbir surette engellenemez. 301 hakaret ile eleştiriyi kesin ayıracak bir şekilde düzenlenmelidir. Gerçi her ne kadar düzenlesek te bizim yargıçlar aklıma geldikçe bunların gereksiz olduğunu düşünmekteyim ya.
    Cevapla
  • Taha Eldem 18 yıl önce Şikayet Et
    301 çıkınca devlet bölünürmüş.. korkmayın devlet bölünmez. ama ateşli 301 savunucuları olan ergenekoncular ülkeyi rahatlıkla bölebilir. ifade özgürlüğü, düşünce özgürlüğü insan olmanın gereğidir. Hiçbir surette engellenemez. 301 hakaret ile eleştiriyi kesin ayıracak bir şekilde düzenlenmelidir. Gerçi her ne kadar düzenlesek te bizim yargıçlar aklıma geldikçe bunların gereksiz olduğunu düşünmekteyim ya.
    Cevapla
  • ahmet okutan 18 yıl önce Şikayet Et
    TEK GÜNDEN TUSİAD AYDIN DOĞAN VE DE BRÜKSELLE YOLA DEVAM. Dışardan Brüksel içerden tusiad ve kartel medya vede iştahı kabarmış küresel sermaye AKP ye tam destek veriyor..yolları açık olsun...
    Cevapla
Daha fazla yorum görüntüle
DİĞER HABERLER
Rus İHA'sı otobüs durağına düştü! 2 ölü 15 yaralı
Türk uçakları Yunan bakanı taciz etti mi? Resmi açıklama geldi