Baykal'a göre AK Parti zihniyeti
CHP lideri Deniz Baykal, hükümetin zihniyetinin belli olduğunu bunun her olaydan sonra ortaya çıktığını savundu. Vatan'ı savunan Baykal, İsmailağa cemaatini de eleştirdi.
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, "Türkiye'nin bir süreden beri bir devlet şiddetine maruz kaldığını" söyledi.
Baykal, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada, geçen haftaki bazı olayların, hükümetin zihniyeti, anlayışı ve gerçek siyasi ideolojisinin ne olduğunun ortaya çıkmasını sağladığını ileri sürdü. Baykal, "İktidarın gerçek siyasi zihniyeti geride bıraktığımız dönemde çok açık biçimde ortaya çıktı" dedi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın "Öfke bir hitabet sanatıdır" dediğini anımsatan Baykal, öfke ve şiddeti meşrulaştırmaya yönelik açıklamaları eleştirdi. Bağımsız Tunceli Milletvekili Kamer Genç'e saldırı olayıyla ilgili olarak da "Zorlama, şiddet uygulanmamıştır. Zorlamayı, şiddeti o uygulamıştır" diye Erdoğan'ın açıklamada bulunduğunu söyleyen Baykal, "Görüldü ki çok tehlikeli bir tabloyla karşı karşıyayız. Bunu söyleyebilen zihniyet, her şeyi yapabilir" diye konuştu.
Baykal, daha sonra yaşanan olayların, bazı gerçeklerin anlaşılmasına yardımcı olduğunu ifade ederek, şöyle konuştu:
"1 Mayısın ötesinde Türkiye, bir süreden beri bir devlet şiddetine maruz kalıyor. Devlet yetkilerini, kendisine emanet edilmiş olan yetkileri, milletin mutluluğu için, güvenliği için, barışı ve huzuru için kendisine tevdi edilmiş yetkileri, bir süreden beri kendi özel hesapları için kullanıyor izlenimi ortaya çıkmaya başlamıştır. Bu çok tehlikeli bir olaydır. Devlet yetkilerinin haksız bir biçimde özel hesaplar, yararlar ve bekleyişler için kullanıldığı kuşkusunun toplumda yerleşmesi, devlete olan güvenin çok ciddi sarsılması sonucunu doğurur. Çok vahim olaydır."
Baykal, bunun işaretlerini geçmişte de zaman zaman gördüklerini, 100. Yıl Üniversitesi rektörü ve yakın çalışma arkadaşlarının "hiçbir makul gerekçe ortaya konulmadan, olağanüstü bir telaşla gözaltına alındığını ve tutuklandığını" anlattı. Bu kişilerin uzun süre neyle suçlandıklarını öğrenemediklerini, genel sekreterin bu acıyı taşıyamadığını ve isyanını, intihar ederek ortaya koyduğunu ifade eden Baykal, çok uzun süre sonra iddianamenin ortaya çıktığını, yargılamanın başladığını, sonradan söz konusu uygulamayı haklı kılacak tablonun olmadığın görüldüğünü savundu. Baykal, "Bu yanlışlığın sorumluluğunu kim üstlendi? Bir trajedi yaşandı. Ne oldu?" diye sordu.
-GENCAY GÜRSOY'UN GÖZALTINA ALINMASI-
Türk Tabipler Birliği (TTB) Genel Başkanı Gencay Gürsoy'un bir kaç gün önce kaldığı otelde gözaltına alındığını anımsatan Baykal, şöyle konuştu:
"Neymiş 4 yıl önce bir dava açılmışmış, onun yazı yazdığı mesleki bir dergi varmış, o derginin bir davası varmış, 4 yıldan beri bulunamıyormuş... Her gün ortalıkta. Bulunamıyor... Birden bire 1 Mayısta yaşanan olaylara tepki olarak çıkıp, o zorbalığı kınadığını ilan edip, İstanbul'daki yöneticileri hesap vermeye çağırdığı, suçladığı toplantıdan sonra, birden bire sabaha karşı alınıp götürülüyor. Bu, ne arkadaşlar? Bu, insan hakları mı, demokrasi mi, özgürlük mü, hukuk devleti mi? Ne bu? 'Canım yetkisi var, alıyor.' Evet, yetki var tabi. Yetkiyi sorgulamıyorum. Yetkinin kullanılışındaki zihniyeti, anlayışı toplumumuzun sorgulamasını istiyorum. Oradan bir resmi görmesini istiyorum. Bir fotoğrafı çekmesini istiyorum. Bir zihniyeti tespit etmesini istiyorum. 'Canım işimiz gücümüz yok, bunlarla mı uğraşacağız. İşte birisini alıvermişler.' Olur mu canım, olur mu canım? Olursa ne olur? Olursa, bunlar olur."
-"SİYASETÇİLER, KENDİLERİNİ SAVCI YERİNE...'-
Türkiye'de bir süreden beri siyasetçilerin, kendileri savcı yerine, hatta yargı organı yerine koyarak, ülkenin sorunlarıyla ilgili tespitler yaptıklarını, iddialar sergilediklerini ve o iddialar etrafında yetkili mekanizmaların harekete geçmesini sağlamaya çalıştıklarını öne süren Baykal, şöyle devam etti:
"Bugün Türkiye'de öyle kapsamlı suçlamalar, öyle dehşet verici senaryolar siyasetçiler tarafından ortaya atılmıştır ki bunların kanıtlaması görevi adli mekanizmalara havale edilmiş, adli mekanizmalar da bunu kanıtlamak için aylardır çırpınır hale düşmüşlerdir. Çok acı bir manzara. Teşhisi yapan siyasetçi dedi ki 'Danıştay olayının arkasında bir çete var, o çetenin içinde CHP Genel Başkanı Deniz Baykal da var.' Şimdi o çeteyi ispatlamaya çalışıyor. Çıkmıyor bir şey. Aylardır bu çeteyi bulmaya çalışıyoruz. Ayıp oluyor. Hukukun üstünlüğü, yargıya saygı, insan hak ve özgürlüklerin kutsallığı ve değeri, insanları haksız yere itham etmemek, insanları neyle itham edildiklerini öğrenme konusunda 1 yıla yakın süre oyalamamak, savsaklamamak. Bunlar asgari sorumluluklar değil mi? Siyasetçi hükmü vermiş, bekliyoruz. Hadi çıksın bakalım, neymiş öğrenelim. Ne var ortada? Daha bir şey yok. Ne zaman olacak? Bekleyin olacak. Hangi demokratik hukuk devletinde, 1 yıla yakın süre insanlar neyle itham edildiklerini dahi bilmeden tutuklanırlar, gözaltında bulundurulurlar? Bunu doğal karşılamak mümkün mü? Ne biliyorsanız çıkın söyleyin. Bu tablo iyi bir tablo değildir. Eğer bu böyle olursa, 'Vay sen beni suçladın, gel buraya' diye her kamu görevlisi kendi yetkisi ve kudreti dahilinde elinden ne gelirse, onu uygulamaya kalkar. Kalkarsa ne olur, demokrasi olmaz, hukuk devleti olmaz. Gücü yeten, gücü yetene olur. Devlete verilmiş yetkiler, en büyük sorumlulukla kullanılması gereken, büyük vebal taşıyan yetkilerdir."
-VATAN GAZETESİ MUHABİRİNE SALDIRI OLAYI-
Vatan Gazetesi ekibinin, İstanbul'da bir cemaatin yeni yerleşme alanını kamuoyunu anlatmak için çalışırken dövüldüğünü de anımsatan Baykal, bunların iyi şeyler olmadığını söyledi. Baykal, "Artık Türkiye'de özel himayeye tabi, sırtını devletin içindeki belli odaklara dayamış, fiili güç merkezleri ortaya çıkmaya başlamıştır. Vatandaş giderek hakkını, hukukunu, devletin karşısında savunabilir olmaktan çıkmaya yönelmiştir. Bunlar çok yanlış işler. Türkiye, artık giderek kararıyor. Ülkenin siyaseti, ufku hızla karartılıyor" diye konuştu.
-BARROSU'NUN AÇIKLAMASI-
AB Komisyonu Başkanı Barroso'nun, "Türkiye'nin demokrasiyi ve laikliği yapısal olarak sürdürme sınavını verip veremeyeceği konusunda hepimiz tereddüt içine düştük" dediğini anlatan Baykal, Türkiye'de demokrasi ile laikliği yapısal bir biçimde birlikte sürdürme imkanının belki de artık ciddi ölçüde kaybolmakta olduğunu Borroso'nun da söylediğini ifade etti.
Yabancıların daha önce, "Türkiye'deki sorun, laiklikle ilgili bir sorun değildir. Laikliği yönelik tehdit yoktur. Birileri laikliği bahane ederek, demokratik rejimi askıya alma çabası içindeler" şeklinde bir anlayışla Türkiye'ye baktıklarını anlatan Baykal, şöyle konuştu:
"Barroso, buraya geldi, temaslarını yaptı. Sanıyorum tabloyu daha gerçekçi bir şekilde algılama imkanına sahip oldu. Gördü ki 'Olay, sadece bir bahane olarak laikliğe yönelik tehlikenin, tehdidin kullanılmasıyla ilgili değil. Gerçekten Türkiye'de laikliğe yönelik bir tehlike vardır. Önemli bir olaydır. Laikliğin ortadan kalkması, Türkiye'yi de dünyayı da yakından ilgilendirir. Demokrasi içinde bunu bağdaştırmak acaba mümkün olacak mı diye, böyle bir sorunla karşı karşıyayız diye o da düşünmeye başlamıştır."
-"VİTRİNE KONULACAK ÖRNEK DİYE KONUŞULUYORDU"-
"Türkiye'yi bu noktaya kim getirdi?" diye soran Baykal, şöyle devam etti:
"Türkiye, 10 yıl önce böyle bir sorunla karşı karşıya mıydı? Türkiye'de laiklik ve demokrasinin birbiriyle yapısal çatışma içinde olabileceğine dair bir teşhis var mıydı? Dışardan bakanlar böyle teşhis yapıyorlar mıydı? Tam tersine, 'Muhteşem bir Türkiye modeli var. Hem laiklik, hem İslamiyet, hem demokrasi, hepsi bir arada. Vitrine konulacak örnek' diye herkes Türkiye'yi konuşuyordu. Ne oldu? Bu tablo, milletin talebiyle, zorlamasıyla ortaya çıkan tablo değildir. Millet aynı millettir. Ama bir şey değişti. Türkiye'yi 6 yıldan beri bu konularda gizli hesapları olan, belli projeleri olan, Türkiye'nin laik kimliğini tehdit edip, cumhuriyetin kazanımlarını ortadan kaldırmaya sinsi sinsi gayret eden bir ekip yönetmektedir. Bunun sonucunda, bu sorun ortaya çıkmıştır."
Milletin bunu istemediğini ama milletin çeşitli isteklerine dayanarak iktidarı elde edenlerin kendi projelerini yürürlüğü koymaya kalktıklarını ifade eden Baykal, bugün Türkiye'nin dünyanın gözünde yapısal, temel siyasi varoluş sorunlarıyla karşı karşıya bir ülke haline dönüştürüldüğünü söyledi.
'AKP'Yİ GİDEREK, MÜTAREKE DÖNEMİNİN DAMAT FERİT PAŞA HÜKÜMETİNE DÖNDÜRÜYORLAR"
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Türkiye'nin AB ile ilişkilerine en büyük darbeyi, AB adına gelip Türkiye'de uluorta, patavatsızca konuşan siyaset adamlarının vurduğunu savunarak, "AKP'nin başı derde girdikçe, bazı AB yöneticilerinin saldırganlığı artıyor, CHP'yi hedef yapmaya başlıyor. Böyle yaptıkça, AKP'yi giderek, mütareke döneminin Damat Ferit Paşa hükümetine döndürüyorlar" dedi.
Baykal, partisinin TBMM grubundaki konuşmasında, Sabah-ATV satışını gündeme getirdi, bazı AB yöneticilerine eleştirilerde bulundu.
Bunu, unutturmayacaklarını, mazur görebilecekleri bir olay olmadığını belirten Baykal, TBMM'nin, konuyu bütün ayrıntısıyla konuşması gerektiğini bildirdi.
Kredi veren bankaların sicil amirinin Başbakan Recep Tayyip Erdoğan olduğunu iddia eden Baykal, "Koç'tan teminat isteyeceksin, bunlardan istemeyeceksin" dedi.
Erdoğan'ın, gazetecilere "Ben müdahale etseydim fiyatı indirirdim, fiyat yüksek" dediğini savunan Baykal, fiyatın yüksek olmasının, malı alana bir zararının bulunmadığını söyledi. Baykal, "Aldığın malın yüzde 80'ini krediyle ödüyorsan, sana zarar vermez. Ama kendi paranla tıkır tıkır alırsan, işte o zaman zarar verirsin. Fiyatın yüksek olmasının, senin damadına ne zararı var?" diye sordu.
Baykal, Erdoğan'ın şimdiden avukatlarına talimat verip, hazırlığını yaptırması gerektiğini ifade ederek, bunun, TBMM'ye gensoru olarak geleceğini bildirdi.
-"İLERİ GERİ KONUŞAN SİYASETÇİLER"-
CHP Genel Başkanı Baykal, Türkiye'nin AB ilişkilerindeki en büyük sorunun; AB adına Türkiye'ye gelip, ileri geri konuşan siyasetçiler olduğunu ileri sürürek, "Türkiye'nin AB ile ilişkilerine en büyük darbeyi vuran, zararı getiren, AB adına gelip Türkiye'de uluorta, patavatsızca konuşan siyaset adamlarıdır" dedi.
Türkiye'de bu konuşmalarının, anlayışla karşılanmasının mümkün olmadığını vurgulayan Baykal, AB yöneticilerinin bir an önce bu konuyu ciddiye alarak, ne söylediğini bilmez insanlara, Türkiye'yi anlatmaları gerektiğini söyledi.
Baykal, şöyle devam etti:
"Bunlar Türkiye'yi, tarihini, modernleşme mücadelesinin 80 yıldır nasıl yürütüldüğünü bilmezler, demokrasinin hangi tehditlere, nasıl maruz kaldığını, laikliği, cumhuriyeti bilmezler. Türkiye'ye gelirler, kulaktan dolma, yarım yamalak bilgilerle, onun bunun yönlendirmesiyle, en hassas konularda, en ağır iddiaları söylerler, geçerler. Olmaz, böyle ilişki götürülmez. Türkiye, AB ilişkilerine yardımcı olacak anlayış değildir. Herkes aklını başına alsın.
AKP'nin başı derde girdikçe, bazı AB yöneticilerinin saldırganlığı artıyor. CHP'yi hedef yapmaya başlıyorlar. Böyle yaptıkça, AKP'yi giderek, mütareke döneminin Damat Ferit Paşa hükümetine döndürüyorlar. O laflar bize zarar vermez, bizi etkilemez."
-"HAD BİLDİRMEYİ ÜSTLENMEK İSTEMİYORUZ"-
Hükümetin ya da AB yöneticilerinin, bu kişilere haddini bildirmesi gerektiğini vurgulayan Baykal, en hassas konularda, herkesin olağanüstü dikkatli olması gereken kritik dönemde, bilir bilmez hüküm vermeye, AB adına bu şekilde davranmaya izin verilmemesini istedi.
Kendilerinin, had bildirmeyi üstlenmek istemediğini belirten Baykal, "Bir an önce hükümet, AB yetkilileri, gerekeni yapsın. Herkes haddini bilsin" dedi.
-
bekir sahin 18 yıl önce Şikayet Etezberimizde. Her şey planlı sanki. vatan ortalıyo baykal şutunu atıyo. bu karelerle büyüdük yeter artık. zamanında müslüm gündüzlere ali kalkancılara devleti yıktırıp devler kurdurdunuz. puslu ortamı oluşturmak için var gücünüzle çalıştınız. bu arada götüren götürdü. analayın millet uyandı artık. ayıbınızı yüzünüze vuruyor.Beğen
-
Ekrem BAŞ 18 yıl önce Şikayet Etsayın baykal. yahu bir bak şu yorumları hakkında bir tane iyi yorum yapan varmı,ben olsam bir düşünürüm sanma ki ben akp liyim kesinlikle deyilim ama şunu bilki seni muhalefet lideri olarak düşünmek bile istemiyorum.senin ülkeyi batağa götürmekten başka bişey yaptığın yok bırak bunlarıda birlik olun bu ülkeyi geleceğe taşıyın huzur ve refah bir ülke olarak,insan şöyle oturup bir düşünse ülkenin 10 yıl sonra ne halde olabileceğini görüyor ama malesef sen...? artık bilmiyorum kimlere hizmet ediyorsan.Beğen
-
nihat karamavuş 18 yıl önce Şikayet Etkuzey taraf... bu ülke ne zaman bu cumhuriyet ve laiklik simsarlarından kurtulursa SOSYAL VE EKONOMİK REFAHA kavuşur..bunun akıl hocası demireldir...oda bunun gibi tutarsızdı..ülkeyi elli yıl geriye taşıdı şrfz...Beğen
-
leyla sarı 18 yıl önce Şikayet Etsabah-öğle-akşam baykal tesbihatı. baykalın tesbihatı;laikim, laiksin,laiksiniz,laikler,laikiz,laiksiniz,laiksiniz,laikleriz,laiklersiniz.laikmisiniz,laikmiyiz,laikiz,laikmişiz,laikmişsiniz,laiklermiş....Beğen
-
Beraat Mehmet 18 yıl önce Şikayet EtBaykaldan Bişi Rica Etsem Yaparmı Acaba. Ricam şu yalvarırım artık medyaya kamera önüne çıkma konuşma sus artık öneri sunacağına devletin kalkınmasına katkıda bulunacağına nereleri neleri savunmaya kalkıyorsun hükumete deki şunu yap bunu yap yatırım yap imalat yap ihracat yap de ama olmadık şeylerle gündeme gelme hükumete kim ama kim karşı olursa onun yanındasın kimin yanında olursan ol ama milletin midesini beynini bulandıranların yanında olma rica ederim.Beğen