Çok çalışıp başöğretmen olana tayin yok!
Eurovision'da finale kalan 10 ülke
2020 için aday kentler belirleniyor
Atama bekleyen öğretmenlere kötü haber
Deniz Seki'ye 6 yıl hapis kararı çıktı
18 Haziran 2008 11:30 - 1 Yorum - 13,799 Okunma
İşe yeni alınan bir ofisboy´un yaptığı inanılmaz hata! Saflığından mıdır, söylenilenleri dikkatli dinlemediğinden midir? Bilinmez... Okurken kahkahalara boğulacağınız, patronunu zor durumda bırakan bir ofisboy´un hikayesi..
Zavallı adam, gün boyunca koyu koyu çaylar içmişti. Fakat ne çare barsaklarındaki atların dört nala koşmasına mani olamamıştı… Ne yapabilirdi ki şu an?.. Beklemekten başka, hiiç!
İş alemindeki telefonlardan, akşamın belirli saatinde ‘kaçmazsan’ kurtulamazsın… Hele böyle ‘kritik’ durumlarda, vaktin büyük bir kısmını ‘orada’ geçtiği günlerde de hiç çekilmez olur telefonlar.
İş, iş, iş…
Peki ya barsaklar?..
Toparlanmaya başlamıştı zavallı.Canından bezgin görünüyordu. Cep telefonunu kapatıp çantasına koyarken masasındaki özel hattı çaldı. Aspirin çiğniyor gibi oldu suratı. Bu kısa konuşmada sadece;’Alo’ ve ‘yarın ara’ sözleri çıktı ağzından. Zile bastı. İşe yani aldığı ofisboy tıklattığı kapıdan içeri girdi.
-Kimler var?
-Herkes gitti efendim.
-Bilgisayarlar kapalı mı?
-Evet efendim.
-Pencereleri kontrol et. Tuvalete saksı koymayı unutma!..
Ofisboy pencereleri tek tek kontrol ederken düşünüyordu. İlk defa ‘en sona’ kalmıştı.Mesai arkadaşlarının bildiği bir şeydi bu mutlaka da, o anlayamıyordu. Son isteğin çiçekleri sulamak veya yıkamak için olmadığı kesindi. Çünkü tuvalete sığmayacak kadar çiçek vardı bu işyerinde…
Peki neden konuyordu saksı tuvalete?
Cevap bulamayınca, patronun bugüne özel ekşi suratını tekrar görmeye razı oldu.
-Efendim anlayamadım…Hangi saksıyı nereye koyacağım?
Elemanının yeni olduğu geldi aklına adamcağızın.
-Dekorasyonun güzel olduğuna bakma , dedi. Bu semtteki binalar eski. Tuvaletlerden kol kadar fareler çıkıyor. Ortalığı mahvediyorlar. Her akşam deliğe saksı koyuyoruz. Orada, yakın bir yerdedir.
Anlar gibi oldu ofisboy… Çiçeklere baktı. En yakın mutfak penceresinin önünde dört tane saksı vardı. Üçü tül yapraklıydı ve kırmızı kırmızı çiçek açmıştı. Onlara kıyamadı. Diğeri kocamandı ve içinde sert dikenli bir kaktüs vardı. Aldı onu. Götürüp güzelce tuvaletin deliğine yerleştirdi. Farelerin ordusu gelse giremezdi artık içeriye!..
Başka bir işi olmadığını öğrendiğinden iki dakika sonra çıktı. Patronu ceketini giymiş ve son telefon konuşmasını yapıyordu. Caddeye indiği sırada ortalık birden karardı. Yukarıya baktı, kendi çalıştığı işyerinin pencereleri de ışıksızdı. Sokağın boydan boya elektriği kesilmişti.
Durdu, düşündü.. Ama tekrar yukarı çıkmasının bir anlamı yoktu. Bastığı yere dikkat ederek yürüdü, gitti.
Aksiliğin, gelirse üst üste geldiğini düşündü adamcağız. El yordamıyla masasını toplamaya çalıştı. Fakat o sırada barsaklarında yeniden müthiş bir hareket başladı. Bir kibrit çaktı. Alev, bir an odasını aydınlatırken masadan alacaklarını aldı. Yürüyeceği yeri kontrol etti. Hızla çıkış kapısına kadar yürüdü. Elinde ne varsa yere bıraktı.Tuvalete yetişmeliydi. Avucunu karnına bastırdı. Kibriti tuttuğu parmağı yanınca ortalık tekrar zifiri karanlığa gömüldü.
Ve tam onbeş saniye sonra tuvaletten canhıraş bir feryat yayıldı karanlığın içine!..
Ama öyle bir feryat ki!..
İşyeri karanlıklar içindeydi adamın. Şimdi bir de ‘dünyası’ kararmıştı! Oturmasıyla ‘kavrulması’ bir oldu. Gözlerinden kızgın zeytinyağı gibi yaşlar fışkırmıştı. Üstelik karnındaki jilet tadında ağrıları dindirecek ‘işi’ de yapamamıştı.
-Salaaak… Diye bağırdı yeni işe aldığı ofisboyunu düşünerek. Aynı iğneleri ellerine de yeme pahasına, kocaman kaktüs saksısını aldı oradan. Kapının arkasındaki, hergün kullanılan içi boş toprak saksısının yanına koydu. Sonra, hayatının en zor ‘işi’ni yaptı. Fakat durulacak gibi değildi. Doğru dürüst temizlenememişti bile…Aceleyle toparlandı. Kapıyı kilitlerken çalan telefona söylendi. Bir de asansöre… Elektrikle çalıştığı için!..
Merdivenlerden inmenin bu kadar zor olduğunu fark etmemişti hiç! On dakika sürdü karanlıkta ve acılar içinde dış kapıya varması.
Allah’tan çok yakındaydı arabası. Kapıyı açtı ve bitap vaziyette kendini koltuğa bıraktı ki!..Arabasını bugün kullanamayacağını, hatta oturamayacağını anladı! Güç bela kendini attı arabadan, kapıyı kilitledi. Sünnet olmuş çocuklar gibi yürüyerek caddeye çıktı. Bir taksi çevirdi. Arka koltuğa elleri ve dizlerinin üzerinde binmek isteyince taksici pirelendi ve bağıra çağıra onu aşağı indirdi.
İkinci taksi durduğu an; ‘hastayım’ diye bastı feryadı. Yine emekler gibi çıktı arka koltuğa…
-Polis çevirirse mesuliyet almam, dedi sürücü.
Polis görecek göz mü vardı artık onda?...Son gelen karın ağrısı yüzünden dişlerini biraz daha sıktı… Ve hızla en yakın özel hastaneye doğru uçtular.
Açık kalan delikten çıkan kocaman fareler, karanlık büronun kapısı önünde unutulmuş evrakları yiyordu.
(Not: Boşuna sevinmeyin… O, ben değilim!)
Bul Beni /Yazan:Muammer Erkul /Zafer Yayınları
Hazırlayan:Sidelya Nur
ETİKETLER
Haber? 09 Haziran 2008 16:15 - Toplam 124 kişi beğendi.
Editör bey.. Haber nerede Allah aşkına? Havalar ısındı ya artık..Klima yoksa gönderelim çalışma odalarınıza..
+ Bu Yorumu Beğen09 Haziran 2008 15:50 - Toplam 69 kişi beğendi.
yazıyı gören varmı ben göremiyorumda.
+ Bu Yorumu BeğenNeden şimdi (2) 06 Haziran 2008 14:02 - Toplam 72 kişi beğendi.
Baykal bile, AKP için; “Bırakalım bunlar gelsin ve bu enkazın altında kalsınlar” dedi. AKP’nin iktidar olmasına pek ses çıkarmadılar.Hatta kartel medyası içinden destekleyenler bile çıktı. Desteklerken kıs kıs gülüyor,”Nasılsa bunlar ortalığı biraz toparlar, ama milletin kemerini sıkarak canına okurlar,biz de bir taşla iki kuş vurmuş oluruz” diye düşündüler. Düşündükleri gibi olmadı.Türk ekonomisi çok kısa sürede istikrara kavuştu. Bu istikrar AKP’nin oylarını artırmasıyla tescil edildi
+ Bu Yorumu Beğen Yorumun Devamı31 Mayıs 2008 00:47 - Toplam 57 kişi beğendi.
+ Bu Yorumu Beğen31 Mayıs 2008 00:12 - Toplam 43 kişi beğendi.
+ Bu Yorumu Beğen
Ünlü model Naomi Campbell, Batı Şeria'da kutsal sayılan Beytüllahim kasabasını ziyaret etti.
GAZETE MANŞETLERİ
| İmsak | Güneş | Öğle | İkindi | Akşam | Yatsı |
Hasan Öztürk Uludere'deki zokanın misinası!
Mehmet Ali Bulut Propaganda savaşında Suriye 2-0 önde
Yaşar İliksiz Nelere kadirmişsin ey Hz. Kapital!
Mustafa Yürekli Gümüşpala Paşa niçin hayal kırıklığı oldu?
Feride'nin günlüğü Hz. Hatice çocuk da yapmıştır kariyer de!
Arif Altunbaş Arap baharı nereye?
Deniz Ergürel İnternetin görünmeyen filtreleri hayatımızı şekillendiriyor
Ayşegül Yıldırım Kara Umre Notları - 8 Medine'den Mekke'ye