Gerçek katil ya o değilse…

  • Gerçek katil ya o değilse…
    Prof. Osman Özsoy
    Haber 7

25 Temmuz 2008 07:33 - 4 Yorum - 12,447 Okunma

Süren soruşturmaların yandaşlık veya karşıtlık duygularıyla örselendiği günümüzde vicdani muhasebeye daha fazla ihtiyaç var... Keşke bunlar yaşanmasaydı...

Yüz insan öldürdüğü mahkemece sabit olmuş bir suçlunun arkasından “kaaatil” diye bağırabilirsiniz. Ama eğer yapmadıysa “hırsızzz, sahtekâr…” diye bağıramazsınız. Azılı bir katil için bile, suçlu kişiliğinden yola çıkarak işlemediği bir başka suçu kendisine atfetmek bir zulümdür, bir adaletsizliktir.
Binaenaleyh, tanımadığım, hatta gıyaplarında kendileri hakkında zerre kadar pozitif kanaat taşımadığım insanlar için bile, haklarında ne tür bir suçlamada bulunulmuş olursa olsun, şimdiye kadar gözaltına alınan hiç kimse hakkında “oh canıma değsin” duygusu yaşadığımı hatırlamıyorum.
Devamlı surette, inşallah kendileri hakkında iddia edilen şeyler doğru değildir beklentisi içinde kalmayı daha insani buldum. Çünkü iddia edilen şey sadece suçlananın hayatını karartmıyor ki… Yakın aile ve dost çevresi de büyük yara alıyor. En azından eğer varsa eş ve çocuklarının hallerini bir düşünsenize… Okulda ve mahallede arkadaşları arasında ne hale gelirler.
İddia; adı üzerinde iddiadır. Gerçekler ancak adil bir yargılama sonucunda ortaya çıkar ve hâkimler önlerine konulan delillerden yola çıkarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verirler. Eğer iddia edilen şeyler daha baştan doğru kabul edilseydi, yargılamaya ne gerek kalırdı…
Ya o değilse…
Tanınmış bir adam çıksın, Taksim Meydanında kalabalıkların ortasında birini silahla tarasın. Görünüşte cinayeti o işlemiştir. Olayın ardından kaçmış, daha sonraki saatlerde veya günlerde diyelim ki yakalanmıştır. Şimdi nerden bileceğiz gerçek katilin o olduğunu.
Teknolojinin nimetlerinden yararlanarak gerçeğe yakın yapay bir yüz maskesi ile suçlanan kişiye benzemek suretiyle cinayeti işleyen bir başkası olamaz mı gerçek katil…
Demek ki göz neyi görmüş olursa olsun, suçlananlara kendilerini savunma hakkı vermek önemlidir. ‘Herkes görmüş kardeşim, daha neyi savunacaksın’ dememelidir.
Bu değerlendirmeyi sadece gündemdeki tartışmalarla ilgili olarak değil, sıradan suçlamalardan sansasyonel davalara kadar her türlü dava için bir etik yaklaşım olarak ele almayı bugünlerde gerekli gördüm.
Bilgi kirliliğinin yaşandığı, süren soruşturmaların yandaşlık veya karşıtlık duygularıyla örselendiği günümüzde bu noktaları hatırlatmayı vicdani bir sorumluluk addettim.
Anadolu’da yaygın olduğu şekliyle, tüm suçlananlar için Allah kurtarsın temennilerimizi bu vesile ile ifade etmiş olalım. Sevmediğiniz, hatta nefret ettiğiniz insanlar bile olsa, kimsenin gereksiz yere mağdur olmasına ve hak ettiğinden daha fazla ceza almasına razı olunmamalıdır.
Milli Çözüm ölçüyü kaçırınca…
Gazetecilerin bazı avantajları vardır. Periyodik yayınların birçoğu ve yeni çıkan kitaplar adreslerine ücretsiz gönderilir. Bu sayede ülkenin dört bir yanında çıkan dergi ve kitaplardan haberdar olurlar.
Kaçıncı sayısı idi bilmiyorum ama bundan 3 yıl kadar önce Milli Çözüm dergisi de birkaç sayı adresime ulaştı. Derginin üslubu çok rahatsız ediciydi. Bir Müslüman’a yakışmayacağını düşündüğüm ağır üslup, iddia ve ithamlarla bazı isimler sürekli karalanıyordu.
Herhangi bir vesile bana e-mail atan okuyucularım bilirler. Eğer e-mailleri spam’a düşerek herhangi bir şekilde gözümden kaçmamışsa, ağır eleştiri, hakaret, sövgü içeren e-maillere bile iki kelime de olsa usulünce cevap vermişimdir. Gmail gönderilen e-maillerin adreslerini otomatik tuttuğundan, sadece okuyucu ile yazışmak için kullandığım yazaramesaj@gmail.com adresimde bakıyorum 4 binden fazla e-mail adresi birikmiş. Yani o kadar okuyucuya cevap vermişim.
Sözü şuraya getirmek istiyorum.
Atalarımız “keskin sirke küpüne zarar” derken ne güzel söylemişler. Hakikaten sivri dilli olmanın kimseye faydası yok.
Basına yansıyan haberlere göre, Ergenekon iddianamesinde yer alan en esaslı gerekçelerin başında, ‘halkı meşru hükümete karşı tahrik ve isyana teşvik etmek’ suçlaması da yer alıyor.
Malum, hafta başında Konya merkezli 5 ilde düzenlenen operasyonda aralarında Milli Çözüm Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Akgül'ün de bulunduğu 7 kişi gözaltına alındı. Akgül, gazetecilerin iddialar hakkındaki soruları karşısında, ''Hakkımdaki iddiaları ben de bilmiyorum'' demiş.
Tercüman’da yazdığım günlerde 3 yıl önce Milli Çözüm dergisi elime ilk ulaştığımda, hem bir teşekkür etmek, hem de dergi hakkındaki genel izlenimimi aktaran bir e-maili derginin iletişim adresine göndermiştim. Bir sonraki sayıda fark ettim ki, derginin editörü o sayının sunuş yazısında e-mailime yer vermiş.
Önce o satırları aktarıp, ardından bir çift kelamla yazıyı bitirmek istiyorum. Derginin Haziran 2005 sayısında şöyle yazmışlar;
“Halka ve Olaylara Tercüman’dan Osman Özsoy Bey'in yaptığı gibi, samimi ve seviyeli tenkit ve tekliflerden ötürü, elbette memnun olmaktayız ve bunları dikkate alıp yararlanacağız. …Yani, "Usül hatırına, "asıl"ı fedaya kalkışmamalıyız".. Ve tabi ki "usülsüzlüğün vusülsüzlüğe sebep olacağı da, aklımızdan çıkarmayacağız...
Bu sözlerimizle, yapıcı ve yararlı eleştirilerden gocunup kızdığımızı ve mazeretler uydurup arkasına sığındığımızı sanmayınız... İyi niyetle, hatalarımızı hatırlatan kimselere sadece hürmet ve hayranlık duyanlardanız!.. Osman Özsoy Bey'i de bu hassasiyetli ve faziletli tavrından dolayı kutlamakta, haklı ve hayırlı noktalarına katılmaktayız... Ve lütfedip, ara sıra da olsa, bu gibi tenkit ve tavsiyelerini esirgememesini arzulamaktayız ve kendilerine duacıyız.”
Keşke sadece o derginin değil, bilumum neşriyat sahipleri üslup açısından biraz daha hassas olabilseler. Eleştiri ile hakaret birbirine bu kadar yakın iki kavram olmasa. Keşke düşmanımın düşmanı dostumdur zihniyeti ile her şey birbirine bu kadar çok karıştırılıp ülke kamplaşmasaydı.
Ben yaptım oldu anlayışı uzun zamandır ülkemizde pek bir revaçtaydı.
Dileriz ülkemizde son yaşananlar herkese ders olur. Dileriz herkes ve her kesim olan bitenden kendince bazı mesajlar çıkarır.
Keşke tüm bunlar hiç yaşanmasaydı. Bari bundan sonra hiç yaşanmasa… Bu son olsa… Keşke…
  • ETİKETLER

  • BU HABER HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR

    YORUM YAZ
  • Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır. Neleri kabul ediyorum: ip adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle pa ylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım
  • Metin Ay

    Haber? 09 Haziran 2008 16:15 - Toplam 126 kişi beğendi.

    Editör bey.. Haber nerede Allah aşkına? Havalar ısındı ya artık..Klima yoksa gönderelim çalışma odalarınıza..

    + Bu Yorumu Beğen
  • dursun çiğdem

    09 Haziran 2008 15:50 - Toplam 69 kişi beğendi.

    yazıyı gören varmı ben göremiyorumda.

    + Bu Yorumu Beğen
  • Metin Yazar

    Neden şimdi (2) 06 Haziran 2008 14:02 - Toplam 73 kişi beğendi.

    Baykal bile, AKP için; “Bırakalım bunlar gelsin ve bu enkazın altında kalsınlar” dedi. AKP’nin iktidar olmasına pek ses çıkarmadılar.Hatta kartel medyası içinden destekleyenler bile çıktı. Desteklerken kıs kıs gülüyor,”Nasılsa bunlar ortalığı biraz toparlar, ama milletin kemerini sıkarak canına okurlar,biz de bir taşla iki kuş vurmuş oluruz” diye düşündüler. Düşündükleri gibi olmadı.Türk ekonomisi çok kısa sürede istikrara kavuştu. Bu istikrar AKP’nin oylarını artırmasıyla tescil edildi

    + Bu Yorumu Beğen Yorumun Devamı
  • askorozli

    31 Mayıs 2008 00:47 - Toplam 58 kişi beğendi.

    + Bu Yorumu Beğen
  • kaan kaya

    31 Mayıs 2008 00:12 - Toplam 44 kişi beğendi.

    + Bu Yorumu Beğen
  • IMKB100: 55.734 %-2.36
  • ALTIN: 92.197 %-1.16
  • DOLAR: 1.8555 %1.70
  • EURO: 2.3350 %0.24
GAZETE MANŞETLERİ

NAMAZ VAKİTLERİ

İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsı

EN ÇOK OKUNAN

EN ÇOK YORUMLANAN

Nokta Elektronik Medya Ltd. Şti. Copyright © 2003-2012 Kullanım Şartları Yayın İlkeleri Reklam İletişim