Hasan CEMAL
Türkiye'nin Avrupa Birliği yolunu neden kesmek istediler?
Alıntı Yazarlar

Emre AKÖZ
O iki poster yan yana gelsin mi?
Engin ARDIÇ
İki tarz-ı tefsir
Ergun BABAHAN
17 bin kurban adalet bekliyor
Fehmi KORU
Darbe endişesi vehimden mi ibaret?
Derya SAZAK
Büyük resim
Ege CANSEN
Kapitalist Abdülhamit
Mehmet KAMIŞ
Demokrasi için daha cesur adımlara ihtiyaç var
Cemal UŞŞAK
Kafaların içindeki burkaları ne yapmalı?
Ayşe BÖHÜRLER
Cami cemaati
M. Nedim HAZAR
Büyük resim
Hüsnü MAHALLİ
İki örnek
Mehmet METİNER
Şimdi barış zamanı
Haber7 Yazarları

Ünal TANIK
Başbuğ tatmin olmadı, mücadele bu zemine kayacak
Mehmet ACET
Sahi Erdoğan niçin bu kadar rahat?
Prof. Nevzat TARHAN
Çarşı herşeye karşı ama MJ'ye değil
Prof. Osman ÖZSOY
78'lik dede kurtuldu gençler can verdi
Yaşar İLİKSİZ
İslamcıların kafasının basmadığı konu!
Mehmet Ali BULUT
Darbeciye atılan tokat askerin gözünü çıkarmasın!
Hüseyin YAYMAN
MGK toplantısını nasıl okumalıyız?
Ayhan KISKAÇ
Ak Parti kongreleri sıkıntılı
Resul KURT
İşsiz çalıştırana prim teşviki
Uzm. Psk. İlknur Yılmaz
Panik atak ve baş etme yolları
Fatih BAYHAN
Atatürk silah arkadaşlarını topladı ve …
Feride'nin Günlüğü
Aman içeri koyun dursun, çiçek dışarıda romantik bir darbe almasın
Recai YAHYAOĞLU
Asimetrik psikoloji
İhsan AKTAŞ
Önce Türk'ün mayasını bozdular
Uzaklardan Mektuplar

K. Emre ULUCAN
Hayatta ilk defa 'Allah' demek
Polat HAN
‘Gülen’ Burda da Kıymetli(!)
Handan ÖZDUYGU
Şu bizim Arap düşmanlığımız!...
Tahir YAVUZ
Hint Okyanusuna düşen uçak ve bizi yakan ateş
Konuk Yazarlar
Bunun için 2003-2004'de niçin muhtıra ve darbe tertiplerine kalkıştılar ordu içinde? Yeni bir 28 Şubat için hangi akla hizmet medya desteği aradılar?
Demokrasi karşıtı bu tertipler sonuçsuz kalınca, AKP'yi kapatma davasına kadar uzanan darbesel sürecin 367 gibi, 27 Nisan gibi değişik halkalarına ne diye asılıp durdular?
Bu ülkede birinci sınıf demokrasi istemedikleri için yapıldı bunlar...
Birinci sınıf hukuk devleti istemedikleri için, bu ülkede hukukla kendini bağlamış şeffaf bir devlet görmek istemedikleri için yapıldı bunlar...
Çünkü şunun farkına vardılar:
AB, demokrasidir.
AB, özgürlükler düzenidir.
AB, hukuk devletidir.
AB, insan hakları düzenidir.
AB, pazar ekonomisidir.
Türkiye'nin AB yolunu bunlara karşı oldukları için torpillemek istediler.
Torpillemek istedikleri için AKP kapatılmak istendi; Kıbrıs çözümsüzlüğe bunun için mahkum edilmek istendi; Kürt sorununda sadece şiddet ve çözümsüzlüğe bunun için oynandı.
Bu alanlarda çözümün değil, sorunun parçası olan bir Türkiye'nin kapana gireceğini, AB ile bozuşarak ve AB'ye sırtını dönerek başka sulara, Batı'ya değil Doğu'ya doğru yol alacağına inandılar.
AB'yi sevmediler.
AB demokrasi istedikçe, daha beter AB düşmanı kesildiler. Bu nedenle AB diyeni de, Kıbrıs'ta çözüm diyeni de, hatta Kürt ya da Ermeni diyeni de vatan haini ilan ettiler.
Durmaksızın bahane icat ettiler.
"Güneydoğu'da şiddet varken demokratikleşme olmaz!" dediler. "Bizi AB'ye alacaklar mı ki, Kıbrıs'ta çözüme razı olalım?" dediler.
Kürt realitesi gibi, Bask modeli gibi devletin 'gri yalanları'yla Türkiye'nin demokratikleşmesi ve kalkınmasına köstek olan en yakıcı meselesinde yıllar yılı ipe un serdiler.
Türkiye'nin çıkmazı böyle derinleşti.
Susurluk'a böyle geldik.
Ergenekon'a böyle gelindi.
Peki ama böyle mi gidecek?
Yeni dönemde güncel soru ve sorun budur. Onun için ilk yazımda sordum, Başbakan Erdoğan'ın yeni döneme ilişkin bir 'yol haritası' var mı diye.
Var mı?..
Hiç hayal kurmayın.
AB'ye sırtını dönen bir Türkiye'de demokrasi olmaz. AB'yi fazla iplemeyen bir Türkiye'de muhtıralar, darbe tertipleri, parti kapatmalar hiç eksik olmaz.
Kısacası:
'Ankara kriterleri'ne bel bağlanmasın! Türkiye devlet olarak 'Kopenhag kriterleri'nin altına yıllar önce imza attı, bu yoldan sakın ola sapılmasın!
Susurlukçular Ergenekoncular yıllardır Türkiye AB yolundan sapsın diye demokrasi ve hukuku hiçe sayan her türlü kirli ve kanlı işi tezgahladılar.
Türkiye sırtını AB'ye dönsün, Rusya'sına, Orta Asyası'na, Çin'e açılsın, (yanlış anlaşılmasın; AB yolunda yürüyen bir Türkiye'nin Rusya'yla da, Çin'le de en iyi ilişkileri kurmasında elbette yarar vardır) Kızılelma hayalinin peşine düşsün diye ellerinden gelen her türlü sinsi tezgahı kurmak istediler.
Bu oyuna gelecek miyiz?
Büyük resim gözden kaçmasın.
Büyük resim demokrasi ve hukukun üstünlüğü yoludur, AB yoludur. Ve bu yol yalnız demokrasi ve hukuka giden değil, aynı zamanda Türkiye'nin aş ve iş sorununu çözüm yolu olduğu için de büyük resmi oluşturur.
Eski Hazine Müsteşarlarımızdan, Radikal gazetesi yazarı Mahfi Eğilmez bu yakınlarda şöyle yazmıştı:
"Türkiye'ye 1980'den 2002 sonuna kadar 23 yılda toplam 18 milyar dolar doğrudan yabancı sermaye girişi oldu. Buna göre söz konusu dönemde yıllık ortalama doğrudan yabancı sermaye girişi yaklaşık olarak 783 milyon dolar ediyor.
Buna karşılık, 2003'den 2008 yılı haziran ayı sonuna kadar geçen 5.5 yıllık dönemde toplam 64.5 milyar dolar tutarında doğrudan yabancı sermaye girişi gerçekleşmiş durumda. Bu dönemin yıllık ortalaması ise 11.7 milyar dolar."
Mahfi Eğilmez, bu büyük sıçramayı iki nedene bağlıyor. Önceliği, 2003'den itibaren AB ile uyumun hızlandırılıp müzakere sürecinin açılmasına verirken, aynı zamanda Körfez sermayesinin Türkiye'ye açılmasına işaret ediyor, (Mahfi Eğilmez, Doğrudan Yabancı Sermaye Girişleri, Radikal, 19.08.08, s.13)
Kısacası:
Türkiye, AB'ye sırtını dönmesin.
AB yolunda hızlanırken, elbette Rusya'ya da, Çin'e de, Körfez'e de, Ortadoğu'ya da açılsın. AB'de eli güçlenen Türkiye'nin Doğu'da da, Doğu'da eli güçlenen Türkiye'nin AB'de de, ABD'de de eli güçlenir, manevra alanı genişler çünkü.
Siyasette yeni dönem notları dört yarına.
HASAN CEMAL - MİLLİYET
Toplam 3467 kez okundu.
Üstadım, ellerine sağlık
Bir de e-maillerini kontrol etsen, E-mail gönderemiyoruz, mailbox dolu cevabı geliyor.






Söz sizde!
HABER7 üyesiyseniz haberimize yorum yapmak için TIKLAYIN. Henüz üye olmadıysanız lütfen üye olmak için tıklayın.