Mustafa ERDOĞAN
Avrupa Birliği’ne uyum çalışmaları çerçevesinde hazırlanan yeni Ulusal Programla ilgili açıklamalardan da anlaşıldığı gibi,
Alıntı Yazarlar

Emre AKÖZ
O iki poster yan yana gelsin mi?
Engin ARDIÇ
İki tarz-ı tefsir
Ergun BABAHAN
17 bin kurban adalet bekliyor
Fehmi KORU
Darbe endişesi vehimden mi ibaret?
Derya SAZAK
Büyük resim
Ege CANSEN
Kapitalist Abdülhamit
Mehmet KAMIŞ
Demokrasi için daha cesur adımlara ihtiyaç var
Cemal UŞŞAK
Kafaların içindeki burkaları ne yapmalı?
Ayşe BÖHÜRLER
Cami cemaati
M. Nedim HAZAR
Büyük resim
Hüsnü MAHALLİ
İki örnek
Mehmet METİNER
Şimdi barış zamanı
Haber7 Yazarları

Ünal TANIK
Başbuğ tatmin olmadı, mücadele bu zemine kayacak
Mehmet ACET
Sahi Erdoğan niçin bu kadar rahat?
Prof. Nevzat TARHAN
Çarşı herşeye karşı ama MJ'ye değil
Prof. Osman ÖZSOY
78'lik dede kurtuldu gençler can verdi
Yaşar İLİKSİZ
İslamcıların kafasının basmadığı konu!
Mehmet Ali BULUT
Darbeciye atılan tokat askerin gözünü çıkarmasın!
Hüseyin YAYMAN
MGK toplantısını nasıl okumalıyız?
Ayhan KISKAÇ
Ak Parti kongreleri sıkıntılı
Resul KURT
İşsiz çalıştırana prim teşviki
Uzm. Psk. İlknur Yılmaz
Panik atak ve baş etme yolları
Fatih BAYHAN
Atatürk silah arkadaşlarını topladı ve …
Feride'nin Günlüğü
Aman içeri koyun dursun, çiçek dışarıda romantik bir darbe almasın
Recai YAHYAOĞLU
Asimetrik psikoloji
İhsan AKTAŞ
Önce Türk'ün mayasını bozdular
Uzaklardan Mektuplar

K. Emre ULUCAN
Hayatta ilk defa 'Allah' demek
Polat HAN
‘Gülen’ Burda da Kıymetli(!)
Handan ÖZDUYGU
Şu bizim Arap düşmanlığımız!...
Tahir YAVUZ
Hint Okyanusuna düşen uçak ve bizi yakan ateş
Konuk Yazarlar
hükümet geçen yılki ‘sivil anayasa’ girişiminden vazgeçmiş bulunuyor. Bu, benim, Anayasa Mahkemesi’nin AKP’yi kapatma davasında verdiği karar sonrasına ilişkin öngörülerime maalesef uygundur. Keşke Türkiye’nin ‘gerçekleri’ böyle olmasaydı!
Öyle anlaşılıyor ki, önümüzdeki dönemde Anayasada yapılacak olan değişiklikler Ulusal Programda öngörülen yasal düzenlemelerin sadece bir kısmına anayasal dayanak sağlama ihtiyacıyla sınırlı olacaktır. Ne var ki, Türkiye’nin o değişikliklerden sonra bile köklü bir anayasal yenilenmeye olan ihtiyacı varlığını koruyacaktır.
Bu arada, Türkiye’nin daha özgür ve demokratik bir ülke olmasının sadece anayasal ve yasal düzenlemelerle gerçekleşebilecek bir şey olmadığının elbette farkındayım. Bu meselenin iktisadi, kültürel ve zihniyetle ilgili boyutları da vardır ve özellikle bu son ikisi bugünden yarına değişebilecek şeyler değildir. Kolayca değişmeyecek bu unsurların başında da yargıya, medyaya ve akademyaya hakim olan zihniyet gelmektedir. Malum, bizim ‘hukuk-mukuk dinlememe eğiliminde olan’ bir yargı teşkilátımız, ‘demokrasi sevmeyen’ bir medyamız ve ‘darbe-sever’ nice profesörlerimiz var.
Anayasa meselesine geri dönersek: Sahici bir anayasal yenilenme, geçen yazıda işaret ettiklerim yanında, daha pek çok konunun anayasal düzeyde yeniden ele alınmasını gerektiriyor. Her şeyden önce, 1982 Anayasası’nın arkasında yatan, neredeyse bütün toplumsal hayatı anayasal olarak düzenleme tutkusundan vazgeçilmelidir. Gerçekten de, yürürlükteki anayasanın bu kadar uzun olması anayasa yapma tekniğinin zorunlu bir sonucu olmayıp, doğrudan doğruya, devlet seçkinlerinin toplumu devletin vesayet veya kontrolü altına alma arayışlarının ürünüdür.
Şimdi, bu yazının sınırlarının elverdiği ölçüde, anayasanın normatif içeriğiyle ilgili olarak bellibaşlı noktalara işaret etmek istiyorum: İlk olarak, muhtemel bir yeni anayasada yürürlükteki Anayasanınkine benzer bir ‘Başlangıç’ kısmı yer almamalıdır. Böylesine ideolojik olarak tarafgir -’yüce Devlet’ten ve milliyetçi-korporatizmden yana- bir Başlangıç ve ‘Cumhuriyetin nitelikleri’ arasında ona atıf yapan bir anayasa medeni toplum olmanın ihtiyaçlarıyla uyuşmuyor.
Bunun gibi, ‘Türkiye Cumhuriyeti’nin adını yer yer ‘Türk Devleti’ olarak değiştiren, vatandaşlığı etnik (Türkçü) imalarla tanımlayan ve anadilleri Türkçe olmayan vatandaşlarının anadillerini ‘hükümsüz kılan’(!) bir anayasayı olduğu gibi muhafaza etmek çok-dilli ve çok-kültürlü bir Türkiye gerçeğine açıkça meydan okumaktır.
Ayrıca, demokrasinin ‘vazgeçilmez unsurları’ olarak nitelediği siyasi partilerden kolayca vazgeçilmesi için yine kendisi mebzul miktarda malzeme sağlayan bir anayasa ayıbından da kurtulmamız gerekiyor. Siyasal alanı láikçi-milliyetçi devlet ideolojisinin cenderesine sıkıştıran bir anayasayla, şimdiye kadar pek çok kere gördüğümüz gibi, demokrasi olmuyor.
Nihayet, MGK’sı, özerk Genelkurmayı ve sivilleri de yargılayabilen askeri mahkemeleriyle, demokratik siyaset üstündeki askeri vesayeti kurumsallaştıran bir anayasa da AB’ye tam üyelik için uğraşan bir ülkeye yakışmaması bir yana; ondan da önce ‘Türk milleti’nin onurunu zedeliyor. Esasen, askeri vesayetle kayıtlı bir egemenlik bizatihi Anayasa’nın ‘kayıtsız-şartsız egemenlik’ formülüne ters düşüyor.
Hasılı, Türkiye’nin yeni bir anayasaya olan ihtiyacı devam ediyor.
MUSTAFA ERDOĞAN - STAR
Toplam 2225 kez okundu.
Daha özgür ve demokratik mi?
Türkiye'nin vatandaşlarına tanıdığı hak ve özgürlükler adam gibi yaşamak isteyenlere yeter de artar bile.Türkiye'nin yapısını dinamitlemek için haliyle yazarın da söylediği gibi mevcut hak ve ögürlükler yetmiyor.Yazar o yüzden daha fazlasını istiyor.






Söz sizde!
HABER7 üyesiyseniz haberimize yorum yapmak için TIKLAYIN. Henüz üye olmadıysanız lütfen üye olmak için tıklayın.