Soli ÖZEL
Güney Osetya ve Abhazya'yı tanıyarak Rusya çoktandır planlamış olduğu ve uygulamaya geçirmek için fırsat kolladığı anlaşılan hamlesini tamamlamış gözüküyor.
Alıntı Yazarlar

Yavuz DONAT
Kızılcahamam sözlüğü
Ahmet Turan ALKAN
Şiddetin yüzüne tükürmek
Semih İDİZ
Sınır ötesi için Bağdat’ın izni gerekmiyor
Nasuhi GÜNGÖR
Kürtlerin Ateşle İmtihanı
Yusuf Ziya CÖMERT
Cemevi'nde hepimiz 'cem'olabiliriz
İbrahim Öztürk
İşadamına krizden 'kader' dersleri...
Haber7 Yazarları

Ünal TANIK
Boyner ve YKM de bunu yaparsa
Prof. Osman ÖZSOY
Devlette tutan millette tutmayan isim
Prof. Nevzat TARHAN
Korkma sayın General TSK yıpranmaz
Hüseyin YAYMAN
AK Parti'nin İstanbul adayları kimler
Ayhan KISKAÇ
AK Parti'nin önündeki seçim engelleri
Fatih BAYHAN
Gani Müjde'den paramı istiyorum!
Saim ŞENDİL
Aile hekimliği dönemi başladı
Mustafa YÜREKLİ
Deniz Feneri’ne İsrail saldırıları
Resul KURT
Sadece sağlık primi ödenebilir mi?
Uzaklardan Mektuplar

Cemal DEMİR
Amerika'yı kim keşfetti?
Engin SEZEN
Satelate diasporalar
Ayşenur KAHVECİ
Müzdelife’de piknik
Adil DÖNMEZ
Noel ve kurban ya da 'Bayram gelmiş neyime'
M. Fatih ÖZTARSU
Azerbaycan ve Türkiye askerî ilişkileri
Konuk Yazarlar

Arifhan AKPINAR
Dilimizdeki Arap düşmanlığı
Mustafa GÖKTAŞ
Hormonlu Kurban'a dikkat!
İsmail KARA
CHP’ den temel fıkrası
Ümit DEMİR
2010 reklamında verilen mesaj
Emrah İRİÇ
Kırca Ergenekon ağzıyla konuşuyor
Hüseyin ACI
Eliniz hangi konuda cebinize gidiyor?
Akif KAPLAN
Çarşafı maske yapmak!
Bundan sonraki gelişmelerin seyrinin ne yönde olacağı ABD'nin alacağı tavra bağlı. ABD bu krizde hazırlıksız yakalandı. Bush yönetiminin sıfır kredibiliteyle son aylarını sürdürüyor olması, Amerikan ordusunun Afganistan ve Irak'ta bulunması Rusya'ya hemen ve sert bir cevap verilmesini imkansız kıldı . Zaten Rusya'nın kendi alanında ona askeri olarak mukabele etmek gibi bir seçenek de yoktu. Gerek NATO gerekse AB içinde krize nasıl mukabele edilmesi gerektiği konusunda çıkan görüş ayrılıkları ise Batı ittifakının geleceği açısından hayli olumsuz bir tablo ortaya çıkardı.
Rusya'ya verilen sözler...
ABD'de Rusya'nın bu hamlesi üzerine ciddi bir tartışma başladı. Bir grup Rusya'nın iflah olmaz bir emperyalist güç olduğunu, otoriter eğilimli ve savaştan beslenen bir güç anlayışıyla hareket ettiğini, bu nedenle de saldırganlık yapmadan duramayacağını savundu. Rusya'nın yapısı gereği ve stratejik amaçları nedeniyle politikalarının Batı karşıtı olacağını savundu. Amerikan tepkisinin sert olması, Rusya'yı tecrit etmeyi amaçlaması gerektiğini söyledi.
Diğer grup ise ABD'nin Rusya'ya yönelik son yirmi yıllık politikalarının, Moskova'ya hayati çıkarları konusunda verilen sözlerin tutulmamasının, NATO genişlemesi, Kosova bağımsızlığının tanınması, Çek Cumhuriyeti ve Polonya'ya füze kalkanı yerleştirilmesi gibi politikaların Rusya'yı bu tepkiye ittiğini savundu. Ayrıca bu grup Rusya'nın aslında Batı ile birlikte hareket etmek arzusunda olduğunu, ancak kendisine saygılı ve çikarları gözetilerek davranılmasını istediğini vurguladı. Örneğin eski CIA çalışanı Flynt Leverett ve eşi Hillary Mann Leverett "Rusya Batı ile enerji ve finansal bağlarını güçlendirmek istiyor ancak kendi çıkarlarını koruyacak araçları da kullanacaktır. ..Bir stratejik işbirliği çerçevesinde Moskova, İran'ın nükleer programı da dahil bir dizi uluslararası konuda ABD hedeflerine daha fazla destek verecektir" iddiasındalar.
Kafkasya krizi ve Türkiye
Türkiye açısından bu krizin ne denli büyük bir bela haline gelebileceği bir ölçüde ABD'de hangi bakış açısının hakim olacağına bağlı. Gene de her koşulda Türkiye'nin bugüne dek nispeten kolaylıkla sürdürebildiği Batı ile Rusya arasındaki denge politikasını yurütebilmesi zorlaşacak. German Marshall Fund adlı kuruluşun Türkiye uzmanı Ian Lesser'e göre de önümüzdeki dönemde "Türkiye, ülkenin Batı çıkarlarıyla, Rusya çıkarlarını uyumlu kılma konusunda zor siyaset tercihleriyle karşı karşıya kalacak."
Montrö Antlaşması, Boğazlardan geçiş, Karadeniz'in bir stratejik mücadele alanı haline gelmesi bağlamında bu zorlukların neler olabileceğini Gürcistan krizi başladığından beri Türkiye zaten yaşamaya başladı.
Bu sıkıntılı durumda Türkiye en başta kendi müttefiklerine konumunun ne olduğunu iyice açıklamak zorundadır. Kafkaslar siyasetini çok iyi bilen, diplomat/siyasetçi Mehmet Ali Bayar Milliyet gazetesinde Devrim Sevimay'a durumu şöyle özetlemiş: "Türkiye'nin de, ABD'nin de burada ortak hedefleri, ortak stratejik çıkarları var. Şimdi bütün mesele bizim bu çıkarları Amerika'nın vitrinine koyabilmemizdir, Amerika'nın gündemi haline getirebilmemizdir. Amerika yanlış adım atıyorsa en yakın müttefiki olarak bunu ona anlatmamız, yakın istişare içinde ABD'yi etkilememiz gerekiyor. Tıpkı Montrö konusunda olacağı gibi".
Bu türden bir kamu diplomasisini başlatabilek için Türkiye'nin dramatik bir adım atması gerekir. Ki bu koşullarda o adım Ermenistan ile ilişkilerin normalleşmesine yönelik adımları atmak, sınırı da bir vadede açmaktır.
SOLİ ÖZEL - SABAH
Toplam 1263 kez okundu.
Türkiye şimdi ne yapacak
Türkiye bu durumda iki arada bi derede kaldı.bir yanda tüm gücünü kullanarak girmeye çalıştığı ab ve ne kadar acı olsada ekonomik olarak gebe kaldığı abd,diğer tarafta enerji iş birliği yaptığımız rusya ve son zamanlardaki en iyi komşuluk ilişkilerimizin olduğu iran.ben bu sorunun cevabını bulamıyorum.dedemin dediği gibi bizimaklımız ermez bu işlere devletimiz en iyi olanı seçecektir diye umuyorum






Söz sizde!
HABER7 üyesiyseniz haberimize yorum yapabilirsiniz. Henüz üye olmadıysanız lütfen üye olmak için tıklayın.