Gülay GÖKTÜRK
Hükümetin hazırladığı yeni Ulusal Program'da yer alan iç güvenliğin sivilleştirilmesi reformunun ne kadar hayati bir reform olduğu, Ergenekon soruşturması genişledikçe ve derinleştikçe daha iyi anlaşılıyor.
Alıntı Yazarlar

Yavuz DONAT
Kızılcahamam sözlüğü
Ahmet Turan ALKAN
Şiddetin yüzüne tükürmek
Semih İDİZ
Sınır ötesi için Bağdat’ın izni gerekmiyor
Nasuhi GÜNGÖR
Kürtlerin Ateşle İmtihanı
Yusuf Ziya CÖMERT
Cemevi'nde hepimiz 'cem'olabiliriz
İbrahim Öztürk
İşadamına krizden 'kader' dersleri...
Haber7 Yazarları

Ünal TANIK
Boyner ve YKM de bunu yaparsa
Prof. Osman ÖZSOY
Devlette tutan millette tutmayan isim
Prof. Nevzat TARHAN
Korkma sayın General TSK yıpranmaz
Hüseyin YAYMAN
AK Parti'nin İstanbul adayları kimler
Ayhan KISKAÇ
AK Parti'nin önündeki seçim engelleri
Fatih BAYHAN
Gani Müjde'den paramı istiyorum!
Saim ŞENDİL
Aile hekimliği dönemi başladı
Mustafa YÜREKLİ
Deniz Feneri’ne İsrail saldırıları
Resul KURT
Sadece sağlık primi ödenebilir mi?
Uzaklardan Mektuplar

Cemal DEMİR
Amerika'yı kim keşfetti?
Engin SEZEN
Satelate diasporalar
Ayşenur KAHVECİ
Müzdelife’de piknik
Adil DÖNMEZ
Noel ve kurban ya da 'Bayram gelmiş neyime'
M. Fatih ÖZTARSU
Azerbaycan ve Türkiye askerî ilişkileri
Konuk Yazarlar

Arifhan AKPINAR
Dilimizdeki Arap düşmanlığı
Mustafa GÖKTAŞ
Hormonlu Kurban'a dikkat!
İsmail KARA
CHP’ den temel fıkrası
Ümit DEMİR
2010 reklamında verilen mesaj
Emrah İRİÇ
Kırca Ergenekon ağzıyla konuşuyor
Hüseyin ACI
Eliniz hangi konuda cebinize gidiyor?
Akif KAPLAN
Çarşafı maske yapmak!
Fırat'ın doğusundaki Ergenekon" bizim bu taraftakinden çok daha insafsız, çok daha vahşi ve çok daha pervasız... Kimi jandarma görevlilerinin başrolde olduğu bu vukuatların bir kısmını zaten biliyorduk. Bir kısmını biz bilmiyorduk ama bölge insanı çok iyi biliyordu, bir kısmını ise hep birlikte yeni öğreniyoruz.
Öğrendikçe de halka hesap vermeyen, kendini seçilmişlere karşı sorumlu hissetmeyen, askeri hiyerarşi içinde çalışan silahlı bir güç iç güvenlikten sorumlu tutulduğunda neler olabileceğini daha iyi anlıyoruz. Ve şu soru geliyor gündeme: Jandarma neden vardır? Soruyu şöyle de sorabiliriz: Eğer polis teşkilatı, en ücra köye, en küçük mezraya kadar Türkiye'nin dört bucağına uzanan geniş bir ağ kurabilecek, etkinlik sağlayabilecek durumda olsaydı, jandarmaya gerek kalır mıydı?
O zaman bu teşkilatın lağvedilmesini konuşur muyduk? Elbette konuşurduk ve konuşmalıyız. Kimileri, birçok kurumun olduğu gibi jandarmanın da ezelden ebede yaşayacak bir kuruluş olduğunu sanabilirler; jandarmanın lağvından bahsetmeyi devletin lağvından bahsetmekle eş tutabilir, telaffuz edilmesine bile dayanamayabilirler.
Ama bu takıntılılar bize jandarmanın iç güvenlik görevi yapmasının bir istisna olduğunu, geçici bir durum olduğunu unutturmamalı. Jandarma teşkilatının varlığı, esas olarak polis teşkilatının eksikliklerine dayanır ve asıl hedef, bu eksikliklerin zaman içinde giderilmesi ve jandarmanın görev alanının ve yetkilerinin süreç içinde küçülmesidir. Kaldı ki bu geçicilik durumu "Polisle İlişki Çalışma ve İşbirliği Esaslarını" düzenleyen Jandarma Yönetmeliği'nde de açıkça dile getiriliyor.
Söz konusu yönetmeliğe göre, "polis görev ve sorumluluk alanı olup ta, bugüne kadar Polis Teşkilatı kurulmayan yerlerdeki emniyet ve asayişe ilişkin hizmetler, polis teşkilatı kuruluncaya kadar, Jandarma iç güvenlik birliklerince yerine getirilir. Şehir ve kasabalarda kentleşme nedeniyle; belediye sınırları genişledikçe bu yerlerdeki, Jandarmaya ait görev ve sorumluluk alanları ..... polise devredilir." Kimin kararıyla devredilir? İşte bu nokta problemli.
Çünkü yönetmelik, devir işleminin valiliğin önerisi, Jandarma Genel Komutanı'nın uygun görmesi ve İçişleri Bakanı'nın onayı ile gerçekleşeceğini söylüyor. Peki neden? Eskiden jandarma alanı olan herhangi bir yerde polis teşkilatı kurulmuşsa ve artık jandarmaya ihtiyaç kalmamışsa, yani o bölgenin artık polise devri gerekiyorsa, bu durumu "onaylamak" neden Jandarma Genel Komutanı'na düşsün?
Kanun, bir yerin polisin görev alanı sayılması için o yerin il ve ilçe belediye sınırı haline gelmesini veya o yerde polis teşkilatı olmasını yeterli sayıyorsa, bu şartlar da gerçekleşmişse, mesele çözülmüş demektir. Devletin iç güvenlikten sorumlu birimleri gereken işlemleri yapar, tabii ki Jandarmayı da bilgilendirirler.
Umalım ki, hükümetin hazırladığı yeni Ulusal Program'da yer alan "İç güvenlik hizmetlerinin koordinasyonu ve iç güvenlikle ilgili görev, yetki ve sorumlulukların etkin olarak yerine getirilmesini güçleştiren mevzuat ve uygulamanın değiştirilmesi" ifadesinde kastedilen mevzuat değişikliklerinden biri de bu olur.
Umalım ki, iç güvenliğin sivilleşmesi çerçevesinde yapılacak reformlarda, EMASYA protokolünün değiştirilmesiyle, yani jandarmanın 28 Şubat öncesi sınırlarına çekilmesiyle yetinilmez, daha ileri gidilir; demokrasimiz iç güvenliğin askerileşmesinin yarattığı tahribattan bütünüyle kurtarılır.
GÜLAY GÖKTÜRK - BUGÜN
Toplam 9044 kez okundu.
kurumlar meşruiyetini halktan alır,bunu tersini iddia eden her kurum tasfiye olur.
kimse ben şu kurumum bana karışamazsın ben kendimi kurumsal kutsuyet etfettim şöyle yaparım böyle yaparım,meşruyetimi kendimden alırım halka meşruluk kazandırırım diyemez,bu halk istediği kurumu kurar,istediğini tasfiye eder,ve her zaman kendi meşruluğunu kabul etmeyen ve meşruluğuna müdahale eden kurumları tasfiye etmiştir,tarihimiz bunlarla doludur,kimse kurumsal kutsietin arkasına saklanıpta kendini halktan üztün görmesin en büyük tehlikede budur,böyle düşünen her kurum tasfiye eder bu halk bu unutulmama
vay be
yorumları okuyunca düşmana gerek olmadığını farkettim asker ve polis düşmanları iyi yorum yapıyorlar.bir millet kendisini koruyan polis ve jandarma teşilatına bu kadar mı düşman olur. Bilmeden ne kadar çok atıp tutuyorsunuz jandarma teşkilatını birden cuntacı , millet düşmanı ilan ettiniz .Ben POLİSİM jandarma ile ortaklaşa çok iş yaptık inanın elimizden geldiğince birbirimize yardım ediyoruz kimse bilip bilmeden konuşmasın.Bu teşkilatlar bize lazım dua edin başınızdan eksik olmasın.
Atilla Tarım"a-1
Yazdığınız yorum, okuyunca polise karşı ne kadar ön yargılı olduğunuz anlaşılıyor.. Polis veya jandarma, yetkilerini anayasadan, kanunlardan alır, zaten şu anda ülke nüfüsusunun %80 lik kısmı polis mıntıkasındadır..(şimdi polis devletimiyiz).... Polis batıda ki görev yerlerinde maksimum 6 sene kalabiliyor ancak devletten yolluk ve harcırah gelmediği icin, istemediği sürece kolay kolay tayin olmuyor..(buda devletin sorunu)... Rüşvet konusu ise 200 bin kişilik teşkilatta %1-5 çürük elmaların varlığındandır.
aklı selim
Gülay Göktürk hanımefendi yine hiçte yabana atılamayacak güzel fikirler sunmuş. Eğer önyargılarımızdan bir kurtulabilsek ne istediğini çok daha iyi anlarız. Biz önceden asker millettik, şimdi ise Japonlar gibi elinde çantası ve bilgisayarı ile dünyayı köşe bucak dolaşan, dünyanın her yerine yatırımlar yapan millet olduk. Bu nedenle asker, yerini sivillere bırakmasında yarar var. Ayrıca bu asker içinde yararlıdır.
sanırım
polis devleti olma yolunda hızla yol alıyoruz,jandarmanın işlerinin polise devredilmesi demek polisin rüşvetinin ve umursamazlığının artması demektir,çünkü jandarma görev yaptığı yerde maksimum 5 yıl kalıyor polisin ise 10-15 yıl çalıştığı yerler var ve bu süre içerisinde bulunduğu yerdeki insanlarla yüz göz oluyor ve görevini yapmıyor çünkü çevresindeki herkes akrabası kadar tanımış olduğu insanlar oluyor
Cevap çok basit daha rahat darbe yapabilmek için
İç güvenliği ve denetimide askere verirseniz darbe yapmak yaptım oldu demek kadar basitleşirde ondan.
Dikkat,
Asker askerlik yapmalı, polisin işi askere verilmemeli verilirse Ergonakon gibileri türer ve askerimiz milletine karşı ihtilal yapmayı meşrulaştırır, yıl 2008 ve 1930 larda değiliz, teknoloji ve bilim nerede biz ne ile uğraşıyoruz, unutmayın İstanbul da şehrin göbeğinde asker istediğini yapar ve hiç kimse kılına dokunamaz, niye çünkü kanunu böyle istemiş birileri, kendi polisine ve sivil savcısına bir asker neden güvenmez sorgulamak gerekir, vatandaştan ne farkı var. yıl 2008 ve insan uzayda ya biz? Cem
Sadece bu mu?
Jandarma elbette gereksiz bir kurumdur. Turkiye'deki sartlar Osmanli sartlari, 1920-30'larin sartalari degildir. Diger onemli olan konu ise askerin ulkede yasayan halklara karsi olan yaklasim bozuklugudur. Olmamasi gereken o kadar kurum ve kurulus var ki t.c'de saymakla bitmez. bu da hantal devlet anlayisinin urunudur. Yillardir gurbette(Kanada'da) yasiyorum, ulkenin yuzolcumu 11 tane Turkiye edecek buyuklukte ve burada RCMP dedigimiz atli dag polisleri bulunmaktadir. Bu insanlar aptalmi sizce?
hop dedik
gülay hanıma katılıyorum. ancak jandarma hakkında söylenen sözlerin hiç birisine katılmıyorum. jandarmayı iyice yerin dibine sokmuşsunuz. 169 yıllık geçmişi olanbirteşikilatbukadarkaralanamaz, üç beş kişinin yaptıkları bütün teşkilata mal edilemez. bunca şehit vermiş bir teşkilat için kimse besleme gözü ile bakamaz, kimsenin haddi değildir. jandarma müslimana hizmet etmiyorsa kime ediyor? ve öyle ise hangi kanun bunu deslekliyor? jandarma kanunsuz neyi yapabiliyor? eğer bir zarar görmüşsen devletin adliyesi
haksızlık yapmayalım
jandarma personelleri diğrer tüm memurlardan daha zor şartlarda, telefonun, elektriğin olmadığı yerlerde başarı ile çalışmadı mı, görev yapmadı mı. neden TSK gereksiz asker beslesin. bu teşkilat madem gereksizdi de neden bunca yıl görev yaptı. herkes düşünmeli ve buna göre yorum yapmalı. Jandarma TSK aynasıdır. eğer Avrupa Birliği amacı ile Jandarma Teşılmadankilatı kaldırılacaksa, bu işlem Teşkilata hakaret edilmeden, çamur atılmadan yapılmalıdır. Bunca emeğin ve çalışmaların hatırı unutulmamalıdır.






Söz sizde!
HABER7 üyesiyseniz haberimize yorum yapabilirsiniz. Henüz üye olmadıysanız lütfen üye olmak için tıklayın.