İhsan DAĞI
Ordunun görevi nedir? Yurt savunmasına hazır olmak, ülkeyi düşman orduların saldırılarına karşı korumak; bunun için gerekli olan personele, teçhizata, hazırlığa ve caydırıcılığa sahip olmak...
Alıntı Yazarlar

Emre AKÖZ
O iki poster yan yana gelsin mi?
Ergun BABAHAN
17 bin kurban adalet bekliyor
Fehmi KORU
Düşündükçe akla gelen
Derya SAZAK
Büyük resim
Ege CANSEN
Kapitalist Abdülhamit
Mehmet KAMIŞ
Demokrasi için daha cesur adımlara ihtiyaç var
Ayşe BÖHÜRLER
Cami cemaati
M. Nedim HAZAR
Büyük resim
Hüsnü MAHALLİ
İki örnek
Haber7 Yazarları

Ünal TANIK
Başbuğ tatmin olmadı, mücadele bu zemine kayacak
Mehmet ACET
Sahi Erdoğan niçin bu kadar rahat?
Prof. Nevzat TARHAN
Çarşı herşeye karşı ama MJ'ye değil
Prof. Osman ÖZSOY
78'lik dede kurtuldu gençler can verdi
Yaşar İLİKSİZ
İslamcıların kafasının basmadığı konu!
Mehmet Ali BULUT
Darbeciye atılan tokat askerin gözünü çıkarmasın!
Hüseyin YAYMAN
MGK toplantısını nasıl okumalıyız?
Resul KURT
İşsiz çalıştırana prim teşviki
Uzm. Psk. İlknur Yılmaz
Panik atak ve baş etme yolları
Fatih BAYHAN
Atatürk silah arkadaşlarını topladı ve …
Feride'nin Günlüğü
Aman içeri koyun dursun, çiçek dışarıda romantik bir darbe almasın
Recai YAHYAOĞLU
Asimetrik psikoloji
İhsan AKTAŞ
Önce Türk'ün mayasını bozdular
Uzaklardan Mektuplar

K. Emre ULUCAN
Hayatta ilk defa 'Allah' demek
Polat HAN
‘Gülen’ Burda da Kıymetli(!)
Handan ÖZDUYGU
Şu bizim Arap düşmanlığımız!...
Tahir YAVUZ
Hint Okyanusuna düşen uçak ve bizi yakan ateş
Konuk Yazarlar
Bizim ordu hâlâ 'iç siyaset' mesajları vermeye devam ediyor. Madem ülkenin dört yanı düşmanlarla çevrili, madem şimdilerde Kafkasya kaynıyor, Irak tehdit kaynağı olmaya devam ediyor, İran ve Suriye ile Batı arasında ciddi bir gerilim var, terör can almaya devam ediyor; o zaman yapılması gereken 'postmodernizm'e eleştiriler dizmek değil. Onu bırakın akademisyenler, yazarlar yapsın.
Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Işık Koşaner'den, devir teslim töreninde postmodernizme ve küreselleşmeye ilişkin bir söylev vermek yerine Türkiye'nin çevresinde beliren 'tehdit ve tehlikelere' karşı ülkenin askerî gücünü, hazırlığını, kapasitesini, yeteneğini öne çıkaran; böylece düşmanı 'caydıran' bir konuşma yapmasını beklemek hakkımızdır. Ordu, asli görevine acilen dönmelidir, hele etrafımızdaki güvenlik sorunları daha da derinleşmişken.
Orgeneral Koşaner, 'askerî' değil, 'siyasî lider' gibi konuşmuştur. Tezlere bakalım; 'Ulus devletler adeta demokrasi adına dağılmaya, insan hakları adına da bölünmeye mahkum edilmektedirler.' Yani, demokrasi ulus devletleri dağıtıyor, insan hakları bölüyor. Gerçek tam da bunların tersi. Demokrasi de insan hakları da ulus devleti tahkim ediyor, tehdit değil. Demokrasi olamayan, insan haklarına sahip çıkamayan ulus devletler eriyor, yok oluyor. Çünkü bunlar olmayınca bizatihi devletin meşruiyeti sorgulanır hale geliyor; zorba otorite de yeniliyor özgürlük ve hukuk taleplerine...
Bir başka iddia; AB uyum yasaları, güvenlik güçlerinin teröre karşı mücadelede elini zayıflatmış. Hemen soralım: AB uyum yasaları ne zaman Meclis'ten geçmeye başladı? Şubat 2002'de. Madem uyum yasaları güvenlik güçlerini etkisiz hale getirdi, bu yasalar yokken, yani 2002 öncesinde ordu PKK'yı neden bitiremedi? Bu sorunun cevabını iyi düşünmek ve sorumluluğu 'özgürlükler'in üzerine yıkmamak gerek.
Kara Kuvvetleri komutanının AB sürecinde yapılan ve yapılması gereken reformları 'dayatma' olarak nitelemesi, AB kriterlerini 'baskı ve tehdit' olarak takdim etmesi, ciddi sorunların varlığını gösterir. Bunların en önemlisi de ordunun AB üyeliği konusunda oluşan kurumsal ve toplumsal mutabakatın dışında olduğudur.
Sivil toplum faaliyetleri hiçbir çağdaş orduda 'bozucu ve yıkıcı özellikli güvenlik sorunu' olarak nitelenemez. Yurtdışı ile işbirliği yapması 'tehlikeli' görülen sivil toplum, 'içe kapatılan Türkiye' vizyonunun bir uzantısıdır. Aslında tehlikeli görülen, 'dışarı' ile bağlantılı tüm kişi ve kuruluşlar. Elli yılı aşkın NATO üyesi olan bir ülkenin bu düzeyde bir komutanının 'dış'a ve küreselleşmeye ilişkin bu yaklaşımı ordunun Soğuk Savaş sonrası yaşadığı 'ulusalcı içe kapanma' refleksinin bir tezahürü olmalı. 'Ordu, Türkiye modernleşmesinin öncüsüdür' sözünü çok duymuştuk, ama bu konuşmanın yansıttığı zihniyetteki ordu, Türkiye'de modernleşmenin öncülüğünü değil, aksine anti-modern bir tutuculuğu sahiplenmiş görünmektedir.
Orgeneral Koşaner'e göre 'Küresel güçler tarafından kurgulanan' medya, akademisyenler, sermaye çevreleri ve sivil toplum örgütleri 'post-modern bir tabaka' olarak 'propaganda ve etki ağıyla ulusal birlik, ulusal değer ve güvenlik parametrelerinin zayıflatılması ve çözülmesi' yönünde gayret gösteriyorlarmış. Böylesi vahim yanlışlar içeren bir yargıyı taşıyanlar ne yaparlar? Medyayı, akademyayı, sermayedarları ve sivil toplumu fişlerler, andıçlarlar, bunlara karşı psikolojik operasyonlar yürütürler ve hatta...
Orgeneral Koşaner'in konuşması AB karşıtı, demokrasi ve insan hakları karşıtı, piyasa ve küreselleşme karşıtı siyasi bir manifestodur ve ordunun vazifesiyle hiçbir alakası yoktur. Meraklısı çıkarır üniformasını, girer siyasete konuşur; alır kalemi eline tartışır. Kimse TSK adına kendi kişisel siyasetini yapmamalıdır.
İHSAN DAĞI - ZAMAN
Toplam 12310 kez okundu.
Büyük taarruz şafağında.
Bir Albayımız alayın önünde sabah namazını kıldırdıkdan sonra Alay,ını hücüma kaldırıyor.Şimdi böyle birşeyin olduğunu düşünün adamcağız şehit olmadıysa anında ordudan atılır yahu nedir bu müslüman düşmanlığı ağzı olan konuşuyor sen işine baksana paşam laikleri rahatlatayım derken dindar insanları rahatsız ediyorsun biraz asıl görevinize adapte olun.
Hesap sorun yok!
Siz PKK ile mücadele etsin diye eğitimleri yeni tamlanmış 39 eri korumsız, silahsız (sözüm ona güvenlik için sivil kıyafetli, sivil otobüs) yine PKK'nın kucağına atanlara bu zamana kadar hesap sordunuz mu? Bırakın bu ülkenin politikacıları siyaset yapsınlar. Merak etmeyin onlar de en az sizin kadar bu vatanı ve bu milleti seviyorlardır.
Dokunmayın Şabanıma!
Bize dokunmayın! bütçemizi biz belirler istediğimiz şekilde harcarız. Sayıştay, TBMM falan, filan bizi ırgalamaz. Zaten siz sivillerin yurt savunmasına yetmez. Biz bildiğimiz silahı alırız. (Konsepti, kabiliyeti pek de önemli değil) acaba bunları mı söylemek istiyorlar?
ORDUNUN İŞİ DARBE YAPMAK MÜSLÜMANLARI KONTUROL ALTINDAMI TUTMAK
O şeriatçı bu islamcı şu örümcek beyinli diyerek türkiyeyi geri kalmış ülkeler sınıfında bırakan ordumuzun içine sızmış masonlar türkiyenin asla büyük güçlü devlet olamasını istemezler neden laiklik tartışılamıyor acaba laikliği içimize türkiyenin devamlı çatışma ortamında kalmasını isteyen ingilizlermi soktu neden laikçiyiz diyenler ergenekon üyesi neden bunların ülkeyi yıkma planları ortaya çıkıyor ülkemizi sahte müslümanlardan korumak için EVET DİN VE DEVLET İŞLERİ AYRI OLMALIDIR ama bu şekil olmaz.
elinize saglik abdulkadir bey
Bu arada Emre Bey in ricasini da dikkate alin ama, laikligin tanimi emre bey once bir versin size bizde ogrenelim.
Fark
Başbuğ ile Işık Koşaner'in küreselleşmeye bakış açılarını farklı gördüm.Başbuğ konuşmasında sanki Koşaner'e cevap veriyormuş gibi bir hisse kapıldım. Okuduklarımdan anladığıma göre Başbuğ'un demokrasi anlayışı Koşaner'den epeyce önde.Aklıma hemen Hilmi Paşa ve kuvvet komutanlarının ilişkileri geldi.Neyse,zaman nasılsa her şeyi gösterecek.
Abdulkadir İpekoglu bey
Yazdıklarınıza sonuna kadar katılıyorum.Tek istegim bu yazdıklarınızın aynısının laiklik unsurunda da arastırılması...
biz,bize benzeriz.yoktur dünyada emsalimiz.
göreve gelen her bürokrat,aym başkanı olsun(haşim kılıç hariç),yargıtay başkanı olsun(sami selçuk hariç),danıştay ve sayıştay başkanları,yargıtay başsavcıları,genelkurmay ve kuvvet komutanları nedense hep böyle siyasi ve halka meydan okuyan,adeta meclisi dışlayıcı bir konuşma yapıyor.dünyanın hiçbir yerinde böyle rezillik göremezsiniz.ondan sonra bu ülke 1 ileri,2 geri...yıllardır yerimizde sayıyoruz................
Ne duşmanı senin duşmanın O'nunda duşmanımı ki?
Belkide Anadolumun özune dönmesi onlar için en buyuk tehlikedir.
İŞTE ATATÜRK'ÜNDİLİNDE ORDU VE SİYASET!..
"Memleketin umumihayatında orduyu siyastten ayırmak prensibi, Cumhuriyetin daima göz önünde tuttuğu temel noktadır.1924!.." -"Bir ordunun cevheri ne olursa olsun, siyasete karışırsa birlikte hareket ve savaşmak kabiliyetini esasından kaybeder ve vatanın müdafaa gücünü hiçe indirir. Siyasete karışmış bir ordunun, karışmadan önceki disiplini ve kabiliyetini yeniden kazanabilmesi için çok zaman ister.1918!.." -Karar değerli okuyucularım ve değerli siyasetçilerimle-komutanlarımızla tüm askerlerimizin...Slm.






Söz sizde!
HABER7 üyesiyseniz haberimize yorum yapmak için TIKLAYIN. Henüz üye olmadıysanız lütfen üye olmak için tıklayın.