Afrika Türkiye'yi niçin ilgilendiriyor?

Türkiye Afrika’da ne arıyor, ne yapıyor, ne yapmak istiyor? Afrika, bizi niçin ilgilendiriyor, Uluslararası ilişkilerdekii oy potansiyeli mi çekici geliyor?

Afrika Türkiye'yi niçin ilgilendiriyor?
Afrika Türkiye'yi niçin ilgilendiriyor?
GİRİŞ 05.09.2008 07:03 GÜNCELLEME 05.09.2008 07:03

BBC Dünya Servisi (BBC World Service) 14-16 Ağustos 2008 Tarihleri arasında İstanbul’da yapılan ve 44 Afrika ülkesinden toplam 92 Sivil Toplum Kuruluşu, Türkiye’den 85 Sivil Toplum Kuruluşu, uluslar arası kuruluşlardan çok sayıda gözlemci ve Afrika’nın önde gelen basın kuruluşlarının temsilcilerin katıldığı “Türk-Afrika Sivil Toplum Kuruluşları Forumu” konusunda, TASAM Başkan Yardımcısı ve Forum Koordinatörü Emekli Büyükelçi Murat Bilhan ile yaptığı röportajda şu soruları yöneltti:

Soru: Türkiye Afrika’da ne yapmak istiyor? Afrika’da ne yapıyor? Afrika Türkiye’yi neden ilgilendiriyor?
Cevap: Türkiye’nin Afrika ile kayda değer siyasi, ekonomik, kültürel, tarihi bağları var. Türkiye, yani selefi Osmanlı Devleti, 1913’e kadar bizzat kendisi bir Afrika ülkesiydi. Afrika’daki son toprağını, Balkan Harbi nedeniyle o tarihte kaybetmişti. Bu bir bakıma duygusal bağları da kapsamaktadır. İngiltere, Fransa, Portekiz gibi kıta dışı ülkeler Afrika’dan çekildikten sonra ne istiyorlarsa, Türkiye de aynen onu istiyor ve arıyor.

Soru: Yani Türkiye Afrika’daki eski sömürgelerine özlem mi duyuyor?
Cevap: Türkiye’nin Afrika’daki tarihi, sömürgeci ülkelerden daha önceki asırlara dayanır ve sömürgecilikle ilgisi yoktur. Yani İngiltere’den daha eski tarihlerde Afrika’da  biz esasen  mevcuttuk.

Soru: Türkiye bugün Afrika’da ne arıyor sorusunun cevabını alamadık?
Cevap: Türkiye’nin Afrika’ya ilgisi stratejiktir ve esasen Afrika Birliği Örgütü Türkiye’yi stratejik ortak olarak ilan etmiştir. Türkiye Cumhuriyeti’nin Afrika’ya ilgisi  daha Cumhuriyetin kuruluşunun üçüncü yılında, doğru bir vizyonla Atatürk tarafından alınan bir karara dayanmaktadır. 1923’de kurulan Türkiye Cumhuriyeti, daha kuruluşunun üçüncü yılında, yani 1926’da, Afrika’daki ilk büyükelçiliğini Etiyopya’da açmıştır (eski adıyla Habeşistan’da). Niçin bu ülkede? Çünkü o tarihte Afrika kıtasının bu ülke hariç tamamı koloniydi ve sadece Etiyopya bağımsızdı. Bu durum İkinci Dünya Savaşı’na kadar ve Milletler Cemiyeti’nde  (o zamanki Cemiyet-i Akvam) Habeşistan’a yönelik Faşist İtalyan saldırıları ile ilgili görüşmeler yapılırken, Türkiye Habeşistan’ın yanında yer almıştır. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra bir yandan Türkiye’nin Batı Bloku ve NATO ile entegrasyonu, Marshall Planı ve Truman Doktrini çerçevesinde dış  ve iç politikasını Batı politikaları ile entegre etmesi süreci, öte yandan Afrika’daki kolonizasyonun çözülme sürecine girmesi nedeni ile Türkiye Afrika’ya mesafeli bakmak durumunda kalmıştır. Bu politika Türkiye ile Afrika arasında bir boşluk yaratmıştır. Bu durum Soğuk Savaşın bittiği ve küreselleşmenin yoğunlaştığı 1990’ların ikinci yarısından itibaren yeniden değişmeye başladı. Türkiye de tek boyutlu politikadan çok boyutlu politikaya geçme refleksiyle hareket ederek, bu boyutlar arasına Afrika’yı da katmak ihtiyacını hissetti ve bir “Eylem Planı” geliştirerek 1998’de bunun adını “Afrika’ya Açılım Politikası” koydu. Bu politika şu anda meyvelerini vermeye ve hızla gelişmeye  devam ediyor. Türkiye’deki bu Ağustos toplantıları, alınan bu kararların tezahürleridir. Türkiye’nin Afrika’daki, yanılmıyorsam 13 milyar doları bulan ticari ilişkileri ve ekonomik bağlantıları da hızla büyüyor. TİKA’nın (Türkiye’nin dış yardım kuruluşu) ekonomik yardım politikaları da Afrika’ya açılarak Sahra güneyinde üç yerde ofis açmak suretiyle büyümektedir. Sayısını şu anda açıklamak istemediğim yeni büyükelçilikler açılması suretiyle Türkiye’nin Afrika’daki temsil oranı önümüzdeki bir buçuk yıl içinde bir kaç katına çıkacak şekilde büyümektedir.

Soru: Türkiye parmak hesabı yaparak uluslararası platformlarda Afrika’nın oy potansiyelini kullanmak mı istemektedir?
Cevap: Türkiye’nin Afrika’ya açılım politikası yaklaşık on yıl önce başlamıştır. Türkiye’nin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi adaylığı ise oldukça yeni bir karardır.Ayrıca İstanbul’un olimpiyat adaylığı için Uluslararası  Olimpiyat Komitesi’nde ihtiyaç duyacağı oylar konusunda da Afrika’ya açılım politikasından  bağımsız bir yol tutulmuştur. EXPO sonucunda Türkiye’nin gayretlerine rağmen başarılı olamadığı oylamada da konuyu Afrika politikasından ayrı tutmak lazımdır. Dolayısıyla bu ilişkileri sebep-sonuç ilişkisi ile izah mümkün değildir.

Soru: Türkiye Müslüman Afrika’yı arkasına destek olarak almak mı istemektedir?
Cevap: Türkiye dış politikasını İslami referanslarla kurgulamaz. Çünkü laik bir devlettir. Ayrıca Müslüman olmayan tüm Afrika ülkeleri de bu toplantılara  davet edilmiştir.

Soru: Türkiye’nin böyle bir Zirve’yi gerçekleştirirken kendisini büyük devletler safında mı gördüğünü söyleyebiliriz? Yani kendisini Çin, Hindistan, Avrupa Birliği gibi mi görüyor?
Cevap: Ben Hükümet adına konuşma yetkisine sahip değilim. Zirve’yi Hükümet yapıyor. Zirve’nin gerekçeleri ile , bizim  Sivil Toplum Kuruluşları olarak yaptığımız Forum, birbirini tamamlayan, ama birbirinden farklı toplantılardır. Zirve henüz yapılmadı. Ne ölçüde başarılı olur bu noktada bilemiyorum. Ama bizim Sivil Toplum Kuruluşları Forumu son derece başarılı oluyor, hatta şimdiye kadar Afrika Birliği ile zirve gerçekleştiren ülkelerin de bu zirvelerden önce, STK forumlarının hepsinden daha büyük katılım olduğunu Afrikalı misafirlerimiz bize söyledi. Bu toplantının koordinatörü olarak sonuçtan memnunum.

www.tasam.org

YORUMLAR 6
  • ali döner 17 yıl önce Şikayet Et
    OSMANLI ÖZLEMİ. osmannlı özlemi deil amerikalılaşma batı özentisi bi ülke olmaya çalışıoruz batı ne yapıor doğuya gözünü dikior gerisini görmüor bizde doğuya yöneldik ama doğunun çölüne türki cumhuriyetler dururken neden afrika düşünüyorum da afrikada bizim ne yapabileceğimizi bulamadım vakti zamanın da afrikayı bitiren bitirdi bu saatten sonra ne ararız ne buluruz bilemiyorum hadi hayırlısı hayırlı CUMALAR
    Cevapla
  • Ertan Er 17 yıl önce Şikayet Et
    Yazıya yorumum yokta. Her severinde şu laiklik vurgusu,öğğ dedittiriyor artık..
    Cevapla
  • Emir Safa 17 yıl önce Şikayet Et
    doğru yaklaşım. Murat Bilhan'ın bütün tespitleri ve tarzı olumlu, yapıcı ve bağımsız. Afrika'yla ilgili çok çalışmamız lazım. Osmanlı torunuyuz ne güzel yönetiriz yaklaşımından çok ilişkileri geliştirmemiz doğaldır yaklaşımı tercih edilmeli. Bağımsız Afrika ülkelerinin aradığı en son şey kendilerinin iç işlerine karışacak birileri. Artık Dünya karşılıklı bağımlılıkların dengesiyle yönünü belirliyor.
    Cevapla
  • ismail ___ 17 yıl önce Şikayet Et
    evet osmanlı ruhu. evet arkadaşlar, bencede Osmanlı ruhumuz geri geliyor, Türkiye Osmanlı ruhuna tam olarak yeniden kavuştuğu an gerçek güce, gerçek özgürlüğe ve gerçek rahatlığa kavuşacaktır. Ülkemizi kendimizden bir adım önde tutabilmeyi ve ülkemizi sevmeyi öğrenebildiğimiz an güzel günlere ulaşmışız demektir ve hükümet tüm bunları sağlamaya çalışıyor. Hükümetin icraatlarını hakkıyla görelim lütfen.
    Cevapla
  • emin 17 yıl önce Şikayet Et
    osmanlı özlemi. biz ozmanlı torunlarıyız,uzun yıllıar barışla yönettiğimiz yaşadığımız topraklar da tekrar birlik,beraberlik kurmak afrika gibi barışa ve huzura ihtiyacı yerde bizimde olmamız gerektiğini düşünebiliriz.
    Cevapla
Daha fazla yorum görüntüle
DİĞER HABERLER
10 yıl önce öldürülmüştü! Mezdeke Grubu üyesi Aynur Kanbur cinayetinde 3 gözaltı!
Bakan Çiftçi'den İsrailli Bakan'ın 'Küdüs' sözlerine sert tepki! 'Taviz vermeyiz'