05 Eylül 2008 06:11
- 30 Yorum
- 30,904 Okunma
Futbol bir spor olmanın ötesinde stratejik hesabın bir parçası olarak dünyada ilk kez Atatürk tarafından kullanıldı. Hem de savaş ortamının ortasında...
Kaderin cilvesine bakın ki, Sovyetler Birliğinin dağılmasının ardından 23 Ağustos 1991'de bağımsızlığını ilan eden Ermenistan’ı dünyada tanıyan ilk ülke 16 Aralık 1991’de Türkiye olmasına rağmen, bugün aralarında hiçbir diplomatik bağ bulunmuyor.
Amerika’daki güçlü Ermeni lobisine rağmen ABD ancak Türkiye’nin tanımasından iki sonra adım atabilmişti. Türkiye, Ermenistan’ı tanımasının hemen ardından bu ülkeye insani yardımda bulundu, gıda ve elektrik verdi. Aynı zamanda, kendi toprakları üzerinden üçüncü ülkelerin Ermenistan’a insani yardım malzemesi göndermesine imkân tanıdı.
Hatta Türkiye, Rahmetli Özal’ın çabalarıyla Ermenistan’ı 25 Haziran 1992’de İstanbul’da kurulan Karadeniz Ekonomik İşbirliği’ne kurucu üye olarak davet etti, Ermenistan’ın KEİ bünyesinde daimi temsilci bulundurmasına izin verdi.
Ermeniler Türkiye'nin tüm bu iyi niyetli girişimlerine rağmen 'TanımaTazminatToprak talebi' şeklinde tanımlanan tehditlerden hiçbir zaman geri adım atmadılar. Tüm uluslar arası platformlarda Türkiye’nin aleyhinde çaba gösterdiler. Bunu hala da sürdürüyorlar.
Yine kaderin cilvesine bakın ki, Türkiye Ermeni ilişkilerinin kaderini bu defa bir kura belirledi. İki ülke, 2010 Dünya Kupası elemeleri kura çekiminde aynı gruba düştüler.
6 Eylül’de Türkiye A Milli Futbol Takımı ile Ermenistan Milli Takımının Erivan Hrazdan Stadı'nda oynayacağı 2010 Dünya Kupası Grup Eleme Maçı daha oynanmadan ilgi odağı oldu. Maçla ilgili gelişmeler sadece her iki ülkede değil tüm dünyada merakla takip edilmeye başlandı. Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan’ın Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ü maçı birlikte izlemeye davet etmesi oynanacak karşılaşmayı bir futbol maçının ötesine taşıdı ve dünyada tüm dikkatler bu maçla ilgili gelişmelere endekslendi.
Bu yazının konusu bu maçla ilgili değerlendirmeler değil. Biz burada, dünya futbol tarihinde ilk defa, bir futbol karşılaşmasının dünya harp tarihi açısından stratejik bir unsur olarak nasıl kullanıldığına yer vereceğiz. Hem de Türk Ulusu tarafından.
İş başa düşünce
Bilindiği gibi 30 Ekim 1918’de imzalanan Mondros Mütarekesi ile yedi cephede birden savaştığımız Birinci Dünya Savaşı’ndan çekildik. Ülkenin içinde bulunduğu şartlar ağır olsa da, savaş devam ettiği süre içinde mağlup sayılacak durumda değildik. Fakat kendilerine güvenerek savaşa girdiğimiz devletler savaştan çekilince durum aleyhimize döndü. Mütareke sonrası başta İstanbul olmak üzere Osmanlı toprakları süratle işgal edildi. Osmanlı Meclisi işgal güçlerince dağıtılınca, Türk Milleti kendi kaderine el koymak zorunda kaldı.
23 Nisan 1920 de Ankara’da Büyük Millet Meclisi açıldı. Ülkenin içinde bulunduğu ağır koşullara rağmen seçimler yapıldı ve Ankara’ya milletin meşru temsilcileri gönderildi. Çok geçmeden düzenli ordu oluşturuldu ve düşmanı yurttan kovmak için hazırlıklar başladı.
Anadolu’nun büyük bölümü işgal altında olduğundan haberleşme kaynakları işgalcilerin denetimindeydi. İşte yazıya başlık olan tarihi maç tam da bu sırada oynandı.
Büyük Taarruz öncesi cephedeki hazırlıkların ne durumda olduğunu yerinde teftiş etmek üzere Batı Cephesi’ne gitmeye karar veren TBMM Başkanı ve Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, 22 Temmuz’da Hükümete, o sırada Konya’ya gelen İngiliz General Townshend’le 24 Temmuz’da görüşmek üzere iki günlüğüne Ankara’dan ayrılacağını duyurdu. Mustafa Kemal Paşa’nın birinci öncelikli işi o sırada Konya’ya gelen İngiliz General Townshend’le görüşmek değildi. Bu görüşmeyi bahane edip cephedeki son durum hakkında en ince ayrıntısına kadar bilgi alma arzusundaydı. 23 Temmuz’da Ankara’dan ayrıldı. İngiliz General Townshend’le 24 Temmuz’da Konya’da görüştü.
Maçın perdelediği tarihi toplantı
Mustafa Kemal Paşa İngiliz Generalle yaptığı bu görüşmenin ardından 27 Temmuz 1922 de Akşehir’e döndü. Burada Fevzi Çakmak ve İsmet Paşa ile 27/28 Temmuz gecesi bir toplantı yaptı. Taarruz işi ayrıntılı olarak konuşuldu. Bu önemli toplantının daha geniş bir istişare mahiyeti taşıması için bazı kolordu komutanları da Akşehir’e davet edildi.
Komutanların böylesine kritik günlerde Akşehir’de toplanması düşmanın şüphesini çekebilirdi. Onun için 28 Temmuz’da subaylar arasında bir futbol maçı tertiplendi ve bu maçı seyretmek üzere ordu komutanları ile bazı kolordu komutanları Akşehir’e davet edildi. Subaylar arasında bir turnuva organize edildiği kamuoyuna duyuruldu.
Kolordulara mensup subaylarla Batı Cephesi subayları arasında yapılan bu maçı Mustafa Kemal, İsmet, Nurettin ve Yakup Şevki Paşalarla birlikte Batı Cephesi Kurmay Başkanı Asım Bey’de izledi. Türk ordusunun kurmay heyetinin bir maç vesilesi bir araya gelmesi düşmanın şüphesini çekmedi. Nitekim komutanların maç vesilesi ile bir araya geldiği bu toplantıda Büyük Taarruz öncesi planlar son kez gözden geçirildi. Kurtuluş Savaşı’nın en kritik kararları bu toplantıda alındı. Alınan kararların cephede uygulanması ise zaferi getirdi.
Böylece dünya futbol tarihinde ilk kez bir karşılaşma, harp stratejisinin bir parçası olarak kullanıldı ve başarılı oldu.
Nitekim Türk ordusu tüm hazırlıklar tamam vaziyette 26 Ağustos sabahını beklerken, Yunan ordusu böyle bir duruma hiç ihtimal vermiyordu. Çünkü Türk ordusunun taarruz için son hazırlıklarını yaptığı ve dualarını ettiği 25/26 Ağustos gecesini Yunan ordusu, Başkomutanları General Trikopis’le birlikte Afyon’da büyük bir balo vererek eğlence ile geçirdi.
Türk ordusu Büyük Taarruzu başlattığında, dünya kamuoyu Yunanlılara destek için ayağa kalkmasın diye önce Anadolu’nun dünya ile iletişimini kesti. Önemli saldırılar bile sıradan hücum gibi duyuruldu. Hatta Amiral Bristol, “26 Ağustosta Büyük Taarruz başladığı zaman doğru dürüst bilgi alamadıklarını” itiraf etti. 17 Ekim 1922 tarihli İngiliz gizli raporunda; “Bugüne dek Mustafa Kemal’in stratejik plânı hiç aksaklık olmadan başarılı oldu. 26 Ağustos’taki saldırı büyük bir gizlilik içinde hazırlandı ve iki gün öncesine dek bunu ancak üç kişi biliyordu” denildi.
Büyük zafer işte böyle kazanıldı, düşman yurttan bu tür stratejik hamlelerle kovuldu.
Erivan’da oynanacak maçın her iki ülke halkı açısından hayırlı sonuçlara vesile olmasını temenni ediyoruz. Dileriz bu maç yeni dostluklara kapı aralar.
OSMAN ÖZSOY - HABER 7