Kürşat BUMİN
Cumhurbaşkanı'nın 1993'te Refah partisi milletvekiliyken Demirel Hükümeti'nin Ermenistan politikası hakkında verilen gensoru görüşmelerinde yaptığı konuşmayı ilk hatırlatan Milliyet yazarı oldu.
Alıntı Yazarlar

Emre AKÖZ
O iki poster yan yana gelsin mi?
Ergun BABAHAN
17 bin kurban adalet bekliyor
Fehmi KORU
Düşündükçe akla gelen
Derya SAZAK
Büyük resim
Ege CANSEN
Kapitalist Abdülhamit
Mehmet KAMIŞ
Demokrasi için daha cesur adımlara ihtiyaç var
Ayşe BÖHÜRLER
Cami cemaati
M. Nedim HAZAR
Büyük resim
Hüsnü MAHALLİ
İki örnek
Haber7 Yazarları

Ünal TANIK
Başbuğ tatmin olmadı, mücadele bu zemine kayacak
Mehmet ACET
Sahi Erdoğan niçin bu kadar rahat?
Prof. Nevzat TARHAN
Çarşı herşeye karşı ama MJ'ye değil
Prof. Osman ÖZSOY
78'lik dede kurtuldu gençler can verdi
Yaşar İLİKSİZ
İslamcıların kafasının basmadığı konu!
Mehmet Ali BULUT
Darbeciye atılan tokat askerin gözünü çıkarmasın!
Hüseyin YAYMAN
MGK toplantısını nasıl okumalıyız?
Ayhan KISKAÇ
Ak Parti kongreleri sıkıntılı
Resul KURT
İşsiz çalıştırana prim teşviki
Uzm. Psk. İlknur Yılmaz
Panik atak ve baş etme yolları
Fatih BAYHAN
Atatürk silah arkadaşlarını topladı ve …
Feride'nin Günlüğü
Aman içeri koyun dursun, çiçek dışarıda romantik bir darbe almasın
Recai YAHYAOĞLU
Asimetrik psikoloji
İhsan AKTAŞ
Önce Türk'ün mayasını bozdular
Uzaklardan Mektuplar

K. Emre ULUCAN
Hayatta ilk defa 'Allah' demek
Polat HAN
‘Gülen’ Burda da Kıymetli(!)
Handan ÖZDUYGU
Şu bizim Arap düşmanlığımız!...
Tahir YAVUZ
Hint Okyanusuna düşen uçak ve bizi yakan ateş
Konuk Yazarlar
Dönemin Refah Partisi milletvekili Abdullah Gül'ün konuşmasından aktarılan en “vurucu” bölümü şöyle:
“Siz bana bir ülke gösterin ki, kardeşleriniz savaş halinde olacak, kardeşleriniz katledilecek ve onlar katledilirken, 'Bunun müsebbibi Türkiye'dir' diye demeçler verecek, (...) Kars'ın Ermenistan toprağı olduğunu iddia edecek, bütün bunlardan sonra o adam Türkiye'ye gelecek ve siz de elini sıkacaksınız...”
Gensoruya neden olan gelişme, Ermenistan Cumhurbaşkanı'nın Özal'ın cenaze törenine katılması.
Milliyet yazarı bu hatırlatmadan sonra soruyor: ”Evet... Sayın Gül 15 yıl önce Ermenistan'dan Cumhurbaşkanı'nın değil maç, cenaze için bile Türkiye'ye gelmesini eleştirmiş.... Arada değişen bir şey olmadı... Şimdi onun elini sıkmaya Ermenistan'a gidiyor.”
Milliyet yazarının bu karşılaştırmayı yaparken içine düştüğü en büyük yanlış, “Arada değişen bir şey olmadı” hükmüne varmasıdır.
Yanlış anlaşılmasın, ben demiyorum ki “Ermenistan baştan sona değişmiştir”. Ermenistan da o günden bugüne tabii ki değişmiştir. Ama benim burada dikkat çekmek istediğim “değişenler” bambaşkadır.
O günden bugüne (ya da Milliyet yazarının ifadesiyle söyleyecek olursak: “Arada değişen”) Abdullah Gül'dür, eskinin Refah Partisi milletvekillerinin büyük bölümüdür, eskinin Refah Partisi seçmenlerinin neredeyse tamamıdır, “sokaktaki adam”dır, yani sonuç olarak Türkiye toplumunun büyük bölümüdür.
Ve gecikmeden söyleyelim ki, bu “değişim” Türkiye toplumunun geleceğine umutla bakabilmesi için en önde gelen etkendir. Ne mutlu ona...
Geçen gün açıklanan bir anketin sonuçlarını hatırlıyorsunuzdur: Toplumun yüzde 67'si, Cumhurbaşkanı'nın Erivan ziyaretini olumlu bulmaktadır.
Oysa benzer bir anketi 1993'te yapsaydık sonuç ne çıkardı dersiniz? Olumlu bakanların oranı yüzde 20'yi ulaşır mıydı acaba?
Abdullah Gül'ün 1993'te hatırlatılan sözleri sarf ettiği bir sır değil. Aynı Gül, o dönemde Avrupa Birliği'ne dair de bugün yüzümüzü buruşturacak sözler ediyordu. Benzer açıklamaları da arayıp bulmak zor değil. Sonuç olarak “siyasi İslam”la henüz doğru dürüst hesaplaşılmamış bir dönemden söz ediyoruz.
Peki, bu “değişim”i bir sevinç vesilesi olarak değerlendirmek mi akılcı bir yoldur, yoksa işi gücü bırakıp “Bakalım önceden aynı konuda neler dediler” merakıyla meclis zabıtlarına dalmak mı?
Bu soruyu dillendirmek bile abes... Tabii ki “değişim”i alkışlayacağız; tabii ki yerinde sayanları kınayacağız.
Bir tarafta yeni şeyler öğrenip eski bildiklerini unutanlar, öte yanda ise bildikleri hiçbir şeyi unutmadıkları gibi yeni hiçbir şey de öğrenmeyenler. Seçim sizin...
Milliyet yazarını anlayabiliriz. O hep böyle idi, bugün de böyle, yarın da böyle kalacaktır...
Peki ya kendisini sosyalist sanan ana muhalefet partisi başkanı? Onun dilinin de mi kemiği yok?
Başkan, Milliyet yazarının “buluşu”nu hatırlattıktan sonra sosyalistlerin yüzünü kızartacak cinsten şu sözleri etmeden de duramıyor: “Bari Ermenistan'a gitmişken soykırım anıtına da bir çelenk koysun.”
MHP'nin akıl edemeyip ya da fazla kaçacağına hükmedip kullanmaktan kaçındığı bu sözleri “Sosyalist Enternasyonal”e üye bir partinin genel başkanı göğsünü gere gere söyleyebiliyor.
Söylediğim gibi toplum olarak umudumuz yaşamakta-geçirmekte olduğumuz “değişim”dedir. Ziyareti olumlu bulan yüzde 67'lik çoğunluk aslında hemen her şeyi anlamıştır artık. Niçin hür olmadığını, niçin yoksul olduğunu, niçin bugüne kadar içine bin çeşit düşmanlıklar tıkıştırıldığını...
Cengiz Çandar dünkü güzel yazısında ısrarla hatırlatmayı unutmamış. Bu gezi gerçekten de “Hrant'ın rüyası” içinde yer alabilecek bir girişimdir. Çandar'ın Hrant'ın yayımlanan tek kitabında (İki Yakın Halk İki Yakın Komşu) yaptığı şu alıntı da yerine oturmuş: “Her iki halimle de Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin düzelmesi ve Türk-Ermeni ilişkilerinin normalleşmesi için gayret göstermek, önümdeki en vazgeçilmez görev olarak durur.”
Cumhurbaşkanlığı sitesinde Ermenistan Gezisi'ne ilişkin yer alan metni de sözünü ettiğimiz “değişim”in bir işareti olarak okuyabiliriz. Açıkçası, alışmadığımız ölçüde temiz ve içerikli bir metinle karşı karşıyayız. “Söz konusu maçın ortak tarihi olan iki halkın yakınlaşmasının önünü tıkayan unsurların ortadan kaldırılmasına ve yeni bir zemin hazırlanmasına vesile teşkil edeceğine inanılmaktadır. Bu ziyaretin iki ülke halklarının birbirlerini daha iyi anlamaları için bir fırsat oluşturacağı ümit edilmektedir.”
Bakın burada da “ümit”ten söz ediliyor. En başta toplumun içine girdiği “değişim” sürecinin taşıdığı bir ümit bu.
Cumhurbaşkanı'nın Ermenistan gezisini, devletin Hrant'a borçlu olduğu yüzlerce özürden birisi olarak yorumlayalım isterseniz...
KÜRŞAT BUMİN - YENİŞAFAK
Toplam 6825 kez okundu.
özür dileme erdemi
boynu bükük değil tam bir alın açıklığı ile ziyaret edilse bir hahzuru yok.. Ama bir haksızlık veya yanlışlık 'varsa' da buna karşı özür dilemek müslümanlık ve insanlık gereğidir. Görüşmeler her iki devlet ve sınırdaki bölge halkının yararına olduğu şüphe götürmez bir gerçektir.
İÇERDE İRTİCA,DIŞARDA DÜŞMAN ÇOK,PARALAR LOP LOP
Yıllardır bu siyaset güdüldü ve milletimiz adeta tavuk gibi yolundu.Kasıtlı olarak eğitimsiz bırakıldı,yanlış bilgilerler zihinleri bulundırıldı.Halada bazı palyaçolar aynı siyaseti gütmeye çalışıyorlar,üstelik bunu devletin gücünü kullanarak,yani milletin paraları ile ayakda duran kurumlarını kullanarak. UYANIN MİLLET UYANINI,Etrafımızda ne düşman var nede içimizde irtica.Sadece bulanmış kafalar ve ilişkileri ekonomiye,geleceğe dönüştüremeyen siyasetçiler vardır.Şuanki hükümete herkesin destek vermesi ge
İç ve dış düşman diyerek, bizi hep hortumladılar
Eski anlayışın iç yüzü şu günlerde bütün açıklığıyla ortaya çıkmıştır. Ergenekon iddianemesi, ülkede yıllardır çetelerin ne denli söz sahibi olduğunun resmidir. Bu çeteci sistem, ülkeyi hortumlamak için sürekli düşman üretmiştir.Onlara göre herkes düşmandır. Bu ucuz siyaset bugün deşifre edilmiştir.Bu hortumcular ilahi okyan çocukla uğraşır.Ama ülkenin onlarca bankasının hortumlanmasına ses çıkarmaz.Çünkü hortumlamanın bir parçasıdırlar.Amaçları milleti soymaktır.
Yazının özeti
Yazının özeti bu cümlede gizli. "Cumhurbaşkanı'nın Ermenistan gezisini, devletin Hrant'a borçlu olduğu yüzlerce özürden birisi olarak yorumlayalım isterseniz..." Türk devleti yakında soykırımı da kabul edip özür dilemeye kalkarsa şaşmayalım






Söz sizde!
HABER7 üyesiyseniz haberimize yorum yapmak için TIKLAYIN. Henüz üye olmadıysanız lütfen üye olmak için tıklayın.