M. Fatih ÖZTARSU
2015’e daha da yaklaştığımız bu karmaşık zaman diliminde gerek Türkiye’nin gerekse Azerbaycan’ın dış politikasında önemli bir yere sahip olan Ermeni meselesi, ameliyat edilmesi gereken bir Şark çıbanı olarak varlığını sürdürmekte.
Alıntı Yazarlar

Yavuz DONAT
Kızılcahamam sözlüğü
Ahmet Turan ALKAN
Şiddetin yüzüne tükürmek
Semih İDİZ
Sınır ötesi için Bağdat’ın izni gerekmiyor
Nasuhi GÜNGÖR
Kürtlerin Ateşle İmtihanı
Yusuf Ziya CÖMERT
Cemevi'nde hepimiz 'cem'olabiliriz
İbrahim Öztürk
İşadamına krizden 'kader' dersleri...
Haber7 Yazarları

Ünal TANIK
Boyner ve YKM de bunu yaparsa
Prof. Osman ÖZSOY
Devlette tutan millette tutmayan isim
Prof. Nevzat TARHAN
Korkma sayın General TSK yıpranmaz
Hüseyin YAYMAN
AK Parti'nin İstanbul adayları kimler
Ayhan KISKAÇ
AK Parti'nin önündeki seçim engelleri
Fatih BAYHAN
Gani Müjde'den paramı istiyorum!
Saim ŞENDİL
Aile hekimliği dönemi başladı
Mustafa YÜREKLİ
Deniz Feneri’ne İsrail saldırıları
Resul KURT
Sadece sağlık primi ödenebilir mi?
Uzaklardan Mektuplar

Cemal DEMİR
Amerika'yı kim keşfetti?
Engin SEZEN
Satelate diasporalar
Ayşenur KAHVECİ
Müzdelife’de piknik
Adil DÖNMEZ
Noel ve kurban ya da 'Bayram gelmiş neyime'
M. Fatih ÖZTARSU
Azerbaycan ve Türkiye askerî ilişkileri
Konuk Yazarlar

Arifhan AKPINAR
Dilimizdeki Arap düşmanlığı
Mustafa GÖKTAŞ
Hormonlu Kurban'a dikkat!
İsmail KARA
CHP’ den temel fıkrası
Ümit DEMİR
2010 reklamında verilen mesaj
Emrah İRİÇ
Kırca Ergenekon ağzıyla konuşuyor
Hüseyin ACI
Eliniz hangi konuda cebinize gidiyor?
Akif KAPLAN
Çarşafı maske yapmak!
1915’te yaşandığı iddia edilen kıyımın yüzüncü yıldönümüne içten içe hazırlanan Ermenistan, çoğu zaman dışarıda faaliyet gösteren diasporadan farklı tavırlar içerisine girmektedir. Türkiye için 3 T kuralını ele alan Ermenistan, Karabağ sorununda ise bir çıkmaz içerisinde. Tanınma, toprak ve tazminat ile ASALA logosunda da belirtilmiş; sınırları Orta Anadolu’dan Bakü’ye uzanan Büyük Ermenistan İmparatorluğu hayalleri kuran Ermenistan’a karşı güçlü bir dış politika ve buna ek olarak güçlü bir Türk lobisinin varlığı Türkiye adına çok yararlı olacaktır.
Azerbaycanlılar’ın 90’lı yıllarda oluşturduğu Dünya Azerbaycanlılar Kongresi, yani Azerbaycan lobisi yıllardır ABD başta olmak üzere çeşitli Avrupa ülkelerinde de faaliyetlerde bulunmaktadırlar. Ana sorun Karabağ için Batı ülkelerinde çalışmalarda bulunan teşkilatın Bakü Hazar Üniversitesi’nde gerçekleştirdiği “Hocalı Soykırımı” adlı konferansa katıldık.
Pek çok değerli aydın ve milletvekilinin de bulunduğu programda ilk olarak 1992’de Ermeniler’in Hocalı bölgesinde yaptığı soykırımvarî kıyımlarının görüntüleri sunuldu. Katliamdan ziyade soykırımı çağrıştıran insanlık dışı eylemlerin baş gösterdiği Hocalı’da yaşananlar, Azerbaycan’a yapılan soykırım çalışmalarının sadece bir örneğidir. Çünkü bununla birlikte 1992 yılından itibaren Hocalı, Hocavend, Şuşa, Laçin, Kelbecer, Cebrayil, Fuzuli, Kubadlı ve Zengilan bölgelerinde mutlaka soykırım olarak adlandırılması gereken vahşetler yaşandı.
Rus destekli kıyımlara karşı dünya kamuoyunun habersiz kaldığı Azerbaycanlılar’ın yaşadıkları vahşetin uluslararası arenada çok derin sarsılmalara yol açması gerekirdi. Bu durumda batı ve doğu ülkelerine göre değişiklik arz eden insan hakları anlayışına şahit oluyoruz.
Dünya Azerbaycanlılar Kongresi Gençlik Teşkilatı başkanı Reşad Hasayoğlu’nun değindiği gibi Türkiye destekli lobi faaliyetlerinin geliştirilmesi konusu bizler için de çok önemlidir. Uluslararası platformda sesimizin kısık oluşu, haklarımızı savunmada yetersizliği doğuruyor. Bugün Türkiye’nin Ermeni meselesindeki tıkanıklığı Orta Doğu ve Balkanlar’daki tarihî haklarımızı savunmamızın çok uzun yıllar sonra olacağını göstermekte.
Kerkük’te çırpınan Türkmenler’in Türkiye’den yardım isteklerine bu yüzden cevap verememekteyiz.
Aynı şekilde Güney Azerbaycan’da kültürel darbelere uğrayan otuz milyon Azerbaycanlı’nın yardım çığlıkları nedense kulağımıza ulaşamamakta.
Bunlarla birlikte Filistin’de, Keşmir’de, Çeçenistan’da yaşanan zulümlere elimizin uzanması şimdilik mümkün değil.
Şaban Çalış hocamızın dile getirdiği gibi, Osmanlı ruhu bir hayalet şeklinde bazen üzerimizde dolaşmakta ama sadece bir hayalet olarak varlığını sürdürmekte. Osmanlı ruhunu benimseyecek olan torunları, eskiye nazaran daha büyük işler başaracaktır. Bunun yolu emperyal devlet olmaktan geçiyorsa öyle olmalıdır. Ancak bizim şu an için, Rusya'nın yüz elli senelik kalkınma programının temelinde yer alan Panslavizm konusunda bile yeterli araştırmamız bulunmamakta.
Turgut Özal döneminde tekrar varlığını hissettiren hayaletin verdiği şevkle Balkanlar’da güçlü bir Türk etkisi gösterme eğilimimizin verdiği olumsuz neticelerle maalesef yüzyılın fırsatı olan Kafkasya ve Orta Asya’yı da elden kaçırdık. Turgut Özal’ın deyimiyle “Allah’ın dört yüz senede bir vereceği bir şans”tı bu bizim için. İçte gayet kendini bilmiş bir politika, dışta ise daima ılımlı tavırla 90’lı yılları da başarısızlıkla bitirdik.
Artık milli canlanmaların yaşanacağı 2015, 2019 ve nihayetinde 2023’e hazır olmamız ve elden gelenin üstünde bir performans göstermemiz şart üstü şarttır.
M. Fatih Öztarsu
mfatih91@hotmail.com
Toplam 2353 kez okundu.
GÜLÜN ERMENİ ZİYARETİ,GAFLETTİR
Gaflet ve dalalet içersinde,dış güçlerin direktifleri doğrultusunda bu ziyaret yapılmamalıydı.15 yıl önce Turgut Özalın ölümünde Türkiyeye gelen Ermeni lideri için Demirele ,şöyle diyordu,(Bu adamın eli sıkılmaz).Şimdi Aynı kişi değil el sıkmaya kucaklaşıp öpüşmeye gidiyorsa buna döneklik denir.Sözünde durmamak denir.Buna ihanet denir.





Söz sizde!
HABER7 üyesiyseniz haberimize yorum yapabilirsiniz. Henüz üye olmadıysanız lütfen üye olmak için tıklayın.