“Bu yağmur, bu yağmur, bu kıldan ince,
Nefesten yumuşak, yağan bu yağmur “
Necip Fazıl
Ankara’nın kavuran sıcaklarından, yağmurlu ve kasvetli Montreal’e indiğimde, nereden düştüm buraya diye geçirdim içimden. Türkiye’de güzel geçen bir yaz tatilinden, sular sellerin arasına geri dönmek...
Gün ortasında karanlık çökmüştü, yağmur inceden serpiştiriyordu. Montreal’den Ottawa’ya gelirken, yaz sonu olmasına rağmen yemyeşil otlar, aralıksız yağan yağmur, ıslak yapraklı heybetli ağaçlar, gökgürültüleri, şimşekler... tropikal bir ülkeye geldiğimi hissettim. Arabanın silecekleri yolboyu hiç durmadı.
Kadim dostum Saadettin Bey, bu yaz neredeyse yağmursuz günümüz geçmedi deyince, bu sene erken gelenin sonbahar değil de, bir türlü gelmeyenin yaz olduğunu anladım... Bir bahar kararsızlığında ve serinliğinde geçmiş koca yaz. Zavallı piknikçiler!
Bunca yağmura rağmen, yerler çamur, bataklık değil; yollarda su birikintileri yok. Yağmurun bakiyesi, günesin dost ışıklarına gülümseyen çimenler, ıslak otların üzerinde gerinen, oynaşan rakunlar... yekpare bir tabiat ferahlığı… Bu yağmurların aşrımişarı, hafizanallah, Türkiye’ye yağsa, bizim memleketi sular alıp seller götürmez mi!
Allah vermiş de vermiş bu topraklara... Yağmur coştukça, tabiat da köpürüyor. Yeşil, renkten renge boyanıyor. Toprak, otlar, ağaçlar sulandıkça ter ü taze kokular saçıyor…Ve zamanla, siz de bu iklimin, havanın suyun bir insanı oluveriyorsunuz.
Ben yağmurları pek severim. Açar beni. Üzerimden ağır yükleri alır bir bir. Ve yağmurun sesine vurulurum en çok. Bazen giden, bazen gelen sesine…
Nerede olursam olayım, bana Istanbulu hatırlatır yağmurlar; martıları, sisler ardında kalan Üsküdar’ı, İstiklal’i...Ve daha nereler!
Mübarek Ramazan’la birlikte, semalar bir kere daha coştu. Sağnak sağnak yağanın rahmet olduğunu görememek kabil değil.
Yağmurla birlikte iftarı beklediğim şu tatlı demlerde, İstanbul’dan çook uzaklarda da olsam Ramazan ve yağmur güzelleri, bana İstanbul’u hatırlattılar yine. Galata köprüsünden İstanbul’un ıslanan saçlarını seyretmek, hafiften üşümek, akşam ezanını Yeni cami’de dinledikten sonra, orucu bir ramazan çadırında açıvermek hayali...cihan değer...
Engin SEZEN
engin.sezen@gmail.com