Taha Kıvanç
Başbakan Tayyip Erdoğan'ın masasında Almanya'da görülmekte olan Deniz Feneri davasıyla ilgili bir değerlendirme raporu mu var acaba?
Alıntı Yazarlar

Yavuz DONAT
Kızılcahamam sözlüğü
Ahmet Turan ALKAN
Şiddetin yüzüne tükürmek
Semih İDİZ
Sınır ötesi için Bağdat’ın izni gerekmiyor
Nasuhi GÜNGÖR
Kürtlerin Ateşle İmtihanı
Yusuf Ziya CÖMERT
Cemevi'nde hepimiz 'cem'olabiliriz
İbrahim Öztürk
İşadamına krizden 'kader' dersleri...
Haber7 Yazarları

Ünal TANIK
Boyner ve YKM de bunu yaparsa
Prof. Osman ÖZSOY
Devlette tutan millette tutmayan isim
Prof. Nevzat TARHAN
Korkma sayın General TSK yıpranmaz
Hüseyin YAYMAN
AK Parti'nin İstanbul adayları kimler
Ayhan KISKAÇ
AK Parti'nin önündeki seçim engelleri
Fatih BAYHAN
Gani Müjde'den paramı istiyorum!
Saim ŞENDİL
Aile hekimliği dönemi başladı
Mustafa YÜREKLİ
Deniz Feneri’ne İsrail saldırıları
Resul KURT
Sadece sağlık primi ödenebilir mi?
Uzaklardan Mektuplar

Cemal DEMİR
Amerika'yı kim keşfetti?
Engin SEZEN
Satelate diasporalar
Ayşenur KAHVECİ
Müzdelife’de piknik
Adil DÖNMEZ
Noel ve kurban ya da 'Bayram gelmiş neyime'
M. Fatih ÖZTARSU
Azerbaycan ve Türkiye askerî ilişkileri
Konuk Yazarlar

Arifhan AKPINAR
Dilimizdeki Arap düşmanlığı
Mustafa GÖKTAŞ
Hormonlu Kurban'a dikkat!
İsmail KARA
CHP’ den temel fıkrası
Ümit DEMİR
2010 reklamında verilen mesaj
Emrah İRİÇ
Kırca Ergenekon ağzıyla konuşuyor
Hüseyin ACI
Eliniz hangi konuda cebinize gidiyor?
Akif KAPLAN
Çarşafı maske yapmak!
Raporu hazırlayanlar, davanın Türkiye'ye yansıma biçimine ışık tutsun diye, Almanya'nın geçmiş yanıltma eylemlerine ve bir medya grubu ile Almanya arasında gözlenen yakın ilişkiye değinme ihtiyacı duymuşlar mıdır?
Sanmıyorum. Keşke böyle bir rapor olsa ve keşke bir nüshası Aydın Doğan'a da sunulsa... Öyle bir durumda taraflar kimin ne düşündüğünü daha iyi değerlendirirdi.
Aslında Almanlar'ın ilk numarası değil bu. Üç milyonun üzerinde Türk'ü içerisinde barındırdığı için, Almanya, Türkiye ile muazzam yakından ilgileniyor. Türkiye'deki bazı gelişmeleri etkilemeye de olağanüstü gayret ediyor; aklınıza gelen-gelmeyen hemen her yola başvurarak...
Bunu sağlamak için kullanılan birkaç yöntem vardır da, en önemlisi Alman 'Anayasayı Koruma Örgütü'nün raporlarıdır. Her yıl açıkladığı raporlarıyla Türkiye'ye yönelik bir dizi ithamı arka arkaya sıralar bu birim. Tabii raporu yazabilmek için de, hakkında kanaat sahibi olmak istediği bütün örgütleri ve faaliyetlerini yakından izleyip gözlem altında tutması gerekiyor. Bütün örgütlerin Türkiye ile bir biçimde irtibatı olduğunu düşünürseniz, Türkiye, Alman Anayasayı Koruma Örgütü için bir tür BBG (Biri Bizi Gözetliyor) evi gibi...
Anayasayı Koruma Örgütü yıllık raporlarıyla Türkiye'yi etkileyegeldi yıllar boyu...
Bir başka yöntem, Almanya adına yüzüm kızararak yazıyorum, mahkemeleri kullanmak... Almanlar yargı bağımsızlıklarına özel önem verdiklerini, bunu Nazi döneminin aşırı uygulamalarına karşı bir tedbir olarak da yaptıklarını iddia ederler. Kabulde tereddüt edene “Berlin'de hakimler var” sözünü hatırlatırlar...
Ne yaparlarsa yapsınlar, Türkiye söz konusu olduğunda, ülkemizin iç siyasetini etkilemek istediklerinde, üzerine titizlendikleri yargı bağımsızlığı ilkesi bayağı yamulur Almanya'da. Bir değil kimbilir kaç örneği var bu gerçeğin...
Almanlar bunu hep yapıyorlar...
En çarpıcı örnek, 1997 yılı başlarında Frankfurt Eyalet Mahkemesi'nde yaşandı. Mahkeme aslında ikisi Türk biri İtalyan üç uyuşturucu kaçakçısını yargılamaktaydı. Yargılama boyunca hiç geçmeyen bir iddiayı mahkemenin karar duruşmasında patlattı Alman yargıç Rolf Schwalbe: Sanıkları 5 ila 9 yıllık cezalara çarptıran mahkemenin olayın takibinde çok zorlandığını, çünkü uyuşturucu kaçakçılığı yapanları Türkiye'nin koruduğunu söyleyerek...
Şok edici değil mi?
Esas şok bundan sonra geldi. İsterseniz o günlerde yayımlanan bir haberden aynen aktarayım yargıç Schwalbe'nin dediklerini: “Schwalbe, sözlü olarak açıkladığı kararın son bölümünde, uyuşturucu kaçakçısı ailelerin 'bir bayan bakanla' kişisel ilişki içinde olduklarını söyledi. / Alman Haber Ajansı muhabiri Hans Bilger, kararın okunmasından sonra Mahkeme Başkanı'na, 'bakanın kim olduğunu' sordu. Schwalbe, bunun üzerine, Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Tansu Çiller'in adını açıkça ifade etti.”
Bu cümleyle birlikte Alman medyası derhal devreye girdi. O günün Alman TV'leri ilk haber olarak verdiler yargıcın söylediklerini; gazeteler manşetleştirdiler... Türkiye müthiş sarsıldı. Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Tansu Çiller, aylar boyu, uyuşturucu kaçakçısı olmadığını ispata çalıştı durdu.
RTÜK Başkanı Zahid Akman'a “Almanya'ya gidemezsin” diyenler çıktığı gibi, o günlerde de Tansu Çiller'e, hemen hemen aynı kişiler, “Almanya'ya gidemezsin” diyorlardı.
Bir yargıcın akıl almaz iddiasıyla, Refahyol iktidarı sırasında ve 28 Şubat'tan sadece bir ay önce, Türk iç siyasetini derinden etkilemeyi başarmıştı Almanya, Tansu Çiller'in adını 'uyuşturucu kaçakçısı'na çıkartarak...
Deniz Feneri Derneği'yle ilgili yargı süreci de benzer bir çizgi izliyor. Bizlerin kısa hafızalı olmamızdan hareketle, Almanlar aynı tuzağı kurdular, olayın iç siyaseti etkilemesini bekliyorlar. Alman Anayasayı Koruma Örgütü ve Alman istihbaratı boğazına kadar işin içinde... Olay yeri de bir mahkeme...
1997 başında Tansu Çiller için ne olduysa, şimdi Tayyip Erdoğan'ın adı geçirilerek aynısı yapılmak isteniyor. Tepki göstermesin de ne yapsın Başbakan?
Tansu Çiller davasının sonucu ne oldu? İsterseniz onu Hürriyet'ten Enis Berberoğlu anlatsın: “Hatırlarsınız bir Alman yargıcının edepsizliği yüzünden sadece Tansu Çiller değil, Türkiye'nin tüm yönetici kadrosu uyuşturucu kaçakçısı ilân edilmek üzereydi. Sonunda mahkeme bu iddiaların mesnetsiz olduğunu kabul etti, iki ülke arasında muhtemel kriz önlendi.”
Tabii o arada Refahyol düştü.
Rapora yarın da devam edeceğim.
TAHA KIVANÇ - YENİŞAFAK
Toplam 10364 kez okundu.
yorumlardan bazıları dam başında saksağan
her hafta bişey açıklayacağım demiş başbakan buna bozulmuşlar bazıları!herşeyin yeri ve zamanı var olur olmaz yerde gerekli gereksiz açıklama ne işe yarar?hem sonra ne diyo başbakan şu tarihte gelip benden burayı istediler itiraz edincede böyle ahlaksızlık yapıyolar diyerek bir çıkarımda bulunuyor.e peki ne yapsaydı?bakın vatandaşlarım doğan benden burayı istedi ama vermedim mi deseydi?bu devlet yönetme ciddiyetiyle bağdaşır mı?komik olmaz mı?bazılarınız gerçektende ne kadar da az düşünüyorsunuz!
ismail hakkı, doğan ağzıyla konuşmayalım lütfen...
Burda 'A.Doğan filan yasaya göre falan suçu işledi ve bunları açıklayacağım' denmiyor. Doğru okuyup, doğru konuşalım! Başbakanın dediği şudur: 'Bu adam benden şunları bunları istedi, ben vermedim diye şimdi kampanya başlattı, şantaj uyguluyor'. Bunlar suç teşkil etmez ama en azından Anadolu halkının nezdinde bunlar gayri-ahlaki olarak adlandırılır! Adam rüşvet vermiyor ki suç üstü yakalansın. Adam silah (Medya'nın %70'i) tehdidiyle alıyor arzuladıklarını. Höt diyene de 'basın özgürlüğü' diyor. Naber? :))
kale içten yıkılır
avrupalı kutuplaştır, birbirine düşür ve sahip ol yöntemini çok sever... bakın ırakta ABD kenara çekidi şii, sünni, kürtler birbirini yiyor... bizim ülkemizde de medya ile bunu sağladılar. kutuplaştırdılar...özellikle alman medyasıyla ortaklığı olan doğan medyası ile....
Tamamen duygusal
Almanya Bergamadaki altın çıkarma haberlerinde de etkindi. Doğanın kirlendiği haberiyle neredeyse Tüm Türkiyeyi yönlendirmişlerdi.Sebeb belli tamamen duygusal.
Teşekkürler Fehmi Koru
Hakikaten balık hafızalı milletiz.Siz hatırlatmasanız unutup gitmiştik.Keşke bu yazdıklarınız daha çok kişi tarafından okunsa.
ÇÜNKÜ MASONLAR GLOBAL ÇALIŞIR
Yeni Dünya Düzenini kurmayı hedefleyen masonların her ülke ile ilgili hedef ve planları var, doğal olarak bu gibi gelişmeler yaşanıyor. Artık Türk milleti gözünü açtı merak etmeyin
silahşörler kapışıyor
iki medya patronunun(aydın doğan ve tayyip erdoğan) silahşörleri kılıçları kuşandı, harbe girdiler. bugün taha akyol'un da yazısını okudum. ben taha akyol'u akapeye yakın bilirdim, o da başbakanı eleştirmiş. acaba ben mi yanlış biliyordum, yoksa o da mı erdoğan'ı haksız görüyor. dün de yazdım. tercih hakkım olsa erdoğan'ı seçerim ama kendi elini kendi zayıflatıyor. her hafta birşey açıklayacam demek, bildiğim şeyler var. uzun süre paylaşmadım. ama artık paylaşacam demek
taha kivanc farki
Sayin Fehmi Koru yine baskasinin bahsetmedigi ayrintilarla bizi aydinlatmaya devam ediyor. Ondaki arsiv ve tasnif etme aliskanligi (ve iyi niyet) baska yazarlarda da olsa, bazi gercekler cok daha rahat cikacak ortaya.






Söz sizde!
HABER7 üyesiyseniz haberimize yorum yapabilirsiniz. Henüz üye olmadıysanız lütfen üye olmak için tıklayın.