12 Eylül 2008 07:15
- 23 Yorum
- 65,467 Okunma
Genelkurmay'ın önemli bir konuda Türk kamuoyuna ve bazı basın kuruluşlarının okuyucu ve izleyicilerine bir açıklama borcu var. Ne olabilir dersiniz?
Basın yayın kuruluşlarının genel yayın yönetmeni ve Ankara temsilcilerini tanışma toplantısı için Genelkurmay karargâhına davet eden Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, akreditasyonu bulunmayan Yenişafak ve Star gazeteleri yöneticilerine de davetliler listesinde yer vermiş.
Bir açıdan bakıldığında kuşkusuz iyi bir gelişme. Ama takdir edersiniz ki yetersiz
Gönül ister ki, keşke Yenişafak ve Star gazetesi yetkilileri ya daha şimdiden, ya da tanışma toplantısı günü Genelkurmay Başkanına şöyle bir soru yöneltseler ve deseler ki; “Sayın Paşam, sizin açınızdan ülkede neler değişti elbette bilmiyoruz. Biz yine dünkü biziz
Çizgimizde bir değişiklik yok. Siz neden dünkü siz değilsiniz? Size göre dün neyi yanlış yapmıştık, bugün neyi doğru yaptığımızı düşünüyorsunuz ki bizi bugün buraya davet ettiniz. Dün bizi karargâha almazken, bugün neden aldığınızı, dünkü kusurumuzun ne olduğunu ve bugün gözünüze girecek ne yaptığımızı lütfen izah eder misiniz?”
Ülkede çifte standarda ve keyfiliğe bir son verilmesi ve ‘ben yaptım oldu’ mantığının ilelebet sürüp gitmemesi açısından bu soruların cevabı çok önemli
Genelkurmay yetkilileri akredite etmedikleri örneğin Kanal 7 ve STV’de kuruldukları günden bu yana ülke çıkarlarına halel getiren herhangi bir habere bir defa bile olsun denk geldiklerini somut olarak ortaya koyabilirlerse, biz de kendilerine, “haklıymışsınız be kardeşim” diyebilelim.
Şunun altını özellikle çizelim. Genelkurmay’ın bazı gazete ve televizyonları görmezden gelip akredite etmemesi ve toplantılara çağırmaması öyle sanıldığı kadar önemli bir husus değildir. Davet edilmiş olmak da bir lütuf ve ihsan, hatta imtiyaz olarak algılanmamalıdır.
Karargâhtaki basın toplantılarında haber değeri taşıyan önemli bir husus varsa bu bilgi zaten Anadolu Ajansı vasıtasıyla abonelerine servis edilmektedir. O sırada salonda olmanın haber atlatma açısından kayda değer bir avantajı şimdiye kadar olmamıştır.
Burada önemli olan Genelkurmay’ın bazı gazete ve televizyonları görmezden gelmesi değil, akredite edilmeyen kuruluşların Genelkurmay’ı görmezden gelmeleri ve okuyucularına böyle bir toplantı sanki hiç yapılmamış gibi yansıtmalarıdır. İkincisinin etkisi hiç kuşkusuz birincisinden çok daha net mesaj içermeye matuftur.
Genelkurmay’ın bugüne kadarki dışlayıcı tavrına rağmen, akredite edilmeyen kuruluşlar ‘madem öyle işte böyle’ mantığıyla konuya yaklaşmamışlar ve kuruma olan saygılarından asla taviz vermemişlerdir. Buna rağmen Genelkurmay’dan bir takdir gördükleri ve bu davranışa bir değer atfedildiği asla söylenemez.
Org. İlker Başbuğ gazetelerin yöneticileriyle 16 Eylül’de, televizyonların yöneticileriyle de 17 Eylül’de bir araya gelecek. Toplantının ana gayesi karargâhın yeni komutanlarıyla medya yöneticilerinin tanışması olacak. 16 Eylül’de Genelkurmay’da yapılacak toplantı için Yeni Şafak ve Star’a yapılan davete rağmen akreditasyon uygulaması sona ermedi. Zaman, Taraf, Bugün ve Vakit gazeteleri ile Kanal7, STV ve Kanaltürk davet edilmediler.
Yazının başında sorduğumuz sorular işte tam da bu noktada anlam kazanmaktadır. Anayasal bir hak olan bilgi alma hakkı muvacehesinde, dün davet edilmeyip bugün davet edilenler dünden bugüne neler değiştiğini öğrenme hakkına sahip olduğu gibi, davet edilmeyenlerin de davet edilmeme gerekçelerini bu basın kuruluşlarının okuyucu ve izleyicilerinin bilme hakkı vardır diye düşünüyoruz. Keşke bu izahatlar yapılsa.
Meslektaş dayanışması olur mu?
Üniversitede okuduğum yıllarda belediye otobüsüne binmek için beklerken bir şey dikkatimi çekerdi. Bazı yolcular otobüse binmek için kapı önünde bağrışırlar ve binenlerin sıkışması için söylenir dururlardı. Fakat kendileri otobüsün basamağına adım atma fırsatı buldukları andan itibaren kendilerinden sonrakilerin binip binemeyeceğini hatırlarına bile getirmez, hatta umursamaz, şoförden derhal hareket etmesini isterlerdi.
Şunu demek istiyorum. Genelkurmay’ın bazı gazeteleri akredite edip karargâha buyur etmesi bu gazeteler tarafından sorunun artık ortadan kalktığı gibi algılanmamalı, bir lütuf olarak görülmemeli, düne kadar kendileri gibi davet edilmeyen diğer basın kuruluşlarına yapılan haksızlığı gözler önüne serme ve kamuoyuna bir mesaj verme adına gerekirse toplantıya katılıp katılmamayı da değerlendirmeye almalıdırlar. Hiç şüpheniz olmasın, böyle bir mesaj en kayda değer meslek dayanışması olarak Türk Basın Tarihindeki yerini alacak ve içeride ve dışarıda ses getirecektir.
Bu kuruluşlar değil de henüz akredite olmayan diğer kuruluşlar davet edilmiş olsalardı bu tür meslek dayanışması gösterecekler miydi? Sanmıyorum. Fakat özellikle Yenişafak gazetesi bu konuda mesaj vermeye en yatkın kuruluşlardan birisidir ve şimdiye kadar ki çizgisi buna uygundur. Fakat gazetenin konuyla ilgili haberini,“Başbuğ'dan Yeni Şafak'a iki davetiye”başlığıyla verdiğini görünce, acaba kendilerinden çok şey mi bekliyoruz diye sormadan da edemiyoruz. Belli ki çok mutlu olmuşlar.
Göreve geldikten sonra Güneydoğu’da halkın arasına karışan ve kendisine gösterilen ilgiye şaşıran Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, akredite olmadıkları için karargâha davet edilmeyen basın kuruluşlarının okuyucu ve izleyicilerinin de bir hissiyatı olabileceğini ve bu tür bir uygulamanın kendilerine yapılmış sayılacağı düşüncesini neden önemsemez inanılır gibi değildir.
Bu anlamsız uygulamada kim kaybediyor dersiniz?
OSMAN ÖZSOY - HABER 7