Yerel Seçim 2009

ÇOK OKUNANLAR

ÇOK YORUMLANAN

Karaman'dan 'Deniz Feneri gerçeği

Almanya'daki Deniz Feneri davası ile ilgili Doğan medyası tarafından hedef haline getirilen Zekeriya Karaman, herşeyi Kanal 7 TV'de anlattı.

Karaman'dan 'Deniz Feneri gerçeği

 Almanya'daki Deniz Feneri davası ile ilgili Kanal 7 Yönetim Kurulu Başkanı Zekeriya Karaman  hakkındaki iddiaları Erhan Çelik'e anlattı. İşte Karaman'ın satır başları ile açıklamaları:

Hüküm giyen üç isimle muhakkak tanışıyorsunuz. Bu tanışıklığın dışında bir işi ilişkisi var mı aranızda?

Bu soruna geçmeden önce ben bu olay nasıl başladı ve bugüne nasıl gelindi onunla ilgili kısa bir açıklama yapmak istiyorum. Operasyon 24 Nisan 2007 tarihinde bizim Almanya’daki büromuz ve stüdyomuz... Müstakil bir bina... Burada yaklaşık 25 kişi çalışıyor ve bunların hepsi yayın hizmeti veren insanlar.

Bu buraya 340 tamamı özel eğitilmiş polisle baskın yapıldı. O polisler binaya geldiğinde kilitli olmayan açık olan  kapıları bile kırarak içeri girdiler ve oradaki arkadaşlarımızı yere yatırtırdılar, bir terörist muamelesi yaptılar. Bu başlangıçtan itibaren kurumumuzda çalışan insanlara buna benzer muameleler yapıldı. Bir arkadaşımızın arabasın camları kırıldı, tekerlekleri patlatıldı.

Birçok faili meçhul olaylarla  taciz edilmek istendi orada çalışan arkadaşlarımız. Ben buradan bu yürütülen soruşturmanın kamuoyuna lanse edildiği gibi sadece bir yardım kuruluşuna karşı yürütülen bir mahkeme süreci değil aynı zamanda siyasi amaçları da olan bir soruşturma olduğu bir çalışma olduğu kanaatindeyim.

Zaten mahkeme sürecinde de bu çok net olarak herkes tarafından görülmüştür. Şimdi biliyorsunuz 11 Eylül'den sonra gerek ABD'de gerek Avrupa’da gerek  dünyada Müslüman kuruluşlara karşı ciddi bir tavır değişikliği oldu.

Özellikle Almanya’da Türk derneklerine cemiyetlere ve Türk şirketlere ciddi anlamda bir yıldırma kampanyası halen davam etmektedir.  Ve hatta geçtiğimiz yıl yaşadığımız kundaklama faaliyetlerinde ölen insanların  soruşturması bildiğiniz gibi iki hafta içinde kapatılmıştır bu orada yaşayan insanlara burada çok kalıcı olmayın çok kökleşmeyin çok güçlenmeyin  mesajının geniş şekilde görülmesidir bir tanesini de biz bizzat  yaşamış olduk.

Yeniden davaya dönecek olursak   hüküm giyen  üç isim var Firdevsi Ermiş Mehmet Taşkan ve Mehmet Gürhan bu üç ismi tanıyor musunuz bir iş ilişkiniz oldu mu kamuoyuna açıklar mısınız nasıl bir ilişkiydi bu. 

Mehmet Gürhan bizim Almanya’daki şirketlerimizin hem kurucu ortağı hem de sorumlu genel müdürüdür. Firdevsi Ermiş’i Mehmet Gürhan’ın orada  başka bir şirkette çalışırken bizim şirketimize aldığı muhasebeden sorumlu bir kişidir. Mehmet Taşkan ise daha sonra bundan üç yıl önce bizim bir şirketimizde pazarlama sorumlusu olarak işe alınan bir kişidir her üçünü de tanıyorum. Özellikle Mehmet Gürhan ta televizyonumuzun Almanya yayınına başladığı günden beri tanıdığım bir kişidir kendisi bizim oradaki şirketlerimizin sorumlu genel müdürüdür.

Bu üç isimden özellikle birini sormak istiyorum. Firdevsi ermiş mahkeme boyunca sizinle ilgili bütün iddiaları Firdevsi ermiş dile getirdi onunla kişisel bir husumetiniz var mıydı ya da niçin bu kadar iddialarla mahkeme gündemine geldi sizce... 

Ben bunu anlamakta çok ciddi zorluk çekiyorum bir husumetimiz hiçbir zaman olmamıştı böyle bir şeyi gerektirecek  bir ilişkimizde olmamıştı. Biz bir işveren ve çalışan ilişkisi içerisinde olmuşuzdur. Kaldı ki onun Almanya’daki asıl muhatabı genel müdürümüz Mehmet Gürhan’dır. Bizimle de ortağı olduğumuz şirketin muhasebecisi olması hesabiyle bir ilişkisi söz konusudur. Herhangi bir husumet ve olumsuz bir ilişki söz konusu değildir. 

Bu arada siz Almanya e.V.’nin kurucusu ve başındaki isim olarak da görülüyorsunuz. Keza bugün mahkeme başkanı bu işin asıl uzantıları Türkiye’de ve ortada bir örgüt var bu örgütün başı da Zekeriya Karaman’dır, dedi. 

Ben Almanya e.V.nin kurucusu değilim Almanya e.V’nin kuruluşundan da daha sonra haberdar oldum. Kurucu başkanı Mehmet Gürhan oradaki diğer kuruculardan bir kısmını tanıyorum bir kısmını tanımıyorum. Fakat biz tabii ki deniz feneri’ne ondan önce deniz feneri programı ile destek vermeye başladık. Yayın hayatına başladığınız 1994 yılından sonra malum o günlerde bu gün de o günlerde de Türkiye’nin meselelerinin başında yoksulluk gelmektedir.

Yoksulluğu toplumun gündemine taşımak üzere 1996 yılında bir program başlattık.  Uğur Arslan’la programın adı deniz feneriydi. Program çok ilgi gördü kamuoyunda. 1998 yılında da bir kısım gönüllü biz bunu kurumsallaştıralım. Yoksula el uzatma çalışması daha kurumsal olsun diye derneği kurdular.

Biz o derneğin kuruluşundan sonra derneğin çalışmalarını iftiharla kamuoyuna tanıttık. Gerek Türkiye’de gerek Avrupa da insanlara faaliyetleri duyurduk. Bu faaliyetleri duyurmaktan dolayı da hiç bir zaman pişman olmadık. Bu gün kamuoyuna deniz feneri ile ilgili yanlış lanse edilen şeyi ben şiddetle kınıyorum bu tavrı. Yapılan şey ancak fakir fukaraya giden bir kaç lokmaya mani olmaktır.

Deniz Feneri’nin veya benzeri yardım kuruluşlarının çalışmaları her yayın kuruluşunun desteklemesi gereken çalışmalardır. Biz de bu çalışmaları her zaman destekledik. 

Almanya için sorduğum soruyu Türkiye için de yöneltirsem Türkiye’deki deniz feneri ile organik bir ilişkiniz var mı parasal bir bağlantı bir çıkar ilişkisi? 

Türkiye Deniz Feneri’nin de ne kurucusuyum ne üyesiyim. Ama Deniz Feneri Türkiye’deki çalışmalarını tabi ki daha yakından takip ediyoruz. O çalışmaları da biraz önce söylediğim gibi sürekli ekrana taşıyoruz. 

Almanya Deniz Feneri davasında bugün bu iddialar yeniden gündeme geldi. Mehmet Gürhan Deniz Feneri e.V için toplanan paraların bir kısmını derneğe daha fazla katkı sağlamak için şirketlerde kullandıklarını söyledi. Bu şirketler arasında sizin yönetiminizde olduğunuz şirket var mı? 

Mehmet Gürhan’ın anlattıklarıyla ilgili benim söylemek istediğim başka bir şey var; o da şudur. Geçen sene yapılan baskında bizim Almanya’daki tüm şirketlerimizin belgelerine el konuldu. Sadece evraklara değil haber merkezindeki bilgisayarların hard disklerine bile el konuldu. Ve o günden bugüne bizim oradaki avukatlarımız defalarca müracaat etmelerine rağmen bu evrakların bir kopyasını dahi biz alamadık. Dolayısıyla biz şirketlerimiz geçmişe yönelik muhasebesine maalesef sahip olamadık. 

Siz şirketin yöneticisi olarak o şirketlere para aktarılıp aktarılmadığını bilmiyor musunuz?

Biz o şirketlerin hiçbirisinin yöneticisi değiliz. Biz o şirketlerin sadece ortağıyız. Almanya’daki sistem şudur özellikle limitet şirketler için şirketin ortakları vardır, bir de sorumlu genel müdürü vardır. Bütün iş ve eylemlerden sorumlu olan kişi bu genel müdürdür. Ortaklar işin sadece sonuçlarına bakarlar. Dolayısıyla bizim yapılan günlük işlemlerden haberimizin olması söz konusu değildir. Zaten Almanya’da olması hasebiyle yakinen takip etme imkânımız da yoktur. 

Mehmet Gürhan’ın yönettiği bur şirketleri takip etmeseniz bile denetleyecek bir mekanizma oluşturmadınız mı? 

Şirketler şirketler deyince sanki orada çok büyük şirketler organizasyonlar varmış gibi anlaşılmasın. Bizim oradaki ana şirketimiz Euro 7, televizyonun Avrupa yayın işlerini yürüten şirketimiz. Bunun faaliyet konusu da yayıncılık. Stüdyolarımız var. Bunun dışındaki şirketlerimizin aktif bir çalışması yok. Bir tanesi pazarlama şirketi zaman zaman kampanyalar yapıyor diğeri de pasif vaise dediğimiz pasif bir şirket. 

Kanal 7 Avrupa’nın Deniz Feneri’nden toplanan paralarla kurulduğu iddia ediliyor. 

Bizim şirketimiz yeni kurulmadı. 1995’den beri Avrupa’da faaliyette. Kendi öz sermayesi ve kendi gelirleriyle, reklam gelirleriyle süreç içerisinde gelişmiş bir şirketimizdir. Zaten bütçesi de sermayesi de çok kısıtlı bir şirkettir. Öyle abartacak büyük bir şirket değil. 

Aydın Doğan’la bir husumetiniz var mı? Çünkü davanın başından beri en fazla Doğan Grubu bu iddiaları gündeme getirdi. Geçmişe dayanan herhangi bir olay herhangi bir husumet?... 

Aydın Doğan veya Doğan Grubuyla kişisel veya kurumsal hiçbir husumetimiz yok. Hatta husumet yerine dayanışmayı öngören bir anlayışa sahibiz. Nitekim müşterek platformlarda da bunu devamlı eyleme geçirmiş bir grubuz. Ama Doğan Grubu’nun maalesef grubumuza karşı geçmişte de, bu olayda da yürüttüğü bir linç kampanyası söz konusudur.

Bu yeni olan bir şey değil. Bir iki yılda tekrar eden bir kampanyadır bu. Ayrıca bugün Doğan Grubu’nun sektörde dostu kalmamıştır. Kavga etmediği kimse kalmamıştır. Medya gruplarının tamamıyla kavgalıdır. Bunun altında yatan nedenin ne olduğunu bugün Türkiye’de herkes sorguluyor. Tüm gazeteciler ya da televizyon izleyen herkes bu işi sorguluyor. Herhalde bu alanda kendi kafalarında bir imparatorluk, bir tekel yaratma hayali var ki, bütün rakipleri devre dışı bırakma düşüncesinin tek taraflı yansımasıdır diye düşünüyorum.

Bu noktada ben bir anekdot da aktarmak istiyorum bu olay vesilesiyle, gazetelere çok konu oldu.

Bizim Avrupa Temsilcimiz Mehmet Gürhan’ın Sayın Recep Tayyip Erdoğan’la birlikte çektirdiği bir fotoğraf işbirliğinin, ilişkinin kanıtı olarak sunuldu. O fotoğraf 2002 yılında Frankfurt’taki Doğan tesislerinin açılışı vesilesiyle sayın Başbakanı, o zaman Başbakan değil Almanya’ya davet etmiş, Mehmet Gürhan da yine Doğan Grubunun davetlisi olarak o toplantıya katılmıştı. Hem bizim stüdyomuzda hem Doğan Medya Center’in binasında çekilmiş fotoğraflar var. Mehmet Gürhan daha sonra bana anlatmıştı; Aydın Doğan Mehmet Gürhan’a 'sizin burada stüdyolarınız var, tesisleriniz var madem, bazı konularda işbirliği yapabiliriz diye bir ilgisi  de olmuş' Mehmet Gürhan’a. 

Duruşma salonunda oğlunuzun nikâh görüntüleri gösterildi. Başbakan Erdoğan’la siyasi bağlantı kurmak amacıyla... O görüntüleri izlediğinizde ne hissettiniz?

Doğrusu utandım... Mahkeme salonunda özel hayatla ilgili böyle bir görüntünün bir mahkemeye bir kanıt olarak sunulması ve bunun bir siyasi ilişki olarak kanıt olarak mahkemeye sunulmaya çalışılması beni çok özdü ailemi de çok üzdü. Zaten mahkeme başkanı da o gösterinin bir yerinde olaya müdahale etme ihtiyacı duydu.

Bu görüntülerden yola çıkarak bizim Tayyip Bey’le ilişkimizi Ak Parti ile ilişkimizi kanıtlamaya çalışıp buradan da siyasi bir sonuç çıkarmaya çalıştı bu iddiayı ortaya atan komiser Böhm. Onlara üzüldüğüm gibi asıl burada Cumhuriyet Halk Partisi’nin genel başkanına  bu konuyu aynı üslupla hatta biraz daha üst perdeden dile getirerek siyasi bir olay haline getirmek istemesini de kendisine hiç yakıştıramadım.

CHP yöneticilerine de yakıştıramadım.  Kendileri Ak Parti ile siyasi bir mücadele içerisinde tabii ki olacaklardır ama buna bir takım aile meselelerini karıştırmaları hele hele bir ana muhalefet partisi liderine gerçekten hiç yakışmadı. Bu üzüntümü de bu vesileyle ifade etmiş olayım. 

Bugüne kadar mahkeme sonuçlandığında hakkımızdaki iddiaları ortaya atanlarla hesaplaşacağım dediniz, yarın yapacağınız ilk iş ne olacak? 

Bugün karar açıklandı zaten bunu bekliyorduk. Bundan sonra biz gerek Türkiye’de gerek Almanya’da bu tür iftiralar atan bu tür kampanyalar yürüten medya organları ya da şahıslarla ilgili olarak bir hukuki mücadele başlatacağız. Bu mücadeleyi de sonuna kadar yürüteceğiz. Çünkü biz çok büyük haksızlıklara uğradık, iftiralara uğradık.

Bugün mahkeme başkanının söylediği dün savcının söylediği komiserin iddia ettiği şeyler yine kendilerinin ifade ettiği gibi hiçbir delile dayanmayan hiçbir delil olmadığı halde sadece bir şahsın söylediğine dayanarak bize isnat edilen suçlardır. Biz bunların hepsini kökten reddediyoruz. Bunların hiçbirisinin gerçekle bir alakası yoktur. Ortada hiç bir delil yoktur. Kendisi aslı görevlerini ihmal etmiş bir Firdevsi Ermiş’in ki onu da bu vesileyle aklıma geldi şimdi söyleyeyim.

Bizim bu olaylardan sonra yeni gelen genel müdürümüz Almanya’da maliye ile muhatap oldu. Görüldü ki şirketlerimizin bilançoları birkaç yıldır maliyeye verilmemiş. Aynı şekilde iddianamede görüyoruz ki Deniz Feneri’nin bilançoları da maliyeye verilmemiş yıllardan beri.  Oradaki şirketlerimizin de Deniz Feneri’nin de tek yetkili muhasebe sorumlusu Firdevsi Ermiş’tir.

Ben burada bugün geriye dönüp bakıldığında bu işin çok masum bir ihmal olmadığını bir kasıt olduğunu kurumumuzu ve Deniz Feneri’ni böyle bir komplonun içerisine sokmak için bilinçli olarak yapılmış bir tuzak bir tezgâh olduğunu düşünüyorum.

Son söz olarak söyleyeceğiniz bir şey var mı?

Bir medya kuruluşunun yöneticisi olarak bu imkânlara sahip bir insan olarak bu tür mağduriyetlere uğruyorsak sade vatandaşımızın böyle olaylar karşısında nasıl sıkıntılar yaşayacağını bir taraftan düşünüyorum. Ve bu linç kampanyalarının sade vatandaşlarımızı ne kadar mağdur ettiğini ve hatta geçmişte olduğu gibi bir takım intiharlara varan olayların olduğunu da üzüntüyle takip ediyorum. Ama sonunda biz şuna inanıyoruz. İlahi adalet mutlaka tecelli eder. Ben ilahi adalete inanıyorum. Bu noktada da kalbim son derece müsterih.

Bizi yakından tanıyanlar zaten tanır tanımayanlar için söylüyorum hem kendi adıma hem burada ortağı ve yöneticisi olarak birlikte çalıştığım arkadaşlarım adına hiçbir arkadaşımızın Deniz Feneri’nin tek kuruşuna tenezzül edecek bir alçaklığın içinde olmamız söz konusu olamaz. Bunun hesabı da bugün değilse eğer yapanlar varsa ilahi adalet nezdinde mutlaka görülecektir.

 

Bu haber 57362 kez okundu.
(3 dk. arayla güncellenir)

Söz sizde!

HABER7 üyesiyseniz haberimize yorum yapmak için TIKLAYIN. Henüz üye olmadıysanız lütfen üye olmak için tıklayın.

metin yılmaz:

niye

Şimdiye kadar niye suskun kaldı?

2008-09-20 02:53:17
:

MUHTEŞEMSİNİZ

neyse sizi destekler gibi görünüp yobza kitleye burada olduğumu göstermek istiyorum.... ha evet evet haklısınız okey, deniz fenerine yardıma devam bu bir komplo... doğan gurububu okumam artık falan filan

2008-09-20 00:33:22
cengizhan:

aydın doğan ve alman(yahudi) ortağı axel springer

Türkiye'de aydın doğan gibi almanya'da medya imparatorluğu kuran 3.5 milyon satan bild gazetesi'nin sahibi axel springer yayıncılık ilkelerinden birisi de şudur;yahudi ve alman arasında uzlaşmanın sağlanması ve büyük israil devleti'nin çıkarlarını korumak mücadele edilmesidir...deniz feneri derneğinde usüzsüzlük yapan şahıslar varsa cezalandırılsın ancak doğan gurubu'nun ve alman(yahudi) ortağının hilton ve rafineri ihaleleri için medya vasıtasıyla hükümeti sıkıştırması ...doğan bitirilsin.

2008-09-19 15:41:49
MEHMET FARUK:

Yorumun da bir degeri olmalı...

Yorumlarin çogu metne dayanmiyor. Herkesin hayalinden gecen, bilgiye dayanmayan, karşı olduğun, sevmedigin, dusman olarak gördüğün teze anti-tez olacak yorumlar o kadar. Sorular ortada cevaplar ortada. Demirel in kulaklari cınlasin. Soylersin, anlatırsın ama netice kocaman bir boşluktur. Nasıl da onu akla getiriyor...

2008-09-19 15:39:30
Emre Çetin:

Geçmiş olsun...

Böyle haksız iftiralara, karalama kampanyalarına, komplolara maruz kaldıkları için kendilerine çok geçmiş olsun diyorum. Adalet er ya da geç yerini bulacaktır...

2008-09-19 15:06:16
bora aksal:

devam

gereğinden fazla adam çalıştırlmamalıdır.

2008-09-19 11:35:28
bora aksal:

selam

selam. biz müslüman adamız yani bizler. beğenmedimiz medeni hukda bile yemin var mahkemlerde yemin teklif edilince adam da yemin ederse yeminini itibar edilir. Bu sebeple gerek zekeriya karaman gerekse çok sevdiğimiz değerli abimiz zahit abi bu paraları amacı dışında yani bağışlayanların amacı dışında kullanmadık diye yemin etsinler. İslamdaki yemien uygun olarak. Müslümanlarda size inasın ve yeniden güvensin.

2008-09-19 11:29:47
mustafa e.:

bağışlar

paraların bir kısmıyla şirket kurmuşlar, alamanyadakiler kendileri itiraf etti. Hayırseverlerin %50 si bu olaylardan olumsuz etkilendi. Bu röportaj beni tatmin etmedi. TV'de izledim. Şirketlere para aktarıldımı diye soruyorlar. Hayır cevabı çıkmadı kahramanın ağzından. Ben ortağıyım bilemem gibi bir cümle kullandı.

2008-09-19 09:44:34
cahid öz:

sayın karaman cevaplasın

Sayın Karaman, "Şirketlerimizin hesapları birkaç yıldır maliyeye sunulmuyormuş. bunun sorumlusu firdevsi ermiş isimli şahıstır." diyor. Bak sen... Benim şirketim olacak ve hesaplarının birkaç yıldır maliyeye sunulmadığından haberim olmayacak. Mümkün mü? Bırakın Allah aşkına. Sorun'un en temel noktalarından biri burasıdır kanaatimce. Zekeriya Karaman dürüstçe söylesin "Alman maliyesinden mümkün mertebe uzak duruyorduk diye." Bunun belki geçerli sebepleri olabilir ona göre ama millet bunlara inanır mı?

2008-09-19 09:09:35
kadir ergen:

benim paramdan size ne

deniz fenerine verdiğim paraların akibetini araştırmak size mi kaldı kartelciler..sizmi para verdiniz..ben yıllardır bağış yaparım az da olsa para yı kullanmak onlara kaldı...yaptıkları yardımları gözümle gördüm içim rahat..bu parayla kanal 7de kurulmuşsa bile iyi olmuş .son kuruşuna kadar helal olsun.en azından inancımıza saygılı .kaliteli bir kanal

2008-09-19 04:21:52

Son Dakika Haberler

GAZETELER

MULTIMEDIA

Serbest Piyasa

Bugün Dün
USD 1,5330 1,5330
EUR 2,1450 2,1450
IMKB 36797,55 36797,55
ALTIN 46,1133 46,1133

ALINTI YAZARLAR

HABER7 YAZARLARI

UZAKLARDAN MEKTUPLAR

RÖPORTAJLAR

OKUR TEMSİLCİSİ

KONUK YAZARLAR

NAMAZ SAATLERİ

  • İmsak: 3 30
  • Güneş: 5 30
  • Öğle: 13 16
  • İkindi: 17 13
  • Akşam: 20 49
  • Yatsı: 22 38

HAVA DURUMU