Prof. Osman ÖZSOY
Haber 7 yazarı Osman Özsoy, bayram öncesi "bayram" yerine ölüme gidişine tanık olduğu bir kazayı anlattı. Bile bile ölüme yolculuğun öyküsü:
Alıntı Yazarlar

Emre AKÖZ
O iki poster yan yana gelsin mi?
Ergun BABAHAN
17 bin kurban adalet bekliyor
Fehmi KORU
Düşündükçe akla gelen
Derya SAZAK
Büyük resim
Ege CANSEN
Kapitalist Abdülhamit
Mehmet KAMIŞ
Demokrasi için daha cesur adımlara ihtiyaç var
Ayşe BÖHÜRLER
Cami cemaati
M. Nedim HAZAR
Büyük resim
Hüsnü MAHALLİ
İki örnek
Haber7 Yazarları

Ünal TANIK
Başbuğ tatmin olmadı, mücadele bu zemine kayacak
Mehmet ACET
Sahi Erdoğan niçin bu kadar rahat?
Prof. Nevzat TARHAN
Çarşı herşeye karşı ama MJ'ye değil
Prof. Osman ÖZSOY
78'lik dede kurtuldu gençler can verdi
Yaşar İLİKSİZ
İslamcıların kafasının basmadığı konu!
Mehmet Ali BULUT
Darbeciye atılan tokat askerin gözünü çıkarmasın!
Hüseyin YAYMAN
MGK toplantısını nasıl okumalıyız?
Resul KURT
İşsiz çalıştırana prim teşviki
Uzm. Psk. İlknur Yılmaz
Panik atak ve baş etme yolları
Fatih BAYHAN
Atatürk silah arkadaşlarını topladı ve …
Feride'nin Günlüğü
Aman içeri koyun dursun, çiçek dışarıda romantik bir darbe almasın
Recai YAHYAOĞLU
Asimetrik psikoloji
İhsan AKTAŞ
Önce Türk'ün mayasını bozdular
Uzaklardan Mektuplar

K. Emre ULUCAN
Hayatta ilk defa 'Allah' demek
Polat HAN
‘Gülen’ Burda da Kıymetli(!)
Handan ÖZDUYGU
Şu bizim Arap düşmanlığımız!...
Tahir YAVUZ
Hint Okyanusuna düşen uçak ve bizi yakan ateş
Konuk Yazarlar
Bayram münasebetiyle sıla-i rahim amacıyla gittiğimiz Bartın’daki evimize iftara beklediğimiz misafirimiz İstanbul – Ankara güzergâhındaki yoğunluk nedeniyle ancak saat 23.00 sularında gelebilince, “madem iftar olmadı, bari sahuru birlikte yapalım” dedik.
Geldiklerinde öğrendik ki, gecikmelerinin tek nedeni otobandaki aşırı yoğunluk değilmiş. Otoyolun İzmit’in Körfez ilçesi istikametinde dur - kalk yol alırken, araçları durur vaziyette iken nasıl olduysa birden öndeki araca şiddetle arkadan çarpmanın şaşkınlığını yaşamışlar. Bu nasıl olur diye düşünürken, meğer kendilerine arkadan çarpan Renault Kangoo marka bir aracın savurmasıyla öndeki araca çarptıklarını anlamışlar.
Araçtan indiklerinde, kendilerine arkadan çarpan aracın şoförü daha ilk cümlede, “yeni kasko yaptırdım, hemen tutanaklarımızı tutalım, yolumuza devam edelim” teklifinde bulunmuş.
Şans bu ya, hemen yakınlarında bulunan trafik polisi olay mahalline gelmiş ve 3 araçlık zincirleme kazanın ortasında kalan misafirimize “demek sen öndekine çarptın, arkadan gelen de sana çarptı” şeklinde yorum yapmış. Kazaya neden olan Renault Kangoo marka araç sürücüsü dürüst davranmış ve “ben önümde duran araca çarptım, o da savrulmanın etkisiyle öndekine çarptı” diye durumu izah etmiş. Trafik polisi “yolu kapatmayalım, 200–300 m. ileride dinlenme tesisi var, orada kaza tutanaklarınızı tanzim edin” demiş.
Kazaya karışan erkekler tutanak işiyle uğraşırken, tarafların eşleri de hem birbirine geçmiş olsun dileklerini iletmişler, hem de kısa da olsa sohbet etme imkânı bulmuşlar. Kazaya neden olan araçta çoğu çocuk 6–7 kişi varmış. Sürücünün eşi, hiç istemeyerek yola çıktıklarını, zoraki bir seyahat yaptıklarını anlatmış. Tutanak tutulurken kazaya neden olan araç sürücüsünün aceleci hali ve işimizi bitirelim, biran evvel yola koyulalım tavrı diğer iki araç sürücüsünün dikkatinden kaçmamış. Kazaya neden olan kendisi olduğu halde, oradan hemen hareket etmek isteyen de o olmuş.
Misafirimiz sahur vakti tam da bunları bize anlatırken telefonu çaldı. Yozgat Emniyeti Polis memurlarından olduğunu ifade eden bir görevli, “Sizde bugün tuttuğunuz tutanakta yer alan telefonun dışında Ömer Tüfekçioğlu’na ait başka bir irtibat numarası var mı?” diye sorduğunu telefon görüşmesinin ardından biz de öğrendik. “Yok, cevabının ardından acaba mesele nedir” diye sorunca, “önemli değil, kendisi ufak çaplı bir kazaya karıştı” deyip iyi sabahlar dileyerek telefonu kapatmış. Bizler hayırdır inşallah desek de, neticede o saatte fazla yapılabilecek bir şey de yoktu.
Netice mi?
Öğle sularında haber7.com’u açtığımda manşetteki ilk haber, “Yozgat’ta bir aile yok oldu” başlığını taşıyordu. Araçta hayatlarını kaybedenlerin yaş profili sahur vakti misafirimizin eşinden dinlediğim aileyi çok andırıyordu. Hemen sahuru bizde yapan ve daha sonra kendi evine geçen misafirimizi aradım ve “size arkadan çarpan araçtakiler büyük ihtimalle ölümlü bir kazaya karışmışlar” dedim. Haberi okuduklarında o aile olduklarını anladılar. Gece vakti telefon eden polis memurunun söylemek istemediği acı gerçek de o sırada anlaşıldı. Müessif bir kazada bir aile yok olmuştu. Şarampole yuvarlanmışlar. Haberde kaza nedeni yağışlı zeminde aşırı hız olarak gösteriliyordu.
Şimdi olan biteni daha iyi anlamak üzere filmi geri sardığımızda, ilk kazanın ardından 3–4 saat sonra ölümlü kaza yapan araç sürücüsünün acelesinin nedeni daha iyi anlaşılıyor. Ecel, yani mukadder akıbet insanı bir yere doğru sürüklüyor. Ailenin isteksiz ve huzursuz bir şekilde yaptığı yolculuk aslında olacakları bir bakıma hissetmelerinin bir yansıması gibi de algılanabilir.
Kader bazında bakıldığında sebep oldukları ufak çaplı da olsa karıştıkları ilk kaza bir bakıma adeta sinyal veriyor ve daha ileri gitmelerini belki de istemiyor. Buna karşılık araç sürücüsü olması gereken saatte olması gereken yerde olabilmek için adeta acele ediyor. Bir bakıma takdir edilen saatte ölümle olan randevuya yetişme telaşı bu.
Tüm bu olan biteni nasıl analiz etmek lazım bilmiyorum.
Kiminiz kaderden kaçış yok diyebilirsiniz, kiminiz de insan kendi kaderini kendi eliyle hazırlıyor, aslında hepimiz kendi hazırladığımız hayatın sonuçlarını yaşıyoruz diye izah edebilirsiniz.
Konu ne şekilde izah edilirse edilsin, hayatın kendi içinde bir gizemi barındırdığı da ortada…
Son beş Ramazan Bayramı’nda tatil olan toplamdaki 26 günde 6 bin 439 trafik kazası olmuş ve 484 kişi hayatını kaybetmiş. 13 bin 470 kişi yaralanmış.
Emniyet Genel Müdürlüğü kayıtlarına göre Türkiye’de trafik kazalarında her yıl 10 bin insan hayatını kaybediyormuş. Bu gidişe dur demek için Cumhurbaşkanlığı himayesinde "Trafikte Dikkat, 10 Bin Hayat" adlı sosyal sorumluluk girişimi başlatılmış. Aman biraz daha dikkat edelim… Çok ucuza gidiyor bu ülkede insan hayatı. Faturası ise çok ağır oluyor.
Ben bugün güzel bir Ramazana veda yazısı yazma niyetindeydim. Görüyorsunuz acı bir haber hayatın akışını da, kalemin yazışını da etkiliyor.
Ramazan çıkarken ülkemizde etkisini gösteren rahmet yağmurlarını milletçe güzel bir Ramazan ayı geçirmiş olmanın bereketi de sayabilirsiniz.
Tüm okuyucularımıza ağız tadınca iyi bir Ramazan Bayramı diliyorum.
Unutmayın, her bakış son bakış, çekilen her resim belki de son resimdir.
Sevdikleriniz ve dostlarınızla hayatı bu düşünce içinde geçiriniz.
Yaşadığınız anın tadını çıkarınız.
Yarının garantisi yok…
Osman ÖZSOY / Haber 7
www.osmanozsoy.com
Toplam 22620 kez okundu.
Kafasına taş düşse hükümetten bilecek
Adamın zihniyetine bak kazaların sebebi bu hükümetmiş.Yıllardır İst.da araç kullanırım tek şeritli e5 karayolunda yüzlerce kaza olurdu e6 karayolu açıldıkdan sonra kazalar yarı yarıya azaldı yollar daha çabuk varılır oldu ama yazarın anlattığı türden sürücüler olursa kazalar kaçınılmaz olur.Kardeşim tirafik kuralları uyulmak için yapılmıştır uymazsan dünyanı değiştirirsin yakınlarınında Azraili olursun Allah korusun.
trafiğe dikkat
okurlar dün köpeğim gözümün önünde arabanın altında kalarak can verdi..ilk anda şok oldum..elim ayağım boşaldı..o an gözümün önünden gitmiyor.. şimdi biraz daha iyiyim..ancak aynı kazanın(Allah muhafaza)yakınlarımın başına gelebilecek olduğunu düşündükçe tüylerim diken diken oluyor..ürperme geliyor.. Allah ölümün de hayırlısını nasip etsin bize..Ancak tedbirimizi alalım takdiri yüce Yaradana bırakalım. Trafikte dikkat 10000 hayat hayırlı bayramlar
Yaşadığınız anın tadını çıkarınız...
Sn Özsoy.Halkla kurmak istediğin ilişkiyi , yarınlarda ,bakalım hangi platforma oturtacaksınız, merakla izliyoruz. Ama günümüzde ortaya koyduğunuz satır arası temel dinamikleriniz, kaygı veriyor bana. Neydi bugünkü Sloganımız? ha evet: "Yaşadığınız anın tadını çıkarınız." Siz de yazar bey,siz de..
hükümet...
kazalar elbette doğrudan hükğemte bağlanamaz ama bu ülkeyi yönetenelrin sorumluluğu bir ahyli fazla... akp geldikten sonra ve özellikle "yol atılımları" yapıldıktan sonra kazalardaki artış kimsenin gözünden kaçmasa gerek, demekki bir yerlerde yanlış avr günde 10 ar kişi gidiyor ateş de düştüğü yeri yakıyor, ben hükümetin yaptığı yollarla değil de azalttığı kazalarla övünmesini beklerdim, demiryolları gelişen ülkelerin resmen "damarlarıdır" biz ise yolları kablo misali sarıyor bunla övünüyoruz...
demiryoluna ağırlık vermeliyiz.
Şu kadar otoyolumuz var, şu kadarını yapıyoruz filan diye açıklamalar, bu işin sebebini de açıklıyor; bence demiryollarına ağırlık vermek tek çaremiz. Yaşanan bu ölümlü kazalar, bu projeyi hayata geçirmek için bir fırsat olmalıdır. Avrupa ülkelerindeki gibi köylere kadar demiryolu hatları döşemeliyiz, o zaman hem köyden kente göç duracak, hem de sadece şehirler değil köyler de gelişecek, en önemlisi de trafik kazalarının önüne geçilecek. bu konuda Cumhuriyetin ilk yıllarındaki doğru politikaya dönmeliyiz.
Elbette her nefis ölümü tadacaktır.
Ancak acaba bu kadar çok trafik kazasını, ve bu kadar acı verici sahnelerde ölen insanlarımızı gördükçe, bunu sadece kader diyerek yorumlamak ne kadar mümkün? Neden gelişmiş diye tabir ettiğimiz ülkelerde bu kadar kaza ve ölümlü kaza olmuyor? Biraz sanki bizde de bir sorun var gibi geliyor bana. Elbet bir gün öleceğiz hiç kuşku yok. Ama bunu da sanki bir sorgulamamız lazım gibi geliyor bana. İbretlik bir olay. Paylaştığını için teşekkürler Osman Hoca. Herkese Hayırlı Bayramlar...
Saatın Gelişi
Bizim için gayıp kabul edilen bu acı gerçek kıyamet için de geçerlidir.Eğer gayıp değil de aşikar olsaydı hayat asla çekilmez olurdu.Yüce Rabbimizin sonsuz rahmeti güneşin parlaklığı gibi aşikardır.





Söz sizde!
HABER7 üyesiyseniz haberimize yorum yapmak için TIKLAYIN. Henüz üye olmadıysanız lütfen üye olmak için tıklayın.