Serdar TURGUT
1975 yılında Amerikan finans sernmayesinin başkenti olan New York tamamen iflas etmiş durumdaydı. Bu kağıt üzerinde yaşanan bir iflas da değildi, tüm şehrin durması söz konusuydu.
Alıntı Yazarlar

Emre AKÖZ
O iki poster yan yana gelsin mi?
Ergun BABAHAN
17 bin kurban adalet bekliyor
Fehmi KORU
Düşündükçe akla gelen
Derya SAZAK
Büyük resim
Ege CANSEN
Kapitalist Abdülhamit
Mehmet KAMIŞ
Demokrasi için daha cesur adımlara ihtiyaç var
Ayşe BÖHÜRLER
Cami cemaati
M. Nedim HAZAR
Büyük resim
Hüsnü MAHALLİ
İki örnek
Haber7 Yazarları

Ünal TANIK
Başbuğ tatmin olmadı, mücadele bu zemine kayacak
Mehmet ACET
Sahi Erdoğan niçin bu kadar rahat?
Prof. Nevzat TARHAN
Çarşı herşeye karşı ama MJ'ye değil
Prof. Osman ÖZSOY
78'lik dede kurtuldu gençler can verdi
Yaşar İLİKSİZ
İslamcıların kafasının basmadığı konu!
Mehmet Ali BULUT
Darbeciye atılan tokat askerin gözünü çıkarmasın!
Hüseyin YAYMAN
MGK toplantısını nasıl okumalıyız?
Resul KURT
İşsiz çalıştırana prim teşviki
Uzm. Psk. İlknur Yılmaz
Panik atak ve baş etme yolları
Fatih BAYHAN
Atatürk silah arkadaşlarını topladı ve …
Feride'nin Günlüğü
Aman içeri koyun dursun, çiçek dışarıda romantik bir darbe almasın
Recai YAHYAOĞLU
Asimetrik psikoloji
İhsan AKTAŞ
Önce Türk'ün mayasını bozdular
Uzaklardan Mektuplar

K. Emre ULUCAN
Hayatta ilk defa 'Allah' demek
Polat HAN
‘Gülen’ Burda da Kıymetli(!)
Handan ÖZDUYGU
Şu bizim Arap düşmanlığımız!...
Tahir YAVUZ
Hint Okyanusuna düşen uçak ve bizi yakan ateş
Konuk Yazarlar
Şehrin ileri gelenleri son çare olarak ABD Başkanı’na yardım elini uzatması için başvurdular. 1975 yılında başkanlık yapmakta olan Gerald Ford bu yardım talebini reddetti. Ertesi gün şehrin önemli gazetesi Daily News şu başlıkla çıkıp basın tarihine geçti: FORD TO CITY: DROP DEAD (Ford’dan şehire: Geberin). Son çare olduğu sanılan yol da kapanmıştı artık. İflasın resmileştirilmesine geri sayım başlatılmıştı. Bir korku filmi neredeyse gerçekleşmek üzereydi.
Bu yakın tarih anektodunu sadece kapitalizmin tarihinin bir tekerrürden ibaret olduğunu anlatmak için vermiyoruz. Asıl amacımız her büyük kriz döneminin bir sonraki büyük ilerleme ve büyüme için fırsatlar yarattığını anlatmaktır.
1975 yılında New York şehri üçüncü dünya ülkelerinin yan mahalleleri görünümündeydi. Sokakları çeteler yönetiyordu, uyuşturucudan ölenlerin cesetleri sokaklarda bırakılıyordu, polis neredeyse grevdeydi, çöpler toplanmıyordu, yaklaşan iflas nedeniyle tüm kamu ulaşımı durma aşamasındaydı. Bu korkunç rüyaya benzeyen günleri çok iyi bilirim çünkü o günlerde şehrin sokaklarında geçiriyordum.
Bugünlerde Main Street diye adlandırılan insanlar şaşkınlık ve korku içindeydiler. Main Street’i panik sarmaya başlamıştı. New York şehrinin kapanması dünyanın da bir felaketle karşı karşıya gelmesi anlamına gelecekti. Tehlikeyi gören şehrin yönetici sınıfları harekete geçtiler. Şehrin valisi de onlara gereken yolları açtı.
Yönetici sınıflar asıl felaketin muhasebe kayıtlarında değil insanların düşünce biçiminden geleceğini görmüşlerdi. Defterler ne derlerse desin insanların umudu yok olmadığı takdirde bir şekilde çıkış yolu bulunabilirdi. Nasıl olsa son geldi diye düşünülmeye başlandığında o son gelmeyecek olsa bile gelirdi. Vali, bir Wall Streeet önde geleni (Banker Felix Rohatyn) hemen harekete geçtiler ve para hareketi sağlamanın yanı sıra ideolojik hareketlenme sağlamışlardı.
Moda dünyasında, emlak dünyasında, restorancılar arasında kriz dönemlerinin bir yandan da bazı insanlara müthiş yatırım ve büyüme imkanları açtıklarını gördüler ve onlar da hareketlendiler. Nasıl olsa işler düşer diye işyerini kendiliğinden kapayanların yanı sıra yepyeni işyerleri açanlar da ortada görülmeye başlandı. Çok lüks restoranları o dönemde açanlar oldu. New York magazini yukarıda durumunu anlattığım o şehrin aslında bir stil ve trend başkenti olma potansiyeli olabileceğini görmüştü ve o bakış açısına uygun yayınlar yapmaya başladı. İşte bu yüzden bir dergicilik dâhisi olan ve New York magazinini yaratan Clay Felker öldükten sonra New York’u kurtaran adam olarak anılmaya başlandı.
Üzerinde kapkara bulutlar yerleşmiş olan ve bir süre sonra sokaklarının bile boşalacağı düşünülen şehirde birden bir ışık parlamaya başlamıştı.
O günlerden sonra bir beş yıl ötesine bakalım. Yukarıda anlattığım o feci durumdaki şehir artık modada, yiyecek içecekte, medya sektöründe dünyaya yön veren bir haldeydi. Sokaklar tamamen temizlenmiş ve müthiş bir ev piyasası oluşmaya başlamıştı.
Frank Sinatra’nın meşhur şarkısı ‘New York, New York’ta anlatılanlar olmuştu işte.
Bu yaşanmış olaylardan bugünlerde kıssadan hisse çıkarmak gerekiyor.
Bugünlerde kapitalizm kendi içindeki çürümüşlüklerden arınıyor, kendini temizliyor ve bir süre sonra çok daha güçlü bir şekilde dirilecek.
Gayet tabii ki gerek iş yapmada olsun gerekse de keyif yapma üslubunda olsun kültür değişecek, yeni bir stil ve trendler ortaya çıkacak ve yeni olduğu için çok daha heyecanlı bir dönem başlayacak. Biz de o dönemin kültür teorisini, ideolojisini yazıp çizmeye başlayacağız yepyeni içerikte dergiler ve yeni duyarlılıklara uygun yeni gazeteler çıkacak.
Oraya gidinceye kadar hiç mi zorluk çekilmeyecek. Gayet tabii ki çekilecek ama önemli olanın umudu yitirmemek olduğunu bilip krizlerin bazen insanı kendini yenileme ve büyüme fırsatını verdiğini hatırlamaktır.
Serdar TURGUT / Akşam
Toplam 1781 kez okundu.
Bu yazı bana,Hollywood filmlerinin kapanış sahnesini hatırlattı.
Dünya bir şekilde çok büyük bir tehlikeye girer ve kahraman bir USA vatandaşı,tek başına çıkar,sadece kendi vatandaşlarını değil,dünyayıda kurtarır,filmin sonunda yukardakine benzer bir metin okunur ve USA milli marşı çalınır.Serdar bey,sene 1975 değil,ne ABD 70'li yılların ABD'si,nede dünya o yılların dünyası.O günlerde ABD zirvedeydi,dünyaya lazımdı,ABD'ye ihtiyaç komünizm çöktüğü gün bitti,bunu ABD'liler çok geç anlayabildiler.ABD rüyası bitti,uyanın,yeni dünyayı müslümanlar kuracak.






Söz sizde!
HABER7 üyesiyseniz haberimize yorum yapmak için TIKLAYIN. Henüz üye olmadıysanız lütfen üye olmak için tıklayın.