Serhat ATABEY
Üniversite yıllarımda bir hocamız, namussuzluğundan ve şerefsizliğinden hiç şüphe duymadığımız insanlar karşımıza çıkıp namusları ve şerefleri üzerine yemin ediyorlar ya...
Alıntı Yazarlar

Emre AKÖZ
O iki poster yan yana gelsin mi?
Ergun BABAHAN
17 bin kurban adalet bekliyor
Fehmi KORU
Düşündükçe akla gelen
Derya SAZAK
Büyük resim
Ege CANSEN
Kapitalist Abdülhamit
Mehmet KAMIŞ
Demokrasi için daha cesur adımlara ihtiyaç var
Ayşe BÖHÜRLER
Cami cemaati
M. Nedim HAZAR
Büyük resim
Hüsnü MAHALLİ
İki örnek
Haber7 Yazarları

Ünal TANIK
Başbuğ tatmin olmadı, mücadele bu zemine kayacak
Mehmet ACET
Sahi Erdoğan niçin bu kadar rahat?
Prof. Nevzat TARHAN
Çarşı herşeye karşı ama MJ'ye değil
Prof. Osman ÖZSOY
78'lik dede kurtuldu gençler can verdi
Yaşar İLİKSİZ
İslamcıların kafasının basmadığı konu!
Mehmet Ali BULUT
Darbeciye atılan tokat askerin gözünü çıkarmasın!
Hüseyin YAYMAN
MGK toplantısını nasıl okumalıyız?
Resul KURT
İşsiz çalıştırana prim teşviki
Uzm. Psk. İlknur Yılmaz
Panik atak ve baş etme yolları
Fatih BAYHAN
Atatürk silah arkadaşlarını topladı ve …
Feride'nin Günlüğü
Aman içeri koyun dursun, çiçek dışarıda romantik bir darbe almasın
Recai YAHYAOĞLU
Asimetrik psikoloji
İhsan AKTAŞ
Önce Türk'ün mayasını bozdular
Uzaklardan Mektuplar

K. Emre ULUCAN
Hayatta ilk defa 'Allah' demek
Polat HAN
‘Gülen’ Burda da Kıymetli(!)
Handan ÖZDUYGU
Şu bizim Arap düşmanlığımız!...
Tahir YAVUZ
Hint Okyanusuna düşen uçak ve bizi yakan ateş
Konuk Yazarlar
Garip bir ülkede yaşıyoruz.
Üniversite yıllarımda bir hocamız, namussuzluğundan ve şerefsizliğinden hiç şüphe duymadığımız insanlar karşımıza çıkıp namusları ve şerefleri üzerine yemin ediyorlar ya, işte bu benim zoruma gidiyor demişti…
Bunun sebebi şüphesiz içimiz ve dışımız arasındaki farktır. Mevlâna’nın “ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol” uyarısı bu anlamda çok önemlidir.
En çok kimin ikiyüzlü olduğunu düşünmeden önce, kendimizin kaç yüzü olduğunu bir analiz etmemiz gerekiyor.
Bunu nasıl yapacağız?
Kimsenin olmadığı bir ortamda, elimize kalem ve kâğıt alıp, “benim dış yüzüm (diğer insanların bildiği) ile iç yüzüm (kendimin bildiği) arasında ne fark vardır?” sorusunu maddeler halinde cevaplayacağız…
Meselâ,
1. Diğer insanlar beni çok dürüst olarak biliyorlar. Ama ben yeri geldiğinde ve diğer insanların anlamalarının çok zor olduğu durumlarda çalıp çırpmaktan çekinmiyorum.
2. Çevremdekiler benim hiç yalan söylemediğimi zannediyorlar. Benim birçok yalanım var.
3. (…)
Bu şekilde, bildiğimiz ancak bir türlü otokritik yapmaya cesaret edemediğimiz kendi iç dünyamızı anlamamız kolaylaşacaktır.
Sonuç olarak, iç dünyamız ile dış imajımız arasındaki far, bizim ne kadar ikiyüzlü olduğumuzun derecesini gösterecektir. Ne kadar az fark vara, o kadar dürüstüz.
Yalanın içinde debelenip, doğruluk dersi vermek; hırsızlığın daniskasını yapıp dürüstlük taslamak; hayâsızlığın ve rezilliğin en ileri noktalarında dolaşıp ahlâk dersi vermek…
Tıpkı gece hovardalığa gidip, gündüz mahalleyi fahişelerden temizlemeye yeltenmek gibi…
Hani “gerçekler eninde sonunda ortaya çıkar” ya, bu içi kokuşmuş ama dışarıya hoş görüntü sunan insanların bir gün “gerçekte nasıl birisi” oldukları ortaya çıkacaktır. Bu kendimiz için de geçerlidir. İç dünyanızı nereye kadar insanlardan saklayabilirsiniz?
Sözü medyaya getireceğim…
Medyanın toplumun sosyal ve ahlâkî dokusu üzerindeki etkileri, tahmin ettiğimizden daha fazla. Medya deyince gazete ve televizyonların yanında internet ortamında faaliyet gösteren haber sitelerini de düşünmemiz gerekiyor.
Şimdi bir gazeteye bakıyorsunuz (örneğin Hürriyet Gazetesi), taciz-tecavüz haberlerini “gördünüz mü, bu böyle yapmış, duydunuz mu şu şöyle yapmış” tarzıyla sunuyor.
Gazetenin diğer yerlerine bakıyorsunuz, pornografi, teşhircilik, erotizm… Adına ne derseniz, deyin…
Yani insanların kafalarını bir şeylerle dolduruyorlar, sonra da “bu insanlar neden böyle” diye şikâyette bulunuyorlar. Gerçi ben onların bu şikâyetlerindeki samimiyete bile inanmıyorum.
Toplumdaki tacizin, tecavüzün, şiddetin, dehşetin, kısacası tüm kötülüklerin baş sorumlusu medyadır. Suçu tüzel kişiliğe atıp kendimizi kenara çekmeyelim.
Bir şekilde ilgili medyanın reyting almasına, ayakta kalmasına katkı yapanlar da bu sorumluluğu paylaşmaktadırlar.
Sözün özü: Diğer insanlara güzel görünmek için hangi maskeleri takmamız gerektiğini düşünmektense, maskeleri bir tarafa atıp kendi iç dünyamızı güzelleştirmeye çalışmak, çok daha kârlı bir iştir.
Serhat ATABEY / Haber 7
serhatatabey@yahoo.com
Toplam 2756 kez okundu.
Yeni Yuvanıza Hoş Geldiniz
Sevgili dostum, burada yazmaya başlamana çok sevindim. Başarılarının devamını dilerim. Saygı ve sevgilerimle.
Özeleştiri
Kendimizi tanıyamıyoruz.Son nefesime kadar tanıma çabasındayız.Medya,bazen bir şeytan hinliğinde her şeyimizi silip süpürmeye çalışıyor.Peşinden gelenlerin hasta ruhlu,sapık hain hırsız olmaları için elinden geleni yapıyor.Ancak bunda direnen güçlü bir iman için canını vermeye hazır kimselerden isek ne ala.Karşılıklı dayanışma ve dualara muhtacız.
MEDYA
Bu ülkedeki şiddetin dehşetin, gerilimin evet kısacası tüm kötülüklerin baş sorumlusu medyadır. Özellikle Doğan medyasıdır.
HAYIRLI UĞURLU OLSUN...
Serhat Bey; bir toplum bilimci gözüyle olayları analiz etmişsiniz, ben de acizane olaya şu açıdan bakmak istiyorum; Arpa ekilince elbette buğday bitmez özetle durum bu... *** Yazı hayatınızda nice yıllara ve güzel konularınızla bizlere ışık tutacağınızdan asla şüphemiz yok, size "REVAN OLUR" şiirimden bir dörtlük armağan ediyorum. ** İnsan şaşırırsa yakın,uzağı... Kalp gözü körelir,görmez tuzağı Beş ayaklı doğmuşsa bir buzağı Kıyamet yaklaştı gen revan olur!... ** (Haber50) yazarı H.ÜLKÜ KORKMAZ
teşekkür
hocam engin bilgilerinizi ve fikirlerinizi burada paylaştığınızı görmek mutlu etti bizi.devamını bekler ve başarılar dileriz..
serhat abi
ya abi baba adamsın valla sana sonuna kadar katılıyom bugün yorum yazmayacaktım mecbur ettin beni helal ne deyim(doğruya ne denir ki?)






Söz sizde!
HABER7 üyesiyseniz haberimize yorum yapmak için TIKLAYIN. Henüz üye olmadıysanız lütfen üye olmak için tıklayın.