Yerel Seçim 2009

ÇOK OKUNANLAR

ÇOK YORUMLANAN

Erdoğan'dan ya sev ya terket yanıtı

Başbakan Erdoğan sözlerinin 'ya sev ya terket' şeklinde yansıtılmasını sert tepki gösterdi. Erdoğan, sözlerini kimin neden çarpıttığını şöyle özetledi:

Erdoğan'dan ya sev ya terket yanıtı

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Tayyip Erdoğan, bugüne kadar hiçbir yerde 'ya sev ya terk et' ifadesi kullanmamıştır. Bunun patenti MHP'ye aittir, AK Parti'ye ait değildir. Tayyip Erdoğan'a da ait değildir. Ben bu ifadenin karşısında olan biriyim'' dedi.

Partisinin TBMM grup toplantısında konuşan Erdoğan, son grup toplantısından bugüne kadar doğuda, batıda bir çok ili ziyaret etme fırsatı bulduğunu belirtti. Erdoğan, Diyarbakır, Kırıkkale, Ankara, İstanbul, Elazığ, Tunceli, Kahramanmaraş, Van, Hakkari ve Erzurum'da toplu açılışlar yaptığını, bu illerde partisinin ağırlıklı olarak merkez ilçe kongrelerine katıldığını anlattı.

Erdoğan, ''Ankara ve İstanbul'u dışarıda tutarsanız, tüm bu bölgelere partimiz kurulduğu günden bu yana defalarca gittim. Hamdolsun, ülkemde gitmediğim vilayet yok. En az gittiğim vilayete, 4 kez gittim, Genel Başkan ve Başbakan olarak. Her gittiğimde de eli boş gitmedim. Toplu açılışlar gerçekleştirmek, yerel yönetimin, merkezi idarenin, hayırseverlerin, özel sektörün yaptırdığı tesis ve hizmetleri topluca açmak üzere gittim'' diye konuştu.

Gittiği her ilde vatandaşların çok büyük teveccühünü ve coşkusunu gördüğünü, meydanları dolduran kalabalığın sevgiyle, muhabbetle yüreklerini açtıklarını, duygularını paylaştıklarını, kendilerini heyecanla bağırlarına bastıklarını bizzat müşahede ettiğini ifade eden Erdoğan, şöyle konuştu:

 ''Dikkat ediniz bu, siyasi tarihimizde öyle her partiye nasip olmuş bir durum değil. Bir Başbakanın 6 yıl içinde şehirleri 4-5 kez ziyaret etmesi, coşkuyla, sevgiyle, heyecanla karşılanması, siyasi tarihimde alışılmış bir manzara değil. üstelik terör örgütü ve onun yandaşlarının tüm kışkırtmalarına, tahriklerine, tehditlerine rağmen milletimiz akın akın meydanları doldurmuş ve uzun dönemler hizmete susadığını, bu susuzluğun da AK Parti iktidarıyla giderildiğini haykırmıştır. Keşke bütün bu illerimizdeki, Van'daki, Hakkari'deki, Erzurum'daki o kitleyi görebilseydiniz. O muhabbete, şefkate, heyecana, coşkuya şahit olabilseydiniz. Keşke orada çocukların gözündeki o parıltıyı, o umudu hissedebilseydiniz. İnanın her şeye değer. Biz bu ülkeye, bu millete asla hayal kırıklığı yaşatmadık, yaşatmayacağız. Milletimizin emanetine asla hor davranmadık, hor davranmayacağız. Çocuklarımızın gözündeki o parıltıyı, o umudu köreltmedik, hiçbir şart altında da bunu köreltmeyeceğiz, söndürmeyeceğiz. Buna da müsaade etmeyeceğiz. Buna tenezzül edenlere de fırsat vermeyeceğiz. 6 yıl boyunca bu duygu, hissiyat ve anlayışla önemli mesafeler katettik. Bundan sonra da terazimizin mizanı, bir dirhem dahi şaşmayacak.''

-''HAKKARİ, BENİM İÇİN ÇOK ÖNEM İFADE EDİYOR''-

Erdoğan, Hakkari'nin kendisi için çok önem ifade ettiğini belirterek, ''Niye?'' diye sordu. ''Terör örgütü ve onun yandaşı olanlar... Bunun altını çiziyorum. Çıkıp da sağda, solda, toplantılarda, sağolsun bazılarının da destekleriyle yaptıkları açıklamalar hakikati ifade etmiyor'' diyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Tayyip Erdoğan, bugüne kadar hiçbir yerde 'ya sev ya terk et' ifadesi kullanmamıştır. Bunun patenti MHP'ye aittir, AK Parti'ye ait değildir. Tayyip Erdoğan'a da ait değildir. Ben bu ifadenin karşısında olan biriyim. Benim dediğim nedir? Hemen bunu, televizyonlarla görüşür ederler, oralardan bunun açılımını yaparlar, ne söylediğim orada daha yakından dinlerler ve görürler.

Benim söylediğim nedir? Benim söylediğim şu; Biz bu ülkede Türküyle, Kürdüyle, Lazıyla, Çerkeziyle, Gürcüsüyle, Abhazasıyla, Boşnağı ile biriz, beraberiz. Hiçbir etnik unsur, bir diğer etnik unsura üstünlük mücadelesi vermemelidir, veremez. Bizim bir üst kimliğimiz var. Bu üst kimlik de Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığıdır. Biz yola çıkarken bir şey söyledik. Tek millet dedik, tek bayrak dedik, tek vatan dedik, tek devlet dedik. Buna karşı olanlar var mı? Kimse, 'Hayır, tek millet değil' veya 'tek bayrak kabul etmiyoruz', bunu diyebilir mi? Bunu beğenmiyorsa, o zaman buyursun beğendiği yere gitsin. Dediğim budur. ''

-''SEN TÜRK BAYRAĞIYLA TUR ATABİLİYOR MUSUN?''-

Sözleri alkışlarla kesilen Erdoğan, kendisini bu sözlerinden dolayı eleştirenler olabileceğine işaret ederek, şunları kaydetti:

''Beni bundan dolayı eleştirenler olabilir. Bu, benim düşüncem kardeşim, ben böyle düşünüyorum ve bunun de arkasındayım. Niye arkasındayım? Çünkü 70 milyonu bölmeye kimsenin gücü yetmez, böldürtmeyeceğiz. Bu konuda, benim Kürt kökenli vatandaşlarımı istismar etmeye kullanan, bilsinler ki onlar da bir yanlışın içindeler. Çünkü benim Kürt kökenli vatandaşlarım, onların propagandalarına bugüne kadar alet olsaydı, o bölgenin birinci partisi onlar olurdu, biz olmazdık. Biz olduk oranın birinci partisi. Bu gerçek ortada... Bir başka gerçek daha var. 'Sen tek bayrak mı diyorsun' arkadaş, 'sen etnik ayrımcılık mı istemiyorsun', o zaman buyur gel.

Geçende de söyledim. ABD'de Obama var. Tebrik ediyor, kutluyoruz. Tamam güzel. Ama ABD'de yıllarca siyah-beyaz mücadelesi oldu. Öyle mi? Zencilere karşı büyük ayrımcılık yapıldı. Ama bir olimpiyat müsabakasına katıldıkları zaman, olimpiyat rekorlarıyla birincilikleri aldıkları zaman, orada kalkıp da zafer turunu atarken, onlar gururla Amerika bayrağını omuzlarına alıp turu öyle attılar. Sen atabiliyor musun Türk bayrağıyla bu turları? Mesele burada. Biz buraları dolaşırken bunları anlatıyoruz, anlatmaya da devam edeceğiz. Eğer şu anda Parlamento çatısı altında olanlar, kalkıp da bunu söyleyebiliyorsa, bunu konuşabiliyorsa, zaten mesele kalmayacak. Büyük ölçüde meseleler halledilmiş olacak. Ama bunu söyleyemiyorlar. Niye? Yürek, yürek... Mesele burada. Sıkıntı başka. Ee, kusura bakmayın da... Ne benim milletim inanıyorum ki sandıkta buna müsaade eder ne de biz bu sözleri söylemekten geri kalırız.''

''SENİN GÖZLERİN GÖREMİYORSA, BEN NE YAPAYIM?''

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, şu anda medyanın meydanların dilini okumaktan uzak, meydanlardaki kitlenin sayısını okutmaktan uzak olduğunu belirterek, ''Dün bir gazetede gördüm. 22 Temmuz'da ve pu pazar günü Erzurum'un İstasyon Meydanı'nı gösteriyor. 'Erdoğan, beklediği kalabalığı bulamadı' diyor. Senin gözlerin göremiyorsa, ben ne yapayım?'' dedi.

Erdoğan, kimsenin yanılgıya düşmemesini, milleti de yanıltmaya kalkmamasını isteyerek, milli iradeden gücünü alan AK Parti'nin  ''milletin belirlediği rotada demokrasi, hak ve özgürlük, ekonomik kalkınma ve sosyal restorasyon mücadelesini aynı kararlılıkla sürdüreceğini'' söyledi.

Doğuda, Güneydoğu'da çocukların artık yanına gelip kendisinden para istemediklerini belirten Erdoğan, ''Tayyip Amca, Başbakanım 'bana para ver' demiyor. Ne diyor biliyor musunuz? Burası çok ilginç; 'Tayyip Amca bana bir laptop alır mısın?' diyor. Bakın burası çok önemli. İşte tek başına bu örnek bile, Türkiye'nin bugün ulaştığı noktayı, göz yaşartıcı biçimde ifade etmeye yeter. O yavruları dinleyen bir başbakanları var, o yavruları bu noktaya getiren bir eğitim anlayışı artık Türkiye'de oturmuştur, en batıdan en doğuya, en kuzeyden en güneye, 70 milyonu kapsayacak şekilde'' diye konuştu.

Türkiye'nin ufkunun değiştiğini, Türk insanının beklenti, vizyon ve perspektifinin değiştiğine işaret eden Erdoğan, herkesin bunu görmesi gerektiğini vurguladı. Erdoğan, ''Dicle Üniversitesinin açılışına gittiğimde, yanımıza yaklaşan çocuklar, enteresan, bizim arkadaşlara e-mail adreslerini veriyorlardı. Çocuklar yapıyor bu işi. Düşünebiliyor musunuz? Bunu 10 yıl önce düşünmek mümkün müydü? Akıldan geçirmek mümkün müydü? Ama şimdi buraya geldi'' dedi.

Yola çıkarken, 'Etnik milliyetçilik, bölgesel milliyetçilik ve dinsel milliyetçiliğe  karşı olduklarını'' ifade ettiklerini hatırlatan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

''İşte bunu başarıyoruz. Bütün bunları siyasetçinin de bürokratın da sivil toplum örgütlerinin de üniversitenin de medyanın da görmesi, iyi okuması lazım. Ama ben şu anda öyle medya görüyorum ki inanın meydanların dilini okumaktan uzak, meydandaki kitlenin sayısını okutmaktan uzak. Günaydın. 

Dün bir gazetede gördüm. 22 Temmuz'da Erzurum'un İstasyon Meydanı'nı gösteriyor, bir de bu pazar günü Erzurum'un İstasyon Meydanı'nı gösteriyor. 'Erdoğan, beklediği kalabalığı bulamadı' diyor. Senin gözlerin göremiyorsa, ben ne yapayım? Göremiyorsa ben ne yapayım? Zannediyorsun ki mitingin sabah saatlerindeki, oradaki törenlerin sabah saatlerindeki fotoğrafını koymak suretiyle Erzurumlu Dadaşımı aldatacaksın. Avucunu yalarsın. Bir şey aldatamayacaksın. Bu noktada, gittiğimiz her yerde aynı heyecanı görüyoruz. Ben böyle hafıza kayıtları içine kelimeleri, sözcükleri saklamayı seven biri değilim. Bunları hep açık konuşuyorum, açık konuşacağım. 780 bin kilometrekare içerisinde inşallah gidilmedik yer bırakmayan bir kadro, bu kadro. Hep beraber... Hiç bırakmayacağız. Elimiz her yere değecek inşallah. Değinmedik yer de bırakmayacağız. Onun için KÖYDES dedik. Mezralara uzanan bir iktidar, köylere uzanan bir iktidar, bugüne kadar oldu mu bu ülkede? Oraları hatırlayan iktidarlar oldu mu?  Kısmen bir rahmetli Özal buralara biraz girdi, bunun dışında yok. Ama biz girdik. Taa, mezralara kadar uzandık, ta oralara kadar yol yapıyoruz, elektrik götürüyoruz. Efendim, 'Burada 10 hane var.' Fark etmez, insan var ya...'Biz gideceğiz' dedik, gidiyoruz. Ama bunu diğerleri hiçbirisi bilmez. Böyle bir dertleri de yok zaten. Ama bizim derdimiz var, gidiyoruz, gideceğiz.''

Türkiye'nin istikrar ve güven zeminine kavuştuğunu belirten Erdoğan, bunu daha ilerilere taşıyacaklarını söyledi. Türkiye'nin artık geleceğine umutla, heyecanla bakan bir ülke konumuna geldiğini anlatan Erdoğan, ''Eksikliklerimiz, sorunlarımız yok mu? Var, ama kusura bakmayın 10 yılların, yüzyılların buraya bırakmış olduğu sıkıntıyı kalkıp da herhalde 6 yıl içinde bitirmeniz mümkün değil. 6 yıl içinde geldiğimiz nokta bu. Bir taraftan ülkenin ekonomisini düzeltiyorsunuz, bir yandan mali krizler noktasında küresel krizin ağına düşmemenin mücadelesini veriyorsunuz, bir yandan da yatırımlarınızı aynen aksatmadan devam ettiriyorsunuz'' dedi.

Erdoğan, Türkiye'nin, sorunlarının çözümsüz ve imkansız olmadığını görebilecek, hissedebilecek noktaya gelmesinin önemli olduğuna işaret ederek, ''AK Parti iktidarı, her zaman milletimizin hissiyatına tercüman olmanın, milletimizin iradesini yönetime yansıtmanın, halkımızın ihtiyaçlarını gidermenin gayreti içinde olmuştur. Bundan sonra da bu böyle olacaktır. Bunu özellikle vurgulamak istiyorum'' diye konuştu.

-''HAKKARİ'NİN CADDELERİNDEN PİSLİK AKIYOR. BU PİSLİKLERDEN 29 MARTTA HAKKARİ HALKI KURTULACAKTIR''

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, DTP'li belediyelere, ''Hakkari'nin caddelerinden pislik akıyor. bu pisliklerden 29 Martta Hakkari halkı kurtulacaktır. Paranı aynen alıyorsun. Bir tanesi çıkıp, 'AK Parti iktidarı bize ayırım yapmıştır' diyemez. Vatandaş da 'aldığın bu paraları, nereye veriyorsun? niye benim şehrime bu yatırımları yapmıyorsun?' diye soracak'' dedi. Erdoğan, partisinin Doğu Anadolu Bölgesi'ne Başbakan olarak 3. kez gittiğini söyledi.

Yüksekova'da doğru düzgün bir hastane yokken, oraya 150 yataklı modern bir hastane kurduklarını ifade eden Erdoğan, ''Oraya gelmek isteyenlerin önünü kesiyorlar. Kim? Malum takım. Parlamentonun çatısı altında olanlar da buna destek veriyor. 150 yataklı modern hastane kurulmuş burada. Bak, burada artık Yüksekova'nın o ihmal edilmiş insanları hasta mı oldu? Gidecek o modern hastanede tedavi olacak. 2'şer yataklı modern odalar, tuvaleti banyosu her şeyiyle. Aynı şekilde Hakkari'de de 150 yataklı aynı projenin bir benzerini yaptık. Talimat vermişler; tehditler, bugün kepenkler açılmayacak, arabaları görmeyeceğiz'' diye konuştu.

Bunlar olurken, bölgedeki bazı belediyelerin vatandaşa hizmet götürmediğini ifade eden Erdoğan, şunları kaydetti:

''Caddelerinden pislik akıyor. Ben de diyorum ki, bu pisliklerden 29 Martta Hakkari halkı kurtulacaktır. Oradaki vatandaşım buna mahkum mu? Kardeşim sen diyorsun ki, 'temsilcisi biziz.' Nasıl temsilcisin sen ya? Pislik içinde yaşatıyorsun benim vatandaşımı. Paraysa, paranı aynen alıyorsun. Yüzde 47 ile 97 arasında, son Belediye Gelirleri Kanunu ile birlikte onların da parasında artış var. Bir tanesi çıkıp diyemez, 'AK Parti iktidarı bize ayırım yapmıştır' diye. Şimdi benim vatandaşım soracak. Aldığın bu paraları, arkadaş sen nereye veriyorsun? Niye benim şehrime bu yatırımları yapmıyorsun?

Şemdinli'ye su götürmek DSİ'nin görevi değil, oradaki belediyenin görevi. Ama oraya su gitmedi diye, DSİ vasıtasıyla oraya su götürdük. Bombaladılar, oradaki dükkanları gidip yerinde gördük. Hemen TOKİ eliyle oradaki dükkanları da evleri de yaptırdık. Bugün yarın sahiplerine teslim edilecek. Biz bu kadar hassas davranacağız, sen kalkıp AK Parti iktidarını bölücülükle şunla, bunla damgalayacaksın. Buna yetkin, hakkın yok. Eğer benim Kürt kökenli vatandaşımı sevmem ya da etnik unsurlar arasında bir sevgi ayrımcılığı yapmamam suçsa, biz bu suçu başımızın üstüne aldık götürüyoruz. Çünkü biz yaradılanı yaratandan ötürü seviyoruz.''

-HAKKARİ'YE ÜNİVERSİTE-

Başbakan Erdoğan, eğitimde attıkları adımların ortada olduğunu söyledi.

Şemdinli'deki ilköğretim okulunda, bilişim teknolojisi sınıfı olduğunu dile getiren Erdoğan, Hakkari'de üniversite açtıklarını belirtti. Başbakan Erdoğan, 20 yıl önce ''Hakkari'de üniversite kurulacak'' denseydi, buna başta Hakkari'li olmak üzere kimsenin inanmayacağını ifade ederek, ''Hadi canım sen de denirdi. Ama buyurun şimdi var. Bir de yiğit çıktı, Oxford'dan bir profesörümüz dedi ki; 'müsaade ederseniz, buranın rektörü ben olacağım' dedi. Oranın rektörü de o. 'Hakkari'den dünya üniversitelerine doktora, lisans üstü için nasıl gençler çıkacak, bunu ispat edeceğim' diyor. İşte AK Parti iktidarının özelliği bu. Bize düşen fiziki alt yapıyı, zemini hazırlamak, ondan sonrası da bu konuda görevli olanlara ait'' diye konuştu.

''Bu, birlik siyasetinin adımıdır'' diyen Erdoğan, öğrenciler için yurtlar, pansiyonlar yaptıklarını; burs sağladıklarını belirtti. Başbakan Erdoğan, ders kitaplarını ücretsiz dağıttıklarını dile getirerek, 'Diyorlar ki, 'niye siz bunları yapıyorsunuz?' Hiç olmazsa zengin fakir ayrı. Biz de ne dedik? Öğrencinin zengini fakiri olmaz, biz hepsine bu kitapları veririz'' dedi.

Erdoğan, geçen pazar günü Erzurum'da 600 yataklı modern bir hastanenin açılışını yaptıklarını anımsattı. ''Biz temel atarız, söz verdiğimiz tarihte de bitiririz'' diyen Erdoğan, bunun her iktidara nasip olmadığını, kendilerinin karakteri olduğunu kaydetti. Başbakan Erdoğan, 17 helikopter ambulanstan 3'ünü İstanbul, Ankara ve Erzurum'da hizmete soktuklarını söyledi.

Bunun yanında, hizmet alımıyla 3 tane de jet kiralayacaklarını dile getiren Erdoğan, bundan önce de 12 hasta kabinli kar üstü aracı, 63 paletli ambulansı ve 4 deniz ambulansını sağlık hizmetlerinde kullanılmak üzere aldıklarını bildirdi. Erdoğan, ''Artık ambulansların çıkamadığı yer diye bir şey yok'' dedi.

Ulaşılamayan yerde yaşayan hamile kadınları, 10 gün önceden şehre getirdiklerini ve orada doğumunu yaptırdıklarını ifade eden Erdoğan, bunların, kadına verdikleri önemin bir göstergesi olduğunu anlattı.

-''6 YILDA 333 BİN KONUT''-

Başbakan Erdoğan, 6 yılda toplu konutta 333 bin rakamına ulaştıklarını belirterek, bunun yaklaşık 230 binini sahiplerine teslim ettiklerini, 500 bin hedefini de yakalayacaklarını dile getirdi. Erdoğan, gecekondu ve kaçak bina sorununu aşabilmek için de 45 metrekarelik stüdyo daireler yapacaklarını söyledi. Recep Tayyip Erdoğan, ihtiyaç sahiplerine 100 YTL taksitle, peşinatsız ve 20 yıl vadeyle konut vereceklerini bildirdi.

Sosyal bir devletin gereği olarak, hiçbir varlığı ve imkanı olmayanları, insanın bile yaşamayacağı yerlerden alarak bu konutlara yerleştireceklerini söyleyen Erdoğan, geçen ramazan ayında, Gaziantep'te gördüğü bir olaydan sonra bu adımın atılması gereğini hissettiğini kaydetti.

Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:

''Benim boyumun sığmayacağı bir oda. Bu odada bir tuvalet, perdeyle kapalı. 12 metrekare, 5 çocuk bir kadın. İçerisinin nasıl olduğunu artık ben sizlere anlatmayayım. Bu tabloyu görünce, sorumluluk noktasında olan bir insan olarak, bundan dertlendik. Onun için her zaman söylüyoruz, elimiz ayağımız olanlar kimler? Muhtarından tut, belediye başkanına, kaymakamına, valisine kadar onlar. Ama gelip de makama çöreklenir oturursak, bunları göremeyiz. Bunları hem göreceğiz hem de sayısını azaltmaya çalışacağız.

Muhalefet şimdi ne der? 'Senin görevin bu, hallet?' Tamam da bu, bugünün sorunu değil. Bu, on yılların sorunu. On yıllar önce bu adımlar atılmış olsaydı, bugüne gelmezdi bu iş. İşte şimdi bunları dolaşıp bulan ve bunlara çözüm üreten bir iktidar var. Hemen gerekeni yaptık, o vatandaşımızı oradan kurtardık. Şimdi bunları daha köklü bir şekilde TOKİ ile çözeceğiz.''

Şehirleri daha yaşanabilir mekanlara kavuşturduklarını, yollar yaptıklarını ifade eden Erdoğan, ''Artık, 'bu şahıs AK Parti'ye oy vermiştir ya da vermemiştir...' Böyle bir belediyecilik anlayışımız yok. Hakları neyse, bunları aynen yerine getirmenin mücadelesini veren bir iktidar söz konusu'' diye konuştu.

Başbakan Erdoğan, bütün illerin ve ilçelerin tamamına eşit mesafede durduklarını ve onların hizmet yarışını heyecanla takip ettiklerini belirterek, milletin, her zamanki basiretiyle, sağduyusuyla 29 Mart seçimlerinde de gereken değerlendirmeyi yapacak ve adımını atacağını söyledi.

-KÜRESEL KRİZ-

Erdoğan, Türkiye'nin, küresel krize karşı dikkatli ve ihtiyatlı tavrının devam ettiğini, ilgili tüm kurumların koordinasyon içinde gelişmeleri takip ettiklerini, gereken noktalarda yapılması gereken müdahaleleri yaptıklarını bildirdi. Başbakan Erdoğan, önceki hafta reel sektörün temsilcileriyle bir araya geldiklerini ve gelişmeleri değerlendirdiklerini hatırlatarak, ''Krizin, Türkiye'ye etkileri noktasında, panik havasının yerini itidal ve sağduyuya bırakmış olması son derece önemlidir'' dedi.

Krizin tepe noktasını aştığının ve inişe geçtiğinin uzmanlar tarafından da dile getirildiğini ifade eden Erdoğan, krizden çıkış ve toparlanma sürecinde, Türkiye'nin sağlam ekonomik yapısıyla daha cazip bir ülke konumuna yükseleceği noktasındaki umutlarının devam ettiğini bildirdi.

Başbakan Erdoğan, krizin gelişmiş ülkelerde, büyümede daralma, enflasyon ve talep azalması şeklinde tezahür ettiğinin şimdiden görüldüğünü kaydetti. Uluslararası yeni yatırımlar konusunda yeni fırsatları değerlendirmek için yoğun çaba harcadıklarına işaret eden Erdoğan, bu dönemde yatırımları durdurma gibi düşüncelerinin olmadığını anlattı. Başbakan Erdoğan, ''Bu kriz diye nitelendirilen dönemi, ülkemiz için fırsata dönüştürürsek, Türkiye o zaman geleceğe yönelik daha iyi bir dönemi yakalamış olur'' diye konuştu.

-ABD ZİYARETİ-

Erdoğan, yarın akşam G-20 toplantısına katılmak üzere ABD'ye gideceğini, ondan önce İzmir'de İtalya Başbakanı Silvio Berlusconi ile Türkiye-İtalya zirvesinde bir araya geleceğini söyledi. ABD'de yapacağı temasları hakkında bilgi veren Erdoğan, Barack Obama'nın, ABD'nin ilk siyahi başkan adayı olarak seçimlerden başarı ile çıkmasının önemli ve anlamlı olduğunu ifade etti.

Obama'nın, ABD'nin ulusal ve uluslararası politikalarına farklı bir yaklaşım sergileyeceğine dair dünyada umutlu bir bekleyiş olduğunu vurgulayan Erdoğan, ''ABD'nin özellikle Irak, Afganistan ve genel Orta Doğu politikalarında küresel barış ve refahı güçlendirecek bir tutum izleyeceğine inanıyoruz. ABD'nin, Türkiye ile ilişkileri ve iş birliği, özellikle bölgesel konulardaki ortak politikalarımız, hükümetlerimizin ötesinde bir yapı arz ediyor. Bu noktada, seçim öncesinde ifade edilen kimi konuların da -bunun altını çiziyorum- seçim sathı mahallinde kalacağını umuyorum'' diye konuştu.

Başbakan Erdoğan, ABD'nin ardından Hindistan'a gideceklerini söyledi.

Bu arada, Başbakan Erdoğan, grup toplantı salonuna gelen, Türkiye'nin en uzun, dünyanın ise ikinci uzun adamı olma özelliğini taşıyan Mardin'li Sultan Kösen ile görüştü.

HABER 7

Bu haber 12377 kez okundu.
(3 dk. arayla güncellenir)

Söz sizde!

HABER7 üyesiyseniz haberimize yorum yapmak için TIKLAYIN. Henüz üye olmadıysanız lütfen üye olmak için tıklayın.

erdal DEVECİ:

editörlere bir kaç sözüm var..

sayın editörler neden burada işinize gelen youmları yayınlayıp işinize gelmeynleri yayınlamıyorunz ..ayıp ayıp utanın bu yorumuda silinde göreyim sizi bu yazdıklarımı yanen yayınlaynda cesaretinizi görelim ...

2008-11-12 12:05:36
veysi gül:

ne severim nede terk ederim

ne severim nede terk ederim

2008-11-12 00:04:15
burak demir:

MHP ye ırkçı diyenler

ırkçılık yapan bizden değildir...HADİS-İ ŞERİF'ini hatırlatır biz ÜLKÜCÜLERE ırkçı diyenlere hakkımı helal etmiyorum...bir MHP li "ya sev ya terket" dediğinde ırkçı oluyor her ne hikmetse ama tayyip erdoğan derse kahraman oluyor hadi ordan laf ebeleri...lafı söyleyin söyleyin sonra da baktınız oy kaybediyorsunuz inkar edin...sevsinler sizi...unutmadan bu ülkeyi sevmeyen tabiki terk edecektir başka ne yapacak benim vergimle bana ihanet mi edecek...

2008-11-11 21:48:34
:

yazmadan edemeyeceğim

kardeşim bu (ya sev ya terket) kelimesi mhp nin seçim arabalarının sloganı değilmiydi,şimdi ne olduda üzerlerine yapışmış bu deyimi(ben çok sever ve haklı bulurdum)şimdilerle vebalı gibi üzerlerin den atmaya çalışıp ve de erdoğan seçim polemiği ayapıyor diytebiliyorlar.

2008-11-11 20:12:12
osman kun:

söylüyor söylüyor sonra arkasında degilim

mhp niye çıkardı şimdi onu anlamadım konu mhp ye nasıl geldi başbakan oyu nasıl kazanacagını iyi biliyor ..başka partiye yükleyerek kendi partisini suçsuz yapıp oy kazanmaya çalılıyor malüm şeçim yakın

2008-11-11 19:06:03
Emre Ingec:

Tabiii Tabiii

Zaten bu hep boyle once soyler sonra ya sen anlamiyorsaan ben ne yapayim der Sayin Erdogan doguda bitmistir kimse kusura bakmasin sevmeyizde terketmeyizde niye boyle dayatmalar bize yapiliyor sen mi doguda yasadin da ya sev ya terk et imasinda bulunuyon sen mi okulsuz kaldin senin mi ekinlerin yakildi biz burdayiz dogudayiz insallah Allahin izniyle DTP oylari supurecek doguda sende ben nerde yanlis yaptim diye ibonun sarkisini soylersin artik kurmaylarin la beraber...

2008-11-11 18:54:57
:

anlama özürlü olmak

Atalarımız kurtuluş savaşında kürt türk laz abaza gibi ayrım yapmadan düşmana: tek bayrak tek millet tek vatan tek devlet olarak büyük türk ulusunu İstemeyip karşı gelenlere buyurun istediğiniz yere gidin dendi ise, bu günde aynı söylemİ ifade eden sayın başbakanın sözlerini ,ya sev ya terk et ifadesi ile aynı kefeye koyma çabası içinde olanlar anlama güçlüğü çekiyor demektir.Oyuna gelmeyelim arkadaşlar.

2008-11-11 18:46:22
necmettin ersoy:

anlamak veya anlamak istememek

ya sev ya terket lafı mhp patentlidir.mhp de ırk cı bır partı oldugu ıcın,bu lafa kürt kökenlılerın tepki gösdermesi normall.ama başbakanın sözleri tek bayraga tek devlete karsı olanlara sölenmisdır.basbakanın da ne kadar ırkcı oldugunu bılmeyen yok ...bir kürt kökenlıyle evli...öküz altında buzagı aramasın kımse...senınleyiz basbakanımm..tek vatanda tek bayrak altında bütün ırklar kardes olarak..selamlar sevgıler

2008-11-11 18:26:22
milletin ferdi:

Okuduğunu anlamayanlar var. Hiç de dışlayıcı ve ayrımcı olmayan bir sözü nerelere çekiyorlar.

Mehmet yıldırım, bir de dini motifli laflar etmişsin. Senin PKKan ve senin DTPen ise Marksist bu nasıl oluyor? Halkın tepkisinden dolayı çöpler kaldırılmamış, lafa bak! Çöpleri halk mı toplayacaktı? Halk bizi çöp içinde bıraktın diye DTP’ye takdirlerini sunar artık (Bu takdir mi olur, tekdir mi olur Allah bilir!) Erdoğan’ın sözünü eleştirenler asıl ayrımcılardır. En büyük zararları da hakkını savunduklarını söyledikleri bölge insanınadır. Tayyip beyin taklitlerinden de sakının tutarsızca çok fazla atıyorlar

2008-11-11 17:57:00
:

sayın başbakan

sayın başbakan ortaya bir laf söylüyor tepki gelirse hemen geri adım atıyor. laf tutarsa bir şey yok bence ya sev ya terk et ile tek devlet tek vatan aynı manada bir kelime anlayana.

2008-11-11 17:48:08

Son Dakika Haberler

GAZETELER

MULTIMEDIA

Serbest Piyasa

Bugün Dün
USD 1,5350 1,5330
EUR 2,1430 2,1450
IMKB 36797,55 36797,55
ALTIN 46,1888 46,1133

ALINTI YAZARLAR

HABER7 YAZARLARI

UZAKLARDAN MEKTUPLAR

RÖPORTAJLAR

OKUR TEMSİLCİSİ

KONUK YAZARLAR

NAMAZ SAATLERİ

  • İmsak: 3 30
  • Güneş: 5 30
  • Öğle: 13 16
  • İkindi: 17 13
  • Akşam: 20 49
  • Yatsı: 22 38

HAVA DURUMU