Saim ŞENDİL
“Reel politik” tabirini kurum veya partilerin, bulundukları ortamın gerçeklerine göre tavır belirlemesi olarak tanımlayabiliriz.
Alıntı Yazarlar

Emre AKÖZ
O iki poster yan yana gelsin mi?
Ergun BABAHAN
17 bin kurban adalet bekliyor
Fehmi KORU
Darbe endişesi vehimden mi ibaret?
Derya SAZAK
Büyük resim
Ege CANSEN
Kapitalist Abdülhamit
Mehmet KAMIŞ
Demokrasi için daha cesur adımlara ihtiyaç var
Cemal UŞŞAK
Kafaların içindeki burkaları ne yapmalı?
Ayşe BÖHÜRLER
Cami cemaati
M. Nedim HAZAR
Büyük resim
Hüsnü MAHALLİ
İki örnek
Haber7 Yazarları

Ünal TANIK
Başbuğ tatmin olmadı, mücadele bu zemine kayacak
Mehmet ACET
Sahi Erdoğan niçin bu kadar rahat?
Prof. Nevzat TARHAN
Çarşı herşeye karşı ama MJ'ye değil
Prof. Osman ÖZSOY
78'lik dede kurtuldu gençler can verdi
Yaşar İLİKSİZ
İslamcıların kafasının basmadığı konu!
Mehmet Ali BULUT
Darbeciye atılan tokat askerin gözünü çıkarmasın!
Hüseyin YAYMAN
MGK toplantısını nasıl okumalıyız?
Ayhan KISKAÇ
Ak Parti kongreleri sıkıntılı
Resul KURT
İşsiz çalıştırana prim teşviki
Uzm. Psk. İlknur Yılmaz
Panik atak ve baş etme yolları
Fatih BAYHAN
Atatürk silah arkadaşlarını topladı ve …
Feride'nin Günlüğü
Aman içeri koyun dursun, çiçek dışarıda romantik bir darbe almasın
Recai YAHYAOĞLU
Asimetrik psikoloji
İhsan AKTAŞ
Önce Türk'ün mayasını bozdular
Uzaklardan Mektuplar

K. Emre ULUCAN
Hayatta ilk defa 'Allah' demek
Polat HAN
‘Gülen’ Burda da Kıymetli(!)
Handan ÖZDUYGU
Şu bizim Arap düşmanlığımız!...
Tahir YAVUZ
Hint Okyanusuna düşen uçak ve bizi yakan ateş
Konuk Yazarlar
“Reel politik” tabirini kurum veya partilerin, bulundukları ortamın gerçeklerine göre tavır belirlemesi olarak tanımlayabiliriz.
Bence yanlış olarak bunun zıttı gibi algılanan bir diğer tabir de “İdeal politik”tir. Her kurumun veya partinin kurulmasına sebep olan belli hedefleri ve misyonu mevcuttur. Zaten misyon ve vizyonu olmayan kurumların uzun süre ayakta kalmasıda mümkün değildir..
“İdeal politik “ tabirini kurumların bu misyona uygun davranması olarak anlayabiliriz. Dolayısıyla aslında ideal politik tavır, içinde reel politikayı da barındırmaktadır. Yani, temel prensiplerinize zıt olmayacak şekilde, zillet ve izzet dengesini gözeterek, mevcut durumu gözönüne alarak tavırlar geliştirmeniz, misyon ve vizyonunuza uygunluğu ölçüsünde anlamlıdır.
Tarih boyunca reel politik tavra birçok örnekler verilebilir. Bence bunlardan en çarpıcı olanı dinler tarihinde müstesna bir yer tutan Hudeybiye barışıdır. Hudeybiye‘ de Hz.Muhammed (a.s) bir karar almış, karşı tarafla bir barış süreci başlatmıştır. Tümüyle İslam toplumunun fertleri bu dönemi dinimizin tanıtılması adına, en iyi şekilde değerlendirmiş ve Hudeybiye barışı birçok savaştan faydalı sonuçlar vermişti. Ama aynı Hz.Muhammed (a.s) kendisinden namaz konusunda taviz isteyenleri kesin bir tavırla reddetmiş ve “İçinde namaz olmayan dinde hayır yoktur “ diyerek misyon ve vizyonunun çizgilerini belirlemişti.
Ülkemizin Kurtuluş Savaşı verdiği yıllar ve öncesinde bir çok düşmanla dört bir tarafı sarılmıştı. Kurtuluş savaşının hakkını veren milletimiz sonrasında devletimizin kuruluşu aşamasında Mustafa Kemal Atatürk‘ün idari dehasına şahit olmuştur. O dönem, ülke menfaatlerini koruyan, örnek bir çok reel politik uygulamaya sahne olmuştur.
Reel politik tavır ile “yumurta küfesi", "meyvenin olgunlaşması" ve "bekarın karı boşaması” deyimlerini çoğu zaman yanyana görebilirsiniz. Bunlar ağır reel politik şartların idarecilerde meydana getirdiği yükün dışa yansımalarıdır.
Reel politik tavrın aşırı uygulandığı durumda, eski tabirle ifrat makamında, koltuk ve ikbal sevdasının getirdiği acziyeti görebilirsiniz. Siyasi tarihimiz maalesef bunun örnekleri ile doludur. Tefrit ucunda yani reel politik yapılamadığı durumlarda ise rodeo atının üzerinde fazla duramayan kadrolar vardır.
Bu dengeyi sağlamanın “rodeo atı biniciliği” kadar zor olduğu, ifrat ucun en pragmatik, oppurtunist isimlerinin söylediği meşhur sözlerdendir.
Güncel bir örnek temennilerimize tercüman olsun. Başbakanımızın kendisine “Anayasa’yı değiştirin“ diye seslenen vatandaşa cevap verirken çektiği derin “Ah” bence reel politiğin omuzlarına yüklediği ağırlığı ifade etmektedir. Başbakanımızın Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde Abdullah Gül ‘ü tercih eden tavrı, koltuk sevdalısı olmadığı konusunda fikir vermektedir.
Milletimiz, siyasi tarihimiz boyunca, samimi ile gayr-i samimi tavırları engin basireti ile hep birbirinden ayırmıştır. Daima “öz “ korunmalı, ülkemize ve milletimize ait güzel hülyalarımıza, milletimize hizmet sevdamıza hiç birşeyin perde olmasına müsaade edilmemelidir. Bizim gibi bu konuda “bekar“ olmayıp, hangi sahada olursa olsun, rahatını ve şahsi hayatını , milletinin hatta insanlığın refah ve mutluluğuna adamış her bir fert reel politik’le idealleri arasındaki dengeyi sağlıklı bir şekilde kurmak durumundadır.
Bu milletin her bir ferdi doğusuyla batısıyla, muasır medeniyetler seviyesine ulaşmış, evrensel hukuk ve demokrasi normlarını, gelişmiş ülkelerin hayat standartlarını yakalamış, dünyada söz sahibi bir Türkiye’ye layıktır. Milletimiz misyonuna bu hedefi koymuş olan idarecilerin samimiyetine inandığı müddetçe geçici sıkıntılara sabretme erdemini her zaman göstermiştir.
Ta ki reel politik tavırlar, milletimizin ortak menfaatlerini gözeten misyon ve vizyonlara hizmet etsin.
Uz. Dr. Saim ŞENDİL / Haber 7
saimsendil@yahoo.com
Toplam 10276 kez okundu.






Söz sizde!
HABER7 üyesiyseniz haberimize yorum yapmak için TIKLAYIN. Henüz üye olmadıysanız lütfen üye olmak için tıklayın.