Bugünlerde herkesin gözü Somalili korsanlarda. Amerikalı "korsan adaylarının" gözü kulağı ise, Georgia ve Minnesota eyaletlerinden gelecek sonuçlarda. Barack Obama seçildi dünya sırtını döndü ama ABD'de sonuçta ülke kaderini ve dünya ekonomisini etkileyebilecek devasa seçim mücadelesi sonuçlamış değil. Üç eyaletin senato koltuklarını kimin kazandığı 4 Kasım gübü belli olmadı.
Bu 3 eyaletten Alaska'da önceki gün Demokrat aday kazandı ve Demokratlar Amerikan Senatosundaki sandalye sayılarını 58'e çıkardı. Georgia ve Minnesota eyaletinde oylar yeniden sayılıyor ve ikisinde de sonuçlar birbirine çok yakın. Eğer Demokratlar bu iki senatörlük koltuğunu da kazanırsa, Amerikan Devleti üzerinde rüyalarında görseler inanamıyacakları bir kudrete kavuşacaklar. Yasama faaliyetinde Senato'daki karar yeter sayısı 51 oy ve Demokratlar çoktan bu çoğunluğu geçti. Diyeceksiniz ki, o halde bu şamata niye? Demokratlar, ABD'nin ekonomik ideolojisinde radikal değişikliklere hazırlanıyor. Temsilciler Meclisinde de Senato'da da azınlıkta olan Cumhuriyetçilerin bu reform yasalarının geçmesini engellemek için artık sahip olabileceği tek bir silah kaldı: korsanlık. Buna geleceğim ancak, önce özetler;
Genel hatlarıyla ABD Kongresi
ABD Anayasası’nın 1. maddesi Kongre’yi ve işleyişini tanımlar. Buna göre, federal hükümetin yasama gücünü temsil eden Kongre, Senato(Senate) ve Temsilciler Meclisi(House of Representatives) adları ile anılan iki kanattan oluşur. 100 üyeli Senato, Anayasa gereği, her eyaletin ikişer temsilcisinden teşekkül eder. Temsilciler Meclisi üyeliği ise eyaletlerin nüfus oranına göre saptandığı için üye sayısı Anayasa’da belirtilmemiş. Günümüzdeki toplam üye sayısı 435’tir. Yani, Amerikan Kongresi toplamda 535 üyelidir. Başkent Washington DC’de ABD Kongresi’nin ve bağlı binaların bulunduğu bölgeye “Capitol Hill” denir.
Türkiye’deki Meclis sisteminin aksine, ABD Kongresi üyelerinin seçilmeleri ve yasama faaliyetlerine katılımı ile genel parti disiplini arasında pek az ilişki vardır. Amerikan siyasi parti merkezleri, genelde seçime endeksli koordinasyon kurulu gibi çalışır sadece. Dolayısıyla, Kongre üyeleri, koltuklarını, parti yönetimine ya da Kongre’deki çalışma arkadaşlarına değil, yerel düzeydeki ya da eyaletteki seçmenlerine borçludurlar. Bunun sonucu olarak da senatörlerin ve temsilciler meclisi üyelerinin kanunlaştırma faaliyetleri sırasındaki tutumları şahsi ve bağımsızdır. Yine bu nedenle “Amerikan Kongresi bir amir-memur değil bir meslektaşlar topluluğudur.” Bu da Kongre’nin, nerdeyse her kanunlaştırmada yapısı yeniden oluşan farklı siyasi koalisyonlarla çalışmasına yol açar. İki parti üyelerinin blok halinde ayrıldığı kanunlaştırmalar çok nadirdir.
Temsilciler Meclisi üyeleri iki yıl süreyle görev yaptıkları için, Kongre’nin ömrü de 2 yıl kabul edilmektedir. 4 Kasım 2008 günü "111. Kongre" üyeleri seçildi ve 111'nci Kongre, Ocak ayının 3'ünde göreve başlayacak. Amerikan Anayasası ilk değişikliğinde(First Amendment) Kongre’ye, teklif edemeyeceği, değiştiremeyeceği bir kesin sınır getirmiştir. Buna göre Kongre, ifade hürriyetini kısıtlayacak yasa yapamaz. Yine Kongre, suç işleyen ya da yasa dışı davranışlarda bulunan bireyleri yargısız mahkum eden yasalar çıkaramaz; geçmişte yapılmış davranışları suç sayan herhangi bir yasa çıkaramaz; herhangi bir eyaletten vergi toplayamaz; asalet ünvanı veremez.
Senato
Her eyaletin 2 senatör seçme yetkisi vardır. ABD'nin ilk yüzyılında senatörler eyalet kongrelerince atanmışlardı. 1913 yılından beri Senatörleri de halk seçiyor. Senatörlerin, 30 yaşını tamamlamış, en az 9 yıldır ABD vatandaşı ve seçildikleri eyalette yaşıyor olmaları Anayasa şartıdır. Senatörler, eyalet çapında yapılan seçimlerle belirlenirler. Senatörlerin görev süreleri 6 yıldır ancak 100 senatörün 100'ü için de aynı anda seçim yapılmaz. Her 2 yılda bir Senato’nun üçte biri için seçim yapılır. Böylece her zaman Senato’nun üçte ikisini, ulusal düzeyde yasama tecrübesi bulunan kişiler oluşturmuş olur. Anayasa’ya göre, başkan yardımcısı Senato’nun başkanıdır. Ancak başkan yardımcısı, oylar 50 - 50 bölünmediği sürece oy kullanamaz. Senato'nun gündemini ise Senato çoğunluk lideri tayin eder. Başkanın federal kurumların başına atadığı tüm memurlar, federal hakimler ve büyükelçilerin atamaları, ancak Senato tarafından onaylanırsa yürürlüğe girer. Yine uluslararası anlaşmalar da üçte iki oy çokluğuyla Senato'dan geçerse kabul edilmiş olur. Bu da Senatörlere, federak kurumlar üzerinde ağırlık kazandıran bir yetkidir.
Temsilciler Meclisi
Temsilciler Meclisi üyelerinin, 25 yaşında, en az 7 yıldır vatandaş ve Kongre’ye geldikleri eyalette oturuyor olmaları gereklidir. Temsilciler Meclisi’nin toplam üye sayısı Kongre tarafından saptanır. Bu sayı, eyaletler arasında sonu sıfır ile biten her 10 yılda bir yapılan nüfus sayımına göre yeniden paylaştırılır. Her eyaletin, nüfusu ne olursa olsun, Temsilciler Meclisi’ne en az bir üye göndermesi Anayasa ile güvence altına alınmıştır. Günümüzde yedi eyaletin (Alaska, Delaware, Montana, North Dakota, South Dakota, Vermont ve Wyoming) sadece birer temsilcisi vardır. Buna karşın altı eyalet 20’nin üzerinde temsilciye sahiptir; mesela California’nın tek başına 52 temsilcisi vardır. Bir eyalet olmayan başkent, District of Columbia(DC)’nın temsilcisinin toplantılara katılma hakkı var ancak oy kullanamıyor. Temsilciler Meclisi üyelerinin tamamı her 2 yılda bir yeniden seçime girmek zorundadır. Temsilciler Meclisi Başkanı, çoğunluk partisi tarafından seçilir ve ülke protokolünde 3’ncü sırada yer alır. Başkan ve Başkan Yardımcısı ölür ya da görev yapamaz hale gelirse, başkanlık koltuğuna o oturur.
Kongre'de yasa nasıl yapılır?
Zannedildiğinin aksine, Senato ve Temsilciler Meclisi arasında hiyerarşi yoktur. Yani, yasa teklifi Temsilciler Meclisinde geçtikten sonra Senato'ya gelir o da onaylarsa yasalaşır düşüncesi yanlış. Bir teklifin yasalaşması için Kongre'nin her iki kanadının da çoğunluk oyunu alması şart. Senato'dan geçip Temsilciler Meclisine takılan da birçok yasa teklifi var. Senato da Meclis de, gündemdeki yasal düzenleme ile ilgili kendi tekliflerini birbirinden bağımsız hazırlar, komisyonlarında görüşür, genel kurulunda oylar ve kabul eder. Bu sebeple, birçok yasal teklif senatör ve temsilcilerden oluşan ortak bir ekip tarafından hazırlanır ki vakit kaybedilmesin. Ancak bu teklifler, her iki tarafın komisyonlarında ya da genel kurularında değişiklik önerileri ile yine farklılaşabilir. Böylece iki tarafta kabul edilen kanun teklifleri arasında fark varsa, bu kez ortak bir kurul oluşturulur ve bu kurul bir uzlaşma metni hazırlar. Bu yeni teklif, yine aynı şekilde iki kanadın genel kurullarında tartışılıp oylandıktan sonra imzalaması için başkana gider. Başkan 10 gün içinde veto hakkı kullanabilir. Veto edilen bir yasanın, yasalaşabilmesi için, Kongre'nin her iki kanadında da bu kez üçte iki çoğunlukla kabul edilmesi gerek.
"Sözde Ermeni soykırımı karar tasarısı" nerede görüşülüyor diye merak edilebilir. Karar tasarıları, yasa tasarılarından farklı olarak, bağlayıcılığı olmayan sembolik kararlardır. Bunların, kanun tasarısı gibi diğer meclisin de onayından geçmesi ya da başkanca imzalanması şartı bulunmuyor. Her meclis kendi gündemine aldığı bir karar tasarısını oylayıp bunu ilan edebilir. Bu semboliktir ve devletin diğer kurumları üzerinde yasal bağlayıcılığı yoktur. Ermeni olayları hakkında Amerikan Kongresi gündemine gelen tasarıların çoğu, kanun teklifi değil, karar tasarısıdır ve yine çoğunlukla Temsilciler Meclisi komisyonlarına gelir. 2007 yılında böylesi bir karar tasarısı, Yahudi üyelerin blok halindeki sürpriz desteğiyle komisyondan geçti ancak, Nancy Pelosi, 'devlet'ten gelen uyarıları dikkate alarak, tasarıyı genel kurul gündemine sokmadı.
Amerikan sisteminin dikkat çekici özelliklerinden biri de, yasalaştırmanın başlangıcındaki komisyon toplantılarının sadece komisyon üyelerine değil halka da açık olması. Vatandaşlar da bu komisyon toplantılarına katılarak, teklif hakkındaki itirazlarını açıklayabilir.
Korsanlara karşı 60 oya ihtiyaç var
Normalde bir yasanın kabul edilmesi için Senato'da 51 oyluk salt çoğunluk yetiyorsa neden bugünlerde Demokratlar 60 oya ulaşmak için böylesine bir mücadele veriyor? 60 oy, "ölümüne muhalifi" olan yasa tekliflerinin, Amerikan Anayasasında olmayan ama Senato içtüzüğünün 22'nci maddesinde izin verilen bir korsanlığa kurban gitmemesi için gerekli yasal limit de ondan. Amerikan siyasi geleneğinde "filibuster (filibastır)" olarak adlandırılan bu korsanlık hakkı, ilk oylamasında 60 oy almış tekliflere karşı kullanılamıyor. Bu 5'te üçlük süper çoğunluk, Amerikan siyasi geleneğinde, Fransızcadan ödünç alınan "cloture" kelimesiyle ifade ediliyor.
"Filibuster" kelimesi, Felemenkçe 'korsan' anlamına gelen 'vrijbuiter' kelimesinden geliyor. Senato'da ise, kürsünün sonu belirsiz bir süreliğine işgal edilmesini ifade etmek için kullanılmış. Temsilciler Meclisinden farklı olarak, 1806 yılından beri Senato'da senatörlerin, konuşma sürelerini sınırlayan bir kural yok. İşte "ölümüne muhalifi" bulunan konular gündeme geldiğinde, bazı Senatörler, kürsüye sefer tasları, meyve, tatlı ve su ile çıkıp saatlerce belki de günlerce konuşarak (ki gündemle ilgili olması bile gerekmiyor. Shakespeare oyunları okuyanlar bile olmuş) oylamaya geçilmesine fiilen engel olabilmekte. Bu geleneğe "filibuster" bu eylemi gerçekleştiren Senatöre de "filibusterer" deniyor. En klasik politik filmlerden biri olan "Mr. Smith Goes to Washington" filminin, sinema tarihine de geçen en önemli sahnesinde, Jefferson Smith adlı güneyli idealist genç bir senatörün, başkente çöreklenmiş, Kongre'ye uzanmış derin yolsuzluk çarkının işini kolaylaştıran yasaya karşı, 23 saat süren bir "filibuster" eylemi gerçekleştirerek, oylamayı engellemesi canlandırılır.
1806 yılında başlayan "sınırsız konuşma özgürlüğü", 1917 yılında birinci Dünya Savaşı devam ederken, Başkan Woodrow Wilson'ın istediği savaş yasalarına karşı ardı sıra kullanılınca, bu korsanlığı sınırlamak için çözüm yolu olarak "cloture" çözümü bulundu. 1917 yılından beri artık 60 oyda, filibuster hakkı iptal oluyor. İşte bu 60 oya ulaşmanın garanti olmadığı durumlarda, "filibuster" eyleminin kendisinden çok, bu konudaki tehdit bile, yasa tekliflerinin görüşülmeye geçmeden gündemden kalkmasına yetiyor. Son yıllarda görüş ayrılığının bazı konularda iyice derinleştiği Amerikan Senatosunda, "filibuster" tehdidi sebebiyle gündemden kalkan tekliflerin oranı yüzde 40'ı geçiyor. Senato tarihinin en kayda değer "filibuster" eylemlerinden biri, Amerikan Senatosunun en uzun süre senatörlük yapan üyelerinden biri olan Strom Thurmond tarafından 1957 yılında siyahlara haklarını iade eden sivil haklar reform yasa tekliflerine karşı gerçekleştirildi. Teklifi sunanlar da sefer tasıyla gelince, 24 saat 18 dakika boyunca devam eden eylem başarısızlıkla sonuçlandı.
Şimdi, Cumhuriyetçiler, ellerinde sefer taslarıyla Demokratlara karşı ellerinde kalabilecek, son silahın, kürsüyü işgal edip yasaları engellemenin hevesi ve ümidiyle bekliyor. Eğer, Demokrat Parti, bu iki eyaletin senatörlüğünü de kazanırsa, Cumhuriyetçiler'e 2010 yılına kadar oturup, Demokratların art arda yapacağı reformlarla dünyanın en kapitalist ülkesini, bir "lite" sosyal devlete çevirmelerini acı içinde seyretmek kalacak.
Söz sizde!
HABER7 üyesiyseniz haberimize yorum yapmak için TIKLAYIN. Henüz üye olmadıysanız lütfen üye olmak için tıklayın.