ÇOK OKUNANLAR

ÇOK YORUMLANAN

Dünya inleten kriz onu yıldızlaştırdı

Dünya inleten kriz onu yıldızlaştırdı

ABD’yi de sallayan ekonomik sarsıntısının Richter ölçüsü henüz tam bilinmiyor. Ancak öncü sarsıntıları gören Krugman’ın Nobel Ekonomi Ödülü alması anlamlı

Ertan Keskinsoy'un haberi

Ekonomistler ve ekonomi yazarları, tarihteki kırılma noktalarını belirgin günlerde olup bitenlerle özetlemeyi severler. ABD'nin içine düştüğü likidite tuzağının da üzerinde uzlaşma sağlanmış bir tarihi var. 14 Mart 2008.0 gün, ABD'deki yatırım çevreleri, yatırım bankası Bear Steams'in likidite sorunları olduğunu konuşmaya başladı; hem de o haftanın başı itibarıyla hiç de küçümsenmeyecek bir miktar olan 18 milyar dolar nakit rezervi varken. Ancak bu söz öyle bir hal aldı ki, olanlar oldu: Gün sonunda hemen tüm rezerv erimiş, Bear Steams'in daha iki yıl önce 170 dolar gören senetleri 32 dolara kadar inmişti. Stearns, bir diğer yatırım bankası J.P. Morgan'm senet başına 10 dolar önerisine evet demek zorunda kaldı. Fatura, 29 milyar dolar ve 14 bin işti.

O dönemde birçok yorumcu, Bear Steams'in batışının tekil bir olay olmadığını söylemeye, ya da söyleyenleri daha bir ciddiyetle dinlemeye koyulmuştu. ABD ekonomisindeki daralmaya yıllardır dikkat çeken, çözüm için Keynes'in ruhunu geri çağıran Paul Krugman'm 13 Ekim günü Nobel Ekonomi Ödülü'nü almasını sağlayan nedenlerden biri de bu olabilir. Her ne kadar İsveç Kraliyet Bilim Akademisi ödülün "ticaret modelleri ve ekonomik etkinlik mekânları" çalışmaları dolayısıyla verildiğini söylese de, Krugman'ın özellikle 1999'dan beri New YorkTimes'da yazdığı makalelerle Demokrat Parti liberallerinin öncü akademisyen savaşçılarından birine dönüştüğünü kimse inkâr edemez.

Peki Krugman'ın politik bir figüre dönmeden önceki 'akademisyen' tarihinde hangi sözler var? Nobel ödüllü iktisatçının Türkçede halihazırda biri beş, biri üç baskı yapmış iki kitabı, bu sorunun yanıtını adamakıllı kapsamlı bir biçimde bize veriyor. îlkinden birkaç yıl önce yazmış olduğu kitap, Politika Taşeronları: Azalan Beklentiler Çağında İktisadi Eğilimler ve Önemsizleşen Refah, önce kriz sonra Nobel ödülü derken üçüncü baskısını yaptı. Krugman'ın yapıtını birbiriyle iç içe geçmiş üç bölüme ayırmak mümkün: ders kitaplarına temel oluşturan, ekonominin temel sorunlarına türlü yaklaşımları alt alta dizen, aynı güncel sorunları bir gazeteci edasıyla tanımlayan, ve Keynesçi yaklaşımına temel oluşturan ön kabulleri temellendirdiği bölümler... Ancak özellikle ikinci bölümde, Krugman'm tarihsel görüngüyü bir hamlede bir kenara atması, Keynes sonrası ana akım ekonomide tarihselliğin ortadan kayboluvermesiyle paralellik taşıyor.

Bu yoksunluk, Krugman'ı muhafazakârları ve liberalleri kendi içinde ikiye ayırmaya itiyor. Krugman'm hayli karikatürize yaklaşımına göre, ABD'nin başına gelen musibetlerin temel nedeni, hakiki muhafazakar ve asıl liberal ekonomistlerin yerini, arz yanlıları ve stratejik ticaretçilere bırakmış olması. Krugman, kitabın başında yaptığı tanımla ekonomistleri ekonomi yorumcularından keskin bir çizgiyle ayırıyor, iyi de ediyor; ancak bu ayrımın ortaya çıkmasının bile bir tarihsel bağlamı olduğunu göz ardı ediyor. Önemli soru şudur: bu yorumcular neden 1980 sonrasında pıtrak gibi ortaya çıkıverdiler? Bu dönemin getirdiği spesifik sermaye dinamiklerinin ekonominin yüzeyselleşmesinde hiç mi katkısı yok?

Bu soruların yanıtını yazının sonundaki alternatif önermelere bırakalım; Krugman'ın içerik açısından çok daha zengin ikinci kitabına geçelim. İlk orijinal baskısını 1999'da yapan Bunalım Ekonomisinin Geri Dönüşü, yazarın Türkçe basıma yazdığı önsözde de belirttiği gibi, o dönem sistemi şöyle bir sallayan Asya krizinin dinamiklerinin anlaşılmasına yönelik bir kitap. IMFnin küresel resesyon tahmininde bulunduğu bu ayda kitabı okumaya başlayanların kendine soracağı soru, Asya krizinin içinde bulunduğumuz kriz ile bir ilintisinin bulunup bulunmadığı, hatta öncü şok/asıl deprem benzetmesinin yapılıp yapılamayacağı. Açıkçası, Krugman'm kitabının bu soruya on yıl önceden verebileceği hazır bir yanıt yok. Zaten Krugman da böyle öngörülerden çekinecek kadar kendine hakim bir iktisatçı. Sırasıyla Latin Amerika, Japonya, Güneydoğu Asya deneyimlerini inceleyen yazar, ardından 1990larda küresel ekonomide ağırlığını koyan hedge fonlarını hayli mesafeli bir dille masaya yatmyor. Paul Krugman, sonuçta, küresel kriz başlayana kadar gazetelerimizin ekonomi sayfalarını da kaplamış olan ideolojik bağnazlığın da bir parçası olduğu küresel tutumu mahkum ediyor:"(...) bir dönemde yararlı bir biçimde yükselen çığlıklar artık bu dünya için tehlikeli parolalar haline gelmiştir. Ülkeniz bir likidite tuzağına yaklaşmış veya girmişken, sıfır enflasyonun uygun olup olmadığını yeniden gözden geçirmeyi reddetmek, yatırımcıların ekonomik çöküş korkusu kendi kendini meşrulaştıran bir paniğe dönerken sermaye denetimleri konusunda düşünmeyi reddetmek, gerçeklik yerine sağlıklı ekonomik politikanın görünümüne değer vermek anlamına gelecektir." (s. 178)

BİR AKTİVİST OLARAK KRUGMAN

Krugman'ın Bush'un uygulamaları karşısına dikilmesi ise, 2003 sonunda yazdığı Büyük Çözülme: Yeni Yüzyılda Yolunu Kaybeden Amerika adlı yapıtı. Krugman, yukarıda değindiğim iki kitabından çok daha angaje bir dille yazdığı bu kitapta, Bush ekibinin iktisat politikalarını yerden yere vurduktan sonra, ABD'nin ana akım medyasındaki ekonomi sayfalarında da genel resim değişmeye başladı. Wall Street Journal'in ve Economist'in başını çektiği muhafazakâr dalga söndü, eleştirel dil egemenlik kazandı. Bu eleştirel dilin ABD sağının ideolojik hegemonyasını kırması, Obama'nın iktidara gelmesinin mihenk taşlarından biri. Krugman, bu kitabında Hillary Clinton'un senatörlük zamanında sözünü verip de arkasında duramadığı sağlık reformunun ne denli önemli olduğunun altını çiziyordu. Obama ile birlikte ABD’nin en kronik sorunlarından biri olan sağlık sisteminde -Michael Moore'un Sicko'sunu anımsayın- reform beklemek, sürpriz olmayacaktır. Krugman'ı okumak, şu anda iktidarda olan Obama'nın uluslararası iktisat ve uluslararası politikadaki kırmızı çizgilerinin neler olabileceği konusunda da az çok fikir veriyor. Nihayetinde, gelişmiş ülkelerin üçüncü dünyayı sömürmesinin o ülkeleri bir yandan da kalkındırdığı tezinin en önemli savunuculanndan biri, Krugman.

AĞIR ABİLER VE MÜHİM ABLA

Peki, diyelim ki Paul Krugman'ın öngörüleri sizi tatmin etmedi. Daha uzun vadeli, kuramsal ağırlığı daha çok, tarihsel görüngüsü daha derin yapıtlar okumak istediniz.

İlk önerim, Karl Polanyi'nin Büyük Dönüşüm: Çağmuzm Sosyal ve Ekonomik Kökenleri. Bir diğer kitap ise, teknolojik gelişmelerin ekonomik dinamiklere etkisini tarihsel bir bağlamda incelemesi ile ün kazanan Schumpeter'in izinden giden bir yazardan: Carlota Perez'in Technological Revolutions and Financial Capital: the Dynamics ofBubbles and Golden Ages (Teknolojik Devrimler ve Mali Sermaye: Kabarcık ve Altın Çağların Dinamikleri) adlı kitabı. Perez, dünyayı felakete sürüklediği sıkça iddia edilen hedge fonların ortaya çıkıp küresel sisteme entegre olmuş ekonomilere sık boğaz etmesini, teknolojik devrimin dinamikleriyle açıklıyor. Perez, Krugman'ın vardığı Keynesçi sonuca piyasaları canlandırmak için enflasyonu ve dev ticaret açığını da göze alan bir devlet müdahalesi- Schumpeter'in izinden giderek varıyor: Kapitalizmin egemen üretim biçimi olduğu yüzyıllardaki beş teknolojik devrimin her birinin kendi döngüsel yapısını inceleyen yazar, bu döngülerin iniş zamanlarındaki tek kurtuluşun, devletlererin müdahalesi olmuş ve olacak- olduğunu çıkarsıyor. Perez'in 2002 tarihli kitabı, benim bildiğim kadanyla Türkçeye henüz çevrilmedi.

Sonuçta, hiçbir çalışma okuyucuya tam resmi sunabilecek bir niteliğe sahip olamaz. Schumpeter, Polanyi, Türkçede hayli sayıda kitabı ve makalesi basılmış olan Marksist iktisatçı Wallerstein bu konuda kafa yormuş saygın isimler. "Kapitalizmdir, iner çıkar, bir sonraki krizde görüşürüz" ile "Kriz derinleşecek, dipten yeni bir düzen çıkacak" genellemeleri arasında, analitik bir yaklaşımın bir anahtarı olsaydı, bu anahtarı dökmenin tek yolu, bu yazıda sözünü oldukça yetersiz biçimde ettiğim yaklaşımları tornaya sokmak olurdu. Hangisinin sizi daha çok ikna edeceği ise, size kalmış.

Krugman Kitapları bu linki tıklayanak görebilirsiniz...

(Radikal Kitap)

Bu haber 5159 kez okundu.

Söz sizde!

HABER7 üyesiyseniz haberimize yorum yapmak için TIKLAYIN. Henüz üye olmadıysanız lütfen üye olmak için tıklayın.

Monetarizm bitti

Bizim hükümetimiz dahil birçok hükümetinde düştüğü yanlış olan herşeyi parasal büyükllüklerle açıklayan ( monetarizm - M. Fridman) teorilerin çökmüş olduğunu zaten aklı başında herkes görüyordu. Enflasyon ilk hedef olunca akla ilk para arzı ve talebin kısılması geliyor. Bu yanlışı ABD de yaptı Türkiye de. Çıkış için ekonomiye müdahil olmak gerekir ( keynezyen politika). Bunu görmemek için. Ya kör, ya ahmak yada hain olmak gerekiyor. Takdiri size bıraktım.

2008-11-21 15:57:26

Son Dakika Haberler

Ekonomi

  • USD: 1,5520
  • EURO: 2,1310
  • IMKB: 26210,37
  • ALTIN: 42,4577

MULTIMEDIA

GAZETE 1. SAYFALARI

ALINTI YAZARLAR

HABER7 YAZARLARI

UZAKLARDAN MEKTUPLAR

KONUK YAZARLAR

NAMAZ SAATLERİ

  • İmsak: 5 49
  • Güneş: 7 22
  • Öğle: 12 18
  • İkindi: 14 39
  • Akşam: 17 02
  • Yatsı: 18 28

HAVA DURUMU