Ahmet KEKEÇ
En büyük medya patronunun darbecilerle pazarlığa oturduğu belgelenince, onun Ergenekon’u sulandırmakla ‘görevlendirilmiş’ tetikçileri ne yapacak?
Alıntı Yazarlar

Emre AKÖZ
O iki poster yan yana gelsin mi?
Ergun BABAHAN
17 bin kurban adalet bekliyor
Fehmi KORU
Düşündükçe akla gelen
Derya SAZAK
Büyük resim
Ege CANSEN
Kapitalist Abdülhamit
Mehmet KAMIŞ
Demokrasi için daha cesur adımlara ihtiyaç var
Ayşe BÖHÜRLER
Cami cemaati
M. Nedim HAZAR
Büyük resim
Hüsnü MAHALLİ
İki örnek
Haber7 Yazarları

Ünal TANIK
Başbuğ tatmin olmadı, mücadele bu zemine kayacak
Mehmet ACET
Sahi Erdoğan niçin bu kadar rahat?
Prof. Nevzat TARHAN
Çarşı herşeye karşı ama MJ'ye değil
Prof. Osman ÖZSOY
78'lik dede kurtuldu gençler can verdi
Yaşar İLİKSİZ
İslamcıların kafasının basmadığı konu!
Mehmet Ali BULUT
Darbeciye atılan tokat askerin gözünü çıkarmasın!
Hüseyin YAYMAN
MGK toplantısını nasıl okumalıyız?
Resul KURT
İşsiz çalıştırana prim teşviki
Uzm. Psk. İlknur Yılmaz
Panik atak ve baş etme yolları
Fatih BAYHAN
Atatürk silah arkadaşlarını topladı ve …
Feride'nin Günlüğü
Aman içeri koyun dursun, çiçek dışarıda romantik bir darbe almasın
Recai YAHYAOĞLU
Asimetrik psikoloji
İhsan AKTAŞ
Önce Türk'ün mayasını bozdular
Uzaklardan Mektuplar

K. Emre ULUCAN
Hayatta ilk defa 'Allah' demek
Polat HAN
‘Gülen’ Burda da Kıymetli(!)
Handan ÖZDUYGU
Şu bizim Arap düşmanlığımız!...
Tahir YAVUZ
Hint Okyanusuna düşen uçak ve bizi yakan ateş
Konuk Yazarlar
Tuncay Güney’in bir MİT mensubu yahut ‘muhbiri’ olduğu ortaya çıkmış... Matbuat, kaç gündür bu ‘bilgi’yi tartışıyor.
İşin içinde hafiften bir ‘9 Mart kokusu’ var sanki...
Hani, Madanoğlu ve İlhan Selçuk cuntasının darbe planladığı herkes tarafından biliniyordu da, kanıtlanamıyordu ya...
İddia makamı, bir Tuncay Güney gereksinmişti...
Darbe girişimini, darbeye maruz kalacağı düşünülen Orgeneral Faruk Gürler de biliyordu.
Gürler’in bildiğini, Orgeneral Muhsin Batur da biliyordu.
MİT de biliyordu.
Fuat Doğu Paşa da biliyordu.
Fuat Doğu Paşa’nın, ‘darbe cuntası’nın faaliyetlerini izlemekle görevlendirdiği ‘mutemet elemanı’ da biliyordu.
İngilizler de biliyordu.
Müttefikimiz Amerika Birleşik Devletleri de biliyordu.
İran Şahı da biliyordu.
Hatta, İran Şahı Rıza Pehlevi, dönemin Dışişleri Bakanı İhsan Sabri Çağlayangil’i İran’a çağırmış, ‘CIA’dan öğrendiğimize göre yakında ülkenizde askeri darbe olacak, dikkatli olun’ uyarısında bulunmuştu.
Sadece Başbakan Demirel bilmiyordu.
Hissediyordu...
Çünkü, Başbakanlığı ‘bilgilendirmekle’ görevli kurum, ‘mutemet elemanı’ aracılığıyla edindiği bilgileri, herhalde daha yüksek bir yarar tespit ettiği için, ‘gizleme’ cihetine gidiyordu.
Bu, herkeslerin bildiği ama kanıtlayamadığı darbe oluşumu, tıpkı Ergenekon olayında olduğu gibi, sonunda mahkemeye düştü.
Onca kriptoya, onca gizli faaliyet raporuna, onca belgeye, onca ‘katkılı eyleme’ rağmen, sanıklar atfedilen suçları inkar ettiler.
İşler sarpa sarmaya başlayınca, iddia makamı gizli tanığının kimliğini deşifre etmek zorunda kaldı.
Bu tanık, 9 Mart oluşumunun bir üyesi olarak biliniyordu ama esasında bir MİT mensubuydu; ‘Madanoğlu-Selçuk’ ikilisinin faaliyetlerini ve örgüt içinde yaptığı gizli dinlemelerin kayıtlarını doğrudan ‘şirkete’ gönderiyordu.
Mahkeme sonucunda sanıklar beraat ettiler.
Çünkü, oluşum, ordunun derinliklerine kadar uzanıyordu ve bir yerden sonra kesmek zorunda kaldılar.
Müntesipleri açısından, verimli ve getirisi yüksek bir darbe girişimiydi bu.
Başarılı olsaydı, Orgeneral Faruk Gürler Çankaya’ya çıkacaktı.
Darbe girişimi bir başka darbeyle (12 Mart muhtırasıyla) bastırıldı ama, bir iddiaya göre 9 Mart’ın mağduru olan, bir iddiaya göre ‘sanık’ koltuğunda oturması gereken Gürler’e Çankaya kapıları yeniden açıldı. Kendisi o kapıdan giremedi, ayrı...
Böyledir bu işler.
Kim mağdur, kim sanık, genellikle karıştırılır.
Birileri de (bazı yayın organları da), bu ‘karıştırma’ ameliyesine hizmet etmek için, düzenli ‘dezenformasyon’ yapar.
Ergenekon’a gelince...
Şu sıralar, matbuatın bir kesiminde, kimliği deşifre edilen Tuncay Güney’e karşı bilinçli bir ‘yıpratma ve çürütme kampanyası’ yürütülüyor.
Daha düne kadar, aynı Tuncay Güney’in ifadelerinden yola çıkarak, hem siyasi rakiplerine vuruyorlardı, hem de Ergenekon’un altını boşaltmaya uğraşıyorlardı...
İddia makamının, devletin gizli servisiyle paralel hareket ettiği ortaya çıkınca, telaşlandılar.
Şuursuzca sağa sola ateş edip duruyorlar.
En çok şunu merak ediyorum:
En büyük medya patronunun darbecilerle pazarlığa oturduğu belgelenince, onun Ergenekon’u sulandırmakla ‘görevlendirilmiş’ tetikçileri ne yapacak?
Hakikaten çok merak ediyorum...
Ahmet Kekeç - Star
Toplam 9899 kez okundu.
Büyük medya patronu olmak,
Dünyanın her yerinde ikdidarı bir şekilde ele geçirmenin yoludur.Onun için bir çok ülke bir kişinin belirli bir sayıdan fazla gazete,dergi,tv,sahibi olmasına izin vermez çünki yazılı ve görsel basının mühim bir kısmını ele geçiren kimse o ülkede ikdidarıda ele geçirmiş sayılır gerekdiğinde darbede yapar,hükümetide düşürmeye çalışır gerçi ülkemizde bunu başaramadılar alışmış oldukları gibi ülkeyi vampir gibi emmeye çalıştılar fakat bunu başaramadılar ipleri pazara çıktı.
Çakma vatanseverler
Kendilerine vatanperver kisvesi vererek ülke yönetimine darbe yoluyla talip olmak gibi bir vizyonu sahiplenmiş bu oluşumun,faaliyetlerine,ilişkilerine,sulandırılmış gizliliğine bakınca bu beyinleri fazla ciddiye alıyormuşuz gibi geliyor bana.Açıkçası bu kadroyu yönlendiren kişilerin,pısırık sermaye guruplarından rant sağlamaktan başka kasıtları ve işlevleri olduğuna inanmıyorum.
Ne yapacak !
Süte su katmaya devam edecek, iyice sulandıracak! Ne! Başka bişey mi bekliyordunuz? O gürühdan!






Söz sizde!
HABER7 üyesiyseniz haberimize yorum yapmak için TIKLAYIN. Henüz üye olmadıysanız lütfen üye olmak için tıklayın.