ÇOK OKUNANLAR
- İşçi ve Bağ-Kur emekli aylıklarına zam
- En değerli takım ve futbolcular
- Kurşunsuz benzin 3 TL'nin altına iniyor
- Gül'e tepki gösterdi iş sözünü kaptı GALERİ
- Dünyanın en sağlam cep telefonu - Galeri
- 3G'nin hayatımıza katacağı 10 yenilik
- Kobe'nin sıçrayışı gerçek mi sahte mi Video
- Hangi kredi kartı ne kazandirıyor?
- Komando Binbaşı Ayşe'den tarihi atış
- Kazada ölen gurbetçilerin adı açıklandı
- Sivasspor Mbemba'yı transfer etti
- Mahir Kaynak'tan ilginç darbe yorumu
- O iki poster yan yana gelsin mi?
- Bulgaristan'daki kazada 7 Türk öldü
- Kabak, karpuzun karizmasını çizdi!
ÇOK YORUMLANAN
- Gül'e tepki gösterdi iş sözünü kaptı GALERİ
- İşçi ve Bağ-Kur emekli aylıklarına zam
- Baykal'dan AKP'ye: Abbas yolcu!
- En değerli takım ve futbolcular
- Sarkozy: Türkiye'nin AB'de yeri yok
- Türkler, Müslümanlar için ön ayak oldu
- Erdoğan'dan Baykal imalı gönderme
- Kurşunsuz benzin 3 TL'nin altına iniyor
- Çuvalcı tim komutanını kalpten öldü
- O iki poster yan yana gelsin mi?
- 3G'nin hayatımıza katacağı 10 yenilik
- 'Sağ elimizle sol elimiz kavga ediyor'
- Kobe'nin sıçrayışı gerçek mi sahte mi Video
- Mahir Kaynak'tan ilginç darbe yorumu
- Dünyanın en sağlam cep telefonu - Galeri
Dersim'de 1938'de neler yaşandı?
1937-1938'de Dersim'de neler oldu? Yaşananlar gerçekten birkaç kişinin idamı ve binlerce insanın sürgünü ile mi sınırlıydı? Resmi kaynaklar ile tanıklar farklı şeyler anlatıyor...

Tuncay Opçin'in haberi
Soğuk gecenin sessizliğini yaşlı adamın dudağından dökülen sesler bozdu. Metin gözlerle getirildiği meydanı süzen yaşlı adam meçhul varlıklara hitap ediyor gibiydi; "Evladı Kerbelayıh. Bihatayıh. Ayıptır. Zulümdür. Cinayettir." Sonra yüzünü alelacele kurulmuş darağaçlarına döndü. Görevlilerin arasında geldiği idam sehpasının altında büyük bir soğukkanlılıkla yağlı ilmiğin boynuna geçirilmesini bekledi. Cellâdına fırsat vermeden ayaklarının altındaki alçak iskemleyi tekmeledi. Artık çektiği tüm sıkıntılar sona ermiş, ruhu huzura kavuşmuştu.
Şimdi bile okuduğumuz tanıklıklarda içimizi acıtan bu manzara Elazığ'da yaşandı. Takvim yaprakları 15 Kasım 1937'yi gösteriyordu. İdam edilen kişi Dersim İsyanı'nın liderlerinden Seyid Rıza'ydı. Seyid Rıza ile birlikte içlerinde oğlunun da bulunduğu pek çok kişi idam edilmişti. 347 aileye mensup 3 bin 470 kişi Tekirdağ, Edirne, Kırklareli, Balıkesir, Manisa, İzmir gibi illere sürülmüştü. Dersim bu yaşananlardan sonra sessizliğe bürünmüştü. Adı da çıkartılan bir kanunla zaten çoktan Tunceli olmuştu.
Resmi kaynaklara göre öyle. Ancak tanıklar hiç de öyle söylemiyor. Bu tanıklar içerisinde hiç şüphesiz en ilgi çekici olanı Hulusi Yahyagil. Yahyagil, emekli albaydı ve Said-i Nursi'nin en yakın öğrencisiydi. Hayatında ancak sekiz defa görüşebildiği Nursi'ye müthiş saygısı vardı. Öyle ki sorduğu sorular ve yazdığı mektuplar, Nursi'nin en önemli eserleri arasında sayılan Mektubat'ın oluşmasını sağladı. İşte Yahyagil, yarbaylığı döneminde Dersim'de isyanı bastırmakla görevli bir birlikte komutanlık yapıyordu. Yaşadıklarını "Son Şahidler-Bediüzzaman Said-i Nursi'yi Anlatıyor" serisinin ilk cildinde araştırmacı Necmeddin Şahiner'e anlattı. Önce Yahyagil'in Şahiner'e anlattıklarına bakalım, ardından da Nursi'nin Yahyagil'e yazdıklarına...
İmha edin dediler...
Necmeddin Şahiner, Hulusi Yahyagil'e Said-i Nursi ile ilgili hatıralarını dinlemek üzere gitmişti. Yahyagil, Nursi ile ilişkisini anlatırken söz dönüp dolaşıp Dersim'e, Dersim İsyanı'na gelmişti...
Said-i Nursi o sırada Kastamonu'da sürgündeydi. Nursi, Şeyh Said İsyanı'nın ardından Doğu ve Güneydoğu Anadolu'daki pek çok isimle birlikte batı illerine sürgüne gönderilmişti. Önce Isparta'nın Barla nahiyesine, oradan da Isparta'ya sürülmüştü. Barla'da 10 yıla yakın kalmıştı. Isparta'da ise kısa bir süre kaldıktan sonra öğrencileriyle birlikte tutuklu yargılanmak üzere Eskişehir'e götürüldü. idamla yargılandı ve beraat etti. Ancak beraat etmesi hiçbir şeyi değiştirmedi. Yine sürgün edildi. Bu defa sürgün yurdu Kastamonu'ydu. Yahyagil, Said-i Nursi'yi Barla'da ziyaret etmişti. Nursi bu ziyaretten çok hoşnut kalmıştı. Yahyagil'le bu tarihten sonra bağlantısı hiç kopmadı. Yahyagil, Nursi'yi sık sık ziyaret edemiyordu ama ikili el altından sürekli haberleşiyordu. işte Nursi'nin Kastamonu'ya sürgün edildiği dönemde Yahyagil de Elazığ'da görev yapıyordu. Gelen emre göre de taburuyla birlikte Dersim İsyanı'nı bastıracak birliklerin arasında yer alacaktı; "Ben Elaziz (Elazığ)'de tabur komutanlığı yapıyordum. 1938 Dersim İsyanı'nın sebep olduğu facia hadisesi neticelenmek üzere idi. Bizi de Dersim İsyanı'nı önlemeye ve bastırmaya memur ettiler, isyan dedikleri şey de, bazı dağ köylerinin o yıl vergi vermeme meselesi idi. Aslında hadise basitti. Fakat nedense onu büyüttüler ve umumileştirdiler." Çok basit önlemlerle, belki hiç can kaybı yaşanmadan çözülecek bir olay kısa sürede bölgeyi etkisi altına aldı. Dersim yani Tunceli ve çevresi alev alev yanıyordu. Yahyagil'e göre bu sırada gelen emir netti: "Bize verilen emir: Dersim ahalisini külliyen imha emri idi. Canlı tek bir insan bırakılmayacak... genç-ihtiyar, suçlu-suçsuz, çoluk-çocuk, kadın-erkek ne varsa hepsini imha...
Gerçi memur edildiğimiz bölgenin birçoğu Rafızi idi. Ama yine de bizim raiyetimiz ve halkımız idiler. O tarz muamele ve emir nasıl bir uygulama şekli idi bilemiyorum.
Ben kıta komutanı idim. En çetin ve zor vazifeyi de bize vermişlerdi. 'Sen piyadesin, seni topla da takviye etmek gerekir' dediler. Çok mahzun ve mustarip idim. Neticede vuku bulacak haksız zulüm ve gadirleri düşünüyordum. Aynı zamanda iki tane çıkılmaz hissin ortasında kalmıştım: Birincisi: Askerlikte emre mutlaka itaat, ikincisi: Göre göre bildiğim, olacak olan zulümlerden kaçmak, o ortamda istifa etmek, belki başka manalar verilmek endişesi..."
Hulusi Yahyagil bu ruh haleti içerisinde ne yapacağını bilemezken eline bir mektup ulaşır. Emir erinin koşa koşa getirdiği mektup Said-i Nursi'den gelmekteydi. Nursi sürekli takip edildiği için mektubu direkt Yahyagil'e göndermek yerine Kastamonu'dan Isparta'daki bir arkadaşına ulaştırmıştı. Yine aynı mektup buradan da Nevşehir-Ürgüp'te bulunan Abdülmecid Ünlükula gönderildi. Ünlükul, Said-i Nursi'nin küçük kardeşiydi ve Ürgüp'te müftülük yapıyordu. Mektubun üçüncü ve son durağı Hulusi Yahyagil olacaktı. Mektupta Nursi, talebesine öğütlerde bulunur. Nur talebelerine Allah'ın yardım edeceğini, sabırlı ve metin olmasını tavsiye eder. Yahyagil'in bir sıkıntısının olduğunu ve bunu hissettiğini ama dünyada karşılaşılan zorlukların gelip geçici olduğunu anlatır mektubunda Said-i Nursi.
Diri diri yaktılar
Yahyagil, bu ilginç mektubu aldıktan sonra, istifa fikrinden tamamen vazgeçer. Birliğinin başında "Te'dip ve tecziye" harekâtına katılır. Olayın devamını yine onun satırlarından okuyalım;
"Mektup bana büyük bir teselli verdi, nefes aldım. İsyan bölgesine vardık.
Çok uzak mesafelerden birbirimize tek-tük birkaç mermi attıksa da, hiç kimseye bir şey olmadı. Kimsenin burnu kanamadı. Döndük dolaştık, kimseyi bulamadık. Bölgeyi terk etmiş, mağaralara çekilmişlerdi. Allah yardımımıza yetişti. Elimizi kirletmeden ve kana bulaştırmadan kurtardı ve muhafaza etti."
Nursi'nin duaları kabul olmuş olacak ki Yahyagil'in korktuğu başına gelmemişti. Ancak herkes Yahyagil kadar şanslı değildi. Yahyagil'in hatıralarını anlattığı bir başka isim Abdülkadir Badıllı, "Bediüzzaman Said-i Nursi, Mufassal Tarihçe-i Hayatı" isimli eserinde bir başka tanıklığa daha yer veriyor. Badıllı, Necmeddin Şahiner'in anlattığı hatıraları doğrulattıktan sonra bir başka "Nur Talebesi" Malatyalı emekli Yüzbaşı Şevki Bey'in söylediklerini naklediyor. Biz de Said-i Nursi'yi anlatan en geniş biyografik araştırma olan bu kitabın 1134. sayfasından alıntılayalım:
"Dersim İsyanı'nda isyan eden bazı insanlarla askerler harp ederken, isyancılar yavaş yavaş çekilip dağın zirvesine doğru gitmişler. Bizim askerler onlara ulaşamıyor ve bir şey yapamıyorlardı. Bu defa herhalde gelen emirler mucibince, Hulusi Bey'e de verilen emir gibi, geri dönüp masum çoluk-çocuk, ihtiyar demeden katletmeye başlamışlar. Hatta hınçlarını alamayarak, bazı taburlar topladıkları çoluk-çocuk, kadın ihtiyar, bigünah masumları büyük avlulu surlu bir evin içine doldurmuşlar ve birçok teneke gazyağı döküp bunları ateşe vermişlerdi. Bu ateş içinde yükselen feryatlar ve çığlıklar ortasından, bir kadın kucağındaki bebeğini ateşte yanmaması için surun üstünden dışarıya fırlatmış. Fakat bir yüzbaşı o bebeği süngüleyerek, süngü ile tekrar surun üstünden ateşin ortasına atmıştı. Gözümle gördüm."
Kitabın yazarı Abdülkadir Badıllı, dipnotta anlattığı bu acı hatıranın yanına, bu olayın Necip Fazıl Kısakürek'in çıkardığı Büyük Doğu dergisinde 1951 yılında yayımlandığını da belirtmiş. "Nur Talebeleri" ve "Dersim İsyanı" bir arada düşünülmesi zor iki cümle. Ancak yakın tarihin içinden çıkıp gelen tanıklıklar toplumun farklı katmanlarını" ortak bellekte buluşturuyor...
Not: Kalan Müzik arşivinden alınan ve Aktüel Dergisinin bu haftaki sayısında yayınlanan bu fotoğraflar (galeride) firmanın verdiği 'özel izinle' Haber 7 okurlarına sunulmuştur... Kalan Müzik bu fotoğrafların izinsiz kullanılamayacağını beyan eder...
Yeni Aktüel
Bu haber 30609 kez okundu.
(3 dk. arayla güncellenir)
devam 3
kolaylıkla girilemeyen teröristlerin (PKK dan ziyade TİKKO ve MKP gibi sadece Tunceli'de faal olan) cirit attığı yerlerdir
devam
tabii bir isyandan beklenmeyecek kadar çok sayıda sivil (özellikle hava harekatından dolayı) zarar görmüştür ancak dedemin anlattığı diri diri boğazı kesilen askerler hadisesi de isyanda karşılaşılan diğer olaylar kadar korkunçtur. Netice olarak zoraki iskana tabi tutulan (Pertek Çemişgezek ve Şavak gibi ilçeler kapsamdışı tutulmuştur Halbuki basında bunun aksine açıklamalar var) aşiretler 1950 li yıllarda affedilip bölgeye geri döndüler. Bugün Kutu Deresi (isyanın merkezi) Ali boğazı Kırzin ormanları hala
Dersim İsyanı
Tunceli Pertek kökenli biri olarak sözkonusu döneme ilişkin pekçok tanıklık duydum ama hiçbiri olayları tüm bölge halkının katledildiği şekilde anlatmıyordu. Zazalar ve Kırmançça konuşan kürtlerin bile anlamadığı ayrı bir dersimce dili vardır. Ahalinin etnisitesi ve inançları farklıdır (alevi Türkmenlerden bile değişik) Bazı sınırlar aşılmış bile olsa olayların temelinde bir kalkışma olduğukarakolların basıldığı pusu atılarak 9 jandarma erin öldürüldüğünü herkes bilir
tek kelimeyle korkunç
bu kadar acımasızca bir olay karşısında hala bunu hoş görü içerisinde masumca ve devletin kendisini korumak adına yaptığını yazanları kınıyorum.burda onları savunanlar ile o ikatliammı yapanlar arasında çokta bir fark yoktur.bu şekildemi insanları kazanacaksınız bu yüzdendirki üzerinden onlarca yıldır geçmesine rağmen hala bu sorun kanamaya devam ediyor.yakıp yıkmakla bu sorun çözülseydi ozaman iş çözülmüş olurdu.demekki şiddet çözüm değil.bunun hala farkına varamıyanların aklından şüphe ederim.............
Dersimmiş
70 sene sonra da Pkk için aynısını yazarsınız...Zavallı pkklılar askerler tarafından hunharca öldürüldü.
Hacı Ahmet bey
Hacı Ahmet bey ben çemişgezekliyim. dedem de dersim isyanını bastıran komutanlardandır.. isterseniz tereciye tere satmayın mahcup olursunuz...
Dogru dur
Kürt kardeslerimizin bazilari Ingilizlere uyub isyan etmislerdir. Ama maalesef akillanmamislardir cünkü o bazilari bu gün de isyan halindeler. Ama o karelerde Bediüzzaman Hz. yeri yoktur. Cünki kendisi der ki; Türkler bizim beynimiz olsun bizde onlarin kuvvetleri olalim.
bilinmeyenler bir bir ortaya çıkıyor
Bu olaylar hakkında yine internetteki tartışma ortamları sayesinde iki yıl kadar önce bilgi sahibi olmuştum.Ama bilenlerin sayısı çok ama çok azdı neyseki artık tek tek bilinmeyen saklanan tarih günyüzüne çıkmaya başladı ki buna mecburdu zaten.
yakın tarih yeniden yazılmazlı
yakın ve tarsmi tarihi dikkatlice okursak bize anlatılanların yalan olduğunu açıkça görürüz...
Son Dakika Haberler
- 21:45 - Google, gazeteye reklam verirse ne olur?
- 21:37 - AYM üyesi Adalı bürorasiye isyan etti
- 21:35 - Kurtuluş'tan geriye kalan ölmez eserler
- 21:18 - Kırklareli'nde yağmur, trafik felç
- 21:05 - 'Öldü'sü sağ, yaşıyor olan ise mezarda
- 20:56 - Obama: Rusya ile 'eşit' ilişki istiyor
- 20:52 - İki Türk kardeşin ABD'de büyük başarısı
- 20:40 - Nevşehir Karahöyük köyünü kahreden kaza
- 20:30 - Trabzonspor'da Şener'in yeni ekibi
- 20:25 - Ereğlililer en güzel kedi-köpeği seçti
- 20:15 - AK Parti Samsun'da Güney'i seçti
- 20:08 - Protestocu esnafa CHP'den destek
- 20:06 - Erzurum'da barda tartışma kanlı bitti
- 19:59 - Erdoğan, Uygun ve Şükür Sakaryaspor'u konuştu
- 19:54 - Suudi prenses ve iki oğlu Bodrum'da
- 19:51 - Düğünden dönenler hastanede ayıldı
- 19:40 - Kırkpınar Güreşleri'ne kavga molası
- 19:38 - İtalya'da G-8 öncesinde gerginlik
- 19:35 - TESK Başkanı: Herşey iyi güzel de..
- 19:29 - Türk İş'ten Başbakan'a sert cevap
- 19:20 - 'Özal olmasaydı Murat 124'e bincektik'
- 19:16 - Gül'ün danışmanının eşi kaza geçirdi
- 19:07 - Eşcinsellerin Viyana'daki geçit resmi
- 19:03 - Balıkesir'de domuz gribi paniği
- 18:52 - Erdoğan gazete ve tv'lere yüklendi
- 18:49 - İzmir'de yasak aşk cinayeti
- 18:46 - Kablo çalmak için direkleri kestiler
- 18:28 - Tecavüz zanlısı öğretmene rekor ceza
- 18:10 - Bakan Günay: O iş görevimiz değil
- 18:01 - Kazada ölen gurbetçilerin kimlikleri
- 18:00 - Kerkük'te 4 kişi öldürüldü
- 17:56 - Antalya kaçak içki operasyonu
- 17:55 - Otomobil ile minibüs çarğıştı: 2 ölü 13 yaralı
- 17:54 - Didim'de makilik alan yandı
- 17:53 - Kerkük'te peş peşe saldırı 4 ölü
- 17:51 - Arnavutluk'ta koalisyon arayışları!
- 17:51 - Şehit ve gazi çocuklarına büyük jest
- 17:45 - Wimbledon şampiyonu kardeş Williams
- 17:38 - Vekil torunu kaçıranların amacı belli oldu
- 17:21 - Kiril ve Bartholomeos İstanbul'da!
- 17:15 - Demirören, İtalya'dan döndü!
- 17:11 - Başbakan'ın koruması toprağa verildi
- 17:09 - Filenin sultanları Çin'i devirdi
- 17:06 - Baykal, arife dedi bayramı getirdi
- 17:06 - Didim'de makilik alanda yangın
- 17:05 - Vicdansız üvey babaya yasal işlem
- 17:04 - Suriye'de ilk domuz gribi vakası
- 17:03 - Gökçek'in korumaları habercilere saldırdı
- 17:02 - Samsun'da trafik kazası: 2 ölü 7 yaralı
- 17:00 - İstanbul Sultanbeyli'de cinayet!
GÜNÜN TÜM HABERLERİ İÇİN TIKLAYIN
GAZETELER
MULTIMEDIA
Serbest Piyasa
ALINTI YAZARLAR
HABER7 YAZARLARI
UZAKLARDAN MEKTUPLAR
RÖPORTAJLAR
OKUR TEMSİLCİSİ
KONUK YAZARLAR
NAMAZ SAATLERİ
- İmsak: 3 30
- Güneş: 5 30
- Öğle: 13 16
- İkindi: 17 13
- Akşam: 20 49
- Yatsı: 22 38









Söz sizde!
HABER7 üyesiyseniz haberimize yorum yapmak için TIKLAYIN. Henüz üye olmadıysanız lütfen üye olmak için tıklayın.