Yerel Seçim 2009

ÇOK OKUNANLAR

ÇOK YORUMLANAN

Dersim'de 1938'de neler yaşandı?

1937-1938'de Dersim'de neler oldu? Yaşananlar gerçekten birkaç kişinin idamı ve binlerce insanın sürgünü ile mi sınırlıydı? Resmi kaynaklar ile tanıklar farklı şeyler anlatıyor...

Dersim'de 1938'de neler yaşandı?

Tuncay Opçin'in haberi

Soğuk gecenin sessizliğini yaşlı adamın dudağından dökülen sesler bozdu. Metin gözlerle getirildiği meydanı süzen yaşlı adam meçhul varlıklara hitap ediyor gibiydi; "Evladı Kerbelayıh. Bihatayıh. Ayıptır. Zulümdür. Cinayettir." Sonra yüzünü alelacele kurulmuş darağaçlarına döndü. Görevlilerin arasında geldiği idam sehpasının altında büyük bir soğukkanlılıkla yağlı ilmiğin boynuna geçirilmesini bekledi. Cellâdına fırsat vermeden ayaklarının altındaki alçak iskemleyi tekmeledi. Artık çektiği tüm sıkıntılar sona ermiş, ruhu huzura kavuşmuştu.

Şimdi bile okuduğumuz tanıklıklarda içimizi acıtan bu manzara Elazığ'da yaşandı. Takvim yaprakları 15 Kasım 1937'yi gösteriyordu. İdam edilen kişi Dersim İsyanı'nın liderlerinden Seyid Rıza'ydı. Seyid Rıza ile birlikte içlerinde oğlunun da bulunduğu pek çok kişi idam edilmişti. 347 aileye mensup 3 bin 470 kişi Tekirdağ, Edirne, Kırklareli, Balıkesir, Manisa, İzmir gibi illere sürülmüştü. Dersim bu yaşananlardan sonra sessizliğe bürünmüştü. Adı da çıkartılan bir kanunla zaten çoktan Tunceli olmuştu.

Resmi kaynaklara göre öyle. Ancak tanıklar hiç de öyle söylemiyor. Bu tanıklar içerisinde hiç şüphesiz en ilgi çekici olanı Hulusi Yahyagil. Yahyagil, emekli albaydı ve Said-i Nursi'nin en yakın öğrencisiydi. Hayatında ancak sekiz defa görüşebildiği Nursi'ye müthiş saygısı vardı. Öyle ki sorduğu sorular ve yazdığı mektuplar, Nursi'nin en önemli eserleri arasında sayılan Mektubat'ın oluşmasını sağladı. İşte Yahyagil, yarbaylığı döneminde Dersim'de isyanı bastırmakla görevli bir birlikte komutanlık yapıyordu. Yaşadıklarını "Son Şahidler-Bediüzzaman Said-i Nursi'yi Anlatıyor" serisinin ilk cildinde araştırmacı Necmeddin Şahiner'e anlattı. Önce Yahyagil'in Şahiner'e anlattıklarına bakalım, ardından da Nursi'nin Yahyagil'e yazdıklarına...

İmha edin dediler...

Necmeddin Şahiner, Hulusi Yahyagil'e Said-i Nursi ile ilgili hatıralarını dinlemek üzere gitmişti. Yahyagil, Nursi ile ilişkisini anlatırken söz dönüp dolaşıp Dersim'e, Dersim İsyanı'na gelmişti...

Said-i Nursi o sırada Kastamonu'da sürgündeydi. Nursi, Şeyh Said İsyanı'nın ardından Doğu ve Güneydoğu Anadolu'daki pek çok isimle birlikte batı illerine sürgüne gönderilmişti. Önce Isparta'nın Barla nahiyesine, oradan da Isparta'ya sürülmüştü. Barla'da 10 yıla yakın kalmıştı. Isparta'da ise kısa bir süre kaldıktan sonra öğrencileriyle birlikte tutuklu yargılanmak üzere Eskişehir'e götürüldü. idamla yargılandı ve beraat etti. Ancak beraat etmesi hiçbir şeyi değiştirmedi. Yine sürgün edildi. Bu defa sürgün yurdu Kastamonu'ydu. Yahyagil, Said-i Nursi'yi Barla'da ziyaret etmişti. Nursi bu ziyaretten çok hoşnut kalmıştı. Yahyagil'le bu tarihten sonra bağlantısı hiç kopmadı. Yahyagil, Nursi'yi sık sık ziyaret edemiyordu ama ikili el altından sürekli haberleşiyordu. işte Nursi'nin Kastamonu'ya sürgün edildiği dönemde Yahyagil de Elazığ'da görev yapıyordu. Gelen emre göre de taburuyla birlikte Dersim İsyanı'nı bastıracak birliklerin arasında yer alacaktı; "Ben Elaziz (Elazığ)'de tabur komutanlığı yapıyordum. 1938 Dersim İsyanı'nın sebep olduğu facia hadisesi neticelenmek üzere idi. Bizi de Dersim İsyanı'nı önlemeye ve bastırmaya memur ettiler, isyan dedikleri şey de, bazı dağ köylerinin o yıl vergi vermeme meselesi idi. Aslında hadise basitti. Fakat nedense onu büyüttüler ve umumileştirdiler." Çok basit önlemlerle, belki hiç can kaybı yaşanmadan çözülecek bir olay kısa sürede bölgeyi etkisi altına aldı. Dersim yani Tunceli ve çevresi alev alev yanıyordu. Yahyagil'e göre bu sırada gelen emir netti: "Bize verilen emir: Dersim ahalisini külliyen imha emri idi. Canlı tek bir insan bırakılmayacak... genç-ihtiyar, suçlu-suçsuz, çoluk-çocuk, kadın-erkek ne varsa hepsini imha...

Gerçi memur edildiğimiz bölgenin birçoğu Rafızi idi. Ama yine de bizim raiyetimiz ve halkımız idiler. O tarz muamele ve emir nasıl bir uygulama şekli idi bilemiyorum.

Ben kıta komutanı idim. En çetin ve zor vazifeyi de bize vermişlerdi. 'Sen piyadesin, seni topla da takviye etmek gerekir' dediler. Çok mahzun ve mustarip idim. Neticede vuku bulacak haksız zulüm ve gadirleri düşünüyordum. Aynı zamanda iki tane çıkılmaz hissin ortasında kalmıştım: Birincisi: Askerlikte emre mutlaka itaat, ikincisi: Göre göre bildiğim, olacak olan zulümlerden kaçmak, o ortamda istifa etmek, belki başka manalar verilmek endişesi..."

Hulusi Yahyagil bu ruh haleti içerisinde ne yapacağını bilemezken eline bir mektup ulaşır. Emir erinin koşa koşa getirdiği mektup Said-i Nursi'den gelmekteydi. Nursi sürekli takip edildiği için mektubu direkt Yahyagil'e göndermek yerine Kastamonu'dan Isparta'daki bir arkadaşına ulaştırmıştı. Yine aynı mektup buradan da Nevşehir-Ürgüp'te bulunan Abdülmecid Ünlükula gönderildi. Ünlükul, Said-i Nursi'nin küçük kardeşiydi ve Ürgüp'te müftülük yapıyordu. Mektubun üçüncü ve son durağı Hulusi Yahyagil olacaktı. Mektupta Nursi, talebesine öğütlerde bulunur. Nur talebelerine Allah'ın yardım edeceğini, sabırlı ve metin olmasını tavsiye eder. Yahyagil'in bir sıkıntısının olduğunu ve bunu hissettiğini ama dünyada karşılaşılan zorlukların gelip geçici olduğunu anlatır mektubunda Said-i Nursi.

Diri diri yaktılar

Yahyagil, bu ilginç mektubu aldıktan sonra, istifa fikrinden tamamen vazgeçer. Birliğinin başında "Te'dip ve tecziye" harekâtına katılır. Olayın devamını yine onun satırlarından okuyalım;

"Mektup bana büyük bir teselli verdi, nefes aldım. İsyan bölgesine vardık.

Çok uzak mesafelerden birbirimize tek-tük birkaç mermi attıksa da, hiç kimseye bir şey olmadı. Kimsenin burnu kanamadı. Döndük dolaştık, kimseyi bulamadık. Bölgeyi terk etmiş, mağaralara çekilmişlerdi. Allah yardımımıza yetişti. Elimizi kirletmeden ve kana bulaştırmadan kurtardı ve muhafaza etti."

Nursi'nin duaları kabul olmuş olacak ki Yahyagil'in korktuğu başına gelmemişti. Ancak herkes Yahyagil kadar şanslı değildi. Yahyagil'in hatıralarını anlattığı bir başka isim Abdülkadir Badıllı, "Bediüzzaman Said-i Nursi, Mufassal Tarihçe-i Hayatı" isimli eserinde bir başka tanıklığa daha yer veriyor. Badıllı, Necmeddin Şahiner'in anlattığı hatıraları doğrulattıktan sonra bir başka "Nur Talebesi" Malatyalı emekli Yüzbaşı Şevki Bey'in söylediklerini naklediyor. Biz de Said-i Nursi'yi anlatan en geniş biyografik araştırma olan bu kitabın 1134. sayfasından alıntılayalım:

"Dersim İsyanı'nda isyan eden bazı insanlarla askerler harp ederken, isyancılar yavaş yavaş çekilip dağın zirvesine doğru gitmişler. Bizim askerler onlara ulaşamıyor ve bir şey yapamıyorlardı. Bu defa herhalde gelen emirler mucibince, Hulusi Bey'e de verilen emir gibi, geri dönüp masum çoluk-çocuk, ihtiyar demeden katletmeye başlamışlar. Hatta hınçlarını alamayarak, bazı taburlar topladıkları çoluk-çocuk, kadın ihtiyar, bigünah masumları büyük avlulu surlu bir evin içine doldurmuşlar ve birçok teneke gazyağı döküp bunları ateşe vermişlerdi. Bu ateş içinde yükselen feryatlar ve çığlıklar ortasından, bir kadın kucağındaki bebeğini ateşte yanmaması için surun üstünden dışarıya fırlatmış. Fakat bir yüzbaşı o bebeği süngüleyerek, süngü ile tekrar surun üstünden ateşin ortasına atmıştı. Gözümle gördüm."

Kitabın yazarı Abdülkadir Badıllı, dipnotta anlattığı bu acı hatıranın yanına, bu olayın Necip Fazıl Kısakürek'in çıkardığı Büyük Doğu dergisinde 1951 yılında yayımlandığını da belirtmiş. "Nur Talebeleri" ve "Dersim İsyanı" bir arada düşünülmesi zor iki cümle. Ancak yakın tarihin içinden çıkıp gelen tanıklıklar toplumun farklı katmanlarını" ortak bellekte buluşturuyor...

Not:  Kalan Müzik arşivinden alınan ve Aktüel Dergisinin bu haftaki sayısında yayınlanan bu fotoğraflar (galeride) firmanın verdiği 'özel izinle' Haber 7 okurlarına sunulmuştur... Kalan Müzik bu fotoğrafların izinsiz kullanılamayacağını beyan eder... 

Yeni Aktüel

Bu haber 30609 kez okundu.
(3 dk. arayla güncellenir)

Söz sizde!

HABER7 üyesiyseniz haberimize yorum yapmak için TIKLAYIN. Henüz üye olmadıysanız lütfen üye olmak için tıklayın.

taylan aydın:

devam 3

kolaylıkla girilemeyen teröristlerin (PKK dan ziyade TİKKO ve MKP gibi sadece Tunceli'de faal olan) cirit attığı yerlerdir

2008-12-07 15:11:17
taylan aydın:

devam

tabii bir isyandan beklenmeyecek kadar çok sayıda sivil (özellikle hava harekatından dolayı) zarar görmüştür ancak dedemin anlattığı diri diri boğazı kesilen askerler hadisesi de isyanda karşılaşılan diğer olaylar kadar korkunçtur. Netice olarak zoraki iskana tabi tutulan (Pertek Çemişgezek ve Şavak gibi ilçeler kapsamdışı tutulmuştur Halbuki basında bunun aksine açıklamalar var) aşiretler 1950 li yıllarda affedilip bölgeye geri döndüler. Bugün Kutu Deresi (isyanın merkezi) Ali boğazı Kırzin ormanları hala

2008-12-07 15:09:55
taylan aydın:

Dersim İsyanı

Tunceli Pertek kökenli biri olarak sözkonusu döneme ilişkin pekçok tanıklık duydum ama hiçbiri olayları tüm bölge halkının katledildiği şekilde anlatmıyordu. Zazalar ve Kırmançça konuşan kürtlerin bile anlamadığı ayrı bir dersimce dili vardır. Ahalinin etnisitesi ve inançları farklıdır (alevi Türkmenlerden bile değişik) Bazı sınırlar aşılmış bile olsa olayların temelinde bir kalkışma olduğukarakolların basıldığı pusu atılarak 9 jandarma erin öldürüldüğünü herkes bilir

2008-12-07 15:05:02
mehmet polat:

tek kelimeyle korkunç

bu kadar acımasızca bir olay karşısında hala bunu hoş görü içerisinde masumca ve devletin kendisini korumak adına yaptığını yazanları kınıyorum.burda onları savunanlar ile o ikatliammı yapanlar arasında çokta bir fark yoktur.bu şekildemi insanları kazanacaksınız bu yüzdendirki üzerinden onlarca yıldır geçmesine rağmen hala bu sorun kanamaya devam ediyor.yakıp yıkmakla bu sorun çözülseydi ozaman iş çözülmüş olurdu.demekki şiddet çözüm değil.bunun hala farkına varamıyanların aklından şüphe ederim.............

2008-12-05 02:19:26
H.Oğuz Kıran:

Dersimmiş

70 sene sonra da Pkk için aynısını yazarsınız...Zavallı pkklılar askerler tarafından hunharca öldürüldü.

2008-12-05 02:17:31
GOKHAN VURAL:

Hacı Ahmet bey

Hacı Ahmet bey ben çemişgezekliyim. dedem de dersim isyanını bastıran komutanlardandır.. isterseniz tereciye tere satmayın mahcup olursunuz...

2008-12-05 00:24:08
mustafa, koca:

Dogru dur

Kürt kardeslerimizin bazilari Ingilizlere uyub isyan etmislerdir. Ama maalesef akillanmamislardir cünkü o bazilari bu gün de isyan halindeler. Ama o karelerde Bediüzzaman Hz. yeri yoktur. Cünki kendisi der ki; Türkler bizim beynimiz olsun bizde onlarin kuvvetleri olalim.

2008-12-05 00:16:11
mevlüt tilif:

olmaz mı?

Bir türk dünyaya bedeldir.

2008-12-05 00:10:12
gokdeniz:

bilinmeyenler bir bir ortaya çıkıyor

Bu olaylar hakkında yine internetteki tartışma ortamları sayesinde iki yıl kadar önce bilgi sahibi olmuştum.Ama bilenlerin sayısı çok ama çok azdı neyseki artık tek tek bilinmeyen saklanan tarih günyüzüne çıkmaya başladı ki buna mecburdu zaten.

2008-12-04 22:49:25
yunus emre:

yakın tarih yeniden yazılmazlı

yakın ve tarsmi tarihi dikkatlice okursak bize anlatılanların yalan olduğunu açıkça görürüz...

2008-12-04 21:23:21

Son Dakika Haberler

GAZETELER

MULTIMEDIA

Serbest Piyasa

Bugün Dün
USD 1,5350 1,5330
EUR 2,1430 2,1450
IMKB 36797,55 36797,55
ALTIN 46,1888 46,1133

ALINTI YAZARLAR

HABER7 YAZARLARI

UZAKLARDAN MEKTUPLAR

RÖPORTAJLAR

OKUR TEMSİLCİSİ

KONUK YAZARLAR

NAMAZ SAATLERİ

  • İmsak: 3 30
  • Güneş: 5 30
  • Öğle: 13 16
  • İkindi: 17 13
  • Akşam: 20 49
  • Yatsı: 22 38

HAVA DURUMU