Hüseyin AKIN
Servetinden hiç olmazsa kırkta birini yoksullara vererek kazandıklarını Allah yoluna kurban eden kaç kişi var aramızda?
Alıntı Yazarlar

Emre AKÖZ
O iki poster yan yana gelsin mi?
Ergun BABAHAN
17 bin kurban adalet bekliyor
Fehmi KORU
Düşündükçe akla gelen
Derya SAZAK
Büyük resim
Ege CANSEN
Kapitalist Abdülhamit
Mehmet KAMIŞ
Demokrasi için daha cesur adımlara ihtiyaç var
Ayşe BÖHÜRLER
Cami cemaati
M. Nedim HAZAR
Büyük resim
Hüsnü MAHALLİ
İki örnek
Haber7 Yazarları

Ünal TANIK
Başbuğ tatmin olmadı, mücadele bu zemine kayacak
Mehmet ACET
Sahi Erdoğan niçin bu kadar rahat?
Prof. Nevzat TARHAN
Çarşı herşeye karşı ama MJ'ye değil
Prof. Osman ÖZSOY
78'lik dede kurtuldu gençler can verdi
Yaşar İLİKSİZ
İslamcıların kafasının basmadığı konu!
Mehmet Ali BULUT
Darbeciye atılan tokat askerin gözünü çıkarmasın!
Hüseyin YAYMAN
MGK toplantısını nasıl okumalıyız?
Resul KURT
‘İzinden geç dönme’ cezası
Uzm. Psk. İlknur Yılmaz
Panik atak ve baş etme yolları
Fatih BAYHAN
Atatürk silah arkadaşlarını topladı ve …
Feride'nin Günlüğü
Aman içeri koyun dursun, çiçek dışarıda romantik bir darbe almasın
Recai YAHYAOĞLU
Asimetrik psikoloji
İhsan AKTAŞ
Önce Türk'ün mayasını bozdular
Uzaklardan Mektuplar

K. Emre ULUCAN
Hayatta ilk defa 'Allah' demek
Polat HAN
‘Gülen’ Burda da Kıymetli(!)
Handan ÖZDUYGU
Şu bizim Arap düşmanlığımız!...
Tahir YAVUZ
Hint Okyanusuna düşen uçak ve bizi yakan ateş
Konuk Yazarlar
Bir ramazan, bir de kurban. Adına bir yıl veya sene dediğimiz üç yüz altmış beş günden hatıra defterimize düşen başka ne kaldı geriye? Ömür dediğiniz filmi geriye doğru sardığınızda bu iki kesitin dışında zihninizi buluşturan başkaca bir sahne de yok.
Acı tatlı, iyi kötü yaşadığımız bir sürü şey hafızamızın sisli ormanında kayıplara karışmış sanki. İsterse hayatınızın dikiz aynasından bir daha geriyi süzün. Düne dair hatırlayış çağrınıza kulak veren ya ramazan ya da kurbandır.
Benim hafızamda kurban hep derleyici toparlayıcı bir unsur olarak kalmıştır. Çocuk dünyamda bir hayvanın boğazlanıp kesilmesi bu yüzden bana hiç ürkütücü gelmemiştir.
Merhametin, şefkatin ve insan olmanın ne anlama geldiğini kurbanlık hayvanın teslimiyetinden okumakta zorlanmadım.
İmamesi kopmuş tespih gibi kentin dört bir yanına dağılmış aile bireylerini bir sorumluluğu birlikte yerine getirebilmek için birbirine yaklaştıran kurbandan daha müessir bir vesile kaldı mı?
Hayvandan insana ve insandan Allah’a doğru uzanan bu iletişim özünde insanın yeryüzündeki varlığını ontolojik sorgulama imkânı oluşturmaktadır.
Bu sorgulama bu kez sözlü değil, fiilidir. Kurban kelimesi de aslen bu espriye uygun olarak “yaklaşmak” anlamına gelmektedir. Çağdaş hayat, modern dünya kutsadığı hızla beraber insanı yaratıcıdan, tabiattan ve nihai planda insanı kendisinden uzaklaştırarak bir düzeneğin parçası, bir makinenin dişlisi konumuna düşürmüştür.
Kurban insana sosyal, siyasal ve ekonomik ilişkiler ağı denilen labirentte kaybolduğunu haber verip fark ettirir. Çıkış yolunu gösterir. Bu çıkış yolu; uğruna malımızı, canımızı, kanımızı verebileceğimiz dönüp dolaşıp kendisine varacağımız merkez varlığı bilmek ve bulmakla mümkün. Eğer insan varlığını mülkiyet ve eşya üzerine bina etmişse kutsayacağı şey bellidir: Para ve mülkiyet.
Yaklaştığı (kurban olduğu şey) mülkiyet ve para olduğu için onu elinden hiç çıkarmak istemez. Bütün mesaisiyle kendini ona kurban eder. Ne de olsa ondan gelip ona gideceğine ve varlığını onun varlığına borçlu olduğuna itikat etmektedir.
İbrahim (a.s)’ın oğlu İsmail’i Allah için kurban etmesi bıçaksız ve kansız bir kurbandır. İbrahim(a.s) ve oğlu İsmail Allahın bu emrine tereddütsüz boyun eğip teslim oldukları andan itibaren zaten kurban olmuşlardır.
Her kurban bayramında hayvanın bıçağa boynunu uzatmasındaki teslimiyetle, en sevdiğini Allah için çekinmeden feda edebilmekteki teslimiyet buluşur. Kurban edilen hayvan feda edebileceğimiz en değerli şeyin simgesidir. Simge mesaj olarak (Allah rızası) yerinde dururken, simge konusu olan hayvan (mülkiyet-et) dağıtılarak hem infak yapılmakta hem de maddi olanın geçiciliği vurgulanmaktadır. Asıl olan da et ya da kan değil, teslimiyet, samimiyet ve hüsnüniyettir.
“Allah’a kurbanlarınızın ne etleri ulaşır, ne de kanları; ona ulaşan takvanızdır” (Hac: 37) ayeti de kurbanın bir samimiyet testi olduğunu teyit etmektedir. Teslim olmuş bir insan ramazan’ın mesajına kulak vererek midesinde ve dilindeki ağırlıkları atarken, kurban’ın mesajına itaat ederek yığınaklar yaptığı mülkiyet ve para ağırlıklarından kurtulmuş olur.
Bir hayvanı kurban etmekle başlar her şey; sonra mal mülk, sonra kanı ve canı gelir insanın. Sahi servetinden hiç olmazsa kırkta birini yoksullara vererek kazandıklarını Allah yoluna kurban eden kaç kişi var aramızda? Kurbanlık pazarına çıkmadan evvel kendimizle pazarlık için son derece iyi bir soru.. Sözgelimi kaç yaşındaki arabadan kurban olur? Öyleyse şimdiden düşünmeye başlayalım.
Hüseyin Akın - Milli Gazete
Toplam 3680 kez okundu.






Söz sizde!
HABER7 üyesiyseniz haberimize yorum yapmak için TIKLAYIN. Henüz üye olmadıysanız lütfen üye olmak için tıklayın.