Yasemin ÇONGAR
Peki, konuşmayı bile öğrenmeden ölen Gazzeli bebeklerin annelerine ne söyleyeceğiz... Onu bilen var mı?
Alıntı Yazarlar

Emre AKÖZ
O iki poster yan yana gelsin mi?
Ergun BABAHAN
17 bin kurban adalet bekliyor
Fehmi KORU
Düşündükçe akla gelen
Derya SAZAK
Büyük resim
Ege CANSEN
Kapitalist Abdülhamit
Mehmet KAMIŞ
Demokrasi için daha cesur adımlara ihtiyaç var
Ayşe BÖHÜRLER
Cami cemaati
M. Nedim HAZAR
Büyük resim
Hüsnü MAHALLİ
İki örnek
Haber7 Yazarları

Ünal TANIK
Başbuğ tatmin olmadı, mücadele bu zemine kayacak
Mehmet ACET
Sahi Erdoğan niçin bu kadar rahat?
Prof. Nevzat TARHAN
Çarşı herşeye karşı ama MJ'ye değil
Prof. Osman ÖZSOY
78'lik dede kurtuldu gençler can verdi
Yaşar İLİKSİZ
İslamcıların kafasının basmadığı konu!
Mehmet Ali BULUT
Darbeciye atılan tokat askerin gözünü çıkarmasın!
Hüseyin YAYMAN
MGK toplantısını nasıl okumalıyız?
Ayhan KISKAÇ
Ak Parti kongreleri sıkıntılı
Resul KURT
İşsiz çalıştırana prim teşviki
Uzm. Psk. İlknur Yılmaz
Panik atak ve baş etme yolları
Fatih BAYHAN
Atatürk silah arkadaşlarını topladı ve …
Feride'nin Günlüğü
Aman içeri koyun dursun, çiçek dışarıda romantik bir darbe almasın
Recai YAHYAOĞLU
Asimetrik psikoloji
İhsan AKTAŞ
Önce Türk'ün mayasını bozdular
Uzaklardan Mektuplar

K. Emre ULUCAN
Hayatta ilk defa 'Allah' demek
Polat HAN
‘Gülen’ Burda da Kıymetli(!)
Handan ÖZDUYGU
Şu bizim Arap düşmanlığımız!...
Tahir YAVUZ
Hint Okyanusuna düşen uçak ve bizi yakan ateş
Konuk Yazarlar
Nicolas Sarkozy haklı; zaman yanımızda değil.
Ali Babacan haklı; biz konuşurken bir bebek daha ölüyor.
Yazıya nasıl başlayacağımı düşünürken ben, ilk cümleyi kurmak içim kafamdaki kelimelere hafifçe dokunup uzaklaşırken, Gazze’de bir bebek daha ölüyor.
Bush, İsrail’e “rastgele” derken...
Obama, “meydan iki hafta daha Bush’un” diye susarken...
Mısır, Ürdün, Suudi Arabistan ve El Fetih, “Hamas iyi bir dayak yesin hele” diye beklerken...
Şam ve Tahran, kendilerinin silahlandırdığı Hamas’ı ateşkese zorlamaktan imtina ederken...
Avrupa, kış tatili mahmurluğundan çıkıp durumun vahametine nihayet vakıf olurken...
Katliam karşısındaki haklı infialini ilk günden beri yüksek perdeden dillendiren Başbakan Erdoğan’ın çırpınması büyük ölçüde işlevsiz kalırken...
2006’da Güney Lübnan’da Hizbullah’a yaptığı gibi, Hamas üzerinden de aslında yine İran’ı dövmeye çalışan İsrail, hem Amerika’da yeni yönetim işbaşına gelmeden bölgedeki denklemi değiştirmenin hem de seçimlerde Netanyahu’nun şansını azaltmanın hesabıyla dur durak bilmeden saldırırken...
Gazze’de her gün bebekler, çocuklar, siviller ölüyor.
* * *
İsrail’in 29 aralıkta başlattığı Gazze saldırısını durdurmaya yönelik ilk ciddi diplomatik girişim, Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy’nin bölgeyi ziyareti oldu.
Sarkozy’yi dün Şam’da Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esad’la basın toplantısı yaparken dinledim.
“Gazze’de askerî çözüm yok. Ateşin kesilmesi için Hamas’ın roket saldırıları durmalı” derken İsrail’in kara harekâtını da kınıyordu.
Kameralar karşısında açıkça söylemediğiniyse kapalı görüşmede ifade etmiş; Esad’dan ateşkes için, Şam’da yaşayan Hamas lideri Halid Meşal’i ikna etmesini istemişti.
Fransa Cumhurbaşkanı’nın basın toplantısında birkaç kez Türkiye’nin rolünden söz etmesi de bu taleple bağlantılı.
“Avrupa ile Türkiye’nin ortak çabasından” dem vururken iki şeyi kastetti Sarkozy:
Birincisi, Ankara’nın İsrail ile Suriye arasında yürüttüğü arabuluculuğu yeniden canlandırmasında yarar vardı.
İkincisi, ve daha acil olarak, Hamas’ın, roket saldırılarını kesmeye ikna edilmesinde Türkiye rol oynayabilirdi.
Nitekim, Şam’daki Sarkozy-Esad buluşmasına Avrupa Birliği Konseyi Genel Sekreteri Javier Solana ile birlikte Başbakanlık Başdanışmanı Prof. Ahmet Davutoğlu da katıldı; dahası Davutoğlu, Hamas’ı terörist sayan Avrupalı yetkililerin yapmadığını yapıp Meşal’le de buluşacaktı.
* * *
Bir yandan, Sarkozy’nin Ortadoğu turu, bir yandan da, bölgede bir kez daha “kilit aktör” konumuna gelen Mısır’ın Hamas dahil çeşitli muhataplarla yürüttüğü gizli diplomasi ne sonuç verecek?
İsrail basınından takip edebildiğim kadarıyla, Gazze saldırısını, 2002’deki Batı Şeria harekâtına ya da 1982’deki Beyrut kuşatmasına benzer bir topyekûn operasyona dönüştürüp “son Hamas militanı da yakalanıncaya kadar” sürdürme fikri giderek zayıflıyor.
Ancak Gazze’den, “bir insanlık ayıbına daha imza atmış ve Hamas’ın meşruiyetini güçlendirmiş” olarak geri çekilmek de İsrail’in işine gelmiyor.
Vahşi saldırının sona ermesi, Fransa, Mısır ve belki Türkiye’nin de katkısıyla sağlanabilecek ve son aşamada, mutlaka ABD’nin desteğine de ihtiyaç duyacak bir güvenlik mekanizmasına bakıyor.
Bu mekanizma, İran çıkışlı silahların Mısır üzerinden Gazze’ye kaçırılmasının önlenmesi için sadece Refah kapısının değil, bütün sınırın denetlenmesini kapsayacak.
Kahire, denetimi Mahmud Abbas liderliğindeki Filistin yönetiminin yapmasını istiyor.
İsrail ise, ABD askerlerinin de dahil olacağı uluslararası bir gücün bölgede görevlendirilmesini talep ediyor.
Eğer önümüzdeki günlerde, Washington’daki “topal ördeğin” birdenbire hareketlenip Kahire’ye bir heyet gönderdiğine tanık olursak, bilin ki, “Mısır sınırının denetlenmesi karşılığında Gazze’de ateşkese” bir nebze daha yakınız.
Bu yönde somut bir adım, öncelikle ateşkesi, sonrasında ise Gazze’nin İsrail’in iktisadi ablukasından kurtarılması karşılığında, bölgenin güvenliğinin bir Birleşmiş Milletler gücüne devredilmesini de beraberinde getirebilir.
Türkiye’nin “iki aşamalı plan”ının parçası olan Hamas-El Fetih barışı da, belki o zaman mümkün olur.
Belki...
Ama siz, bu eğer’leri, belki’leri Gazze’deki annelere anlatabilir misiniz?
“Bir an evvel”in anlamını şu anda hangimiz Gazzeli anneler kadar yüreğinde hissediyor?
Ali Babacan haklı; biz konuşurken bir bebeğin daha öleceğini biliyoruz.
Peki, konuşmayı bile öğrenmeden ölen Gazzeli bebeklerin annelerine ne söyleyeceğiz... Onu bilen var mı?
Toplam 6273 kez okundu.
Bak sen ! Abd işgalinin avukatının ağzından dökülenleri ancak timsah gözyaşları olarak
Sedat sertoğlu ile birlikte Abd nin Irak zulmünün baş destekçisi olan hanım şimdi günah mı çıkarıyor ?***Katledilen Filistinli ,Iraklı bebekler hakkında herkes yazabilir ama siz asla !
teşekkürler
yasemin hanım size buradan çok teşekkür ediyorum bu cesaretınızden dolayı.Herşeyi şeffaf bir şekilde halkın önune seriyorsunuz.gazetenizide zevkle alıp okuyorum.Allahtan geldik yine Allaha döneceğiz.Ama nasıl döneceğimizdir.Filistinli kardeşlerimiz şehid oluyor ve kendilerini kurtarıyorlar.Peki ya biz...
şiş ve kabap muhabbeti
yukarıdaki yazınızdan şunu anladım : ne şiş yansın ne kebap''''' siz de israil ve batılılar gibi düşünüyorsunuz . ''''hamas silah bıraksın''''' mış. israil bunları 1948 den beri yapıyor . 48 de 49 da ,58 de , 67 de .79- 80 - 81 ve 82 lerde hamas mı vardı. bir sefer de deyin ki israil silah bıraksın. ya da hamas ve hizbullah da en az israil kadar askerii güç sahibi olsun ki, israil için caydırıcı güç olabilsin. nasıl ki türkiye caydırıcı güç olmak için sürekli silahlanıyor.
ucube
İşin garibi yahudi sarkozy,livniyi kardeşi gibi öpen,yahudi fransa dışişleri bakanı kuşner, hamasın hamisi olacaksa,hamasın işi yine yahudilere kaldı demektir.Bop eşbaşkanlığından istifa etmeyen,yahudi cesaret madalyası sahibi,başbakanımızın nafile turları 133 bebeğin ölümünü engelleyemiyor.Ve gazze kanlarının örtüsü,yahudi senaryosu, ergenekon denilen ucubenin son dalgası.Allah cc bu milleti korusun.






Söz sizde!
HABER7 üyesiyseniz haberimize yorum yapmak için TIKLAYIN. Henüz üye olmadıysanız lütfen üye olmak için tıklayın.