Kerbela siyaseti ve iktidar (2)

  • Kerbela siyaseti ve iktidar (2)

15 Ocak 2009 07:09 - 7 Yorum - 5,493 Okunma

Din her ne kadar dünyevî alanı da tanzim ediyor olsa da, bu alan, Kur’an’ın maksatları bakımından yüzde 10’luk bir alandır. Geri kalan yüzde doksan, tevhit, nübüvvet, ubudiyet ve adalettir.



Hz. Peygamber (asv) kendisinden sonra doğabilecek hadiseleri doğru tartmak; siyasi ve sosyolojik gelişmeleri ‘İslami’ ölçüde tartabilmek bakımından ümmetine iki sağlam ‘mizan’ bırakmıştır.

Bunlardan biri Kura’an, diğeri Ehlibeyt! 


Kur’an, ‘üzerinde ittifak edilmiş yegâne kaynak’ olmasına rağmen, tabiatı gereği sayısız fikir ve meşreplerin, sayısız mezhep (itikadî ve amelî) ve mesleklerin doğmasına mani olmadı. Hem Kur’an’ın tek tip bir insan yaratma gayesi ve maksadı da yoktur. (Kur’an’ın, düzen açısından insandan beklediği maksat, zaten var olan ‘silm’i -yani ekolojik dengeyi- muhafaza ederek gelişmek ve geliştirmektir).   


Kur’an, insanın kuşanacağı en iyi kumaşı üretip ortaya koymuştur. Herkes o kumaştan kendi kametine uygun bir kıyafet çıkarsın diye… Zaman ve iklime göre giyim kuşam değiştiği gibi, Kur’an’dan istihraç edilecek mana ve hükümler de öylece değişir… Nitekim, ahkamın seyir defteri incelense bu görülür…

……

‘Ehlibeyt’e gelince…

Siyasette Hz. Ali taraftarları, ‘Ehlibeyt’ kavramından ‘nesne’yi esas aldılar ve Hz. Hasan ve Hüseyin soyundan gelenleri, ‘iktidarın doğal ve meşru sahipleri’ saydılar…  


Böyle bir düşünce, o gün için fevkalade sağlamdı; hem iman hem akıl temeline oturuyordu. Çünkü iktidar güçlü ve asil bir soydan gelenin hakkı idi. Hiçbir soy Hz. Peygamber (asv)’in soyundan daha ‘reşid’ ve iktidara daha ‘layık’ olamazdı. Onlar da Hz. Ali’nin yanında yer almayı, ‘doğru tarafta’ yer almak olarak algıladılar ve iktidarın o günkü sâikleri açısından da doğru bir siyaset yaptılar.  


Ne var ki, Hz. Ali’nin etrafında bir araya gelenlerin tamamı ayna maksatta değillerdi.

Bir kısmı Araplar eliyle kırılmış millî gururlarını tamir etme peşinde idi (İranlılar gibi... Bunlar sonra Şia doktrininin geliştirdiler), bir kısmı daha önceki ilk üç iktidar döneminde bireysel manada mağdur olmuş öfkeliler grubu idi (bunlar sonra Haricî oldular), bir kısmı da şartların zorlamasıyla Müslüman olmuş ama kalbi yatışmamış insanlar idi ki, Hz. Ali’nin yanında yer almayı ‘sırf muhalefet olsun’ diye seçmişlerdi. Bunlara göre İslam iktidarı ta baştan itibaren Ali’nin hakkı idi; ilk üç halife, birer ‘gâsıp’ idiler…  


Dikkatle bakıldığında görülecek ki o hareket, hak olmasına rağmen bünyesinde barındırdığı arazlar ve farklı niyetler yüzünden muvaffak olamamış. Hz. Ali’yi haklı olduğu halde, mağlup duruma düşürmüş. Fakat o hadise, öyle muhteşem bir muhalefet yolu açmıştır ki, tarih boyunca, iktidarlara çeki düzen vermek ve dini, iktidarların sultasından korumak gibi muazzam bir görevi Ehlibeyt’in omzuna yüklemiş. İktidarları sarsmak ve İslami çizgide kalmalarını sağlamak görevi…  


Hz. Ali’nin etrafında bir araya gelen bu dört muhalif unsurun başlangıçtaki maksatlarının ne kadar birbirinden farklı olduğunu tarih bize kısa zamanda gösterdi. Evet, o grupların Hz. Ali taraftarlığının altında başka başka maksatlar yattığı için, her birisi kendisine göre bir “Ehlibeyt” tarifi yaptı ve daha sonraki zamanlarda ‘itikadî yapılanma’sını da bu esaslar etrafında oluşturdu. O yüzden de ‘İmamet’ meselesi, Sünni olmayan bütün Müslümanlar nezdinde imanın esasları içine girdi… 


İşte tam da, şu noktada yatan hakikatlere temas etmek için bu yazıyı kaleme alma ihtiyacı duydum. Çünkü, milletler arasında varlığı ‘ıstırari’ (bir tür zorunluluk) olan ‘ihtilaf’ tekamülün ve ner türlü mücadelenin muharrik gücüdür. Kur’an bu hakikate şöyle dikkat çeker:

“(Ey ümmetler!) Her birinize bir şerîat ve bir yol verdik. Allah dileseydi sizleri bir tek ümmet yapardı; fakat size verdiğinde (yol ve yaşam tarzında) sizi denemek için (böyle yaptı). Öyleyse iyi işlerde birbirinizle yarışın. Hepinizin dönüşü Allah'adır. Artık size, üzerinde ayrılığa düştüğünüz şeyleri(n gerçek tarafını) O haber verecektir.” (Maide, 48) 


Böylece, toplulukların ‘en iyiye varmak için’ hem birbirine karşı hem de kendi aralarında ihtilafa düşmeleri zorunlu oldu.  


*  *  *

Bugün ümmetin kahir ekseriyetini temsil eden ‘ehli sünnet ve’l cemaat’ olan ‘Sünnî aks’  ise ‘Ehlibeyt’ kavramından ‘Sünnet’ dediğimiz, ‘Hz. Peygamber (asv)’in, hal, duruş ve sözleri’ni anladılar. “Ehlibeyt’ten maksat, Hz. Muhammed (asv)’in yaşayış ve ahlakıdır, örnek yaşamıdır” dediler ve onu siyasetin dışında bir alanda tuttular. 


Çünkü ‘siyasetin icapları’ ile ‘imanın icapları’ da birbirinden farklı idi. 


Din her ne kadar dünyevî alanı da tanzim ediyor olsa da, bu alan, Kur’an’ın maksatları bakımından yüzde 10’luk bir alandır. Geri kalan yüzde doksan, tevhit, nübüvvet, ubudiyet ve adalettir. Bu temel dört maksattan sadece adalet, doğrudan siyasetle ilişkilendirilebilir. Diğerlerinin tamamına yakını bireysel maksatlardır. 


Devlet kurmak, Kur’an’ın ‘zımnî’ maksatlarındandır, aleni maksadından değil. Siyaset de öyle… 


İslam’ın ilk günlerinde yaşanan şu elim hadiselere baktığımızda siyasî maksatlar ile imanî maksatların birbirinden ayrı tutulduğu görülür.  


Yaşantısı ve olaylar karşısındaki duruşlarıyla ‘Kur’an’ın onayını almış’ ve daha dünyada iken, cennetle müjdelenmiş insanların savaşlarda karşı karşıya geldiklerini görebiliriz.  


Mesela ‘aşere-i mübeşşere’ dediğimiz 10 kişiden yedisi Sıffin Savaşı’na ulaşmışlar ve bunlardan dördü bir tarafta üçü bir tarafta yer alarak birbirilerine kılıç çekmişlerdir.  


Ama bu halleri, bir tarafı ‘iyi’ diğer tarafı ‘kötü’ yapmamıştır. İmanları, onlara doğru bir yaşam edinmelerini sağladığı halde, siyaseten doğru veya yanlış tarafta yer almalarına mani olmamıştır…

Bu da şu anlama gelir: Dünyanın nasıl idare edileceği meselesi, dinî bir konu değildir. Ve vahyin ilgi alanına ancak dolaylı yoldan girmektedir. Onların hallerinden ve tutumlarından anlıyoruz ki, ‘siyaset ediş usulleri’ dünyevî tercihlerdir. Ve ceremeleri de dünyada çekilir! Yoksa Kur’ani bir mesele olsaydı, sahabe bu meselede de ittifak ederdi… (devam edecek) 

Mehmet Ali Bulut - Gasteci.com

mabulut@gmail.com
  • ETİKETLER

  • BU HABER HAKKINDA YAPILAN YORUMLAR

    YORUM YAZ
  • Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır. Neleri kabul ediyorum: ip adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle pa ylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım
  • Metin Ay

    Haber? 09 Haziran 2008 16:15 - Toplam 131 kişi beğendi.

    Editör bey.. Haber nerede Allah aşkına? Havalar ısındı ya artık..Klima yoksa gönderelim çalışma odalarınıza..

    + Bu Yorumu Beğen
  • dursun çiğdem

    09 Haziran 2008 15:50 - Toplam 71 kişi beğendi.

    yazıyı gören varmı ben göremiyorumda.

    + Bu Yorumu Beğen
  • Metin Yazar

    Neden şimdi (2) 06 Haziran 2008 14:02 - Toplam 78 kişi beğendi.

    Baykal bile, AKP için; “Bırakalım bunlar gelsin ve bu enkazın altında kalsınlar” dedi. AKP’nin iktidar olmasına pek ses çıkarmadılar.Hatta kartel medyası içinden destekleyenler bile çıktı. Desteklerken kıs kıs gülüyor,”Nasılsa bunlar ortalığı biraz toparlar, ama milletin kemerini sıkarak canına okurlar,biz de bir taşla iki kuş vurmuş oluruz” diye düşündüler. Düşündükleri gibi olmadı.Türk ekonomisi çok kısa sürede istikrara kavuştu. Bu istikrar AKP’nin oylarını artırmasıyla tescil edildi

    + Bu Yorumu Beğen Yorumun Devamı
  • askorozli

    31 Mayıs 2008 00:47 - Toplam 61 kişi beğendi.

    + Bu Yorumu Beğen
  • kaan kaya

    31 Mayıs 2008 00:12 - Toplam 44 kişi beğendi.

    + Bu Yorumu Beğen
  • TÜM YORUMLARI OKUMAK İÇİN LÜTFEN TIKLAYIN!
  • IMKB100: 54.917 %-1.47
  • ALTIN: 93.310 %1.21
  • DOLAR: 1.8425 %-0.70
  • EURO: 2.3205 %-0.62
GAZETE MANŞETLERİ

NAMAZ VAKİTLERİ

İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsı
3:38 5:32 13:08 17:04 20:32 22:15

EN ÇOK OKUNAN

EN ÇOK YORUMLANAN

Nokta Elektronik Medya Ltd. Şti. Copyright © 2003-2012 Kullanım Şartları Yayın İlkeleri Reklam İletişim