Bakü’de G.Saray- F.Bahçe heyecanı
İstanbulluların içini rahatlatacak açıklama!
TTNET, yalın internet
Ve sahne sırası Can'da... İlk günden 1'inci!
Bedelli askerlik yasasında değişiklik 16 Ocak 2009 14:21 - 6 Yorum - 9,708 Okunma
Son zamanların en popüler sözlerinden birisi de, “muhalefetsiz demokrasi olmaz” sözüdür. Ya da; “iktidar her rejimde vardır ama muhalefet sadece demokrasilerde vardır” sözüdür.
Genellikle iktidar karşıtı olan ne kadar; politikacı, yazar, sendika, oda ve sair kuruluşlar varsa, herhangi bir politik tartışmada kullandıkları yegâne sözlerdir bu sözler. Sanırsınız ki muhalefet olmak, iktidar olmaktan daha itibarlı, daha kıdemli, daha istenilen bir makamdır. Bir partinin lideri olsanız; ballandıra ballandıra, anlatılan muhalefet mevzularını duyunca; neredeyse iktidar olmaktan vazgeçip, “ey halkım, beni muhalefet yap, sonra dile benden ne dilersen!” diyesiniz gelir.
Özellikle son 20 yıldır yapılan muhalefet ediş tarzları, istisnasız her dönemde bu minval üzere yapılmaktadır.
Yapılan bütün icraatların sorumlusu hükümetlerdir. Muhalefet, bu icraatlar karşısında sorumsuz bir mevkidedir. Yani dilinin ucuna geleni söyleme hakkına sonsuz derecede sahip olan bir konumdadır. Kanun karşısında böyle bir durumun mevcut olması, liderleri ve parti mensuplarını bu sorumsuzluğun verdiği rahatlığı son raddesine kadar kullanma mecburiyetine sokmamalıdır. Kanun karşısındaki bu sorumsuzluğun, millet karşısında önemli bir sorumluluk getirdiği gözden uzak tutulmamalıdır.
Özellikle son iki seçim döneminde, önemli oranlarda oy potansiyeli ile iktidara gelmiş olan AK Parti, bu muhalefet ediliş tarzlarından dolayı böyle bir başarıyı elde etmiştir. Elbette yegâne neden bu değildir. Kimi bu başarının; “kömür dağıtımlarından”, “millete yalan vaatlerde bulunulmasından, “yanlış icraatların doğruymuş gibi anlatılmasından”, sahte başarıların başarıymış gibi aktarılmasından ve diğer konulardan kaynaklandığını söylemektedirler.
Bütün olaylar; taraflı, tarafsız, yüzlerce iletişim aracına sahip olan ülkemizde ve milletimizin gözünün önünde cereyan etmektedir. Milletin uzun süre aldatılmasının imkânı da yoktur, ihtimali de
Bu tür muhalefet ediş tarzını savunanlar ve ısrarla bu tavırlarını sürdürenler artık bu yöntemlerin bir fayda sağlamadığını anlamaları gerekmektedir. Bu tür bahaneleri sıralayanlar, AK Parti’nin 2002 yılında iktidara gelişini de mi, “kömür ve bulgur dağıtımlarına”, “yanlış icraatları allayıp pullayıp, millete sunmasına” bağlayacaklardır?
Farklı seçim dönemleri öncesinde, bir takım hadiselerden sonra; “mağdur edebiyatı” şarkısı söyleyenler, AK Parti’nin mağduriyet rolü oynayarak oy kazanmaya çalıştığını da söylüyorlardı. Bu sözlerine aslında kendileri de inanmamaktadırlar. Ama milletin, kendi inanmadıklarına inanmasını istemektedirler. Kendilerinin inanmadıkları bir konuya, oy istedikleri insanları inandırmaya çalışmaları ne kadar tutarlı bir muhalefet ediş tarzıdır acaba? Kendilerinin bu davranışları ve yanlış tespitlerde bulunuyor olmaları, haddizatında haksız bir rekabete de yol açmaktadır. Bu davranışlarının, AK Parti’den oy koparacağını zannetmelerine karşılık, tam tersi olarak ona oy kazandırdığını tam dört seçimdir görememeleri, ya da bu sonucun kendi yanlış muhalefetlerinden kaynaklandığını kabul etmemeleri, gerçekte kendilerine gönül vermiş olan seçmenleri ve partilileri de “mağdur” etmektedir. Milletin; “alternatif mi var, AK Parti’ye değil de kime oy vereyim?” diye sormalarının altında da bu yanlış muhalefet ediş tarzı yatmaktadır.
Hâlbuki bıraksalar suyu kendi akışına; yıllardır, sızıntıların oluşturduğu nehirler, hep aynı tarlayı sulamaktan vazgeçecek ve farklı ürünlerin yetişmesini sağlayan “nadas tarlalara” yönelecektir.
AK Parti iktidarı, en büyük gücünü, kendi icraatlarından değil, yapılan; “yanlış muhalefet etme tarzı”ndan almaktadır.
Büyük Lider Gazi Mustafa Kemal Atatürk; “demokrasi esasına müstenit hükümetlerde hâkimiyet, halka, halkın ekseriyetine aittir. Demokrasi prensibi, hâkimiyetin millete ait olduğunu, başka yerde olamayacağını iltizam eder. Bu suretle demokrasi prensibi siyasi kuvvetin hâkimiyetin menşeine ve meşruiyetine temas etmektir.
Yöneticiler, iktidara saltanat sürmek için değil, millete hizmet için getirilmişlerdir. Ulusa karşı olan görevlerini kötüye kullandıkları takdirde şu ya da bu biçimde ulusal iradenin kendi haklarında vereceği kararla karşılaşırlar. Ulus tarafından, ulus adına devleti yönetmeye yetkili kılınanlar, gerektiğinde ulusa hesap vermek zorunda olduklarını bilmelidirler” diyerek, bu sözleriyle; ne kadar büyük bir lider olduğunun da ispatını yapmıştır.
“Liderler, başka yolları bıraksalar, sadece bu sözleri anlamaya çalışsalar, milletimiz de kısa sürede çok daha farklı iktidarların sahibi olurlar” diye düşünüyorum.
Tayyar YILDIRIM / Haber 7
tyildirim62@hotmail.com
ETİKETLER
Haber? 09 Haziran 2008 16:15 - Toplam 131 kişi beğendi.
Editör bey.. Haber nerede Allah aşkına? Havalar ısındı ya artık..Klima yoksa gönderelim çalışma odalarınıza..
+ Bu Yorumu Beğen09 Haziran 2008 15:50 - Toplam 71 kişi beğendi.
yazıyı gören varmı ben göremiyorumda.
+ Bu Yorumu BeğenNeden şimdi (2) 06 Haziran 2008 14:02 - Toplam 78 kişi beğendi.
Baykal bile, AKP için; “Bırakalım bunlar gelsin ve bu enkazın altında kalsınlar” dedi. AKP’nin iktidar olmasına pek ses çıkarmadılar.Hatta kartel medyası içinden destekleyenler bile çıktı. Desteklerken kıs kıs gülüyor,”Nasılsa bunlar ortalığı biraz toparlar, ama milletin kemerini sıkarak canına okurlar,biz de bir taşla iki kuş vurmuş oluruz” diye düşündüler. Düşündükleri gibi olmadı.Türk ekonomisi çok kısa sürede istikrara kavuştu. Bu istikrar AKP’nin oylarını artırmasıyla tescil edildi
+ Bu Yorumu Beğen Yorumun Devamı31 Mayıs 2008 00:47 - Toplam 61 kişi beğendi.
+ Bu Yorumu Beğen31 Mayıs 2008 00:12 - Toplam 44 kişi beğendi.
+ Bu Yorumu Beğen
GAZETE MANŞETLERİ
| İmsak | Güneş | Öğle | İkindi | Akşam | Yatsı |
| 3:38 | 5:32 | 13:08 | 17:04 | 20:32 | 22:15 |
Mehmet Acet Adalet Bakanı hangi büyük hedefin peşinde
Prof. İbrahim S. Canbolat Dünyevî dindarlık, biçimsel akademisyenlik
Ekrem Kızıltaş İyi de cenaze namazını kim kılacak?
Prof. B.Gültekin Çetiner Memura zam en az 10+7
Yaşar İliksiz Cennet Çamuru yoğuran kent:
Serdem Coşkun Sen misin benim yeni neslim?
Feride'nin günlüğü Rabbim kıllık değil kulluk yapmayı nasip etsin!
Aynur Ayaz Önce eline, sonra diline hakim ol!
Ayşegül Yıldırım Kara Umre Notları -10 / Hz. Hacer olmak
Seçkin Çakır Kaka Geliyor