2 milyon kişiye KEY müjdesi!2 milyon kişiye KEY müjdesi!Cumhurbaşkanı Gül'e dev fil sürprizi - VideoCumhurbaşkanı Gül'e dev fil sürprizi - VideoNeden verimli ders çalışamıyorsunuz?Neden verimli ders çalışamıyorsunuz?Ücretli kesilen fazla vergiyi nasıl alacakÜcretli kesilen fazla vergiyi nasıl alacak
Manşeti Göster
Ruh halimin güvercin tedirginliği Ruh halimin güvercin tedirginliği
Hrant DİNK
Diğer yazıları için tıklayın
19 Ocak 2009 07:21
52 yorum
12,260 okunma
A A A A A A
Bu haberi yazdır
E-posta ile paylaş Facebook da paylaş Google da paylaş Twitter da paylaş MySpace de paylaş Digg de paylaş Del.icio.us da paylaş

Beni yalnızlaştırmak, zayıf ve savunmasız kılmak için çaba gösterenler, kendilerince muradlarına erdiler. Daha şimdiden, topluma akıttıkları kirli ve yanlış bilginin tesiriyle Hrant Dink’i artık “Türklüğü aşağılayan” biri olarak gören bir kesim oluşturdular.

Başlangıcında, “Türklüğü aşağılamak” suçlamasıyla Şişli Cumhuriyet Savcılığı’nca hakkımda başlatılan soruşturmadan tedirginlik duymadım. Bu ilk değildi. Benzer bir davaya zaten Urfa’dan aşinaydım. 2002 yılında Urfa’da gerçekleşen bir konferansta yaptığım konuşmada “Türk olmadığımı... Türkiyeli ve Ermeni olduğumu” söylediğim için “Türklüğü aşağılamak” suçlamasıyla üç yıldan beri yargılanıyordum.
Duruşmaların gidişatından dahi habersizdim. Hiç ilgilenmiyordum. Urfa’dan avukat arkadaşlar gıyabımda yürütüyorlardı celseleri. Şişli Savcısı’na gidip ifade verdiğimde de hayli umursamazdım. Sonuçta yazdığıma ve niyetime güveniyordum. Savcı, yazımın sadece birbaşına hiç bir şey anlaşılmayan o cümlesini değil, yazının bütününü değerlendirdiğinde, benim “Türklüğü aşağılamak” gibi bir niyetimin bulunmadığını kolaylıkla anlayacaktı ve bu komedi de bitecekti. Soruşturma sonunda bir dava açılmayacağına kesin gözüyle bakıyordum.

Kendimden emindim
Ama hayret işte! Dava açılmıştı. Yine de iyimserliğimi kaybetmedim. O kadar ki, telefonla canlı olarak bağlandığım bir televizyon programında, beni suçlayan avukat Kerinçsiz’e “Çok heveslenmemesini, bu davadan herhangi bir ceza yemeyeceğimi, eğer ceza alırsam bu ülkeyi terk edeceğimi” dahi dile getirdim. Kendimden emindim, gerçekten yazımda Türklüğü aşağılamak gibi bir niyetim ve kastım -hiç ama hiç- yoktu. Dizi yazılarımın tamamını okuyanlar bunu çok net olarak anlayacaklardı. Nitekim işte, bilirkişi olarak tayin edilen İstanbul Üniversitesi öğretim üyelerinden oluşan üç kişilik heyetin mahkemeye sunmuş olduğu rapor da bunun böyle olduğunu gösteriyordu. Endişelenmem için bir sebep yoktu, davanın şu ya da bu aşamasında muhakkak yanlıştan dönülecekti.

“Ya sabır” çeke çeke...
Ama dönülmedi. Savcı, bilirkişi raporuna rağmen cezalandırılmamı istedi. Ardından da hakim altı ay mahkumiyetime karar verdi. Mahkumiyet haberini ilk duyduğumda, kendimi, dava süresi boyunca beslediğim ümitlerimin acı tazyiki altında buldum. Şaşkındım... Kırgınlığım ve isyanım had safhadaydı. “Bak şu karar bir çıksın, bir beraat edeyim, siz o zaman bu konuştuklarınıza, yazdıklarınıza nasıl pişman olacaksınız” diye dayanmıştım günlerce, aylarca. Davanın her celsesinde “Türkün kanı zehirlidir” dediğim dile getiriliyordu gazete haberlerinde, köşe yazılarında, televizyon programlarında. Her seferinde “Türk düşmanı” olarak biraz daha meşhur ediliyordum. Adliye koridorlarında üzerime saldırıyordu faşistler, ırkçı küfürlerle. Pankartlarla hakaretler yağdırıyorlardı. Yüzlerceyi bulan ve aylardır yağan telefon, email, mektup tehditleri her seferinde biraz daha artıyordu. Tüm bunlara “Ya sabır” çekip, beraat kararını bekleyerek dayanıyordum. Karar açıklandığında nasıl olsa gerçek ortaya çıkacak ve bu insanlar yaptıklarından utanacaklardı.

Tek silahım samimiyetim
Ama işte karar çıkmıştı ve tüm ümitlerim yıkılmıştı. Gayrı, bir insanın olabileceği en sıkıntılı konumdaydım. Hakim “Türk Milleti” adına karar vermişti ve benim “Türklüğü aşağıladığımı” hukuken tescillemişti. Her şeye dayanabilirdim ama buna dayanmam mümkün değildi. Benim anlayışımla, bir insanın birlikte yaşadığı insanları etnik ya da dinsel herhangi bir farklılığı nedeniyle aşağılaması ırkçılıktı ve bunun bağışlanır bir yanı olamazdı. İşte bu ruh haliyle, kapımda hazır bekleyen ve “Daha önce dile getirdiğim gibi ülkeyi terk edip etmeyeceğim”i teyit etmek isteyen basın ve medyadan arkadaşlara şu açıklamada bulundum: “Avukatlarıma danışacağım. Yargıtay’da temyize başvuracağım ve gerekirse Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne de gideceğim. Bu süreçlerden herhangi birinden aklanamazsam ülkemi terk edeceğim. Çünkü böylesi bir suçla mahkum olmuş birinin benim kanaatimce aşağıladığı diğer yurttaşlarla birlikte yaşama hakkı yoktur.” Bu sözleri dile getirirken yine her zamanki gibi duygusaldım. Tek silahım samimiyetimdi.

Kara mizah
Ama gelin görün ki beni Türkiye insanının gözünde yalnızlaştırmaya ve açık hedef haline getirmeye çalışan derin güç, bu açıklamama da bir kulp buldu ve bu kez de yargıyı etkilemeye çalışmaktan hakkımda dava açtı. Üstelik bu açıklamayı tüm basın ve medya vermişti ama onların gözüne batan ille de AGOS’takiydi. AGOS sorumluları ve ben, bu kez de yargıyı etkilemekten yargılanır olduk. “Kara mizah” dedikleri bu olsa gerek. Ben sanığım, bir sanıktan daha fazla kimin yargıyı etkileme hakkı olabilir ki? Ama bakın şu komikliğe ki sanık bu kez de yargıyı etkilemeye çalışmaktan yargılanıyor.

“Türk Devleti adına”
İtiraf etmeliyim ki Türkiye’deki “Adalet sistemi”ne ve “Hukuk” kavramına olan güvenimi fazlasıyla yitirmiş durumdaydım. Nasıl yitirmeyeyim? Bu savcılar, bu hakimler üniversite okumuş, hukuk fakültelerini bitirmiş insanlar değiller mi? Okuduklarını anlayacak kapasitede olmaları gerekmiyor mu? Ama gelin görün ki, bu ülkenin Yargı’sı bir çok devlet adamının ve siyasetçinin de dile getirmekten çekinmediği gibi bağımsız değil. Yargı yurttaşın haklarını değil, Devlet’i koruyor. Yargı yurttaşın yanında değil, Devlet’in güdümünde. Nitekim şundan bütünüyle emindim ki, hakkımda verilen kararda da her ne kadar “Türk Milleti adına” deniyor olsa da, şu çok açık ki “Türk Milleti adına” değil, “Türk Devleti adına” verilmiş bir karardı bu. Dolayısıyla, avukatlarım Yargıtay’a başvuracaklardı, ama bana haddimi bildirmeye karar vermiş derin güçlerin orada da etkili olmayacaklarının garantisi neydi? Hem sonra zaten, Yargıtay’dan hep doğru kararlar mı çıkıyordu? Azınlık Vakıfları’nın mülklerini elllerinden alan haksız kararlara aynı Yargıtay imza atmamış mıydı?

Başsavcının çabasına rağmen
Nitekim işte başvuruda bulunduk da ne oldu? Yargıtay Başsavcısı tıpkı bilirkişi raporunda olduğu gibi suç unsuru bulunmadığını belirtti ve beraatimi istedi ama Yargıtay yine de beni suçlu buldu. Ben yazdığımdan ne kadar eminsem Yargıtay Başsavcısı da o kadar okuyup anladığından emindi ki, karara da itiraz etti ve davayı Genel Kurul’a taşıdı. Ama, ne diyeyim ki, bana haddimi bildirmeye soyunmuş olan ve muhtemelen de davamın her kademesinde bilemeyeceğim yöntemlerle varlığını hissettiren o büyük güç, işte yine perde arkasındaydı. Nitekim Genel Kurul’da da oy çokluğuyla benim Türklüğü aşağıladığım ilan edildi.

Güvercin gibi

Şu çok açık ki, beni yalnızlaştırmak, zayıf ve savunmasız kılmak için çaba gösterenler, kendilerince muradlarına erdiler. Daha şimdiden, topluma akıttıkları kirli ve yanlış bilginin tesiriyle Hrant Dink’i artık “Türklüğü aşağılayan” biri olarak gören ve sayısı hiç de az olmayan önemli bir kesim oluşturdular. Bilgisayarımın güncesi ve hafızası bu kesimdeki yurttaşlar tarafından gönderilen öfke ve tehdit dolu satırlarla yüklü. (Bu mektuplardan birinin Bursa’dan postalandığını ve yakın tehlike arzetmesi açısından da hayli kaygı verici bulduğumu ve tehdit mektubunu Şişli Savcılığı’na teslim etmeme rağmen bugüne değin herhangi bir sonuç alamadığımı yeri gelmişken not düşeyim.) Bu tehditler ne kadar gerçek, ne kadar gerçek dışı? Doğrusu bunu bilmem elbette mümkün değil. Benim için asıl tehdit ve asıl dayanılmaz olan, kendi kendime yaşadığım psikolojik işkence. “Bu insanlar şimdi benim hakkımda ne düşünüyor?” sorusu asıl beynimi kemiren. Ne yazık ki artık eskisinden daha fazla tanınıyorum ve insanların “A bak, bu o Ermeni değil mi?” diye bakış fırlattığını daha fazla hissediyorum. Ve refleks olarak da başlıyorum kendi kendime işkenceye. Bu işkencenin bir yanı merak, bir yanı tedirginlik. Bir yanı dikkat, bir yanı ürkeklik. Tıpkı bir güvercin gibiyim... Onun kadar sağıma soluma, önüme arkama göz takmış durumdayım. Başım onunki kadar hareketli... Ve anında dönecek denli de süratli.

İşte size bedel
Ne diyordu Dışişleri Bakanı Abdullah Gül? Ne diyordu Adalet Bakanı Cemil Çiçek? “Canım, 301’in bu kadar da abartılacak bir yanı yok. Mahkum olmuş hapse girmiş biri var mı?” Sanki bedel ödemek sadece hapse girmekmiş gibi... İşte size bedel... İşte size bedel... İnsanı güvercin ürkekliğine hapsetmenin nasıl bir bedel olduğunu bilir misiniz siz ey Bakanlar..? Bilir misiniz..? Siz, hiç mi güvercin izlemezsiniz?

“Ölüm-Kalım” dedikleri
Kolay bir süreç değil yaşadıklarım... Ve ailece yaşadıklarımız. Ciddi ciddi, ülkeyi terk edip uzaklaşmayı düşündüğüm anlar dahi oldu. Özellikle de tehditler yakınlarıma bulaştığında... O noktada hep çaresiz kaldım. “Ölüm-Kalım” dedikleri bu olsa gerek. Kendi irademin direnişçisi olabilirdim ama herhangi bir yakınımın yaşamını tehlike altına atmaya hakkım yoktu. Kendi kahramanım olabilirdim, ama bırakın yakınımı, herhangi bir başkasını tehlikeye atarak, yiğitlik yapmak hakkına sahip olamazdım. İşte böylesi çaresiz zamanlarımda, ailemi, çocuklarımı toplayıp, onlara sığındım ve en büyük desteği de onlardan aldım. Bana güveniyorlardı. Ben nerede olursam onlar da orada olacaktı. “Gidelim” dersem geleceklerdi, “Kalalım” dersem kalacaklardı.

Kalmak ve direnmek
İyi de, gidersek nereye gidecektik? Ermenistan’a mı? Peki, benim gibi haksızlıklara dayanamayan biri oradaki haksızlıklara ne kadar katlanacaktı? Orada başım daha büyük belalara girmeyecek miydi? Avrupa ülkelerine gidip yaşamak ise hiç harcım değildi. Şunun şurasında üç gün Batı’ya gitsem, dördüncü gün “Artık bitse de dönsem” diye sıkıntıdan kıvranan ve ülkesini özleyen biriyim, oralarda ne yapardım? Rahat bana batardı! “Kaynayan cehennemler”i bırakıp, “Hazır cennetler”e kaçmak herşeyden önce benim yapıma uygun değildi. Biz yaşadığı cehennemi cennete çevirmeye talip insanlardandık. Türkiye’de kalıp yaşamak, hem bizim gerçek arzumuz, hem de Türkiye’de demokrasi mücadelesi veren, bize destek çıkan, binlerce tanıdık tanımadık dostumuza olan saygımızın gereğiydi. Kalacaktık ve direnecektik. Bir gün gitmek mecburiyetinde kalırsak ama... Tıpkı 1915‘teki gibi çıkacaktık yola... Atalarımız gibi... Nereye gideceğimizi bilmeden... Yürüyerek yürüdükleri yollardan... Duyarak çileyi, yaşayarak ızdırabı... Öylesi bir serzenişle işte, terk edecektik yurdumuzu. Ve gidecektik yüreğimizin değil, ama ayaklarımızın götürdüğü yere... Her neresiyse.

Ürkek ve özgür

Dilerim böylesi bir terk edişi hiç ama hiç yaşamak mecburiyetinde kalmayız. Yaşamamak için fazlasıyla umudumuz, fazlasıyla da nedenimiz var zaten. Şimdi artık Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvuruyorum. Bu dava kaç yıl sürer, bilemem. Bildiğim ve beni bir miktar rahatlatan gerçek şu ki, hiç olmazsa dava bitene kadar Türkiye’de yaşamaya devam edeceğim. Mahkemeden lehime bir karar çıkarsa kuşkusuz çok daha sevineceğim ve bu da demektir ki artık ülkemi hiç terk etmek zorunda kalmayacağım. Muhtemelen 2007 benim açımdan daha da zor bir yıl olacak. Yargılanmalar sürecek, yeniler başlayacak. Kimbilir daha ne gibi haksızlıklarla karşı karşıya kalacağım? Ama tüm bunlar olurken şu gerçeği de tek güvencem sayacağım. Evet kendimi bir güvercinin ruh tedirginliği içinde görebilirim, ama biliyorum ki bu ülkede insanlar güvercinlere dokunmaz. Güvercinler kentin ta içlerinde, insan kalabalıklarında dahi yaşamlarını sürdürürler.

Evet biraz ürkekçe ama bir o kadar da özgürce.


HRANT DİNK -  AGOS ( 19 Ocak 2007)

Anahtar Kelimeler

19 Ocak 2009 07:21
Hrant DİNK
52 yorum
12,260 okunma
Bu haberi yazdır
E-posta ile paylaş Facebook da paylaş Google da paylaş Twitter da paylaş MySpace de paylaş Digg de paylaş Del.icio.us da paylaş
Favorilerine Ekle
Yorum yapın
Allahım cehennemdemiyiz ? 2009-03-10 00:46:02

evet bunu soruyorum. bu nasıl bişeydir. nasıl bir dünyada, nasıl bir ülkede yaşıyoruz. tek söylediği şey barış olan bi insanı vatanperverlik adına öldürüyoruz. evet öldürüyoruz diyorum çünki bunda hepimiz suç ortağıyız. bi zatihi devletin içindekilerin: soygun, yalan, öldürmek, işkenceler, v.s yaptığı birçok şeyi vatanperverlik arkasına gizliyorlar ve kimse sesini çıkarmıyor. Allahım aklıma mukayet ol. senin adaletin şüphesizki şaşmaz. yalvarıyorum sana kurtar bizi artık. rahmetin sarsın insanlığı.

abdurrahman
zülme karşı! 2009-01-20 02:41:32

kendini bir güvercin olarak ,halka emanet etti ama sahip çıkamadık tıpkı filistin için kuru kuru zülme karşı direneceğiz sloganı gibi.ne direnmesi adamın bu kışta anasını ağlatıyorlar gazzede biz de kalkıp direneceğiz diyoruz.neye direniyoruz ben çok merak ediyorum.bir adamcağıza sahip çıkamayan kuru kuru zülme karşı direnen halk.kısacası olay karşısında konumunu tepki davranışını akleden değilde duyguları ışığında değerlendiren insanlar topluluğu.dink kusura bakmasın zülme karşı direneceğiz ancak bu kadar.

fatih kıraç
HAİN Mİ????? EWET CABUK ARAMIZDAN AYRILMASI İLE HAİN!!!!! 2009-01-20 01:44:42

Anadili benımkıden farklı,Dini benden ayrı ve benımle aynı ırktan olmayan ayrıca yaşam tarzı benden tamamen uzak hrant dınk! senı ala karanlılara bende lanet okuyorum ve senı bizden çalan alçak degıl cukurları bende nafretle kınıyorum ve yüce allahımdan senın huzur içinde yatmanı diliyorum. ve t.c. demokrası. hoşgörü ve ınsanlara saygı duyulacak yarınlar ve bugunler temenni edıyorum....

mecnun macar
YAZIK 2009-01-19 23:50:12

Nur içinde yat Hrant Dink. Bu savunmasız yapayalnız ve davasının uğrunda özgürlüğünü ve sonunda hayatını kaybeden adamı hiç unutmayacağız.

serhat ayvaz
aklımızı başımıza toplayalım 2009-01-19 23:11:38

yok ermenilerle türklerin arasında düşmanlık yapılacakmış da yahu ermenistanın 2008 itibariyle nüfusu 3.230.100 kişidir türkiyede ki ermenilerin nüfusu çok olsun 25-30 bin kişi bize düşman olsa ne çıkar siz söyleyene değil söyletene bakın birde yurt dışında yaşayında ordaki ermenilerin türk gördüğünde su görmüş kuduz gibi çemkirmelerine şahit olun sonra konuşun allah fatih ile bülent i başımızdan eksik etmesin alimallah başlarına bihal gelse sen seyret taksim meydanındaki şamatayı ellerinde pankartlar oy

metin aras
Sanki bütün Türkler 2009-01-19 22:41:14

Sonuçta bir vatandaşımız bir insanın ölmesine üzüldüm. Bir Türk olarak Atatürk milliyetçisi olarakta rahmetlik Dinkin ölmesi beni bayağı üzdü. Ama bu bir komploydu. Bu komplodan en çok kim yara aldı, tabiki Türk halkı. Sanki tüm Türk halkı ermeni düşmanı ermenileri öldürmek isteyen katiller gibi sunuldu. Birileri yazdı oynadı. Hrant için yürüyüş yapabilirler TÜrk ve Ermeni dostluğu içinde yürüyüş yapılabilir. Fakat komplocuların istediği gibi değil.

Kağan Hamşioğlu
seffaf bır turkıye ıcın 2009-01-19 22:18:44

ınsanlar fıkırlerını ozgurce soylemelı cunku:bız osmanlıyız ıdaremız altındakı topraklarda camıye -havraya -kılıseye karısmamıs herkese fıkrınde ozgur adaletlı yonetım sergılemıs .asıl mılletın taa kendısıyız.ınsana ınsanca ıslam ve turk terbıyesı ıle ıdare eden mılletız saygılarımla

GARAMANLI
Kim olursa olsun zalimin karşısında mazlumun yanında 2009-01-19 21:13:17

Bir topluluğa olan kininiz sizi adaletsizliğe sevketmesin ayetini ne çabuk unutuyor bazıları. Bazıları sizin ve sevdiklerinizin aleyhine dahi olsa hakkı ayakta tutan adil şahitler olmayı ne çabuk unutuyor. Hrant Dink insanlığımızdan kaybettiğimiz bir parçadır. Yazıklar olsun Ermeni olduğu için onu haksız gören zavallılara.

said halim
Toprağın Bol Olsun Aziz Hrant DİNK 2009-01-19 21:07:54

Bu biz Türklerin yapmayacağı/yapamayacağı alçakça suikasti kınıyorum ve ben Hrant DİNK' in samimiyetine canı gönülden inanıyorum. Bizler böyle insanları kahpece öldürmeyiz ancak vatanımızı, yurttaşlarımızı, kendimizi, yakınlarımızı, namusumuzu, ve malımızı korumak için hak edeni öldürürüz bu uğurlarda da ölürüz. Yanlız burayı yurt edinmiş bu vatana vatanım demiş bir Türkiye'li den ne istersiniz be ey vatan hainleri!?!? neden kıyarsınız yurdumun insanlarına değerlerine!! Kahrolsun ETÖ, PKK, V.B

dursun ekşioğlu
DİNKİ VURANLARIN GERÇEK HEDEFİ 2009-01-19 20:19:00

Dinki vuranların gerçek hedefi Dink bile değildi. Sadece Türk Ermeni düşmanlığını körüklemek isteyenlerdi. Bunların kökü Osmanlı zamanında hiçbir sorunumuz olmayan Ermenileri kandırarak Türkleri katlettirenlerdir. Yani İttihat Terakki Masonları ve bugünki kökü sınırsız Masonlardır.

Haydar Kolcu
Ben de Türküm 2009-01-19 19:43:24

Ben de Türküm Ama Ben Hiç kimseyi incitemem. Hele korumasız ve silahsız bir insanı gizlice gelip haince ensesinden vuramam. Dolayısıyla bunu yapanında Türk olabilecegini zannetmiyorum.

yavuz selim
NIMETULLAH SEVINC E 2009-01-19 19:24:42

kardesim sen bilgisizce konusuyorsun sen hayatinda turkiye disi yani yurt disinda yasadinmi.TURKIYE dunyadaki en ozgur ve hur devletdir.iste turkiyeyi seningibi gozu kor isine geldigibi davrananlar yuzunde dis dunyada ters yanki yapiyor

ALI
YALAKALIK 2009-01-19 19:16:53

yalakalikta devlet ve millet olarak uzerimize yok.her gazeteci dort dort luk deildir ne yani olduyse oldu bukadar uzatip yalakalik yapmaya gerek yok. ermeniler turkiyede sessiz ben fransada yasiyorum gelinde buradaki ermenileri bi gorun hepside turkiyeden gelme ermeniler hepside turkiye aleyhinde atip tutuyorlar

ALI
çok yazık 2009-01-19 17:59:50

biz millet olarak hep farklı düşünceleri hazmetmeyiz bu konuda bizim fazla sucumuz yok bizi yönetenler ve medyamz baş sorumludur.. türk olmayanı yam yam gibi göstermeye devam etsek olacağı budur önce bazı medya gruplarna inanmayp tüm insanlara baakış açımzı değiştrip ve en önemlisi bilnçli olmak işte bu bizi yüceltr yoksa bbboooşşşşşşşşşşş

nimetullah sevinç
Vatan kurtaran vatanseverler, 2009-01-19 17:52:36

Bir politikacının lafıdır önce bu vatanı vatanseverlerden kurtarmak lazım der yanlış anlaşılmasın herkez vatanını sever ama vatanı seveyim derken vatana kötülük yaparsan asıl hain sen olursun hırant,ı vuranlar bu ülkeye bir pkk,lı kadar ihanet etmiştir tüm dünyada Türk milleti katil damgası yemiştir ama halkımız bunları şimdi daha iyi tanıyor bu ergenekon zihniyeti birgün bu ülkede yok olacaktır.Bunların hepsi dış güçlerin maşaları..

isa ertuğrul
editöre 2009-01-19 16:54:44

sayın haber7 editörü illa bi yorumu yayınlaman için pohpohlamak mı gerekiyor.neden muhalif sesleri susturmaya çalışıyorsunuz.böyle giderse haber7 okurluğunu bırakırım.MHPli olduğum halde sırf burdan haberleri takip ediyorum ama sizde biraz müsamaha gösterin lütfennn

yılmaz başaran
suçlu değildi 2009-01-19 16:53:30

rahmetli hrant dink'i tekrar saygıyla anıyorum. iyi ve yurtsever bir insandı. yazıda da çok net görüldüğü gibi hrant dink'in ne bu ülkeyle ne de bu ülke insanıyla bir sorunu vardı. sorun; beyni ve düşüncesi sorunlu olanların hayatı tekdüzeleştirme ve herkesi aynı yapma sorunuydu! rahmetli ahmet kaya da benzer şeyleri söylemiyor muydu? bu topraklar aklını ve vicdanını tekrar kazanmadıkça böyle insanlara yaşam haram edilmeye devam edecektir maalesef. Allah rahmetlinin günahlarını affetsin, amin...

kemal korkmaz
İhanet. 2009-01-19 15:58:26

Hrant Dink öldürüldü diye Türklük mü yüceldi? Türk-İslam birliği mi kuruldu? Türkiye'nin borçları mı ödendi? Milli gelir mi arttı? Türklerin şanına şan mı katıldı? Bunların hiç biri olmadı.Sadece emperyalist devletler,Ermeni diasporası ve içimizdeki hainler kazandı.Ellerine koz verildi.O kurşun Hrant'a değil,Türkiye'ye ve Türk milletine sıkıldı.Türkiye'ye ve Türk milletine kurşun sıkan hain değilse,hain kimdir?

Metin Yazar
ERMENI,TURKLUGU ASAGILADI DIYE YERIN DIBINE GECTIK HANI... 2009-01-19 15:24:58

makalenin TUMU YAYINLANSA NE OLURDU, yayinlananida okumadim.Birileri, ERMENILERIN TEZGAHI ILE, ERMENI TEZLERINI GUCLENDIRMEK ICIN, planli bir oyundu, ve eminimki, Turkluk ugruna bu ise soyunanlar , ermenilerin ekmegine yag surduler! Tuklugu her karalayani oldurursek, yeryuzunun yarisindan cogu, turklugu kucumseme pesinde!bunun cevabi BIZDE ERMENILERI ASAGILAYARAK VERIRDIK..TAS atan coduklara fuze ile cevap veren zihniyetten, turkun hosgorusunun ne farki OLMALI

adam turk
SEVGİLİ HRANT 2009-01-19 15:12:27

Seni katledenleri sen hissetmiştin ama biz onları daha iyi tanıyoruz. Onlar hak hukuk, adalet, özgürlük düşmanı, ırkçı faşistlerdir. Seni insanlığınla onları ise lanetle, nefretle hatırlayacağız. Artık bu ülkede böyle kalleş cinayetler istemiyoruz ve tüm sorumluların adil bir şekilde yargılanıp cezalandırılmasını istiyoruz, başka Hrantlar ölmesin diye.

ALİ CAN
Tüm Yorumları Görmek için tıklayın
Döviz 1,5130
1,5200
2,0790
2,0810
52,2631
52,3369
50623,28
49965,34
Döviz
Diğer Haberler
En Çok...
Haber 7 Yazarları
Alıntı Yazarlar
Uzaklardan Mektuplar
Röportaj
OKUR TEMSİLCİSİ
Namaz Vakitleri
İmsak05:32
Güneş07:00
Öğlen12:25
İkindi15:10
Akşam17:39
Yatsı19:00
Hava Durumu