Temsilcimiz Can Bonomo sahne aldı /VİDEO
Bakü’de G.Saray- F.Bahçe heyecanı
TTNET, yalın internet
İstanbulluların içini rahatlatacak açıklama!
Ve sahne sırası Can'da... İlk günden 1'inci! 09 Şubat 2009 22:12 - 19 Yorum - 5,327 Okunma
Sevgiyi ispat etmenin yolu; mutlaka bir kurumdan veya kuruluştan kimlik belgesi almaktan geçmez. İlla ki, alnımızın ortasında bir yafta ile dolaşmamız da gerekmez.
İlla ki, alnımızın ortasında bir yafta ile dolaşmamız da gerekmez.
Yaptığımız her işten nemalanabilmek adına, öndeki insanların peşi sıra dolaşıp, sürekli olarak; “ağam efendim”, “paşam efendim”, “tamam efendim”, “emredersiniz efendim” nakaratları söylemeye de gerek yoktur.
Amire göre mi hareket edeceğiz, kanuna göre mi?
Gelecekte ulaşmak istediğimiz makam ve memuriyetler, hayatımızın yönünü belirlememizdeki yegâne unsurlar mıdır? Oralara gelebilme isteği her türlü değer yargılarının daha mı üstündedir?
Düşüncelerimizi, “o ne der, bu ne der?” korkuları içinde mi ifade etmeliyiz?
Bütün güzel sözler; ya bir partinin, ya bir derneğin, ya bir kurumun, ya bir vâkıfın, ya da bir şahısın sloganı haline gelivermiştir. Bu güzel sözleri kullananlar; mutlaka o partinin, o kurumun, o vâkıfın, o derneğin, o şahısın kadrolu birer elemanı mı sayılmalıdırlar?
Kurduğu cümlelerin içindeki kelimelerin anlamlarına bakarak mı insanların vatan ve millet sevgisinin derecesini ölçeceğiz? Yoksa bu memleket için çalışıp, toplumun menfaatlerini kendi menfaatlerinin daha önünde görerek icraat yapanların performansı mı belirleyecek sevgimizin derecesini? Kimin sesi fazla çıkarsa o mu haklı olacak, yoksa “kederde ve kıvançta” aynı duyguları paylaşmak mı belirleyici bir faktör olacak?
Benim buraya yazdığım cümleler bile bir yeri mi adres gösteriyor yoksa?
Atatürk, laiklik, cumhuriyet, sosyal adalet, devrim, okul, öğretmen, katsayı, imam hatip, asker, Çankaya, irtica, demokrasi, adalet, kalkınma, büyüme, düşük enflasyon, refah, huzur, zenginlik, milliyetçilik, ülkü, sosyal adalet, vatan ve millet sevgisi, Türkiye, Türk, vatandaş, dil, ırk, kimlik, başörtüsü, din, Kuran, imam, cami, ölüm, özgürlük, tutsaklık, Avrupa Birliği, ABD, İsrail, Davos, çuval, asker, memur, para, maaş, fakirlik, zenginlik ve dahi sayısız ifadelerle meramını anlatanların, bu kelimelerin hangisini daha ağırlıklı olarak kullandıklarının tespitini yaparak mı belirleyeceğiz vatan ve millet sevgisini?
Yoksa birileri; birtakım sözcüklerin, başkasının ağzından çıktığında “bomba”; kendi ağızlarından çıktığında “zeytin dalı” anlamına geldiğini mi düşünmektedirler?
Ben “Atatürk” dersem takiyeci, sen dersen ilerici, Cumhuriyetçi vatanın ve milletin yegâne bekçisi mi oluvereceksin?
“Atatürk’ün Partisi” tanımlaması, “Dinin Partisi” tanımlamasından daha ilerici bir tanımlama mıdır?
Sen Kuran’dan, peçeden, çarşaftan bahsedersen “irticacı”, “kara yobaz”; ben dersem, en ateşli; “özgürlük”, “demokrasi”, “insan hakkı savunucusu” mu oluvereceğim?
Derdinin dermanını sokaklarda ararken senin elindeki bayrak; vatan, millet, cumhuriyet sevgisinin bir sembolü olacak, ben alıp elime çıksam sokağa hiç bir anlam taşımayacak
Seçim meydanlarında, hükümeti protesto mitinglerinde ya da herhangi bir protesto amaçlı toplantıda; Şanlı Türk Bayrağımız ve Atatürk posterlerinin taşınmasının yasaklanması bu değerlerin suiistimalini önleyecek en kestirme yol olarak görüyorum.
Bayrağımızı ve Atatürk’ümüzün posterini alıp, hükümete karşı yürümenin, onu “vatana ihanetle” suçlamanın, ya da tersi yapılarak, muhalefetin bir tutumuna karşılık, aynı şekilde hükümet yanlılarının ya da bir başka partinin bayrak ve Atatürk posterleriyle ya da milletin ortak değeri olan bir başka değeri sembol yaparak yürümelerinin, bu ülkeye yapılacak en büyük kötülükler olduğunu düşünmekteyim.
Bayrak ve Atatürk gibi değerler, Türkiye Cumhuriyeti Devletinde yaşayan insanları birleştirici, bütünleştirici ortak değerlerdir. Bir birini acımasızca eleştiren, zaman zaman ellerinde bayrak ve Atatürk posterleri olduğu halde diğerini kolaylıkla “vatan hainliği” ile suçlayanlar, ellerinde taşıdıkları değerleri suiistimal ederek kendi ideolojilerinin iktidara gelmesini sağlamak için o değerleri kullanmış olmuyorlar mı?
Hangi grubun elinde daha çok bayrak var ise onlar mı “bu ülkeyi daha çok sevenler” olarak seçilecekler? Son zamanlardaki güç gösterileri bu soruların sorulmasına zemin hazırlayan hadiseler değil midir?
Düne kadar devletin, “sakıncalı” olarak adlandırdığı, kimine sürgünü, kimine yasağı reva gördüğü, sağdan ve soldan birçok insanın itibarının iadesini, bugüne kadar gırtlağın patlayıncaya kadar savunduğun halde; dün savunduklarının, bugün sevmediğin bir yönetim tarafından gerçekleştirilmesine neden burun kıvırıyorsun?
İnsanların, belli dönemlerde, belli partilere yönelmesinin, tarihsel, sosyal, ekonomik ve kültürel sebeplerini bir tarafa bırakıp, son 56 yıldır illaki bir düşman güruh icat etme çalışmaları, Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve milletine hangi katkıları sağlayacaktır?
Gerçekten de vatan ve millete zarar verecek bir yönetim şekli görüyor ve böyle düşünüyorsan, o yönetimi işbaşına getirenleri ikna etmeden yapılan bütün çalışmaların, kimi hedef aldığının farkında mısın acaba?
Son on gündür dünyada Davos Fırtınaları esmektedir. Düne kadar “dik duruş sergilemeyen bir Türkiye”nin varlığından bahsedenler şimdi; “iyi bir çıkış oldu ama
.” diyerek eski tavırlarını sürdürmekte ısrar etme gayreti içindedirler. Hâlbuki “iyi oldu ama
” diyenler tabanlarının hiç de böyle düşünmediğini de bilmektedirler. Buna rağmen, kurdukları cümlelerin hemen arkasına kocamana bir “ama” sözcüğü ekleyenlerin, bu tutumlarının, şahsi ihtiraslarından öte ne anlam taşıdığını da bilmeleri gerekir. “Ama” sözcüğünün, aslında, “Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Başbakanı’nı bir yana bırakıp, Perez’in savunulması” anlamına geldiğini nasıl göz ardı ederler? En azından, oy istedikleri milletin nazarında böyle anlamlar çıkacağını ve kazanmakta oldukları oyların yeniden geriye döneceğini nasıl düşünemezler, hayretle izlenmesi gereken hususlardır bunlar.
“Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Başbakanı” tanımlamasını yapanların bile, belli bir kalıbın içerisine sokulmasını anlamanın kolay bir tarafı olmasa gerektir.
Başkalarını, bir takım uygulamalarından dolayı “oy avcılığı yapmakla” suçlayanların, yıllarca devletin bekası için tehlike olarak gördükleri konuları son günlerde peşi sıra gündeme getirmekte, “açılımlara” konu etmekte, uygulamakta, seçim propagandalarına alet etmektedirler. Başkalarının ağzından çıkınca, bu sözlerin;“kapatma davalarına konu” olması için var güçleriyle gayret gösterenler, söz konusu kendileri olunca hırsla ve şevkle bu konuları kullanmakta hiçbir sakınca görmemektedirler.
Hâlbuki milletin; yapılan bu hareketlerin samimiyetle ilgisi bulunmadığını, ihtiyaçların karşılanması amacına matuf hareketler olmadığını, açılımları nasıl değerlendirdiklerini, çıkıp köy kahvelerinde ve sokaklarda dolaşarak öğrenebilecekleri halde, oturdukları yerden projeler üreterek seçim kazanmaya çalışıyorlar.
Rakiplerine yaptıkları bel altı vuruşlarını; onların, vatan ve millet sevgisinin derecesini belirleme çalışmalarını bıraksalar; “bunlar şöyle şöyle yaptılar ama biz gelince böyle böyle yapacağız. Onların yaptıkları iyiliklere devam edecek, yapamadıklarını ya da eksik yaptıklarını biz yapacağız” diyerek hazırlansalar, inanın kısa sürede bulundukları konumdan kademe ilerlemesi yapıp, iktidar koltuğuna sıçrama yapacaklardır.
Vatan ve millet sevgisinin kimsenin tekelinde olmadığını anlamadan, bu değerleri başkasının üzerinde baskı unsuru olarak kullanma alışkanlığını terk etmeden, ülkeye hizmet etmek için gelinecek yerlere gelinmesi çok zor, hatta imkânsız görünmektedir.
Çünkü “bu vatanı en çok seven, görevini en iyi yapandır.” Bunun takdirini de elbette Türk Milleti yapmaktadır.
Tayyar YILDIRIM / Haber 7
tyildirim62@hotmail.com
ETİKETLER
Haber? 09 Haziran 2008 16:15 - Toplam 131 kişi beğendi.
Editör bey.. Haber nerede Allah aşkına? Havalar ısındı ya artık..Klima yoksa gönderelim çalışma odalarınıza..
+ Bu Yorumu Beğen09 Haziran 2008 15:50 - Toplam 71 kişi beğendi.
yazıyı gören varmı ben göremiyorumda.
+ Bu Yorumu BeğenNeden şimdi (2) 06 Haziran 2008 14:02 - Toplam 78 kişi beğendi.
Baykal bile, AKP için; “Bırakalım bunlar gelsin ve bu enkazın altında kalsınlar” dedi. AKP’nin iktidar olmasına pek ses çıkarmadılar.Hatta kartel medyası içinden destekleyenler bile çıktı. Desteklerken kıs kıs gülüyor,”Nasılsa bunlar ortalığı biraz toparlar, ama milletin kemerini sıkarak canına okurlar,biz de bir taşla iki kuş vurmuş oluruz” diye düşündüler. Düşündükleri gibi olmadı.Türk ekonomisi çok kısa sürede istikrara kavuştu. Bu istikrar AKP’nin oylarını artırmasıyla tescil edildi
+ Bu Yorumu Beğen Yorumun Devamı31 Mayıs 2008 00:47 - Toplam 61 kişi beğendi.
+ Bu Yorumu Beğen31 Mayıs 2008 00:12 - Toplam 44 kişi beğendi.
+ Bu Yorumu Beğen
GAZETE MANŞETLERİ
| İmsak | Güneş | Öğle | İkindi | Akşam | Yatsı |
| 3:38 | 5:32 | 13:08 | 17:04 | 20:32 | 22:15 |
Mehmet Acet Adalet Bakanı hangi büyük hedefin peşinde
Prof. İbrahim S. Canbolat Dünyevî dindarlık, biçimsel akademisyenlik
Ekrem Kızıltaş İyi de cenaze namazını kim kılacak?
Prof. B.Gültekin Çetiner Memura zam en az 10+7
Yaşar İliksiz Cennet Çamuru yoğuran kent:
Serdem Coşkun Sen misin benim yeni neslim?
Feride'nin günlüğü Rabbim kıllık değil kulluk yapmayı nasip etsin!
Aynur Ayaz Önce eline, sonra diline hakim ol!
Ayşegül Yıldırım Kara Umre Notları -10 / Hz. Hacer olmak
Seçkin Çakır Kaka Geliyor