15 Mart 2009 00:30
- 2 Yorum
- 9,363 Okunma
Birbirinden farklı özelliklere ve kültüre sahip insanların, bir vahşet etrafında toplanıp kazanma hırslarına hayvanları alet etmelerini konu alan 'Köpek Adamlar', Emrah Polat'ın ilk romanı...
Hakan Göksel'in kritiği
hakan.goksel@haber7.com
Emrah Polat yazarlık serüveninin kapısını yeni aralayan isimlerden
İlk kitabı Köpek Adamlar” Pupa Yayınları’ndan Şubat 2009'da çıktı
229 sayfa olan kitabın, deyim yerinde ise henüz 'mürekkebi kurumamış'
Kendi öyküsünden anlaşıldığı kadarıyla 2000 yılında geçirdiği trajik kazası hareket kabiliyetini kısıtlamış olsa da “oturduğu yerden” de insanın bir şey üretebileceğini ortaya koymuş
Edebiyatın kapılarını aralarken referans niteliğindeki ilk eser yazar hakkında okuyucuya önemli ipuçları verir
Sürekli değişime gelişme açık olan üslup ilk kitapta kendini estetik bir hal alması için okuyucunun ellerine bırakır
Emrah Polat da ilk cesaret denemesini köpek adamlar üzerinden yapıyor... Köpek Adamlar; kitabı ilk elinize aldığınızda beklentileriniz hayvan merhameti veya sevgisi üzerine olsa da romanın konusu farklı bir yaklaşım tarzı sergiliyor
Polat’ın ilk romanını başarılı başarısız ya da doğru yanlış genellemesinden çok nerelerde kendini göstermiş nerelerde eksik anlatmış şeklinde değerlendirmenin daha gerçekçi bir yaklaşım olacağı kanaatindeyim
Kitapta birbirinden farklı hikâyelerin ya da başka bir ifadeyle farklı karakterlerin kendine has öyküleri kurgu
bağlamında başarıyla bir araya getirilmiş
Romanda geçen mekân tasvirleri ne eksik ne de fazla olarak nitelendirilebilir
Zaman konusunda da sıkıntısı olmayan romanın en belirgin özelliği yazarın kendi gerçekliğinden bağımsız kalamaması
Romanı okuduğunuzda yazarın hikâyesinin de romanda fazlaca iç içe olduğu konusunda güçlü bir zanna kapılabiliyorsunuz
Roman için bir genelleme yapmak belki fazlaca acımasız bir yaklaşım olabilir ama sözlü kültürün fazlasıyla romanda ağırlığını hissettirmesi yazarın bilinçli tercihi olsa gerek
Dil konusunda problem yaşamadan hızla okuyabileceğiniz akıcı bir üsluba sahip
Polat'ın yazdığı roman için 'araştırma' konusunun da hakkını verdiğini söylemek doğru olur
Karakterlerin yaşamında, toplumsal yargıların irdelendiği kitapta, Polat sorularla düşünmeye teşvik ediyor
Fakat zaman zaman romanda merak unsurunu yalnızca sorularla sağlayabileceği gibi bir üslup akışın tadını biraz kaçırabiliyor
Benzeri bir hataya da romanın sonlarına doğru sanki “romanın iyi olması için teşbih veya tasvirlerimi mutlaka yapmam gerekir” zannıyla yazmasından düşüyor
”
Bir başka çekici olmayan yönünü siyasi unsurların baskın öğretiler gibi sunulması ya da öyle bir imaj uyandırması
Ama belirgin ve ilk anda göze çarpan bir başarısı varsa o da karakterlerin iç dünyası ve psikolojisi ile toplumdaki statülerinin ve bunların davranış ve düşünce biçimlerinin iyi bir biçimde veriliyor olması
Belki eklenmesi gereken ve dikkat çeken bir diğer husus da karakterlerinin genelde yalnız yaşayan insanlardan oluşması
İlk romanını neden köpek dövüşleri gibi bir konu etrafında oluşturduğunu merak etmiyor da değilim
İlk romanda hiç de küçümsenmeyecek bir iş çıkaran Emrah Polat’ın yazarlık serüveninin devamının da geleceğine inanıyorum
Okumaya harcadığınız zamana değecek
Zaman zaman heyecanın arttığı; okuyucuyu taşradan, şehre farklı mekânlara taşıyan; değişik kültürlerden gelen insanların iç dünyasında konuk eden kitapta; karakterlerin ilk çocukluğundan bugüne geçirdikleri evrelere de şahit olacaksınız
Hayatın zorluklarını yaşayacak karakterlerin dün ile bugünü bir arada okuyacaksınız
Romandan bir alıntı ile yaparak sözlerimize son verelim
“Bu güç koşullara karşın, başka yerlerle karşılaştırıldığında Geyikbayırı’nda çalışanlar iyi para kazanırdı ancak ne sigorta vardı ne de aşka bir güvenceleri. Ayrıca Murat Kaçar, paraya şiddetle gereksinim duyan ailelerin çocuklarının uzun çalışma saatlerine hiç karşı çıkmadıklarını gördüğünden Kürt illerinden Antalya’ya çeşitli nedenlerle göç eden ailelerin çocuklarını çalıştırırdı.
On iki, on üç yaşında Geyikbayırı’na gelip askere gidene dek burada kalan çocukların Türkçeleri diğer çalışanlara göre haliyle tamamen bozuk olduğundan; bu çocuklar genelde mutfak, bulaşıkhane, balık bakımı gibi geri hizmetlerde çalıştırılırlardı. Murat Kaçar, Çakırlar’da kendilerine elçi denilen çağdaş köle tacirlerinden seçerek satın aldığı çocuklara her ay çalışmalarına göre bir harçlık verirdi.
Elçiler her çocuk için ailelere belli bir para veriyordu ki güç durumda olan aileler bu onursuzluğa işte bu yüzden katlanıyorlardı. Genellikle Antalya’nın yeni hal bölgesindeki tek göz gecekondularda oturan ailelerine gönderdikleri harçlıkların kesilmemesi için gayret eden Kürt çocukların çalışmalarını görenler, işin aslını bilseler; bu insanlık suçu için hıçkıra hıçkıra ağlayabilir; bir şeyden haberleri yoksa “iş ahlakına” hayran oldukları bu zavallı çocukları şaşkınlıkla izleyebilirlerdi.
Mutfakta kurdukları hiyerarşi uyarınca karınca gibi çalışan bu çocuklar o denli hızlıydılar ki; bu hıza ulaşabilmek için ne yazık ki sol ellerinin işaret ve başparmaklarının ucunu, salata malzemeleri doğrarken kese kese feda etmek zorunda kalmışlardı
“
(Kitapla ilgili teknik bilgiler ve internet üzerinden sipariş şartlarını görmek için bu linki kullanabilirsiniz)
Kaynak: Haber 7