Küçük boyutlu 'mouse'ta felç riskiKüçük boyutlu 'mouse'ta felç riski46 bin cep telefonu toplatılacak46 bin cep telefonu toplatılacak2 milyon kişiye KEY müjdesi!2 milyon kişiye KEY müjdesi!Cumhurbaşkanı Gül'e dev fil sürprizi - VideoCumhurbaşkanı Gül'e dev fil sürprizi - Video
Manşeti Göster
Başbuğ'da niyet ölçen alet mi var? Başbuğ'da niyet ölçen alet mi var?
16 Nisan 2009 11:28
Prof. Nevzat TARHAN
117 yorum
12,982 okunma
A A A A A A
Bu haberi yazdır
E-posta ile paylaş Facebook da paylaş Google da paylaş Twitter da paylaş MySpace de paylaş Digg de paylaş Del.icio.us da paylaş
Favorilerine Ekle

Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ'un değerlendirme toplantısında alışılmışın dışında konulara değinmesini Haber 7 yazarı Nevzat Tarhan değerlendirdi

İLKER BAŞBUĞ NE DEMEK İSTEDİ, SAMİMİ Mİ?

“Yanlışın başarısı için gerekli olan en önemli şey doğruyu savunanların hiçbir şey yapmamasıdır.” Bu güzel sözle yazıma başlamak istedim çünkü hala basireti bağlanmışlık, ferasetsizlik ve uyutulmuşluk, bir kaç güzel sözle tava gelme devam ettirilmek isteniyor.

Asker düşmanlığı nedir?
Şunu unutmayalım; içinde öneri olan eleştiriler faydalıdır, evindeki akrepten söz edeni düşman görmen önyargılı olduğunu gösterir. O halde asker yanlış yaptığında eleştirenler bu şekilde eleştiriyorlarsa düşmanlıktan değil dostluktan eleştiriyorlar demektir.

Eleştiriye kapalı bütün sistemler çökmüştür. Modern yönetimler dış denetçilere kendilerini açıp rapor isterler. Mükemmeliyet anlayışı bunu gerektirirken kendini eleştirilemez görenler tarihin çöplüğünde kaybolurlar.

Genelkurmay Başkanımız Orgeneral İlker Başbuğ alışılmışın dışında ve iki saat süren 55 sayfalık bir konuşma yaptı. Bu konuşma normal sistemlerde bir komutanın kendi personeline yapacağı bir konuşmadır ve sivil topluma karşı yapılması halen normalleşmenin gerçekleşmediğinin göstergesidir.

İlginç noktaları şunlar...
Birincisi önümüzdeki hafta güncel konularla ilgili soru almak üzere ikinci bir toplantı yapacağını söyledi. Bu yaklaşım kamuoyunu ciddiye alması gerektiğini farketme işaretidir. İyi olmuştur geri dönüşlere göre daha tartışmalı konulara girecektir, kurmay zekasının inceliğini görüyoruz.

İkincisi yeni şeyler söyleme ihtiyacı hissedildi çünkü toplum artık ‘sürü’ değilmiş, farkına varıldığı anlaşılıyor. İlk defa bir GNK Başkanı milletin vergileri ile var olduklarını açıkca ifade etti.

Aşırı entellektüalizasyon vardı
Üçüncüsü üslup değişti bilimsel terminoloji kullanıldı ve buyurgan yaklaşım azaldı. Satır aralarına suçlayıcı yargılayıcı, buyurgan ve tehdit edici uslup var ama önceki yaklaşımlara parmak sallayarak yapılan konuşmalara göre önemli olgunluk fark ediliyor.

Ancak aşırı entellektüalizasyonda sağlıklı bir durum değildir. Bazı kaygı ve korkularını kontrol edemeyen kişiler aşırı mantıksal ve entellektüel yorumlar yaparak, bilgili olduklarını savunarak rahatlamaya çalışırlar. Doktora tezi savunması gibi bir konuşma o makam için fazla idi.

Konuşma uslup açısından bilimsel iken esas açısından bilimsel değildi. Çünkü din, kültürel kimlik, yaşam biçimi gibi her konuya sadece siyasi anlamlar yüklenerek bakılmıştır. Siyasetle yatıp siyasetle kalkan algı ve alışkanlık sürüyor.

Dördüncüsü savunma çabası anlama çabasının çok önüne çıkmış. Topluma yaklaşımı eşitlerin ilişkisinden çok didaktik öğretici aydınlatıcı başöğretmen görünümünde sadece üslüp yumuşamış. Yine sivilleri asteğmen gören yaklaşım var. Sadece parmak sallanmıyor.

 “Askerin söz hakkı askeri konularla sınırlı olmalıdır” ilkesi çiğnendi.
Beşincisi ‘Askerlik yaşam biçimidir’ sabitesinden hareket ediliyor. Bu görüş kabul edildiğinde ordunun cemaatten farkı kalmaz. Kılık kıyafet, sakal, eğlence kültürü ancak çağdaş görünümlü olan veya cağdaş olmayan tarikatlarda ortak değer olarak yaşar. Böyle düşünen ordu gücü silahlı tarikat olur.

Askerlik meslektir yaşam biçimi değildir. Hem askerliğin icrası esnasında hemde sivil yaşamda ve evde hep aynı rolde kalınırsa diğer biçimde yaşayanlara tahakküme başlanılır. “Benim yaşam tarzım en iyi” deniliyorsa totaliter ve otoriter olmak zorunda kalınılır ve tek tip insan istenir.

Özgürlükçü olmayan, tek parti döneminin laikliği savunuluyor.
Altıncısı ‘Laikliğin tanımına ihtiyaç yoktur’sabitesinden hareket ediliyor. Anayasanın 24’ncü maddesini tartışmaya kapatma çabası dikkat çekiyor. Dini konulardaki kuşkucu ve paranoid yaklaşım devam ediyor.(Not: Buradaki paranoid terimi klinik bir tanım değildir.)

Yedincisi “Dinin kendisinden rahatsız değiliz ama kötüye kullanımından rahatsızız” mesajı verilmeye çalışılıyor. Televizyona karşı olanların “Biz televizyona karşı değiliz ama kötüye kullanımından rahatsızız” diyerek TV’yi yasaklamaları nasıl bir suudi paranoyası ise dini yaşanmasına aynı gerekçe ile karşı olmak aynı şeydir.

Sayın Başbuğ’un elinde niyet ölçen bir alet mi var ki  dinin kötüye kullanılıp kullanılmadığını anlayabiliyor. Bir konuda samimiyeti anlamak için uygulamalara bakmak gerekiyor. Modern hukuk niyete bakmaz eyleme bakar.

Devlet, dini siyasete alet eden varsa yakasına yapışır siyasi talebi olmayan, kanun ve kurallara uyan, vergisini veren dindar bir insanı düşman görmek ya acizliktir yahutta paranaoid bir algıdır.

Dindar bir kadının asker oğlunu ziyarete kışlaya alma, alkole gösterdiğin özgürlüğü başörtüsüne gösterme sonra da biz mütedeyyin insandan rahatsız değiliz de. Hiç inandırıcı değil. Ya samimiyetsizlik ya da islamofobi var.

Sekizincisi, “Din, din duygusu ve dince kutsal sayılan şeylerin şahsi ve ticari çıkarına alet edenlere karşıyız” sözü Tek Parti Cumhuriyeti döneminden kalan TCK’nın 163’ncü maddesini hatırlatıyor. Anayasa da 163’ncü maddenin uzantısı olan 24’ncü maddeye göre sayın Başbuğ ordumuza ‘Peygamber ocağı’ derken dini kendi çıkarına ve amacına alet etmiş olmuyor mu? Bu mantığa göre askeri ölüme göndermek için şehitlikten söz etmek de dini siyasete ve kendi amacına alet etmektir. Bir zamanlar Allaha ısmarladık demeyi dini siyasete alet edilmesi olarak gören İsmet İnönü anlayışının devam ettiğini görüyoruz.

Bugün bir personelinin serbestçe dua etme ve ibadet etme hakkının olmadığı Türk Silahlı Kuvvetlerinde dini konularda objektif yorum beklenemez. Din sadece inanç değildir amel kısmıda vardır kimseye zarar vermeden ibadeti yapanı dışlayan sistem çağdışıdır. Silahlı kuvvetlerin içinde isimsiz bir anket yapalım gerçekler ortaya çıksın.

Terörist insan da dindar gazeteci insan değil mi?
Dokuzuncusu, Muhsin Yazıcıoğlu olayında DHA muhabiri akredite ve askeri helikoptere alınıyor. CHA muhabiri Samanyolu grubundan olduğu için dağda donmaya terk edilircesine merhametsizce helikoptere alınmıyor. Teröriste bile olsa yapılmayacak seviyesizlik. Bu uygulama GKB’nının insani söylemlerinin havada kaldığını gösteriyor.

Dini cemaatler sivil toplum örgütü olamaz mı?
Onuncusu, Max Weber, Huntington gibi batılı düşünürlere vurgu yapıldı. Weber “Kapitalizm protestan cemaatinin ahlakı sayesinde gelişmiştir” diyordu. Huntington ise batı kültürünü üstün kültür olarak kabul eder ve Cumhuriyetimizin kültür politikalarının başarısız olduğunu ifade eder. Askerlere özerklik verilmesine şiddetle karşı çıkar.

Batılı düşünürlere gösterilen hoşgörü dünyada kabul görmüş Türk ve müslüman düşünürlere gösterilmiyor. Bir defa İbn-i Haldun’un ismi geçmedi.

Osmanlıda ticaretin ahlakını oluşturan Ahi teşkilatı sivil toplum örgütü gibi çalışan tarikatlerden oluşuyordu. Toplumda ahlak hocası gibi çalışan hayır peşinde koşan kişileri düşman ve tehlike görmek sağlıklı bir durum değildir.

Ergenekon burjuvazisi ve sivil toplum örgütü gibi çalışan misyoner destekli çağdaş yaşamcılara tanıdığın özgürlüğü dini cemaatlere tanıma, bu bir çifte standarttır.

Sonuç olarak...
Türkiye halkı diyerek Kürt kökenli vatandaşlara zeytin dalı uzatıldı.
Konuşmada 36 kez demokrasi vurgusu yapılarak liberal aydınlara da zeytin dalı uzatıldı.

Ancak Müslüman kelimesi hiç kullanılmadı. Dini cemaatler tehdit unsuru olarak sunuldu. Dini duyarlılığı olan kitlelerin aldığı gazeteler akredite dışı bırakıldı, neredeyse helikopterden atılacaklardı.

Ya islamofobi devam ediyor ya yeni bir halkla ilişkiler ve imaj stratejisi izleniyor. Yahut ta psikolojik savaş yöntemi olarak muhalifleri bölüp harekat alanı genişletilmeye çalışılıyor. Zaman gösterecek.

Gerçekler her zaman doğru olmuyor.

Nevzat Tarhan - HABER 7
ntarhan@gmail.com

Anahtar Kelimeler

16 Nisan 2009 11:28
Prof. Nevzat TARHAN
117 yorum
12,982 okunma
Bu haberi yazdır
E-posta ile paylaş Facebook da paylaş Google da paylaş Twitter da paylaş MySpace de paylaş Digg de paylaş Del.icio.us da paylaş
Favorilerine Ekle
Yorum yapın
doğrularımız 2009-04-20 10:40:42

Doğrular herkes tarafından kabul görmezse sonuç bu olur, vatan sağolsun, ben sağolursam vatan benim için sağolacak, vatanım diye hissetmezsem ister sağ olsun ister sol, allahtan erkek çocuğum yok çünkü ben öyle bir durumda vatan sağolsun demem, hem vergimi hem evladımı vereceğim ,hemde bunlar tebaa mantığı ile baktıracağım,halk bilinçlendikçe herkes boyunun ölçüsünü bilecek hocam, iyi çalışmalar

emin
SON CÜMLEDE YAZI ÖZETLENMELİYDİ.. 2009-04-20 10:00:53

Tahrif edilmiş Hristiyanlığın kabul edilemez taasubu ve tahakkümüne karşı batıda yapılmış "Aydınlanma" hareketini, %98'i Müslüman olan ülkemizdeki tahrif olmamış Müslümanlığa karşı da körükürüne kötü bir batı taklitçiliğiyle bir asırdır uygulama peşinde olmanın son örneğine, daha açık, net bir cümleyle yazıyı bitirerek cevap verilmeliydi. Yazının ve hitabenin son cümlesi, yazının özeti ve en kuvvetli mesajı olması gerekirken, yazarınki niye en anlamsız cümlesi olmuş; hayret uyandırıyor.

Necati DOĞRUSÖZ
Beyin fırtınası koparan bir yazı olmuş resmen. 2009-04-20 09:57:38

evet filmi daha yeni başlıyor demek oluyor bu yazı,biz bu filmin figüranı değil başrol oyuncusu olacağız Sayın Başbuğ merak etmeyin,kurtuluş savaşında başörtülü analar savaştı cephede

mustafa yaman
evet 2009-04-20 07:52:47

sayın hocam değerlendirmeniz çok doğru tespitlerle dolu,çok teşekkür ederim. benim yeğenim lise mezunu olup uzman jandarma sınavları için başvuru yapmıştı.başvuruyu yaptığı yedeki görevli subay oğlum ben karşı değilim ama annenin bu fotoğrafı ile sınava almazlar demiş ve bir fotoğrafçıda fotoşop yapıldı ve sınava girdi.neyse sınavı kazanamdı bir yıl sonra askere gitti.askere giderken kimse senin annen örtülümü diye sormadı.neyse yengem yemin töreni için gitti ve yemin törenini başörtüsü ile izleyebildi.

TİMUR YEDİYILDIZ
yazilarinizi cogunlukla okuyorum 2009-04-19 22:43:46

ve cok mantikli buluyorum yazmaya devam edin

Misafir misafir
Son İki yazınız Çerçeveletilecek Yazılar 2009-04-19 16:02:27

Son iki yazınız ikisi de aynı konuda tam çerçeveletilecek yazılar... Hem bir bilim adamı gözü ile hem içeriden eski bir Asker olarak mükemmel analizler... Maalesef SAYLAN üzerinden bir kamuflaj harekatı başlatıp ÖRT-BAS VE PSİKOLOJİK HAREKATA DÖNÜŞTÜRÜLEREK AMSUME-AZİZE MODUNDA rgenekon iddanamesini hazırlayanlara ZALİMLER-VİCDANSIZLAR-MERHAMETSİZLER modunda karşı saldırı başlattılar. BAŞBUĞ bir kurmay göndererek Saylana mesaj verdi..BAŞBUĞ bu davada taraf mı tarafsız mı? Bunun açığa çıkması lazım.

Yusuf ALper
tebrikler hocam . 2009-04-19 12:11:01

aklına, yüreğine, bileğine, dimağına, sağlık. kelimesi kelimesine katılıyorum size....

abidin dursun
çok doğru 2009-04-19 06:01:20

çok doğru aynen katılıyorum. şundan dolayı; halen devlet memurlarına emniyet tarafından sunulan çevreye uyum semineri adı altındaki kursta -sanırım 28 şubat zamanından kalma- islami terör örgütleri başlığı altında 'süleymancılar, fethullahçılar, nakşibendiciler, nurcular vs..' geçiyor, ne kadar ilginç değilmi!...

guner nefer
Camiye ayakkabı ile girme benzetmesi 2009-04-19 03:42:29

Teşbihte hata olmaz denir ancak teşbih yapılırken de bazı kıstaslara dikkat edilir. İnsan için olan her ortamın kuralları halk tarafından belirlenir. Zaten halk tarafından belirlenmiyor ise, o yer halka hizmet etmiyor demektir. Camiye ayakkabı ile girme halk tarafından benimsenmiş ve kabul görmüş bir ritüeldir. Ancak TSK'nın uyguları halk tarafından kabul görmek şöyle dursun, halkın tüm örf, anane ve kültürü ile taban tabana zıttır. Dolayısı ile verdiğiniz örnek çarpıtma amaçlı kel alakadır sayın yorumcu.

Mirza Budarnayev
bana öyle geliyorki 2009-04-18 23:31:49

mahalleye acemi bir ramazan davulcusu gelmiş nasrettin hocaya sormuşlar bu nedir, ne olacak? demişki sabredin bakalım çala çala bir havaya benzer bu işte ona benziyor gibi geliyor bana bugün başbuğun her söylediği doğru olmayabilir fakat doğru yola girdiğimizi zannediyorum

tayyar
cemaat karşıya siz yanıma gelin 2009-04-18 22:09:22

olay bu!..güçlü olarak görülen bir cemaaata karşı siz bizim tarafa geçin beraber olalım deniyor..o cemaati ''halk'' değil,''hak'' destekliyor firavun gibi ne yapılsa boşuna..Allah(c.c) yani Allah taraftarlarının yardımcısıdır... bu her cemaat içinde geçerlidr.

Aziz Tekin
KATILMADIĞIM İKİ CÜMLE.. 2009-04-18 16:01:13

Yazarın diğer tüm söylediklerine katılmakla beraber; Suudi Arabistan'da "suudi paranoyası" dediği TV yasağının bulunduğunun yanlış bir istihbaratı olduğunu zannediyorum. Suudi Arabistan, TV'nin kötüye kullanılmasından rahatsız ise, bunu önleyici tedbiri kolayca alabilir. Yazısının son cümlesi olan: "Gerçekler her zaman doğru değildir" cümlesi de tezatlı değil mi? Gerçek niye doğru olmasın?

Necati DOĞRUSÖZ
demokrasi 2009-04-18 14:08:10

evet sayın yazarım dediklerinize aynen katılıyorum.Demokrasi insanların açıkca fikirlerini söyleyip zıt ve farklı düşüncelerde olsa tahammülsüz olmadan dinlemek ve doğru olanları alıp doğrular üzerinde hayat düsturu yapmak ve bi zatihi güzellikleri dost ve düşman dahi olsa takdir edilme konumuna getirmek.Medeniyetler doğrularda ve saygıda birleştiği takdirde uzun yıllar yaşamışlar dünyaya hükmetmişler.Bizlerde doğrularda birleşmenin eski tek tip insan zihniyetinden kurtulmamız lazım. saygılar

metin soylu
Tamamı ile immature bir neo İttihatçı'dan dinlenebilecek bir konuşma idi. 2009-04-18 12:00:39

GKB'nın konuşması asker üniforması giymiş ortaokul çocuğunun sözümona akademik göndermeler ile yaptığı çorbadan başka bir şey olmamıştır.Halk ile arasına kafası karışmış , ne demek istediğini anlatamadığı ,ne dediği itibarı ile değilde nasıl tutum sergilediği ile bir anlam çıkarıp halka alatacak aydınları koydu.Yine halka yabancı yani.Bu ülkenin kaderi bu malesef ortadoğu zihniyetinin (BAAS'cı = İttihatçı) medaarı iftiharları hala ülkenin güzide yerlerini tutuyor ve gelişmeye,modernleşmeye hasmane bakıyorlr

Teomete Hansarayli
Türk milleti hakiki bir aydın görsün. 2009-04-17 21:10:34

Prof,Nevzat Tarhan kendiside Tsk,içinden çıkmış değerli bir bilim adamı hakiki bir demokrat yazardır keşke bütün aydın diye bizlere lanse edilen kişilerde onun kadar insan haklarına saygılı demokrat olsa keşke bu ülkede nevzat hoca gibileri sayısı artsa ama bazı demokrasi özürlülere prof,diye z.beyaz,y,n,öztürk yalçın küçük vb,leri çok bile prof,unu söyle kim olduğunu söyliyeyim mantığı.

isa ertuğrul
sayın başbuğum 2009-04-17 17:44:25

sizi seviyor ve takdir ediyorum konuşmanız muteşemdi. yalnız birkaç önerim var. bukahraman ordumuzu allah kıyamete kadar başımızdan eksik etmesin. allah daim muzaffer etsin. amin. yalnız bu ordumuzun içinde .sayıları 3.5 de olsa kitapsız komutanlar var bunlar kurana çağ dışı diyo.ve kahraman vatansever atatürkümüzü bize. işte bu sizin allahınızdır diye dayatıyo. atatürk allah değil kendiside zaten böyle bir şeyi kabul etmez.onun için atatürkümüze allah diye dayatanları ordudan atın saygılarımla arz eder

KADİRUZUNKÖK
nevzat ordu düşmanı görmek istiyorsan aynaya bakman yeterli 2009-04-17 16:47:16

Ordu düşmanlığı böyle birşey olsa gerek. Bu kişinin orduya düşmanlığı bence tez konusu olarak bir öğrenciye verilip araştırılmalı. Ondan sonra bu sonuçtan yola çıkarak bir genelleme yapabiliriz diye düşünüyorum.

erhan diker
Doğru tespitler! 2009-04-17 16:38:17

Sayın Tarhan yazısında gerçekten çok önemli noktalara parmak basıyor. Genelkurmayda yıllardan beri kadrolaşan demokrasi karşıtı zihniyet yine varlığını devam ettiriyor. GKB'nın söylediklerinin samimi sözler olmadığını icraatları ispat ediyor. Dine karşı değiliz ama bir askerin annesi başı kapalı olduğu için kışladan dışarı çıkarılması öncelikle kendisinin samimi olmadığının işareti. Yıllardan beri uygulanan keyfi ve ideolojik uygulamalar bu ülkenin öz evlatlarını bezdirdi. Saygılar...

David Smith
Akredite olduk ama tekrar edelim bari. 2009-04-17 15:23:17

Yazı hakkındaki yorumum bana şöyle bir olayı çağrıştırdı. 43-47 yaşlarında bir bayana 20-23 yaşlarında bir deikanlı, "teyzeciğim müsade edermisin" der. Bayan döner ve "ne demek teyze, teyzen gibimi gözüküyorum" der." özür dilerim ablacığım", "Ne ablası be ben senin ablanmıyım?" yine olmadı "Kusura bakmayın hanımefendi" ve kızılca kıyamet."Terbiyesiz, sen bana ne demek istiyorsun,imdat taciz var" Ve bu delikanlı linçden zor kurtulur yada fena halde dayak yer.

Göktuğ HİLAL
Daha ne olsun arkadaş. 2009-04-17 15:18:02

TSK'nın eksikleri yok mu? VAR.TSK'nın eksiklerini sayıp dökmekle bitiremeyenlerin eksikleri Yok mu? O da VAR. Şimdi burada kiminki fazla kimin ki az demek, ve sonrada işi "sende kim oluyorsun varlığını bana borçlusun,yada benim gözüm seninkinden güzel" kavgasına dökmek her iki taraf içinde facia. Ama şunu unutmamak gerekiyor. TSK bir KURUMDUR. Ve her kurumun kendine has özellikleri kuralları vardır.Hiç Camiye ayakkabı ile giren var mı?

Göktuğ HİLAL
Tüm Yorumları Görmek için tıklayın
Döviz 1,5130
1,5200
2,0790
2,0810
52,2783
52,3369
50623,28
49965,34
Döviz
Diğer Haberler
En Çok...
Haber 7 Yazarları
Alıntı Yazarlar
Uzaklardan Mektuplar
Röportaj
OKUR TEMSİLCİSİ
Namaz Vakitleri
İmsak05:32
Güneş07:00
Öğlen12:25
İkindi15:10
Akşam17:39
Yatsı19:00
Hava Durumu