Bir hafta önce böyle yazmıştım sizlere…
http://www.haber7.com/haber/20090529/Her-yeri-vatan-belleme-yaklasimi.php
Türkçe Olimpiyatlarına davet mektubunu bir ay kadar önce aldığımda, sevinçten kanatlanmıştım, ve uçarken vatana üç adet çiceği de beraberimde getirmiştim. Geçen yazıda bahsettiğim elimdeki çicekler bunlardı işte…: ABD’nin Cleveland şehrinden Christopher Gonzales, Columbus’tan ise Andrew Glass ve Derik Salter idi.
Bir hafta önce ulaştık bu can vatana. Türkçe Olimpiyatı organizatörleri, büyük bir nezaket ve profesyonellikle, dünyanın dört bir yanından gelmiş bin kisiyi aşkın bu büyük grubu, havaalanından Kızılcahamam Asya tesislerine sağ salim ulaştırdılar.
Hani hatırlarsınız sizinle paylaştığım BOYACI hikayesini… http://www.haber7.com/haber/20090326/Baharla-dirilenler.php
İşte öylesi hatta daha ötesi bir manzara ile karsılaştım, dilim lal oldu. Hüzün ve mutluluk bir oldu, aktı gözümden… Her biri kendi ülkelerine ait rengarenk kıyafetleri ile göz kamaştıran bir ışık tufanını andırıyorlardı. Hafif hafif esen rüzgarlar ile dalga dalga köpüren bu renk ve ışık tufanı beni mest eyledi.
Gözlerinde ışık, ellerinde dostluk, yüzlerinde gülümseme, dillerinde Türkçe vardı; sevgili dili Türkçe.
115 ülkeden, 700’u aşkın öğrenci, yüzlerce öğretmen, organizatörler ve gönüllülerle birlikte bini aşkın Türkçe sevdalısı bir arada idi.
Evet, gecesi gündüzüne karışan günler ve bir solukta geçen koca bir hafta. Aylarca hikayesini yazsak bitmeyecek kadar büyük bir destan bu.
Elemelerden sınavlara, televizyonlardan radyolara, finallerden ödül törenlerine koşuşturan bu cennet yürekli çocuklarla beraber olmak, tek yürek olmak, aynı dili, aynı gönlü paylaşmak; o kadar muazzam, o kadar eşsiz bir duygu ki, tasviri-tarifi ne mümkün!
AĞLAYAN VE AĞLATAN AMERİKALILAR
Neredeyse bütün dünya ülkerinden gelen bu gençler, neler yapmadi ki bu bir haftalık zamanda:
ABD takımına bir göz atalım beraberce…
Birlikte geldiğimiz gençlerden başlayayım; Andrew, “Gel gör beni aşk neyledi” isimli Yunus’umuzun şiiiriyle gönülleri fethetti. Gümüş madalya aldı.
Derik, “Haydi dön” şarkısı ile finallere cıktı, bir altın ve bir gümüş aldı. Amerika adına bir ilki gerçekleştirdi. Daha bir yıl Türkçe dersi almış olmasına rağmen, en zor dallardan biri olan konuşma kategorisinde Christopher mansiyon ve para ödülü kazandı.
Newyork’tan katılan Boşnak kökenli Amina Mekiç, “Barış” şarkısı ile finalist oldu. Genel sıralamada olmasa da, grubunda altın madalya aldı. Bu da Amerika için bir ilkti.
5. sınıf öğrencisi Arianna Boren, hiç Türkçe dersi almamasına rağmen, teneffüslere çıkmayıp, Türkçe öğrenmiş minik masum bir öğrenci. Arizona Tuscan’dan katılan bu çiçeğimiz de “Annem” şarkısı ile herkesi duygulandırdı. Teksas’lı ilk okul öğrencisi Benjamin Vega, “Sokak Çocuğu” isimli şiirle, dinleyenleri aglattı. Yine Teksas’tan Junelyngail Gamad, “Bayrak” isimli şiirini, hemen hepimizden daha büyük bir hisle, yaşayarak okudu… Hepimizi şaşırttı.. Hele Teksasli Emmanuel ve ekibinin Ankara Misket oyunu, başta
Şiir, şarkı, sunum, konuşma ve folklor gibi daha bir çok dalda isimlerini tek tek sayamayacağım o kadar çok öğrenci var ki...
KAPİTALİST ÜLKENİN AĞLAYABİLEN ÇOCUKLARI
Özellikle bunları ABD’li cocuklardan dinlemek muhteşem bir olay. En çok ta bu şarkı ve şiirleri söylerken ne dediklerini bilerek okumaları, her şeyin maddiyat olduğu ABD’de yetişmis bu cocukların hislenmeleri, ağlamaları ve ağlatmaları sizce de ilginç, sizce de inanılmaz değil mi?
Peki bu inanılması güç olayı sadece ABD’de değil, 115 ülkede başaran, bu gencecik öğretmenlerin sırrı neydi?
Nasıl oluyor da yarının, Türkiye ve Türkçe sevdalısı olacağından süphe duyulmayan bu öğrencilere, bu dil bu kadar sevdirilerek öğretilebiliyor?
Bu soruların cevabını, Ankara Altınpark’ta iki gün boyunca yüz binlerce insanın ülkeler standını ziyareti sırasında yasadığım bir hikaye ile özetleyeyim.
ALLAH AŞKINA!
O mahşeri kalabalık içinde, bir programı sunarken verdiğim kısa bir ara sırasında, vatandaşlarımızdan biri yanıma geldi ve dedi ki; “Allah aşkına, neden yapılıyor bu kadar masraf, neden harcanıyor bu kadar emek, ALLAH AŞKINA GERÇEKTEN NİYE YAPIYORSUNUZ BUNLARI?”
Hemen dilimin ucuna bir cevap geliverdi. Dedim ki; cevabım, sizin sorunuzun içinde saklı: ALLAH AŞKINA…
Tüm bu gayretler, emekler, terlemeler, koşuşturmalar, gözyaşları…hepsi ancak ve ancak aşk için ve aşkla olabilirdi…ve bunu Anadolu erenleri; Mevlana gönülleri, Yunusça deyişleri, sahabice yaşayışları ile, tüm dünyaya bir kere daha gösterdi, göstermeye de devam ediyor…
Ey Türkçe’ye kara sevdalı kahramanlar; bu fedakar hocaları yetiştiren büyük insanlar, destan yazan eli öpülesi hocalar, gönüllerimizde çiçek çiçek açan cennet gönüllü ögrenciler…
Yolunuz, bahtiniz acik olsun…
M. Cebrail Altındağ / ABD
yazarimizamektup@gmail.com






































Ünal TANIK
Mehmet ACET
Prof. Nevzat TARHAN
Prof. Osman ÖZSOY
Yaşar İLİKSİZ
Mehmet Ali BULUT
Ayhan KISKAÇ
Resul KURT
Mehtap KAYAOĞLU
Feride'nin Günlüğü
Salih ÖZDERYA
Faruk BAKAÇ
Ahmet GEMİCİ









Ahmet KEKEÇ
Zülfü Livaneli
Nuh GÖNÜLTAŞ
Ekrem DUMANLI
Sami KOHEN
Şeref OĞUZ
Atılgan BAYAR
İsmet Berkan
Abdullah Muradoğlu
Ayşenur KAHVECİ
Engin SEZEN
Mahir ZEYNALOV
Ahmet ÖZGÜNDOĞAN
Ahmet İNCE
Zehra YAVUZ