Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı seçildiğinde futbol ve iş dünyasının yakından tanıdığı bir isimdi Hasan Doğan... Uzlaştırıcı kimliği ile birkaç ay içinde futbol camiasında her kesimden takdir toplayan kararlara imza atan Doğan’ı, herkesin tanıması ise Avrupa Futbol Şampiyonası ile oldu. Bu heyecan dolu maçlarda tüm Türkiye, Efsane Başkan Doğan’ın bulunduğu görev için sadece enerjisini ve birikimini değil, yüreğini de ortaya koyduğuna tanık oldu. Atılan gollerin sevincini, onu, stresli günlerinde bir an bile yalnız bırakmayan eşiyle paylaşan Doğan, bu görüntüleriyle hafızalara kazındı.
52 yaşındaydı, bilinen bir sağlık sorunu yoktu, henüz 143 gündür o koltuktaydı ve Türk futboluna çok önemli katkılar sağlayacaktı. Vefat haberi tüm Türkiye’ye büyük bir şok yaşattı. Sevenleri, mesai arkadaşları, dostları, Doğan’ı tanıyan tanımayan herkes bu ani vefat karşısında gözyaşı döktü. Ailesi ise bu tarifsiz acıyı kendi içinde yaşayıp suskunluğunu korudu. Hasan Doğan’ı kaybedeli yarın tam bir yıl oluyor. Doğan Ailesi ile onsuz geçen bir yılı konuştuk. İşte o sohbete ilişkin notlar... 5 Temmuz onlar için sıradan bir gün gibi başlamıştı. Aysel Doğan, Bodrum’da eşi Hasan Bey’le şampiyonanın yorgunluğunu atıyordu. Oğulları Selim Amerika’da, kızları Zeynep ise İstanbul’daydı. ‘Sabah birlikte kahvaltı yaptık. Biz arkadaşlarla başka bir yere gittik. Onlar Fatih Hoca’yla sohbet etti. Yemekte tekrar bir araya geldik. 30 kişiydik. Güldük, konuştuk, muhabbet ettik. Biz otele geldik. Arkamızdan da onlar gelecekti.’
Aysel Doğan, günün o kısmını böyle anlatıyor. Sonrasını kelimelere dökmek ise çok daha güç oluyor: ‘Düştüğünde yanında değildim, beş dakika sonra onu yerde yatarken gördüm. Çok çaba gösterdiler ama bazı şeyler tabii ki hissediliyor. Olan bitene engel olamayacağınızı tahmin ediyorsunuz. Onu daha yerde gördüğüm an bir şeylerin bittiğini anladım.’
Kızı da oğlu da acı haberi bir arkadaşlarından almış. Zeynep Doğan o anı şöyle anlatıyor: ‘İstanbul’da bir arkadaşımın evindeydim. Onu aradılar ve arkadaşımın yüzünde korkunç bir ifade gördüm. Bir şey olduğunu anladım. ‘Baban’ dedi, ‘Kalp krizi mi geçirmiş?’ dedim. Belki de çok stresli bir iş hayatı olduğu için bundan hep korkuyordum. Hatta bu yüzden geçen yıl check-up yaptırdık babama. Bir şey çıkmadı ama bilinçaltımda korku devam ediyormuş.
KORKUNÇ BİR ATEŞ DÜŞÜYOR
Hemen televizyonu açtım. Vefat ettiği söyleniyordu, inanmadım. Aklımdan şu geçiyordu: ‘Çevresinde bir sürü insan var. Mutlaka kurtarılır.’ Hemen havaalanına gittik. İçinize korkunç bir ateş düşüyor o an. Aklıma önce annem ve abim geldi. Uzakta olmak daha da zorlaştırdı bizim için.’
Binlerce kilometre uzakta acı haberi alan Selim Doğan ise Türkiye’ye dönmesinin iki gün aldığını, bu süre zarfında annesi ve kardeşi için kendisini toparlamayı bir ölçüde başardığını söylüyor: ‘Haberi aldıktan sonra sanırım vefatını kabullendiğim an onun için artık yapabileceğim tek şeyin dua etmek olduğunu hissettiğim andı. İstanbul’da olsam belki tepkilerimi kontrol etmekte zorlanırdım.’
KEŞKELERİN ANLAMI YOK
Zeynep Doğan babasının kalp krizi geçirmesine neden olan sürecin sorgulanmasını anlamsız bir çaba olarak görüyor: ‘Sıcakta ağır yemek yedi. Ardından saunaya girdi. Bu nedenle kalp krizi geçirdi diyorlar. Bunlara girmeye başlarsak çıkamayız ki işin içinden. Keşke daha stressiz bir iş hayatı olsaydı, keşke federasyon başkanı olmasaydı, keşke o maçlara gitmeseydi de denilebilir. Bu ‘keşke’lerin bir anlamı yok, o yanımızda olmadıktan sonra. Düşünmek istemiyoruz bunları.’
Babalarının yoğun iş hayatı nedeniyle evde sürekli bulunamadığını da söyleyen Zeynep Doğan ‘O yüzden bizim için uzunca bir seyahate çıkmış gibiydi. Hep gelecekmiş gibi hissettik. Hatta abimi babama çok benzetirler. Sesi de gerçekten çok benzer. Odamda yatarken onun sesini duyup ‘Babam geldi’ diye düşündüğüm çok oldu.’
Onun bilmediğim yönlerini keşfetmeye çalışıyorum
Kızının ‘Acım ya hafiflerse’ korkusu
‘Babamın ani vefatından sonra ortaya çıkan sevgi seli, cenaze ve hemen sonrasındaki süreçle sınırlı kalmadı. Hala tanıştığımız, karşılaştığımız insanlar aynı sıcaklıkla yaklaşıyor’ diyor Zeynep Doğan. Kendisini teselli etmek için neler yaptığını ise şu sözlerle anlatıyor: ‘Babamın tanıdıklarına gidip onu anlatmalarını istiyorum. Hiç bilmediğim bir yönünü ya da bir anısını öğreniyorum. Sürekli yeni şeyler öğrenirsem içimde taze kalıyormuş gibi. Çünkü benim en korktuğum şey ‘Ya bir gün hatıralar çok geride kalırsa...’ Acımın hafiflemesinden de korkuyorum.’
Babalar Günü’nde İstanbul’da duramadık adeta kaçıp gittik
Oğlundan yıldız futbolcu benzetmesi
Babalarını sık sık rüyalarında gördüklerini anlatan Selim Doğan, onunla olan ilişkilerini ise şöyle anlatıyor: ‘Zeynep’in babamla olan ilişkisi çok daha farklıydı. Örnek bir baba-kız ilişkisiydi. Zeynep’e el-bebek gül-bebek, bana erkek olduğum için kendi işini kendin halledeceksin, zorlukları göreceksin tarzında yaklaşırdı. Bu esnada arkadaşça yaklaşmayı da ihmal etmezdi.’ O olmadan geçen ilk Babalar Günü’nde ise aile, acılarını deşmemek için İstanbul’dan uzaklaşmış: ‘Şöyle bir taktik uyguladık. İstanbul’dan kaçıp, Babalar Günü’yle ilgili hiçbir şey duymayacağımız bir yere gittik. Hatta televizyonu bile açmadık. O günü Babalar Günü olduğunu düşünmeden geçirdik.’ Selim Doğan ise babasının vefatıyla ilgili kendisini en çok etkileyen benzetmeyi aklından çıkarmadığını anlatıyor: ‘Teknik adamlar iyi oynayan oyuncularını alkışlanmaları için maç bitmeden birkaç dakika önce oyundan alır ve bütün stat onu ayakta alkışlar. Babamın hayattan ayrılışını da buna benzeten bir yakınımız olmuştu. Allah babamı yanımızdan erken bir zamanda aldı ama bütün Türkiye onu alkışladı ve takdir etti.’
Hasan Doğan belgeseli yarın 19.30’da 24’te
Türkiye Futbol Federasyonu’nun efsane başkanı Hasan Doğan, vefatının birinci yılında özel bir belgeselle 24 ekranlarına gelecek.
24’ten yapılan açıklamada Hasan Doğan’ın Türk Milli Takımı gol attığında sevincini ilk önce eşine bütün içtenliğiyle sarılarak paylaştığı görüntüye vurgu yapıldı.
Yapımcılığını Yaşar Taşkın Koç’un, yönetmenliğini Ece Güneş’in yaptığı Hasan Doğan belgeseli yarın 19.30’da 24 ekranlarında yayınlanacak
(Star)































Ünal TANIK
Mehmet ACET
Prof. Nevzat TARHAN
Prof. Osman ÖZSOY
Yaşar İLİKSİZ
Mehmet Ali BULUT
Ayhan KISKAÇ
Resul KURT
Mehtap KAYAOĞLU
Feride'nin Günlüğü
Salih ÖZDERYA
Faruk BAKAÇ
Ahmet GEMİCİ









Ahmet KEKEÇ
Zülfü Livaneli
Nuh GÖNÜLTAŞ
Ekrem DUMANLI
Sami KOHEN
Şeref OĞUZ
Atılgan BAYAR
İsmet Berkan
Abdullah Muradoğlu
Ayşenur KAHVECİ
Engin SEZEN
Mahir ZEYNALOV
Ahmet ÖZGÜNDOĞAN
Ahmet İNCE
Zehra YAVUZ