12 Haziran'da İran'da seçim vardı. Belki tesadüf ama aynı gün Taraf gazetesi şu bildik belgeyi yayınladı.Ve bu iki olaydan dolayı başta Arap ve Müslüman ülkeler olmak üzere dünya medyası üç haftadır İran ve Türkiye ile meşgul. Örneğin demokrasinin D'sinin bulunmadığı ABD işbirlikçisi Mısır, Suudi Arabistan, Ürdün ve benzeri Arap ülkelerinin medyası demokrasi adına Musevi'ye arka çıkıp Mollaları diktatörlük ve halk düşmanlığı ile suçlarken aynı zamanda AK Parti hükümetinin demokrasi mücadelesini övüyor ve TSK'nın bunu engellemeye çalıştığını söylüyor.
Ama Arap medyası Türkiye'deki gelişmeleri anlamakta zorlanıyor.
Örneğin son MGK toplantısı sırasında Albay Dursun Çiçek'in tutuklanma kararını 'Demokrasinin ve dolaysıyla AKP hükümetinin zaferi' olarak yansıtan bu medya ertesi gün serbest bırakılmasını 'Asker gücünü kanıtladı' şeklinde yorumladı.
Türkiye ve İran Arap ve İslam alemi ve dolaysıyle Batı açısından çok önemli iki ülke. Bunu bilen Ankara ve Tahran da kendi aralarında çekişiyor. Örneğin İran'ın Temmuz 2006'da İsrail saldırısı karşısında direnen Hizbullah'a destek vermesi ve Ahmedinecad'ın 'İsrail haritadan silinmeli' söylemi ile Sünni Arap ve İslam dünyasında büyük prestij kazanan Şii Tahran Gazze olayları ve Erdoğan'ın Davos çıkışı ile yükselen Türkiye prestijini yakından izlemektedir.
Batı ise bu iki ülke arasındaki bu çekişmeyi ve bölge ülkelerindeki yansımalarını yakından izliyor ve zamanı geldiğinde kullanmayı planlıyor. Örneğin Irak'tan çekilme planı yapan ABD ve müttefikleri Irak'taki Şiilerin İran'ı mı yoksa Kürtlerin ve Sünnilerin sıcak baktığı Türkiye'yi mi tercih edeceğini merak ediyor.
Bunu garanti etmek için de ABD ve müttefiği Batılı ülkeler bölge ülkelerini de yanlarında tutmayı ihmal etmiyor.
Örneğin Tahran ile diyaloğa hazırlanan ABD ve Batı seçim bahanesiyle zayıf görüntü veren bir İran ile masaya oturmayı tercih eder. Aynı ABD ve Batı, Irak ve Afganistan'da Türkiye'ye daha aktif roller biçerken AK Parti hükümeti ile askerler arasındaki çekişmeyi farklı yol, yöntem ve araçları değerlendirerek kullanmayı ihmal etmiyor. Askerin güçlü olduğu bir Türkiye'nin bölge ülkeleri için bir risk oluşturmayacağını bilen ABD ve müttefikleri askersel yapılı bir İran'ın kendi çıkarlarına daha fazla hizmet edeceğini biliyor.
Örneğin 'Nükleer ve Şii bir İran sizin için büyük bir tehlike' diyerek Suudi Arabistan ve Körfez ülkelerini korkutan ve bu nedenle silah almalarını sağlayan ABD ve müttefiği Batı bu ülkelere son 30 yılda yaklaşık bir trilyon dolarlık silah sattı. ABD ve Batı böylesi 'Ucube' kral ve başkanların yönettiği ülkelerde demokrasiyi ne önemser ne de amaçlar. Onların ilgilendiği yegane konu kendi çıkarları. Bunun için de yapılması gereken ne varsa o yapılacak ve bedel hep ve mutlaka bölge halklarına ödettirilecektir. Tıpkı Irak'ta olduğu gibi.
6 yılda bir milyondan fazla insanın öldüğü Irak'tan 2011 sonunda çekileceğini söyleyen ABD Başkanı Obama, Irak'ın geleceğinin zor olacağını belirterek yardımcısı ve Bush'a 'Irak'ı üçe bölün' diyen Biden'ı Iraklı tarafları barıştırma ve birleştirmekle görevlendirdi! Sonuç olarak ne olursa olsun bu bölgede her şey Türkiye ve İran'ı ilgilendiriyor ve bu iki ülke tüm iç ve dış verileriyle Arap ve İslam ülkeleri için ilginç iki farklı örnek oluşturuyor.
Türkiye'deki son asker- sivil çekişmesini ve bu süreçte yaşanan içli -dışlı tüm garipliklere ve garipliklere katkı sağlayan herkese ve her şeye bir de bu açıdan bakın!
Hüsnü Mahalli - Akşam
hmahalli@superonline.com






































Ünal TANIK
Mehmet ACET
Prof. Nevzat TARHAN
Prof. Osman ÖZSOY
Yaşar İLİKSİZ
Mehmet Ali BULUT
Ayhan KISKAÇ
Resul KURT
Mehtap KAYAOĞLU
Feride'nin Günlüğü
Salih ÖZDERYA
Faruk BAKAÇ
Ahmet GEMİCİ









Ahmet KEKEÇ
Zülfü Livaneli
Nuh GÖNÜLTAŞ
Ekrem DUMANLI
Sami KOHEN
Şeref OĞUZ
Atılgan BAYAR
İsmet Berkan
Abdullah Muradoğlu
Ayşenur KAHVECİ
Engin SEZEN
Mahir ZEYNALOV
Ahmet ÖZGÜNDOĞAN
Ahmet İNCE
Zehra YAVUZ