28 Temmuz 2009 17:20
- 16 Yorum
- 11,067 Okunma
Saadet Partisi, tabanı kendisine en yakın parti olan AK Parti’nin değil de tam zıttı olan CHP’nin oylarına göz dikti. öle böyle değil elle tutulur projelerle harekete geçiliyor.
Ortada seçim falan yok. 29 Mart’ın üzerinden henüz 4 ay geçti. Eğer erkene alınmazsa, yasal süreye göre 2011’de sandığa gidilecek ve bu bir genel seçim olacak. Daha iki yıl var yani.
Ama Saadet Partisi şimdiden kolları sıvamış durumda. Hem de çok akıllıca ve uzun solukta Saadet Partisi’ni arzuladığı hedefe ulaştıracak projelerle yola çıkılıyor.
Odaklanma noktası ise CHP'li belediyeler!
"Nasıl yani?" demeyin. Bakın Saadet'in, CHP'yi köşeye fena sıkıştıracağı yeni siyaset stratejisinden neler var.
Prof. Dr. Numan Kurtulmuş’un genel başkanlığıyla klasik Milli Görüş geleneğinden farklı bir siyasi üslupla hareket eden Saadet Partisi, il ve ilçe yönetimlerinde de genel başkanlarının söylemleri doğrultusunda hareket edecek yeni bir yapılanma içinde.
Bunun en bariz örneği ise, 29 Mart seçimlerinden sonra İstanbul İl Başkanlığı Vekilliğine atanan ve gayri resmi olarak il başkanlığı görevini yürüten Erol Erdoğan'ın kendisi...
Erdoğan, 16 Ağustos’ta yapılan olağanüstü il kongresiyle resmen il başkanı olacak. Bu süre zarfında İstanbul’daki 14 ilçenin de kongreleri yapılacak. İstanbul teşkilatındaki “olağanüstü” yeni yapılanma, 29 Mart’a damga vuran “Fark var” açılımıyla paralellik taşıyacak şekilde olacak.
Önceki akşam, Erol Erdoğan ile bireysel muhabbeti ve dostluğu olan 20’ye yakın gazeteci olarak biraraya geldik.
Sohbet havasında geçen yemekli toplantıda, en merak edilen şey, bu zamana kadar yayıncı kimliği ile tanınan Erol Erdoğan’ın neden aktif siyasete girdiğiydi.
Çocukluğumuzun meşhur dergisi, Mavi Kuş, Yeni Dünya ve Çanakkale üzerine yüzlerce kitap çıkaran Yarımada Yayınları'ndan tanıdığımız, bildiğimiz "Erol ağabey", geçmişte ucundan köşesinden bulaştığı siyasete Numan Kurtulmuş’un teklifiyle tam teşekküllü olarak girmiş.
İstanbul’u Saadet Partisi’nin gelişim ve değişim atağında lokomotif yapacaklarını belirten Erdoğan’ın ilk hedefi ise salondaki gazetecileri şaşkına çevirdi.
29 Mart seçimleri sürecinde AK Parti’nin oylarını bölecek potansiyele sahip bir parti olarak gösterilen ve “AK Parti muhalifi medya” tarafından bu doğrultuda vitrine çıkarılmaya çalışılan Saadet Partisi, İstanbul'da CHP’nin kuvvetli olduğu ilçelere göz dikmiş durumda.
Evet doğru okudunuz
Saadet Partisi, önümüzdeki dönemde tabanı kendisine en yakın parti olan AK Parti’nin değil de tam zıttındaki CHP’nin oylarına oynayacak.
Hedefte ise, Avcılar, Bakırköy, Silivri, Sarıyer ve Çatalca ilçeleri var
Bu bölgeleri 16 Ağustos’tan sonrasının il başkanı Erol Erdoğan açıkladı
İlk etapta garipsesem de Erol Erdoğan’ın, CHP’yi kalelerinde yıkma gerekçesi gayet makul ve ikna edici buldum
Tek amaç, seçmenin ya AK Parti ya da CHP çıkmazına son verip, alternatif sunmak.
“Özellikle CHP’nin elinde bulunan belediyeleri bu anlamda daha yakından takip edeceğiz. Çünkü onlar uzun yıllardan beridir muhalefetsiz durumdalar. İlçe teşkilatlarımızın tamamını bu amaçla bilgilendiriyor ve çalışma şekillerini kendilerine açıklıyoruz. İl Kongresinden sonra komisyonlar kurarak sonuç alıcı muhalefetimizi ortaya koyacağız. CHP’li bir belediyeye söylenecek sözü, yapılacak eleştiriyi, önerilecek projeyi ve muhalefeti biz yapacağız.” diyen Erol Erdoğan aynı şekilde AK Parti’li bir belediyenin siyasi takibini de CHP’ye bırakmayacaklarının altını çiziyor
Yani kongreden sonra İstanbul’un her ilçesinde Saadet Partisi’nin bir "gölge kabinesi" olacak ve mevcut belediye yönetimi ile seçmene “biz buradayız” mesajı verilecek.
Şahsen bu yaklaşımı doğru ve yerinde buldum. Doğru zamanda, sağlam adımlar atılırsa, o ilçelerde CHP tabusu ve AK Parti popülaritesine rağmen ciddi bir ivme kazanılabilir.
Aynı zaman Genel İdare Kurulu Üyesi (GİK) de olan Erol Erdoğan’a Saadet Partisi’nin, genel yapılanmasında yapılacak değişiklileri de sorduk.
Türkiye’de bilinir ki teşkilatçılık denilince akla Milli Görüş partileri gelir.
Refah Partisi’ni 1994 yerel seçimlerinde Büyükşehirlerin başına getiren, hemen akabindeki 1995 genel seçimlerinde birinci parti olarak çıkaran çalışmaların altında, müthiş teşkilatlanması gelir. Parti kadrosu, kadın kolları, gençlik kolları ve MGV ile dört koldan sokaklara yayılıp hatta “apartman temsilcisi” bile atayan Refah Partisi o dönem sandıktan zaferle çıkarken, yıllar sonra Deniz Baykal da CHP’nin de benzer bir yapılanmayı örnek alacağını söylemişti. Nitekim son seçimlerdeki çarşaf ve kuran kursu gibi açılımlar ile Kılıçdaroğlu rüzgârı “teşkilatlanma havasına” da soktu CHP’yi
Saadet Partisi teşkilatları Refah kadar güçlü değil elbet. Şu anda faaliyette olan Anadolu Gençlik Derneği (AGD), “genç seçmeni” kendisine çeken MGV kadar aktif olmasa da hazır bir yapılanma var ortada. Kadın kolları ve gençlik kolları 29 Mart’ta birçok il, ilçe ve mahallede ciddi çalışmalar gerçekleştirdiği biliniyor.
Fakat 26 Ekim kogresinden sonra, teşkilatın hiç de azımsanmayacak bölümüyle, yeni genel başkan arasında bir “gelenek” sorunu çıkmış durumda.
Numan Kurtulmuş’un ortaya koyduğu; dili, siyaset tarzını ve farklı duruş, Türk milleti tarafından kabul edilse de "bu yeni siyaset üslubu" teşkilatlarda çatlaklar oluşmasına neden oldu. Numan Kurtulmuş’un, 40 yıllık davaya baş koyanların Erbakan Hoca bağlılığını yıkacağı, onun söylemlerini elinin tersiyle bir kenara iteceğine dair söylentiler seçim öncesinde çok çıkmasa da şu sıralar ciddi anlamda bir tedirginlik hakim.
Gerçi Erol Erdoğan bu yaklaşıma karşı geliyor. Ona göre hiçbir sorun yok ve herşey yolunda.
Örnek olarak da Gazze ve Doğu Türkistan mitinglerinde yaşananları gösteriyor.
Her iki mitingde de AK Parti Hükümeti ve Başbakan Erdoğan’a karşı tepki gösterilmesine karşı çıkıp, ateşli gençleri “Bundan böyle bizim hiçbir mitingimizde hiçbir siyasi parti ve siyasetçiye yuh çekilmeyecek” uyarısıyla susturan Numan Kurtulmuş’un bu tavrının teşkilatlarca, “alkışla” kabul gördüğünü belirtip özetle “Genel Başkanımızın dil ve üslubunu yansıtacak şekilde bizim illerde, ilçelerde, mahallelerde adımlarımızı sıklaştırmamız, eksiklerimizi tamamlamamız, yönetimlerimizi bu amaca uygun şekilde güçlendirmemiz ve yapılandırmamız gerekir. Biz bunu başaracağız. O zaman, Saadet daha emin adımlara muktedir siyasetin adresi olacak ve oylarını arttıracaktır. ” diyor.
Erol Erdoğan önümüzdeki günlerde nasıl bir Saadet Partisi göreceğimiz noktasında bu önemli noktalara dikkat çekerken, bende ise Sadet Partisi’de, “herkesin partisi” olma yolunda daha farklı değişimlerin olacağı kanısı oluştu.
Üst yönetimdeki ana kadronun yaş ortalamasını düşürülmesi hususunda bir reform ihtiyacı olduğunu, Saadet Partisi'ne öz eleştiri yapan hemen herkes dillendiriyor.
Saadet Partisi'nde "taşlar yer değiştirsin" diyenlerin, bu taşların parti içinde nasıl bir ağırlığa sahip olduğunu da analiz etmelerini hatırlatmak gerek.
Sonuç olarak, parti için biraz sıkıntılı olsa da önümüzdeki dönemde daha genç ve dinamik bir Saadet Partisi göreceğiz diyebilirim.
Bekleyip görelim...
Ersin ÇELİK - Haber 7
ersin.celik@haber7.com