08 Ekim 2009 16:52
- 3 Yorum
- 3,366 Okunma
Abu Dhabi’de alış veriş merkezlerinden birinde, bir mağazada sorularımıza Türkçe karşılık alınca ister istemez bir rahatlık ve sevinç mi memnuniyet mi karışık bir duygu ile kendimizi gittikçe koyulaşan bir sohbetin içinde bulduk
Ba’de harabi’l Basra!...
İşletmenin sahibi Gazi, ailesi Irak’tan Suriye’ye göç etmiş, kendisi Türkiye’de Türkoloji okumuş ama gelin görün ki, şimdilerde Abu Dhabi’de ticaretle meşgul birisi idi.
Zaten Abu Dhabi’de yerli halkla karşılaşmak nadir bir olay, bütün İslam ülkelerinden desem eksik olacak, doğru olan dünyanın birçok yerinden şu ya da bu sebeple BAE gelip yerleşen insanların yaşadığı bir şehir burası
Gazi, sizin büyük padişahlarınızın hepsi de şair, diye söze başlayınca sıkı bir sohbetin sinyallerini vermişti adeta
Nasıl yani diye cevap verince, anlattıklarından anladık ki, yakın zamanda bir televizyon kanalında başbakanımızın şiir videosunun yayınlandığı programı izlemişti. Ne kadar duygulanarak izlediğini anlatıyordu. Bütün İslam ülkelerinde kahredici bir kaht-ı rical yaşandığını, böyle göze gönle hitap eden bir liderimiz olduğu için bize gıpta ettiğini anlatıyordu Gazi.
Gerçi ben kendimi ona çok uzak hissetmiyorum, diyordu. Dört yıl Türkiye’de yaşadığından hiç yabancılık çekmediğinden bahsediyordu. Biz alışverişi unutmuş sohbete koyulmuştuk
Siz ne kadar Osmanlıysanız ben de o kadar.. bir kuşak öncesinde aynı ülkenin hudutları dâhilinde yaşayan insanlardık, diye devam eden sohbet, neticede hepimiz Âdem a.s çocuklarıyız a kadar gitti.
Ama o bir başbakan, padişah değil diye düzeltmeye kalktığımızda, fark etmez, o da diğer büyük padişahlar gibi şair, diye ısrar ediyordu. Başbakanımızın okuduğu şiirleri kendisine ait olmadığını, sadece çok iyi bir okuyucu olduğunu hatırlatmaya çalışsak da nafile, Gazi sıkı bir Recep Tayyip Erdoğan hayranı idi
Doğrusu şair padişahlar ile şiir kaseti olan başbakan arasında böyle bir paralellik kurmak bizim aklımıza gelmemişti ama Türkoloji mezunu olan Gazi parmakları ile saymaya başlamıştı bile. Kanuni’nin Muhibbi, Fatih Sultan Mehmet’in Avni ve 3.Selim’in de İlhami mahlası ile şiir ve gazeller yazdığını, aslında daha başka padişahların da olduğunu ama şimdi isimlerinin aklına gelmediğini anlatıyordu
Başbakanı kast ederek bu adam işaret fişeği gibi, yeniden güzel günlerin geleceğine dair kalplerinde güzel duygular uyandırdığını söylüyordu ama neylersin ‘Ba’de harabi’l Basra’ (Basra harab olduktan sonra
) diyerek, aslında kulaklarımızın aşina olduğu eski bir deyimi kullanmıştı
‘Ba’de harabi’l Basra!...’ diyerek tekrar ettim
Bir sessizlik oldu ve havayı sanki hüzün bulutları kaplamıştı
Basra da harab oldu, Bağdat da harab oldu, Gazze de harab oldu
diyerek devam etti Gazi
Nedir bu makus talihimiz, Allah diğer şehirlerimizi korusun!... Amin!.. Dedik sessizce
Amin!..
Bu esnada bulunduğumuz mağazadan içeri iki Arap genç hanım girdiler, içerdeki havayı sanki hissetmiş de biz bölmeyelim der gibi şöyle bir bakınıp çıktılar. Çıktılar çıkmasına da genç hanımların kıyafeti bizim Gazi’nin dertli gönlüne tuz basmaktan beter etmişti.
Çünkü hanımların kıyafeti tam bir facia idi. Üzerlerinde, Arap kadınlarda görmeye alıştığımız siyah abayeleri ve başörtüleri vardı ama önü tamamen açıktı. Abayenin içine giymiş oldukları daracık kot pantolonları, başlarındaki örtünün ha düştü ha düşecek havası fönlü saçarlının nerdeyse tamamının gözükmesi ve yüzlerindeki ağır makyaj gerçekten de fevkalade abes duruyordu. Sözün tam manası ile ne camiye ne kiliseye yaranacak bir durumları yoktu
Bağdat da Gazze de harab oldu, işte bu yüzden dedi, Gazi
Adamlar önce aklımızı kalbimizi harab ettiler, sonra şehirleri yıkmak kolay oldu
Eyvallah! Dedik yine sessizce
Doğru söze ne denirdi. Kökü Iraklı olan biri için bu tepkileri vermekle elbette çok haklı idi
Tüm İslam ülkelerindeki kültürel erozyon had safhada ve hepimiz elleri kolları bağlı seyirci olmamız ne garip değil mi, dedi. Siz ülkenizde kızların başını zorla açmaya çalışıyorsunuz bizde örtmeye zorluyoruz, böyle oluyor işte, diye can alıcı bir laf etti
Bizim örtülü kızlarımızın da bir kısmı çürük elma, diyecektim ki olumsuz bir şeyi dillendirmemek için sustum. Bayram tatilinde İstanbul’ a geldiğimizde Eyüp Sultan’da bir aktar dükkânında alışveriş yaparken nargile tütünü almaya gelen kızların haline ne kadar hayret ettiğimi hatırladım. Daha çocuk yaşta nur damlası gibi örtülü genç kızların öksürüklü aksırıklı ve de bağımlı yaşlı adamlar gibi nargile tütününü koyu tiryaki- bilirkişi edaları ile almasına pek bir hayret etmiştim.
Üstelik alacak paraları yoktu, kendileri için elzem olan bu maddeyi tüm ceplerini karıştırarak bir lira bir lira bozuk paralarını zar zor denkleştirerek aldıklarına şahit olmuştum. İçimden ‘Ne günlere kaldık ey gazi hünkâr!...’ diyebilmiştim sadece
‘Ba’de harabi’l Basra’ deyimini biz en iyisi ‘Ba’de harabi’l kalb’ diye değiştirelim dedim, Gazi’ye
Çok doğru, dedi
‘Ba’de harabi’l kalb’ diye bu defa o tekrar etti
Allah Subhanehu ve Teâlâ zafer günlerini aranızda yer değiştiririm” buyuruyor ama yeter Ya Rabbi bu ümmetin çektikleri diye çok dua ettiğini söyleyince, tam yeri gelmişti üstadın “yüz üstü çok süründün ayağa kalk Sakarya” şiirini okuyarak, dikkati çektiği ayeti kerime ile ilgili yazımın linkini vererek, ayrıldık
Handan ÖZDUYGU / Abu Dhabi
handanozduygu@gmail.com
http://www.furkanhaber.com/yazar/2893-handan-ozduygu-allah-zafer-gunlerini-aranizda-yer-degistiririm-bu.html