Bu da Ertuğrul Özkök'ün iktidar açılımı

AK Parti hükümetinin icraatı ve öteki kurumların gidişatı konusunda kendimce bir “ilerleme raporu” hazırlayan Hürriyet Gazetesi Genele Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök'ün ilerleme raporu şöyle:

Bu da Ertuğrul Özkök'ün iktidar açılımı
Bu da Ertuğrul Özkök'ün iktidar açılımı
GİRİŞ 12.11.2009 10:15 GÜNCELLEME 12.11.2009 10:15

DÜN, dünya görüşümü, fikirlerimi, önyargılarımı bir kenara koyup, AK Parti hükümetinin icraatı ve öteki kurumların gidişatı konusunda kendimce bir “ilerleme raporu” hazırladım.

Tabi “Kendimce” dediğime göre, sahip olduğum yargıları ne kadar kenara koyabildiğim sorgulanabilir.

Hayatını benim ve Hürriyet’in üzerinden kazanan bazı “kesin inançlıları” ikna etmemin mümkün olmadığını biliyorum.

Ben yine de tarafsız bir gözlemde bulunduğuma inanıyorum.

* * *

*  AK Parti hükümeti, PKK sorununu çözmek amacıyla başlattığı “demokratik açılımda” bana göre tarihi önemde iyi şeyler yapıyor. Henüz ortaya çok somut şeyler konmamakla birlikte, niyetin samimiyeti konusunda ikna olduğumu söyleyebilirim. Bu politikayı ben de destekliyorum.

*  Ermeni açılımı konusundaki adımları da destekliyorum. O alanda da cesur ve önemli adımlar atıldı. Bu adımlar, Türkiye’nin dış dünyadaki imajının düzelmesine de yardımcı olacak.

*  Ortadoğu politikalarında başarılı ve sonuç alıcı bir yol izlendiğine inanıyorum. Ancak, İsrail konusunda gereksiz bir sertleşmeye gidildiği görüşündeyim. Ayrıca bu konuda iç kamuoyunun haddinden fazla “ısıtılmasının” tehlikeli sonuçlar doğurabileceği endişesi taşıyorum.

Ekonomik krizin yönetimine gelince. Finansal kurumlar düzeyinde, krizin “teğet geçtiği” düşüncesine katılıyorum. Türkiye’nin bu krizi gelişmiş birçok ülkeye göre daha az hasarla atlattığına inanıyorum.

Bunda 2001 krizi sırasında başarılan yeniden yapılanmanın etkisi olduğu kesin.

*  Buna karşılık reel ekonomide ve ekonominin mikro alanlarında krizin bırakın teğet geçmeyi, damardan girdiğine inanıyorum. Vatandaşının günlük hayatta ekonomik krizden ağır biçimde etkilendiğini görüyorum.

*  Türkiye’nin Batı’dan koptuğu tezine katılmıyorum. Ama Batı ile ilişkilerde, bu izlenimi verecek ve ilerde daha da derinleşebilecek bir üslup sorununun yaşandığına da kesin gözüyle bakıyorum.

* * *

Askerin demokrasi üzerindeki vesayetinin kaldırılmasında çok önemli adımlar atıldı. Atılan adımlar sayesinde, Türkiye’nin asker-sivil ilişkilerinde sağlam bir konsensüse doğru gittiğini söyleyebilirim.

*  Ancak, bazı gazetelerin ve köşe yazarlarının askeri eleştirmede “gurur kırıcı” sınırı aşmasının, ordunun psikolojisini olumsuz etkileyecek noktaya geldiğine inanıyorum. Başbakan’ın bu konudaki “ölçülü”, zaman zaman da “kollayıcı” bir üslup ve tutum sergilemesinin de çok iyi olduğu kanaatindeyim.

*  Ergenekon davasının, devlet içindeki çetelerin temizlenmesi ve darbe niyetlerinin engellenmesi bakımından tarihi önemde bir dava olduğuna içtenlikle inanıyorum. Bu yapılanmanın tamamen çökertilmesi ve bir daha kimsenin böyle yollara tevessül etmemesi için sonuna kadar gidilmesi gerektiğini düşünüyorum.

*  Ancak bu dava sırasında yapılan çok vahim hukuk hatalarının, üzülerek davaya gölge düşürdüğünü gözlüyorum. Bu hataların, ilerde Türkiye’nin başına çok ağır İnsan Hakkı ihlalleri yargılamaları getireceğini tahmin ediyorum.

Demokrasi üzerindeki askeri vesayet kalkarken, bu defa demokrasi üzerine çok ciddi bir “sivil vesayet” tehlikesinin çökmeye başladığına inanıyorum.

*  Devletin çeşitli kademelerinde görev yapan bazı bürokratların ve kurumların, tıpkı askeri vesayet dönemlerinde olduğu gibi “durumdan vazife çıkararak” büyük haksızlıklar yaptıklarını, hukuk ihlallerine yol açtıklarını giderek daha çok örnekte görüyorum.

* * *

*  Devletin özerk olması gereken bazı çok önemli kurumlarının son yıllarda aşırı derecede siyasallaştığını ve tarafsızlığını kaybederek, cezalandırma aracı haline dönüştüğünü gözlüyorum.

*  Yargı üzerindeki baskıların giderek arttığına ve bağımsız karar verebilme imkânlarının azaldığına inanıyorum. Medyanın bir bölümünün yargı üzerinde insafsız bir baskı oluşturduğunu gözlüyorum.

*  İllegal telefon dinlemeleri alabildiğine arttı. Ayrıca legal telefon dinlemelerinde de konuyla hiç ilgisi olmayan özel konuşmaların da dava dosyalarına konmaları, sızdırılmaları ile toplumun psikolojik dengesini sarsacak bir korku ortamı oluşturuldu. Bu korku artık iktidar yanlılarına bile sirayet eder hale geldi.

*  Basın özgürlüğü konusundaki gelişmeleri ise fevkalade endişe verici buluyorum. Basın üzerindeki baskıların bazı alanlarda askeri rejimleri bile aratır hale geldiğine inanıyorum.

* * *

Evet, benim ilerleme raporum da bu.

Son derece samimi ve tarafsız bir duyguyla kaleme alınmıştır.

Yazının orjinalini bu linkten okuyabilirsiniz!!!

KAYNAK: HÜRRİYET
YORUMLAR 3
  • Yakup Özdemir 16 yıl önce Şikayet Et
    ha şöyle öp bakalım bükemediğin bileği. Amiral gemisinin rotasını yandaş medya sularına doğru kırmaya hazırlanıyor.
    Cevapla
  • KADİRUZUNKÖK 16 yıl önce Şikayet Et
    cunta olmayınca ne tehlike olacakki. yani milli iradeyi tehlike görecen,cuntayı iyi diyecen, ya sinsi sinsi bu kadar övülür,tecavüzcü cunta,zaten bunların geçmişide hep cunta şakşakcısı değilmiydi,sonunda cemal gürsele,menderesi astırtmadılarmı,soydur çeker,normaldir.
    Cevapla
  • KADİRUZUNKÖK 16 yıl önce Şikayet Et
    fazla uzatmışsın ,esas niyetini,1maddede söyleyebilirdin. söylemek istediğin 1şey.oda,orta doğuda terörist israille politikamız sertleşmişmiş,söyliycen buydu.niye 10 ,15 tane konunun içine gizliyon,direk söyle biz zaten sen LEP demeden leblebi diyeceğini biliyoz.niye niyetini kamufle ediyonki,deki israille sarmaş dolaş olalım içki içelim dans edelim,3 günlük fani dünyada günümüzü gün edelim.böylemi demek istemiştin ,varmı eksiğim.
    Cevapla
DİĞER HABERLER
Nişanlısının önünde bıçaklanarak canice öldürülen gencin görüntüleri ortaya çıktı
Rus İHA'sı otobüs durağına düştü! 2 ölü 15 yaralı