Önce İçişleri Bakanı, sonra da Başbakan, muhalefet liderleri ile görüşme çabası içinde oldu.
Görüşülemedi.
İktidar, belki bir diyalog zemini oluşabilir ümidiyle konuyu, genel görüşme talebiyle Meclis'e getirdi.
Olur ya, belki de Meclis ortamı, muhalefetin ister eleştiri boyutunda olsun, ister öneri boyutunda, bazı açılımlar yapılmasına zemin hazırlayabilirdi.
Ortada bir sorun bulunduğu açıktı.
Sorunun tarifi değişik de olsa, "sorun yok!" diyen yoktu.
Sadece "terör" üzerinde yoğunlaşılsa bile, 25 yıldan bu yana askeri operasyonlarla bitmeyen bir terör olgusu, daha ötede arkası gelmeyen bir dağa çıkış olgusu bulunmaktaydı.
Kaldı ki, Doğu-Güneydoğu bölgesinde, terörle ilgisi bulunmayan toplum kesimlerinde bile bir sızlanma mevcuttu.
Sancı vardı ve bunu dindirmek için çare bulunmalıydı.
Öyleyse, iktidarın açılımının içi boşsa, içi dolu bir açılım önerilmeliydi.
10 Kasım oturumu, bu açıdan çok verimli oldu denemez.
Ama bir şeyin ortaya çıktığı kesin: CHP'nin çözüm mantığı...
CHP adına konuşan Onur Öymen, eski bir diplomat. Sakin konuşuyor. Ama o sükûnetin altında bir yanardağ var sanki.
"Sözün şehveti" mi denir ne denir bilmem, o sakin söylem, tam da "Analar ağlamasın" tema'sını tartışırken, bir bilinç altı fışkırışı ile gidiyor, Takrir-i Sükun'la, İstiklal Mahkemesi ile, Dersim operasyonu ile buluşuyor.
Köşe yazısının tamamını okumak için bu linki kullanabilirsiniz






































Ünal TANIK
Mehmet ACET
Prof. Nevzat TARHAN
Prof. Osman ÖZSOY
Yaşar İLİKSİZ
Mehmet Ali BULUT
Ayhan KISKAÇ
Resul KURT
Mehtap KAYAOĞLU
Feride'nin Günlüğü
Salih ÖZDERYA
Faruk BAKAÇ
Ahmet GEMİCİ









Ahmet KEKEÇ
Zülfü Livaneli
Nuh GÖNÜLTAŞ
Ekrem DUMANLI
Sami KOHEN
Şeref OĞUZ
Atılgan BAYAR
İsmet Berkan
Abdullah Muradoğlu
Ayşenur KAHVECİ
Engin SEZEN
Mahir ZEYNALOV
Ahmet ÖZGÜNDOĞAN
Ahmet İNCE
Zehra YAVUZ